{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1148 <br>KARAR NO: 2025/990<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/09/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının , pilotlar ,sevk memurları ,uçuş operatörleri ,uçuş simülatörü kullanıcıları ve Hava Yolları için durumsal farkındalığı artırmak üzere tasarlanmış yeni nesil hava durumu izleme ve uçuş takip haritası hizmeti sunan uluslararası bir şirket olduğu, davacının dava dışı Endonezya merkezli havayolu şirketi olan ... şirketi arasında yapılan görüşmelerde dava dışı şirket tarafından davacıya ait platformda sunacağı hizmete ek olarak davacının sisteminde kullanılacak navigasyon verisinin sertifikasına sahip olmasını ve SoC belgesi talep edildiği , davacının iş bu hizmeti almak üzere davalı şirket ile irtibata geçtiği, davalı şirketin söz konusu hizmeti aylık abonelik şeklinde kendi sitelerine üye girişi yapılarak sunabileceğini belirtmesi üzerine ödeme olarak davalıya 20.05.2025 tarihinde 20.05.2025 tarihli kur değeri ile 15.000 dolar ödeme yapıldığı, ödeme yapıldıktan sonra Endonezya sivil havacılık müdürlüğü ile iletişime geçilmesi ile dava dışı şirketin lisans işleminin 2017 yılında askıya alındığı ve Endonezyada aktif bir şirket olmadığını öğrenildiği, bu nedenle dava dışı şirketle iş ilişkilerini sonlandırmak zorunda kaldığını, davacı ve davalı arasında bağlayıcı bir sözleşme olmadığı, davalı şirketten Yurtiçi Veri İşleme Ve Veri Analizi Üyelik Satış Hizmeti olan... hizmetine dair siparişini haklı nedenlerle iptal etmesi, taraflar arasında ki alım satım ilişkisinin haklı nedenlerle feshedilmesi, diğer tarafça da  usulüne uygun sunulan bir hizmet bulunmaması nedeniyle; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacı  tarafından diğer tarafa ödenen 15.000-$(onbeşbindolar) bedelin  fiili ödeme günündeki TCMB Dolar efektif satış kuru üzerinden, ihtarname tarihi olan  23.05.2025'den İtibaren Kamu Bankalarınca 1 Yıla Kadar Vadeli USD  Mevduatına Fiilen Uygulanan Azami Faizi ile tahsiline ve  davalı şirket aleyhine borca yeter miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının 13 döngüyü kapsayan havacılık verilerini  satın aldığı, bunun karşılığında verilerin davacı şirkete teslim edildği, davacının portala girebilmesi gerekli olan şifrenin e-mail yoluyla davacıya gönderildiği, verilerin davacı tarafça teslim alınması amacıyla platformda beklediği, iş bu nedenle davacının herhangi bir alacağı bulunmadığı belirtilerek davanın ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İlk derece mahkemesi'nin 10.07.2025 tarihli ara kararında ''..''Dava; davacı tarafça ön ödeme olarak ödendiği iddia edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Her ne kadar davacı dava konusu alacağa ilişkin ihtiyati haciz isteminde bulunmuş ise de;  ödemeye konu hizmetin verilip verilmediği buna göre davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı varsa miktarı yönünden yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı anlaşılmakla İİK 257. ve devamı maddelerinde düzenlenen şartların gerçekleşmemiş olması nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine''  dair karar  verilmiştir.<br>Davacı vekilince yasal süresi içerisinde sunulan  istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde;  ve mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe: Uyuşmazlık, ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik verilen kararın usul ve esas yönden hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmıştır. 2004 Sayılı İİK'nun 257 ve devamında ihtiyati haciz düzenlenmiştir. İhtiyati haciz şartları 257. Maddede, 258. maddede ise ihtiyati haciz kararına yer verilmiştir. 258. maddenin ilk fıkrasında alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir. Bir alacak için İhtiyati haciz isteyen kişinin o alacağın alacaklı sıfatına sahip olması gerekir. Yani ancak alacağın alacaklısı İhtiyati haciz isteyebilir. Bu durum hakimin maddi hukuku araştırması gerektiği sonucunu beraberinde getirmektedir. Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur. İbraz edilen ispat vasıtası, iddia edilen hakkın varlığını ispatlamaya elverişli olmalıdır. Diğer yandan, alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamaktadır. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. Bireylere etkin hukuki himaye sağlamaktır. Talep edilen alacağın ise vadesinin gelmiş olması gerekir (İİK m.257/1). Alacağın muaccel olduğu an, ya tarafların anlaşması veya bir ihbar yada kanun hükmü veya hukuki ilişkinin mahiyeti ile belirlenir. Muacceliyet ile temerrüdü karıştırmamak gerekir. Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrüt olur. Diğer yandan alacağın rehinle temin edilmemiş olması gerekir. Vadesi gelmemiş alacaklarda ihtiyati haciz kararı verilmesinin şartları İİK 257/2. fıkrada sınırlı şekilde sayılmıştır. Somut olayda,davacı şirketin dava dışı şirket ile yapılan görüşmeler sonucunda, sisteminde kullanılacak navigasyon verisinin LOA-1 sertifikası ve SoC belgesini temin için davalı tarafça görüşme yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf, taraflar arasında sözleşme olmadığı, davalı tarafça bir hizmetin verilmediğini ileri sürerek 20.05.2015 tarihinde davalıya yapılan 15.000 Dolar ön ödeme bedelinin iadesini ve borca yetecek miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise hizmetin verildiğini  belirterek talebin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.  Taraflar arasında hizmet sözleşmesi kurulup/ kurulmadığı,davalı tarafça hizmet sunulup/sunulmadığı  ve ayrıca  bu aşamada ibraz edilen belgelerin niteliği İİK 258/1. maddesinde düzenlenen kanaat getirecek deliller kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar dair karar verilmesi yerindedir. Sonuç olarak, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/09/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41e24aee427c6bba","SID":"335e8aad43b4fbc5"}}