{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 17/09/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...      (...)<br>ÜYE\t\t: ...      (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t (...)<br>KATİP\t\t: ...      (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/05/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ...  <br>DAVALILAR\t: 1- ...  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ... <br> \t\t  2- ... <br>VEKİLİ\t\t: Av. ...   <br> \t\t  3- .... <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 17/09/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/09/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.11.2022 tarihinde saat 13.00 sıralarında D-300 Karayolu ...... Mahallesi mevkiinde Akşehir- Ilgın istikametinin ....Km'sinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... isimli şahıs, yönetiminde bulunan ...... plakalı aracı ile ...... Kavşağından dönmek amaçlı sinyal verdiği sağ şeritten bir anda kontrolsüz bir şekilde sol şerite geçmiş, hemen arkasında bulunan davacı ...'nın kontrolündeki ...... plakalı aracın önüne çıkarak araca çarptığını, meydana gelen kaza sonucunda davacı BTM ile giderilemez şekilde yaralandığını, ...... plakalı aracın olay tarihi itibariyle davalı ...Ş.  ...... poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, ...... plakalı araç sürücüsünun 2918 sayılı KTK'nın 84/F maddesi gereğince kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu kaza neticesinde davacının sağ el yüzük parmağının kırıldığını, davacı bu nedenle Konya ...... Hastanesinde ameliyat olduğunu, bu ameliyattan sonra davacıya 31 gün iş göremez raporu verildiğini, sağ el yüzük parmağını halen aktif kullanamadığını, fizik tedavi gördüklerini, kaza ile ilgili olarak Ilgın Asliye Ceza Mahkemesi ... E. sayılı dosyası kapsamında yargılama yapıldığını, öncelikle manevi tazminat alacağını teminen davalılar ... ile ... üzerine kayıtlı araç ve gayrimenkullerin tespiti ile kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davanın kabulü ile alacak belirli hale geldikten sonra artırılmak üzere şimdilik belirsiz alacak niteliğindeki SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik (meslekte kazanç kaybı), ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar, bakıcı giderleri, değer kaybından doğan  300 TL maddi tazminat ve 250.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 250.300,00 TL'nin davalı ... bakımından, zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında teminat altına alınan miktarla sınırlı kalmak kaydıyla; yalnızca maddi tazminat istemi ile başvuru dilekçesinin öğrenme tarihi olan 08.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle beraber; diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 20/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber hem maddi hem de manevi tazminat istemleri bakımından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ...Ş. cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sigorta şirketine başvuru şartını yerine getirmediğini, bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davalı ... şirketine herhangi bir sağlık kurulu raporunu sunmadığını, yaptığı başvuru üzerine kendisine 57.791,54 TL ödeme yapıldığını, davacının zararının bu şekilde karşılandığını, taksirle yaralamanın uzlaşmaya tabi olduğunu uzlaşmaya dair belgeleri getirtilmesi gerektiğini, kusur oranının, maluliyet oranının tespiti açısından rapor alınması gerektiğini, gerekli iskontoların uygulanması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı tazminat giderlerinin sigorta kapsamına dahil olmadığını, müterafik kusurun göz önünde bulundurulması gerektiğini, sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, bu yönden talebin reddine karar verilmesini belirterek, öncelikle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, bu mümkün olmaz ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının zararının sigorta şirketince karşılandığını, dava konusu trafik kazasında ceza dosyasında bulunan evraklardan da anlaşılacağı üzere tek kusurlunun davacı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Faiz başlangıcı açısından yapılan değerlendirmede; uyuşmazlığın haksız eylemden kaynaklandığı, sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerektiği, bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabul edileceği, 28/04/2023 tarihinde temerrüde düştüğü, davacının talebinin yasal faiz olduğu anlaşılmıştır.<br>Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede;20/11/2022 tarihinde ...... plakalı araç ile ...... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazsı nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, dosya kapsamında aldırılan ve hükme esas alınan kusur, maluliyet, aktüerya bilirkişilerin düzenlediği rapor ile bedel artırım dilekçesi birlikte değerlendirerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacı vekilinin 28/03/2025 tarihli dava değerinin arttırılması talep dilekçesinde belirttiği üzere, davacının değer kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayba ilişkin maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>Davacının manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede ise ; kazanın meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumu, davacının yaralanmasının derecesi, kalıcı maluliyet durumunun bulunması ve oranı, paranın alım gücü, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve istenilen manevi tazminatın miktarı ile manevi tazminatın amacı göz önünde bulundurularak, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklinde Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 359.259,64 TL, geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 34.239,06 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 5.500,35 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 5.100,00 TL olmak üzere toplam 404.099,05 TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 28/04/2023 itibaren, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 20/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, davacının değer kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayba ilişkin maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 20/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin gerçek zararının hükmedilen tazminat miktarının üzerinde olduğunu, alınan maluliyet raporunda PMF 1931 yerine TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınarak karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının belirlenirken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı sebebiyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın gözetilmesi gerektiğini beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminat miktarının yüksek oranda belirlendiğini, aktüeryal bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kazanın davacının kusuru ile gerçekleştiği halde aksi yöndeki ATK kusur raporunun hatalı olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekale ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Maluliyete ve aktüeryaya  itiraz ve Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;\t<br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm  uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir<br>           Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>        Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  Aynı kaza ile ilgili olmak üzere   İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların ve bu genel şartlarla belirlenen Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği ile Engelliler Yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından<br> Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği  hükümlerine  uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmemktedir.