{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1611 <br>KARAR NO: 2025/1137<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2023<br>NUMARASI: 2023/328 Esas -  2023/1155 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin şirketi ile davalı ... arasında 28.02.2020 tarihinde Maske Üretim Makinası ( giriş gövde ve besleme konveyörü) satışı sözleşmesi akdedildiği, sözleşme gereğince davalı şirketin, davacı şirkete 28.02.2020 tarihinde 90.000TL ve 13.03.2020 tarihinde sözleşme konusu ürünün teslimine müteakip 40.000 TL ödeme yapacağını taahhüt ederek şirketler arasında anlaşma sağladıklarını, şirketler arasında yapılan sözleşme gereğince davacının üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, ürünlerin imalat, ithalat ve ihracatını kısıtlayan tedbirlerin uygulanmış olması nedeniyle davalı şirkete sözleşme kapsamındaki ürünleri teslim tarihi olan 13.03.2020 tarihinde değil 15 günlük bir gecikmeyle 28.03.2020 tarihinde teslim ettiğini, davalı şirket yetkilisi ..., yapılan görüşmeler akabinde söz konusu gecikmeye ilişkin teminat ve güvence amacıyla senet verilmesi talebinde bulunduğunu, ticari güveni sağlamak, sözleşme konusu ürünün teslim edileceğine dair inancı korumak maksadıyla davalı şirket yetkilisinin talebini kabul ederek dava konusu 21.03.2020 ödeme tarihli 160.000TL bedelindeki teminat senedini davalı şirkete imzalayarak teslim ettiğini, sözleşme konusu maske üretim makinası giriş gövdesi imal edilerek 26.03.2022 tarihli irsaliye faturası düzenlendiğini, söz konusu makinanın teslimi 28.03.2020 tarihinde Güvendik Nakliyat firması aracılığıyla \"... Mah. .... Sk. Tekkeköy/SAMSUN\" adresine davalı şirkete teslim edildiğini, ürün teslimi akabinde, davalı şirket, ürünün geç teslim edildiğinden bahisle sözleşmede yer alan ve teslim tarihinde ödenmesi gereken 40.000TL'nin taraflarınca ödenemeyeceğini, gecikmeden kaynaklanan nedenlerle iade faturası kesilmesini talep ettiğini ve taleplerini kabul etmeleri neticesinde davalı şirkete iade faturası kesilerek teslim edildiğini, tüm gelişmeler nihayetinde davacı müvekkili tarafından ürün teslim edilmiş, davacı müvekkili gecikmeden kaynaklanan sorumluluğu, kusuru olmasa dahi üstlenerek sözleşmedeki hak ediş miktarından yaklaşık 1/3 oranında feragat ettiğini, sözleşme iki tarafında sorumluluklarını yerine getirmesi neticesinde tamamlandığını, ancak davalı yan, davacı müvekkilinin ola ki sözleşmedeki yükümlülükler yerine getirilemezse güvence maksadıyla teminat gerekçesiyle vermiş olduğu senedi, müvekkili yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen ve borcu olmadığı halde iade etmediği ve icra takibi başlattığını, teminat senedinin tarafına teslim edilmesi amacıyla davalı şirket yetkilileriyle şifahen görüşme yapan müvekkilinin, sürekli olarak davalı şirket yetkililerince senedin kaybolduğu, bulunamadığı gibi gerekçelerle geçiştirildiğini, yaklaşık 6 ay sonra 19.09.2020 tarihinde; davalı yan tarafınca kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasına konu edildiğini, Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/300E. Sayılı dosya ile şikayet davası müvekkili tarafından açıldığını,  esası bildirilen dosyada karar verilmiş olup istinaf aşamasında olduğunu, davacı müvekkilinin her ne kadar kötü niyetli icra takibinin usulsüz olduğuna dair icra ve memur muamelesi şikayet davası açmışsa da ayrıca, davalı şirket yetkililerinin güveni kötüye kullanmak ve dolandırıcılık suçlarını işlediklerinden bahisle Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na 12.02.2021 tarihinde şikayette de bulunduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile 21.03.2020 ödeme tarihli 160.000 TL bedelli senedin teminat senedi olduğunun kabulüyle teminat senetleri için kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağından ve bahse konu senedin herhangi bir ticari ilişkiden kaynaklanmadığının kabulü ile Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. sayılı icra takibinin iptaline, davalı şirketin, dava konusu takipte kötü niyetli olması sebebiyle de takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, teminat senedi olduğunu belirttiği senedin esasen borç senedi olduğunu, senedin sözleşmeden bağımsız bir borç ikrarını içerdiğini