{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 10/09/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/04/2007 günü saat 19:50 sıralarında ... sokak ile ... Kavşağının kesiştiği noktada dava dışı ...'nın idaresindeki tescilsiz motosikleti ile şehir merkezi yönünden ... Kavşağına yönüne seyir ederken ... Kavşağında bulunan kırmızı ışıklı trafik lambasında hiç durmadan hareket etmesi neticesinde Antalya yönüne seyir ederken ... sokak içinden yeşil trafik lambasının yandığı sırada kavşağa giren sürücü ...ın idaresindeki ... plakalı araç ile karşı istikamete geçmek istediği sırada maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın ...'nın asli kusuru neticesinde meydana geldiğini ve kaza neticesinde de vefat ettiğini, vefat neticesinde müvekkillerinin müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata karar verilmesini  talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 11/04/2007 tarihininde meydana gelmesi sebebiyle davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın oluşumunda da desteğin %100 kusuru neticesinde meydana geldiğinden müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, müteveffanın kullandığı motosikletinde tescilsiz ve plakasız olduğundan müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kaza tespit tutanağında ve savcılık dosyasında kazaya karışan aracın motosiklet olduğunun tespit edildiğini, TSE müzekkere yanıtında emsal araçların  motor hacminin 50 cm3 olduğu bilgisi verildiğini, kaza tespit tutanağı, savcılık dosyası ve dosyada yer alan tespitler ile Türk Standartları Ensititüsü'nün cevap yazısında ilgili araca benzer araçların 50 cm3 silindir hacmine sahip olduğu bilgisi birlikte değerlendirildiğinde tamamen varsayım üzerine hazırlanan raporun hükme esas alınmasının ciddi hak kaybına sebebiyet vereceğini, bilirkişi raporu kendi içerisinde çelişkiler içerdiğini, tescilsiz araçların trafiğe çıkma izni olmasa da tescilsiz onlarca aracın (gerek otomobil gerek motosiklet)trafikte seyir halinde olduğu/olabileceği gerçeği gözardı edildiğini, tamamen gerçeklikten uzak, farazi değerlendirmeler içeren raporun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kazaya karışan motosikletin müteveffadan davacılara miras olarak kaldığı dolayısıyla ruhsatının ve sigorta belgelerinin davacıların elinde olması gerektiği tespitinin yerinde olmadığını, ispat yükü davalı sigorta şirketinde olduğunu, aracın motorlu bisiklet olduğuna dair iddiasına ilişkin bir delilin bulunmadığını, varsayıma dayalı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin ispat yükü davalı tarafa ait olduğundan aksi yöndeki değerlendirme ile sonuca varılmasının kabul edilemeyeceğini, TSE müzekkere yanıtında emsal araçların silindir hacminin 50 cm3 olduğunu, KTT ve savcılık dosyasının tamamında aracın motosiklet olduğunun tespit edildiğini bu nedenlerle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 02/04/2021  tarih, 2019/826 Esas - 2021/623 Karar sayılı kararı ile \"...Somut olayda, kaza tespit tutanağında, kazaya karışan tescilsiz motosiklet 4 numaralı kod ile sınıflandırılmıştır. Kod açıklamasına göre 4 numara motosiklete tekabül etmektedir. Davacı taraf, mahkemenin bu konuda verdiği kesin süre içinde 27/07/2018 tarihli dilekçesi ile; Kazaya karışan tescilsiz motosiklet, kaza esnasında hasar gördüğünden dolayı  ... Oto Kurtarma firmasına ait ... plakalı kurtarma aracıyla oto parka götürülmüştür. Bu husus polis memurları tarafından tutanak altına alınmıştır ve işbu tutanak dosyamıza celbedilen Manavgat 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/623 E. ve 2007/407 K. sayılı dosyası içerisinde de mevcuttur (EK-2 Tescilsiz Aracın ... Oto Kurtarma Firmasına Ait ... Plakalı Kurtarma Aracıyla Oto Parka Çekilmesine İlişkin Tutanak). Bu nedenle  kazaya karışan tescilsiz motosikletin akıbetinin, türünün, motor gücünün ve benzer teknik özelliklerinin sorulması amacıyla Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliği'ne müzekkere yazılması, kazaya karışan motosiklet satılmış ise Manavgat Mal Müdürlüğü'ne de müzekkere yazılması Yerel Mahkeme'den talep edilmiştir. Mahkemece, davacı