{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/61 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1151<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/75 E. - 2022/908 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 11.09.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11.09.2025<br>\t<br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2022 tarih  2022/75 E. - 2022/908 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .....  tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 12.10.2021 tarihinde, davalının ZMMS sigortacısı olduğu ..... plakalı aracın müvekkiline ait ..... plakalı sayılı araca çarptığını, kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin başvurusu üzerine davalı tarafça hasar dosyası açıldığını, ancak ödeme yapılmadığını, uzman görüş raporu için 450,00 TL ödendiğini iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 10,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 10.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca A.A.Ü.T 16/2 gereği arabuluculuk vekalet ücreti, uzman görüş ücreti ve tespit dosyasındaki masrafların  davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 07.09.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini 34.546,00 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tCEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri olan İstanbul mahkemeleri olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığı, davacı tarafça KTK 97 uyarınca başvuru yapılmadığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin KDV'den sorumlu olmadığını, davacının faiz talebinin yerinde olmadığını, arabuluculuk vekalet ücreti, uzman görüşü ve delil tespiti masraflarının müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça dava açmadan önce davalı sigorta şirketine 14.12.2021 tarihinde KTK 97 md uyarınca başvuru yapıldığı, davalı tarafça bu başvurunun kabul edilmediği; .....plakalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı yasanın 84/g bendi gereğince tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, kazanın 12.10.2021 tarihinde meydana geldiği, davanın belirsiz alacak davası olarak 24.01.2022 tarihinde açıldığı, gerek dava dilekçesinde talep edilen tutar ve gerekse değer artırımı ile birlikte istenilen tutar yönünden zamanaşımının dolmadığı, aracın tamir edildiği servis ile sigorta şirketi arasında yedek parça konusunda anlaşmanın olmadığı, davacının aracında oluştuğu anlaşılan hasar miktarına yönelik davalı yanca yedek parça iskontosu uygulanamayacağı, davacıya ait araçta yedek parça ve işçilik olmak üzere KDV dahil toplam 70.289,34 TL tutarında hasar meydana geldiği, aracın kazadan önceki 2. el piyasa rayiç değeriısı 75.000,00 TL olduğu, tamirinin ekonomik olmadığı ve pert-total işlemine tabi tutulması gerektiği, davacının gerçek hasarının kazadan önceki 2. el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değeri arasındaki farka ilişkin olacağı anlaşılmakla bu kaza nedeni ile davacı aracının 34.556,00 TL tutarında hasara uğradığı gerekçesiyle davanın  kabulü ile 34.556,00 TL hasar bedelinin 25.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacının usulüne uygun başvuru şartını yerine getirmediğini, eksik evraklarla başvuru yaptığını, müvekkili şirket tarafından inceleme devam ederken dava açıldığını, davacının hasar tazminatı talebinin ve uzman görüşü rapor ücreti talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusur tespitinin hatalı olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, raporda kusur oranı belirlenmemesinin ve etken kusurlu/ etken olmayan şeklinde belirtilmesinin hatalı olduğunu, maddi hasara ilişkin tutarların fahiş olduğunu, davacıya ait aracın 21 yaşında olduğunu ve hasar geçmişinde 8 adet kazaya karıştığı bilgisinin mevcut olduğunu, aracın daha önceden hasara uğramış parçalarının bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, iskonto uygulanmamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin KDV’den sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi raporunda tespit edilen parça bedellerinin fahiş oduğunu, ekspertiz ücretinden müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, faize isteminin de reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t:  Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasar bedelinin karşı aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSigorta şirketi, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur ve kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigorta şirketi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerindedir. Sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Somut olayda da davalı ZMMS sigortacısı tarafından hasarın fahiş olarak hesaplandığı savunulmuş ise de, tüm dosya kapsamından araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, sigorta şirketi tarafından sunulan deliller ve hasar dosyası içeriğinden zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının somut deliller ile ispat edilemediği ve bu nedenle sigorta şirketinin davacının oluşan gerçek zararından ve değer kaybından sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, hasar bedelinin poliçe limitleri dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.), gerçek zararın zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsamasına, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zararın ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanacak olmasına, hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zararın giderilecek olmasına (Yargıtay 17 HD 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. - 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. - 2016/3833 K.), tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla,  davalı ..... A.Ş. vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.  \t<br>\t İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 2.360,52 TL'den peşin alınan 591,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.769,52 TL harcın davalı ..... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı..... A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ebffb063d535dd8b","SID":"24a8905bcef9539e"}}