belirterek; davanın reddini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \".. takip konusu bononun teminat senedi olduğu iddia edilmişse de senet üzerinde teminat senedi olduğu belirtilmediği, ön sözleşmede de buna ilişkin bir husus bulunmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. Davacının kötüniyetli hareket ettiği ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin de reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibine konu evrakın, teminat senedi olup kambiyo vasfı taşımadığını, ancak Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince bu hususun dikkate alınmadığını ve gerekçesiz biçimde sadece ispat yükünün davacıda olduğu belirtilerek teminat senedi vasfı bulunmadığından bahisle hukuka aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini, işbu isabetsiz kararın müvekkili davacı lehine kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin, şirketler arasında yapılan sözleşme gereğince üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı tarafça kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, ancak mahkemenin bu duruma ilişkin eksik inceleme yaparak kötüniyet tazminatı taleplerini reddettiğini beyanla istinaf kanun yolu başvurularının kabulü ile Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.12.2023 tarihli, 2023/328 E.,  2023/1155 K. Sayılı davanın reddi kararının kararının müvekkili davacı lehine kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, sözleşme kapsamında teminat amacıyla düzenlendiği iddia olunan ve takibe konulan kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince  istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu edilen senedin teminat senedi olup olmadığı, senedin  bedelsiz olup olmadığı, davacı lehine kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davalı ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında akdedilen 28.02.2020 tarihli maske üretim makinası (giriş gövde ve besleme konveyörü) satış ön sözleşmesinde, ... Limited Şirketi'nin maske üretim makinesinin 13.03.2020 tarihinde davalı şirkete teslim etmesinin kararlaştırıldığı, sözleşme bedelinin 21.000 USD+KDV dahil olarak belirlendiği , davalı şirketin, dava dışı şirkete 28.02.2020 tarihinde 90.000 TL ve 13.03.2020 teslim tarihinde sözleşme konusu ürünün teslimine müteakip 40.000 TL ödeme yapacağını taahhüt ettiği görülmüştür. Davalı tarafından dava dışı ... Limited Şirketi ve bu şirketin ortakları ve müştereken yetkilisi olan  davacı ve dava dışı ... hakkında Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasında 160.000 TL asıl alacak, 11.638 TL faiz olmak üzere toplam 171.638 TL alacağın tahsili istemiyle 16.09.2020 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmış olup, takibe konu senedin 17.03.2020  tanzim, 21.03.2020  vade tarihli 160.000 TL miktarlı senet olduğu, keşidecisinin ... Limited Şirketi olduğu, senet ön yüzünde keşideci şirket yetkilileri tarafından atılan 4 imza bulunduğu, senette ihdas sebebinin yazılı olmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan ve davacı tarafça davalı hakkında ikame edilen Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/300 Esas sayılı dosyasında, Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına senedin bedel kısmında nakden yada malen yazması gerekirken yazmadığı, senede karşılık alacaklı firmanın tarafına yada firmasına  bir mal yada nakit bir ödemesinin olmadığı,  dayanak bir belge de sunamadığı iddia edilmiş olup, yapılan yargılama sonunda 13.10.2022 tarihinde kambiyo senedinin sebepten mücerret olduğu , bono nedeni ile borçlu olmadığının ispatının ancak yazılı delille mümkün olduğu ve davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Bakırköy ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında davacı borçluya ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 14.06.2021 olarak düzeltilmesine, takibin kesinleşmesinden önce uygulanan hacizlerin kaldırılmasına, davacının borca itiraz davasının reddine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür. Davacı, icra takibine konu senedin; teslimi kararlaştırılan makinenin teslim tarihinin gecikmiş olması sebebi ile teminat senedi olarak verildiğini ve makinenin davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle de teminat olarak verilen senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi  istemiyle İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi uyarınca  eldeki menfi tespit davasını açmıştır. Davalı ise senedin teminat senedi olduğu yönündeki davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, senedin sözleşmeden bağımsız bir borç ikrarını içerdiğini savunmuştur. