{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/836 - 2025/1042<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/836 <br>KARAR NO\t: 2025/1042<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/06/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/401 Esas - 2024/396 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 11/09/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17/09/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalılardan ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 18/12/2021 tarihinde ...'ün idaresindeki ...'e ait olan ... plaka sayılı araç ile ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması ile yaralamalı, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle ... Sigorta A.Ş. nezdinde 4102100327514 ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğu sigorta şirketinin de diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen meydana gelen zararlarından sorumlu olduğunu, Ankara Şehir Hastanesine müracaat ile 01/06/2022 tarihli engelli sağlık kurulu raporu alındığını, ilgili raporda müvekkilinin maluliyet oranının %7 olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin motorlu kurye olarak Bağkur'a bağlı vergi levhasının açık olarak çalışmış olduğundan, geçici iş görmez kaldığı dönemde çalışamadığını, bu nedenle müvekkilinin geçici iş görmez kaldığı döneme ilişkin bir gelir kaybının mevcut olduğunu, sigortada meydana gelen kazada müvekkilinin maddi zararlarından sorumlu olduğunu belirterek, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen, 1.030,00 TL maddi tazminatın ise tüm davalılardan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça dava öncesi müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından kanunda ön görülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın öncelikle usulden reddine, ... plakalı aracın müvekkili şirkete 02/08/2021-2022 tarihleri arasında 4102100327514 numaralı KTK ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sakatlık halinde kişi başına azami  430.000.000 TL limit ile sorumluluğun sınırlı olduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, davacı yanın olay tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinin haksız olduğunu bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın 18/12/2021 tarihinde gerçekleştiğini, davacının aynı tarihte Ankara Şehir Hastanesine gittiğini, davacı yanın ufak ağrısı dışında bir probleminin olmadığını, dava konusu trafik kazasından bir gün sonra kaza neticesinde maddi ve manevi tazminat hakkına karşılık müvekkillerinden 1.500,00 TL para istediğini ve kendilerine ait banka IBAN bilgisini müvekkillerine gönderdiğini dava dışı ... tarafından davacı yana 1.500,00 TL para gönderildiğini, davacının kaza sonrasındaki hastane tetkiklerinde herhangi bir kırık bulgusuna rastlanılmadığını, bu nedenlerle haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; 18/12/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücü ...’ün tam kusurlu, davacının ise kusursuz olduğu, meydana gelen kaza nedeniyle davacının %8 oranında maluliyeti oluşup 6 ay süre ile geçici iş göremezlik durumunda kaldığı ve bakıcı ihtiyacı süresinin ise 1 ay olarak tespitine ilişkin Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet durumunun somut olaya uygun düştüğü, bu rapor uyarınca alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının maddi zararlarının 1.105.059,72 TL olarak hesaplandığı, yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun düştüğü kabul edilip anılan tutardan davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tutarı olan 430.000 TL’nin mahsubu ile bakiye tutar olan 675.059,72 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...’dan müştereken ve mütesilsilen tahsiline yine davacı yararına manevi tazminat ödetilmesi koşulları oluştuğundan 75.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalılardan ... Sigorta A.Ş. hakkında açılan davanın ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalılardan ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılardan ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı ...'ün idaresindeki ...'e ait olan ... plaka sayılı araç ile ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın 18.12.2021 tarihinde çarpışması ile maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının aynı tarihte kaza sonrası yapılan ilk muayenesi sonucunda Ankara Şehir Hastanesinde 18.12.2021 tarihli Acil Tedavi ve Gözlem birimi epikriz raporu düzenlendiğini ve bu raporda; \"sağ omuz sağ hemitoraks ve sağ diz de ağrı dışında şikayeti yok, kafada net künt travması yok, spinal hassasiyeti yok, sternokostal hassasiyeti yok, batın rahat, defans robound yok, muayenesi doğal, rormlar açık.