<br>Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>Bu halde  Söz konusu belirlemenin  Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından (çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak) uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince  oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan çalışma gücü ve maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. <br>\tO halde  mahkemece, yukarıda verilen hukuksal bilgiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu'ndan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından davacının maluliyeti olup olmadığı, yaralanmasının niteliği, iş güçten kalma süresinin tespiti bakımından Aym' ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından  Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;<br>Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;<br>11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.\t<br>Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin \"çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin\" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik  malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.<br>Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından \"11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\"ne   göre KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YANLIŞ YÖNETMELİĞE GÖRE KARAR VERİLDİĞİ ANLAŞILMAKLA  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine GÖRE KARAR VERİLMESİ GEREKİR.<br>KEZA<br> AYM 'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak  01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda PMF 1931'a göre  KARAR  verilmesi gerekerken trh 2010 uygulanması yanlış olup itirazlar yerindedir.<br>Bu durumda 19.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacının  uğradığı maddi zarar, %4,3 oranındaki maluliyet oranı ve PMF–1931 yaşam tablosuna göre hesaplanan sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zarar hesaplamasına göre karar verilmelidir. Davacının istinafı yerindedir.<br>Kusura itiraz<br>Kusur durumunun tayini açısından yapılan değerlendirmede; Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın düzenlediği 03/07/2024 tarihli raporda sonuç olarak; davalı sürücü ...'ın %85 oranında kusurlu olduğu, davacının  %15 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla ve kaza tespit tutunağı ile de uyumlu olmakla itiraz yersizdir.<br>Manevi tazminatın az veya çok  taktir edildiği istinafı yönünden;<br>Hakimin  özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. <br>O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)<br>Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle % 4,3  oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 3  ay olduğu gözetilip,davalının kusur durumu ve  olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla istinaf itirazlarının yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.<br> HMK'nin 355. maddesinde, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir  yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda maddi tazminat açısından kabulüne, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının REDDİ ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının REDDİ ile,<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda maddi tazminat açısından KABULÜ ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;<br>-Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 445.779,93 TL, geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 34.239,06 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 5.500,35 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 5.100,00 TL olmak üzere toplam 490.619,34 TL maddi tazminatın, davalı ... yönünden (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 28/04/2023 itibaren, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 20/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, <br>-Davacının değer kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayba ilişkin maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle ayrı ayrı reddine,<br>2-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 20/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>3-Alınması gereken 40.345,20 TL harçtan peşin alınan 2.530,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 37.814,30 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (Davalı ... AŞ.nin 31.385,86 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)<br>4-Davacı tarafından yatırılan 2.839,15 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, (Davalı ... AŞ.nin 2.356,49 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)<br>5-Karar tarihi itibariyle (feragat edilen 200 TL bedel yönünden) alınması gereken  (ve Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince 615,40 TL maktu harcın 2/3'ü olarak hesap edilen) 210,26 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,   <br>6-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı gideri, 5.000 TL bilirkişi ücreti gideri, 2.742 TL tebligat ve posta gideri, 4.150 TL adli tıp fatura bedeli ve 5.670 TL maluliyete ilişkin Sağlık Kurumu raporu gideri olmak üzere toplam 17.831,85 TL  yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 14.211,98 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, (Davalı ... AŞ.nin 11.795,94 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasına)<br>7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 77.592,90  TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>8-Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ret edilen maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,<br>9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00  TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>10-Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ret edilen manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,<br>11-Davacı yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine, <br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>12-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,<br>13-Davalı ...'tan alınması gereken 34.435,00 TL harçtan peşin alınan 8.608,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.826,25 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>14-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>15-Davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru gideri ile 315,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.998,10 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>16-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.18/09/2025<br><br>\t\t\t\t<br>   \t      ...          \t\t          ...     \t\t     ...     \t\t   ...<br>         \t   Başkan\t\t         Üye\t\t    Üye\t       \t\t Katip<br>                   ...\t\t                      ...\t                 ...\t      \t\t    ...<br>               E imza                            E imza                    E imza                      E imza<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6854d561092f547c","SID":"3817791721f92516"}}