{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1368 - 2025/1590<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/1368 <br>KARAR NO\t: 2025/1590<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                       K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/50 E.  -  2020/379 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/11/2020 tarih ve 2020/50 E. - 2020/379 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli marka başvurusu yaptıklarını, bu ibareyi 30. Sınıfta tescil ettirip 9000 satış noktasında ürünlerinde kullandığını, davalının dava konusu markaya yaptığı itiraz ve YİDK kararı sebebi ile başvurularının iptal edildiğini, itiraza mesnet markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklı olduğunu, ihtilaflı “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, kayıtlarda 878 adet “...” ibareli marka bulunduğunu, buna rağmen markalarına yapılan itirazın kötüniyetli olduğunu, “...” markasının tanınmış olup kendilerine ait “...” markasının iltibas yaratma olanağı bulunmadığını, bu markanın reklam tanıtım faaliyetleri, sponsorlukları gibi hususlar değerlendirildiğinde sektörel tanınmışlığa sahip olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019/M-10528 sayılı ret kararının iptalini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, dava konusu marka ile diğer davalıya ait “...” ibaresini ana unsur olarak içeren markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, 30. Sınıfta davalıya ait tescil kapsamındaki ürünlerin davacı markasında geçen ürünler ile aynı ya da benzer olduğunu, “...” sözcüğünün davacı markasında bütün olarak yer aldığını, davacının davalı hakkında kötüniyet iddiasının ispatlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı şirket vekili, davalının Türkiye’nin en büyük 500 şirketinden biri olduğunu, ihtilaflı markalarda “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığını, 30. Sınıf kapsamında davalının seri markaları ile davalı markanın aynı veya benzer emtiaları kapsadığını, davalının ticaret unvanında “...” ibaresinin geçtiğini, tescilli markaları ile iltibas tehlikesi bulunduğunu, 1986 yılından bu yana tescilli marka olarak aynı ibareyi kullandıklarını, önceki “...” ibareli benzer markalar hakkında açıp kazandıkları davaların emsal teşkil etmesi gerektiğini  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markada “...” kelimesinin ana unsur olduğu, davalının mesnet tescillerinin tamamında “...” kelimesinin ana unsur olduğu, davacı ve davalı markalarının ortak “...” ibaresini içerdiği, dava konusu “...” ile davalı markalarında ortak olarak geçen “...” ibareli markaların okunuşlarının kulakta bıraktığı izlenim yakın olduğu, soldan sağa okuma kuralı gereğince, davacı markasında ilk telaffuz edilen ve vurgunun üzerinde olduğu “...” kelimesi olup, davalının seri markası ile yakınlaşma mevcut olduğu, markadaki “...” ibaresi, tescil edilmek istenilen emtia kapsamında, cins, çeşit, vasıf, kalite tabirinde kullanılan (... balı gibi) bir kelime olup, ilgili sektörde ayırt edici gücünün zayıf olduğu, ihtilaflı markalar arasındaki kavramsal benzerlik kıyaslamasında, ayırt edici unsurun, ortak “...” ibaresi olduğu anlaşıldığından, somut olay kapsamında kavramsal benzerliğin vuku bulduğu, ihtilaflı marka başvurusu emtia kapsamı, davalının tescilli markaları ile aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olduğu, işaret ve emtia kapsamları yönünden benzerlik bulunması ve çifte benzerlik koşulunun da oluştuğu, hususları dikkate alındığında, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, itirazların dikkate alınmadığını, kararda belirtilenlerin aksine dava konusu markaları oluşturan işaretlerin birbirlerine benzer olmadıklarını, davalı şirket markası ile müvekkili şirket markası arasındaki benzerlik değerlendirilirken, markada yer alan kelime ve/veya şekil unsurlarının birbirinden bağımsız olarak tek tek ele alınması yoluyla değil, markanın tüm unsurlarının yarattığı bütüncül izlenime göre yapılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından başvurusu yapılan marka ibaresi “...” iken itiraz sahibinin markası ise “...” olarak okunduğunu, fonetik olarak ciddi farklılıklar bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli marka başvurusu ile davalının \"...\" esas ibareli itirazına mesnet tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira davacı ve davalı markalarının ortak “...” ibaresini içerdiği, dava konusu “...” ile davalı markalarında ortak olarak geçen “...” ibareli markaların okunuşlarının kulakta bıraktığı izlenim yakın olduğu, soldan sağa okuma kuralı gereğince, davacı markasında ilk telaffuz edilen ve vurgunun üzerinde olduğu kısım “...” kelimesi olup, davalının seri markası ile yakınlaşmanın bulunduğu, markadaki “...” ibaresinin, tescil kapsamı itibariyle ayırt edici gücünün zayıf olduğu, marka başvurusunun kapsamı ile davalının tescilli markalarının kapsamınan benzer bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, taraflara ait bir diğer uyuşmazlıkta, \"...\" ve \"...\" ibareli markalar yönünden verdiği 2022/4953 Esas ve 2024/1079 Karar sayılı kararın da bu yöne ilişkin bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f6586422294dfd0","SID":"1c15fec76575f624"}}