{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1219 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1383<br>KARAR TARİHİ\t: 25/08/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/06/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/325 Esas  <br>DAVANIN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir - Menfi Tespit <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/08/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/08/2025<br><br>\t      Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekilince, davalı .... A.Ş.'nin ihtiyati haciz kararı alarak takip başlattığı dayanak çeklerin  çalıntı olduğunu, çalıntı olduğunu bilen ve iyiniyetli olmayan davalı tarafından takibe girişildiği, müvekkilinin bu çek bedellerini ödemiş olduğu, borcu bulunmadığı, müvekkilinin aralarındaki ticari ilişkiye istinaden   çekleri keşide ederek dava dışı ....şirketine teslim ettiği, çeklerin bu şirketin  zilyetliğinde iken çalındığı,.... şirketi tarafından çek iptal davası açıldığı,  ... Şti. İsimli şirkete ciro edildiği, bu şirket ...-.... isimli şahısa ciro edildiği son hamil olarak .... müvekkili hakkında icra takibine giriştikleri,....A.Ş. Firması tarafından çekler üzerindeki imzanın kendilerine ait olmadığına ilişkin hem de borçlu olmadıklarının tespiti için diğer dava dışı çalıntı/buluntu çekleri icra takibine koyan .... .aleyhine dava açıldığı, çekte cirantalardan .... şirketinin  imzasının sahte olması nedeniyle ciro silsilesinin bozuk olduğu, <br>Davalının yetkili hamil sayılamayacağı,   davalının çekleri çalıntı olduğunu bilerek iktisap ettiği ve ciro etmeden hamil olarak takibe koyduğu, bu nedenlerle kötü niyetli olduğu beyanı ile teminat karşılığında takibin durdurulması talep edilmiştir.  . <br>Mahkemece,  davacı vekilinin tedbir talebi üzerine 07/05/2025 tarihli ara kararla; davacı vekilinin tedbir isteminin İİK'nın 72/3.maddesi uyarınca kabulü ile; İİK'nun 72/3 maddesi gereğince dava konusu borcun toplam bedelinin %15' i tutarında teminat (nakti teminat veya teminat mektubu) mukabilinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine, teminat yatırıldığı takdirde Nazilli İcra Müdürlüğü'nün  2025/2379 Esas sayılı icra dosyasına yazı yazılmasına, takibin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekili ihtiyati tedbire itirazı üzerine 18/06/2025 tarihli ara kararla; \" Davacı vekilinin dava dilekçesi ile tedbir talebi üzerine, mahkememizin 07/05/2025 tarihli ara kararı ile; davacı vekilinin tedbir isteminin İİK'nın 72/3.maddesi uyarınca kabulü ile;İİK'nun 72/3 maddesi gereğince dava konusu borcun toplam bedelinin %15' i tutarında teminat (nakti teminat veya teminat mektubu) mukabilinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine, teminat yatırıldığı takdirde Nazilli İcra Müdürlüğü'nün  2025/2379 Esas sayılı icra dosyasına yazı yazılmasına, takibin durdurulması talebinin reddine dair karar verildiği, davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiği, davacı vekili tarafından, davaya konu çeklerin hamilin elinden çalındığı sonrasında bu çeklerin karşı taraf eline geçtiğinin ileri sürüldüğü ve dava dışı yetkili hamil olduğu belirtilen lehtar şirket tarafından çek iptali davası açıldığı ve yine çeklerin çalınması ile ilgili soruşturma başlatıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.<br>Çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz.  Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir.  Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz.Yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir.(Yargıtay HGK 2017/19/11-2738 esas, 2021/1513 karar sayılı kararı)      <br>Ciro silsilesinde kopukluk olması halinde kopukluktan sonraki cirantaların ve son hamilin ciro silsilesi kopmadan önceki ciranta, lehtar ve keşideciye müracaat edemeyecekleri, hamilin iyi niyetli olmasının da neticeyi değiştirmeyeceği, dosyadaki delillerden davaya konu çeklerin çalındığı, iddiasıyla soruşturma başlatılıp, zayi davası açıldığı, çeklirin çalındığının anlaşılması halinde ciro silsilesinde kopukluk olacağından çalınmadan sonraki ciranta, lehtar ve keşideciye hamilin müracaat edemeyeceği, yukarıda belirtilen Hukuk Genel Kurul kararından da anlaşıldığı üzere son hamilin iyi niyetinin de korunmadığı, çalınmaya yönelik iddianın ve dosyadaki delillerin bir bütün halinde değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edildiği, tedbir verilmesi için yaklaşık ispat şartlarının gerçekleştiği, iş bu sebeple mahkememizce İİK'nun 72/3 maddesi ve HMK'nun 389 ve devamı maddelerince verdiği tedbir kararında hukuka aykırılık bulunmadığı\"<br> \"gerekçesiyle, davalı vekilinin  ihtiyati tedbir kararının itirazının reddine, dair karar verilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde çeklerin kendi çekleri olduğunu ve davacı firma tarafından imzalanıp teslim edildiğini kabul ettiğini, davacının çeklerin veya imzanın sahteliğine ilişkin bir iddiasının bulunmadığını, davacının çekleri düzenleyip teslim ettiğini beyan ettiğini, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği davacının anılan davayı açma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı TTK’nın 677/1. maddesinde öngörülen “imzaların bağımsızlığı ilkesi” uyarınca, sadece imzası taklit edilmiş olanların bunun geçersizliğini herkese karşı ileri sürüp sorumluluktan kurtulabileceğini, önemli olan hususun, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip etmesi olduğunu, cirantalardan birinin imzasının sahte olmasının veya temsilci sıfatıyla çeki imzalayan kişinin imza yetkisinin olmamasının ciro zincirini etkilemeyeceğini, imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesine göre, çek lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması halinin, diğer imza sahiplerinin ve özellikle çekin asıl borçlusu olan keşidecinin çekten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, davacının, dava dışı Köksan firmasına çek bedellerini ödediğinin ve borcu olmadığının iddiasının da anılan davada ileri sürülemeyeceğini, keşidecinin müvekkile karşı şahsi defii ileri süremeyeceğinin de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla sabit olduğunu, müvekkilin, çeklerin tarafına ibraz edildiğinde basiretli bir tacir olarak gerekli özeni gösterdiğini ve çeklerin karşılığı olup olmadığını, üzerlerinde ödeme yasağına yönelik şerh olup olmadığını finans kuruluşlarından teyit ettirdiğini ve bir sorun olmadığı için çekleri kabul ettiğini, iyiniyetli hamil konumundaki müvekkile karşı şahsi defii ileri sürülemeyeceğinden davacının dava dışı cirantaya ödeme yapıldığı iddiasının da anılan davada dinlenemeyeceğini, ödeme yasağı konulmasının ve iptal davası açılmış olmasının, çek hamilinin icra takibi yapmasına engel teşkil etmeyeceğinin köklü Yargıtay kararları gereği olduğunu belirterek, yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLER VE GEREKÇE :<br>Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir. <br>Dava,<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>HMK'nun 390/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. <br>İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. <br>  HMK m. 389'da ihtiyati tedbirin şartlarını düzenlendiği, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hallerin genel bir ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edildiği, ihtiyati tedbirde asıl olanın ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkması olduğudır.<br>İİK'nın 72/3. maddesinde; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir'' hükmü yer almaktadır. <br>HMK'nın 391/1 maddesinde; \"Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.\"  düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere,  incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde  elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesine, tedbir verilmesi için yaklaşık ispat şartlarının gerçekleştiğinin, İİK'nun 72/3 maddesi ve HMK'nun 389 ve devamı maddelerince verilen tedbir kararında  hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/325 Esas sayılı dosyasında ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin olarak verilen 18/06/2025 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 25/08/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfd073ba1b050289","SID":"6021152af4c57a16"}}