\" şeklinde tespitlerin yer aldığını, bu rapordan da açıkça anlaşıldığı üzere davacı yanın ufak ağrısı dışında bir problemi olmadığını,18.12.2021 hastane raporunda davacı yanın muayenesi sonucu kırık saptanmadığını, hatta davacı yanın kemikleri ile ilgili yapılan muayenede \"eski fraktür\" denmek sureti ile davacının eski kırıkları olduğundan da şüphelenildiğini, yargılama sırasında yaralanması ile maluliyeti arasında illiyet bağının açıkça saptanmadığını, yerel Mahkeme aşamasında alınan Ankara Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen ve Ankara Şehir Hastanesi'nin raporları doğrultusunda düzenlenen 01.11.2023 tarihli raporda ise, kişinin maluliyetinin hesaplanmasında Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği esas alınmış olup şahısta mevcut olan lomber vertebrada yükseklik kaybına neden olan çökme kırığı için Kas İskelet Sistemi-Omurgaya Ait Sorunlarda Engellilik bölümü Tablo 1.1-Il'e göre kişinin engel oranı %8 (yüzdesekiz) olarak tespit edildiğini, Ankara Şehir Hastanesi'nin raporları dikkate alınarak düzenlenen Adli Tıp Raporunda hangi sebeplere dayanılarak engel oranının %8 olarak tespit edildiğinin belli olmadığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, aktüer bilirkişi raporunda motosikletli kurye gelirinin yüksek hesaplandığını, ilk derece mahkemesi tarafından hükmolunan tazminattan TBK’nın 51. maddesi uyarınca hakkaniyet indirimi yapılmadığını, olay nedeniyle hükmolunan 75.000TL manevi tazminatın da çok yüksek olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak talep ettiği ve zenginleşme aracı olarak hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak bilirkişi raporundaki çelişkili hususlar giderilmeden tesis edilen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili katılma yolu ile verdiği istinaf başvuru dilekçesinde; davacının gelirinin bilirkişi tarafından eksik şekilde hesaplandığını, dosya kapsamında yer alan müvekkilinin aylık gelirini gösterir bir kısım faturalar ve vergi kayıtlarına göre davacının gelirinin belirlenebilir durumda olduğunu ve bu kayıtlara itibar edilmesi gerektiğini, kaza tarihinden önceki dönemlere ilişkin kazancı esas alınmaksızın tazminat hesabı yapıldığını, müvekkilinin kendisi adına başkasını çalıştırması halinde ödenecek ücret esas alınarak yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, bir an için müvekkilinin başka birini çalıştırdığı kabul edilerek hesaplama yapılsa bile, çalışan kişiye yapılacak tek ödemenin net ücretten ibaret olmadığını, bu nedenle net ücret üzerinden yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek, müvekkilinin aylık somut kazancı üzerinden hesaplama yapılması için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tMahkemece davalılardan ... ve ... hakkında açılan davaların kabulüne davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhinde açılan davanın ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalılardan ... ve ... vekili ile davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\t Dairemizce 6100 sayılı HMK’nın 355.maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf kanun yoluna başvuran tarafların sıfatı gözetilerek inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı hususlar resen gözetilmiştir.<br>\tTüm dosya kapsamında olay tarihi olan 18/12/2021 günü saat:16:25 sularında maliki ve işleteni davalılardan ... olan ... plakalı araç diğer davalı ...’ün sevk ve idaresinde Park Caddesi’nde bölünmüş yolda seyir halinde iken, davalı ...’nin yolun sol tarafında bulunan konutuna geçmek için sola dönüş yaptığı sırada, kendi yönünde seyreden davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştığı çarpışma neticesinde davacının yaralandığı anlaşılmaktadır.<br>\t İlk derece mahkemesi tarafından meydana gelen olayda tarafların kusur durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 02/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda; “... plakalı ... marka motosikletin sürücüsü davacı ...’ın; dava konusu trafik kazasının oluşumunda tamamen kusursuz olduğu, davalı ...'ün maliki ve işleteni olduğu diğer davalı ... Sigortaya ZMM sigortalı bulunan ... plakalı ... marka özel aracın sürücüsü davalı ...’ün ise tamamen %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu” mütalaa edilmiştir. <br>\t1-Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitine ilişkin olarak özellikle mevcut yaralanma ve kaza arasında illiyetin yeterince raporda tartışılmadığı durumlarda itiraz değerlendirilmeden karar verilmemelidir. Rapora bir itiraz olmasa dahi, rapora yönelik açık bir kabul olmadığı durumlarda mahkeme, raporun karar vermeye elverişli olmadığı kanaatine varması halinde de HMK'nın 281/3. maddesi gereğince rapor alabilir. <br>\tSomut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının meydana gelen kaza nedeniyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınarak şahısta mevcut olan lomber vertebrada yükseklik kaybına neden olan çökme kırığı için kas iskelet sistemi-omurgaya ait sorunlarda engellilik bölümü tablosuna göre engel oranının %8 olduğu, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 1 ay süre ile de başkasının bakımına ihtiyaç duyduğu mütalaa edilmiş ve söz konusu rapor hükme esas alınarak maddi tazminat tutarı belirlenmiş ise de, alınan rapor ve yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.