tarafça  bildirdiği halde  delilleri toplanmadan  kazaya karışan motosikletin tescile tabii olup olmadığı konusunda araştırma yapılmaksızın mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi eksik incelmeye dayalı olmuştur. \" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yatırmalarının zorunlu olduğu, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu  bedensel zararlar için Güvence Hesabı'na başvurulabileceği öngörülmüştür. Aynı mahiyetteki düzenleme, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle Güvence Hesabı'na husumet yöneltilebilmesi için bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. ZMSS Genel Şartları'nın A.6-ı maddesi gereğince \"Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar\" teminat dışı haller arasında sayılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesine göre, motosiklet: azami tasarım hızı 45 km/saatten ve/veya silindir kapasitesi 50 santimetreküpten fazla olan sepetli veya sepetsiz iki veya üç tekerlekli motorlu taşıtlar ve net motor gücü 15 kilovatı, net ağırlığı 400 kilogramı, yük taşımacılığında kullanılanlar için ise net ağırlığı 550 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlardır. Aynı Kanun'un 103. maddesinde motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu düzenlenmiştir.Anılan düzenlemeler gereği, müteveffanın sürücüsü olduğu motosikletin, KTK'nın 3. maddesindeki tanıma uyan 50 cc ve üzeri motor silindir hacmine sahip motosiklet olup olmadığının saptanması, kanun kapsamında motorlu araç olmadığı sonucuna ulaşıldığı takdirde davalı Güvence Hesabı'nın bu aracın neden olduğu zarardan sorumlu olmadığı gözetilip sonuca ulaşılması gerekmektedir. Ayrıca trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı Güvence Hesabı'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunu ispat yükü de davacı üzerindedir. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazı yerinde değildir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda davacı tarafın delilleri toplanmış, tüm kurumlara yazılar yazılmış ve alınan bilirkişi raporunda;  dava konusu kazaya karışan aracın trafik kazası tutanağında motosiklet gibi gösterilmesine karşın motorlu bisiklet olarak değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun olacağı belirtilmiştir. Mahkemece Sanayi Teknoloji Bakanlığı yazı cevabına göre emsal oluşturacak araç bilgilerine göre 49-50 cc ve hızları 45 km/h olarak belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece;  motosikletin davacıların murislerine ait olduğu haliyle miras yoluyla davacılara kaldığı, motosikletin tescile tabi bir motosiklet olması halinde ruhsatının, sigorta belgelerinin davacıların elinde olması gerektiği ancak ibraz edilemediği, yapılan araştırmalarda da kazaya karışan davacıların murisleri tarafından kullanılan motosikletin tescili zorunlu olan ve sigorta yapılması zorunlu olan motosiklet olmadığı mahkememizce anlaşılmış her ne kadar davacı taraf, kaza tespit tutanağında motorlu taşıtın motosiklet olarak işaretlenmesi sebebiyle aracın motorlu bisiklet değil motosiklet olduğunu belirtmiş ise de, Karayolları KTK m.19 gereği, araç sahiplerinin araçlarını yönetmelikte belirtilen esaslara göre yetkili kuruluşa tescil ettirmek ve tescil belgesi almak zorunda olması ve tescil belgesi , trafik belgesi ve tescil plakaları araç üzerinde bulunmayan ve uygun durumda bulundurulmadan trafiğe çıkmasının mümkün olmaması, trafik belgesinin verilebilmesi için de mali sorumluluk sigortası, muayene belgesi ve vergi belgesinin bulunmasının zorunlu olmasının gerekmesi, motorlu bisikletin ise plaka, tescil belgesi ve mali sorumluluk sigortasının zorunlu olmaması Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında; motorlu bisikletin, kullanımından ileri gelen zararların sigorta teminatı dışında olmasının belirtildiği anlaşılmakla davacıya ait motorlu bisikletin sigorta kapsamı dışında olduğu ve davalı Güvence Hesabının kazadan dolayı herhangi bir hukuki sorumluluğunun olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak  davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5cd1db6002041c9","SID":"84e87c88584b3fba"}}