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir.  Teminat senedi verilmesi durumunda ise ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir  ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir. Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 Esas, 2010/99 Karar;  28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de senet düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin, senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar, bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez. Ayrıca ticari defterlerinde senet ile ilgili  bir kayıt olmaması, senetteki açık borç taahhüdünü hükümden düşürecek nitelikte değildir. Zira senetteki kayıtların aksinin yazılı delille ispatı gerekir.Somut olayda takibe konu senette ihdas nedeni yazılı değilse de bu husus senede yazılması zorunlu unsurlardan olmayıp, senedin kambiyo vasfını kaybetmesine neden olmaz.  Kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle davalının bonoyu edinme sebebini ispatlaması gerekli olmayıp, dava dışı borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, senedin düzenlenmesine dayanak olduğu iddia edilen satış sözleşmesine konu bedelin ödendiğine dair kayıt olduğunun, borç ya da alacak bakiyesi bulunmayan davalı ile söz konusu senedin tahsilini gerektirecek avans, vb. herhangi bir iş ilişkisi varlığına rastlanmadığının tespit edilmesinin  sonuca bir etkisi yoktur.Eldeki uyuşmazlıkta, davacı, dava konusu senedin maske üretim makinası satış ön sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğini iddia ettiğine göre ispat yükü davacı üzerindedir. Dava ve takibe konu senette teminat kaydı bulunmadığı gibi davacının dayandığı sözleşmede, senede bir atıf olmayıp, senedin sözleşmenin teminatı olarak alındığının yazılı olmadığı gözetildiğinde dosya kapsamındaki delillere göre senedin teminat senedi olduğu iddiası ispatlanmamıştır. Sözleşmenin düzenlenme tarihi ve sözleşmede yazılı bedel, senedin keşide tarihi ve miktarı ile uyuşmadığı gibi dava dışı ... Limited Şirketi  tarafından satış sözleşmesine konu makinenin giriş gövdesi hakkında düzenlenen faturada yazılı  (21.000 USD+ 3.870 USD KDV= 24.870 USD karşılığı) 158.651,47 TL tutar ile senet bedelinin de aynı olmadığı gözetildiğinde menfi tespit istemine konu edilen senedin teminat senedi olduğundan söz edilemez. Bu nedenle  ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve davanın reddine ilişkin kararı yerindedir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 701/3.maddesi \"Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.\" şeklinde düzenlenmiş olup, TTK'nın 702/2. maddesi uyarınca aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Buna göre aval veren hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilecek olup , asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Eldeki uyuşmazlıkta davaya konu senedin ön yüzüne davacı tarafça atılan ikinci imzanın aval olarak değerlendirilmesi gerekmekle birlikte avalist olan davacının, keşidecisi ve lehtarı arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklı kişisel defilere yönelik olarak kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süremeyeceği gözetildiğinde de mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Diğer yandan davacı vekili, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde istinaf isteminde bulunmuştur. İİK'nun 72/5. Maddesinde davanın borçlu lehine hükme bağlanması ve borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılması halinde talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği düzenlenmiş olup, somut olayda mahkemece davacının kötüniyet tazminatı talebi hakkında bir karar verilmemiş ise de davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.15/09/2025\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"baa00ddad941ac46","SID":"811db6bb704eb35e"}}