<br> \tŞöyle ki;<br>\tDosya kapsamında bulunan tıbbı tedavi evraklarında davacının kaza günü müracaat ettiği Ankara Şehir Hastanesi Acil Servisinde çekilen lomber vertebra BT’sinde; “lomber düzeylerden ardışık olarak 1.24 mm kalınlığında kesitler ile inceleme yapılmıştır. Vertebra transvers prosesinde etrafa sklerotik görünümde şüpheli linear hat izlenmiştir (füzyon defekti? Eski fraktür?) lovertebra posterior elemanlarında bileteral pars interartikülaris defekte dikkat çekmiştir. L5 lomber vertegra corpusunda grade anterior listezist mevcuttur. L5 vertebra kobrus posteviorunda kompresyon fraktürü lehine değerlendirilebilecek minimal %25 yükseklik kaybı dikkat çekmiştir.” ifadelerine yer verildiği anlaşılmış olup, olay sonrası yapılan tetkiklerde davacıda eski fraktür (kırık) bulunmasından şüphe edildiği anlaşılmış olup, bu durumda mahkemece davacının daha evvel aynı bölgeye ilişkin olarak herhangi bir yaralanması bulunup bulunmadığı araştırılıp tüm tıbbı tedavi evrakları getirtilerek meydana gelen kaza ile davacının engellilik durumu arasında illiyet bağının tespiti için Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken meydana gelen kaza ile davacının maluliyet durumu arasındaki illiyet durumuna ilişkin çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>\t2-Kabule göre de; “7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretlerde istisna” başlıklı 23. maddesine 18. bent eklenmek suretiyle, hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanun'la tüm ücret ve maaşların asgari ücret tutarı kısmından gelir ve damga vergisi de istisna edilmiştir. Söz konusu düzenleme, 01/01/2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu tarihten itibaren ücretlilere asgari ücret miktarından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmadan ödeme yapılması gerekmektedir. Asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen bir miktar olup, \"ücretin belirlenmesinde, ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını göz önünde bulundurur\"(Asgari Ücret Yönetmeliği m.7). Asgari ücretin belirlenme şekli, amacı gözetildiğinde, kişi çalışsın ya da çalışmasın net açıklanan rakam kadar bir gelirin hayatını idamesi ve temel ihtiyaçları için gerekli olduğu kabul edilmelidir. Belirlenen asgari ücrete, yasa koyucu tarafından vergi istinası getirilmiş olması, Komisyon tarafından asgari ücretin belirlenmesinde esas alınan bir kriter olup, dolayısı ile net asgari ücrete etki edecek vergi istisnasının çalışmayanlar için uygulanmaması şeklinde bir ayrım, yasal düzenleme ve asgari ücretin belirlenme şekli ve amacı ile bağdaşmayacaktır. Nitekim Yargıtay 4 H.D. 2023/2944 E. 2025/2078 K. sayılı kararında; \"25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32. maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Buna göre davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken dosyaya eklenen ve denetlenebilir olmayan mevcut haliyle de davacının aktif dönem tazminat hesabında asgari geçim indirimli olarak hesaplama yapıldığı anlaşılabilen rapora göre karar verilmesi de doğru olmamış, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı rapora göre karar verilmesi kararın bozulmasını gerektirmiştir.\" denilerek, açıklanan asgari ücretin asgari geçim indirimi ilaveli bir ücret olmadığı kabul edildiğinden, pasif dönem için de indirimi gereken gelir vergisi, damga vergisi, yahut bilirkişi raporunda açıklandığı üzere AGİ indirimi mümkün görülmemektedir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere, hükme esas alınan 19/02/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının maluliyeti nedeniyle sürekli iş göremezlik zararı hesaplanırken pasif dönem için, açıklanan asgari ücretten varsayımsal olarak belirlenen orana göre gelir vergisi ve damga vergisi düşülerek, çalışmayan kişilerin hayatlarını idamesi ve temel ihtiyaçlarını daha az miktarla sağlayabileceği kabul edilerek, pasif dönem gelirinden, vergi indirimi yapılarak hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.<br>\tHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesinde; Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, bölge adliye mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir.<br> \tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalılardan ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre tarafların sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>\t1)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili ile davalılardan ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin duruşma yapılmadan KABULÜ ile, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2024 gün ve 2022/401 Esas, 2024/396 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (a) bendinin 6.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>\t2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, <br>\t3)Kaldırma nedenine göre tarafların sair istinaf nedenlerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, <br><br>\t3)İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca istinaf kanun yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran taraflara iadesine, <br>\t5)İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t6)İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 2. Genel İcra Dairesi'nin 2024/39241 Esas sayılı dosyasına depo edilen her biri 1.400.000,00 TL bedelli iki adet teminat mektubunun AYRI AYRI YATIRAN TARAFA İADESİNE,<br>\t7)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 11/09 /2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ac38c6ea8117ace","SID":"39f011b3bd16904c"}}