{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                          <br><br>ESAS NO\t\t: 2016/672  <br>KARAR NO\t\t: 2020/137<br><br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 06/10/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 19/02/2020<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A.TALEP:<br>1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde tescilsiz aracıyla seyir halindeyken davalı ...'nın kullandığı, davalı ...'ın maliki olduğu ve davalı ... şirketinin sigortaladığı ... plakalı araçla yaptığı çift taraflı kaza sonucu yaralandığını, anılan kaza ile ilgili olarak ... ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası ile ...'nın yargılandığını, müvekkilinin kaza nedeniyle malul kaldığını beyan ederek;maddi/manevi tazminat talebinde bulunmuştur.<br>B. TARAF TEŞKİLİ:<br>2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. Maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)<br>3.Bu açıklamalar ışığında,\tmahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. <br>C.CEVAP:<br>4.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin yerleşim yeri olan ... Hukuk mahkemeleri olduğunu, kazada ...'nın kusurunun olmadığını, kaza tespit tutanağının hatalı olduğunu, ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>5.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin yerleşim yeri olan ... Hukuk mahkemeleri olduğunu, kazada kusurunun olmadığını, kaza tespit tutanağının hatalı olduğunu, ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>6.Davalı ... şirketi her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.<br>D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:<br>7.Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi ile açılmıştır.<br>8.Gerçek kişi davalılar yetki itirazında bulunmuşlardır.<br>9.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin  2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda genel yetkili mahkemeler yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği, yahut gelme ihtimalin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Motorlu aracın neden olduğu kazalardan doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, davalının yerleşim yeri (HUMK 9, KTK 110/2), haksız fiilin vuku bulduğu yer (HUMK 21, KTK 110/2), sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer (KTK 110/2) mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir.  Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemeler haricindeki   yetkisiz  mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.  Ayrıca, sigorta şirketinin hasım olarak gösterildiği davalar KTK 110 ve Sigorta Poliçesi Genel Şartları C/7 maddesine göre sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesinin yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinde açılabilir. Yine istikrar kazanmış Yargıtay HGK ile özel daire kararları uyarınca acenteden daha üst mevkide bulunan ve onu denetleyen bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinde de dava ikame edilebilir. Anılan bölge müdürlüğünün, kazanın vuku bulduğu veya sigorta sözleşmesinin yapıldığı acentenin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğü olması da gerekmez. (Yargıtay HGK'nın 30/04/2014 tarih, 2013/17-2099 esas, 2014/572 karar; 17. Hukuk Dairesinin 12/06/2017 gün, 2016/5765 esas, 2017/6653 karar; 12/05/2016 gün 2016/6857 - 5849 E.K.; 20/01/2016 tarih, 2015/19323 esas, 2016/641 karar sayılı içtihatları) <br>10.Somut davada, davacının ve davalı gerçek kişilerin yerleşim yerleri, poliçenin tanzim edildiği acentenin yeri ve kaza yeri ... ... ancak davalılardan sigorta şirketinin mahkememiz yargı çevresi olan ...'da ... ... mecuttur(...).<br>11.Yukarıda belirtilen hususlar, yasal mevzuat gereğince davalı gerçek kişilerin yetki itirazları yerinde değildir. Ayrıca, HMK m. 19/2 gereği; Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Davalı gerçek kişiler yetki itirazlarında ... Hukuk mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmişler ancak mahkemeyi açıkça belirtmemişlerdir. Bu yönüyle de yetki itirazı yerinde değildir.<br>12.TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.  Mahkememizce trafik kazasından dolayı kusur raporu aldırılmıştır. ... tarihli ATK kusur raporunda özetle;  davacının kusursuz olduğu, ...'nın %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir.<br>13.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.<br>14. ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasındaki yargılamada keşif yapılmış ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davacının kusursuz olduğu, ...'nın %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir.<br>15.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli mahkememizce de emsal görülen kararından özetle belirtildiği üzere; ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamaz.  Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin, 2018/2037 Esas,  2018/6418 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ceza mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuk mahkemelerine etkisi hususu Anayasa Mahkemesi' nin  2013/4701 başvuru numaralı, 23/01/2014 karar tarihli kararında değerlendirilmiş olup, söz konusu karara göre; \"...58. Hukuk ve ceza davalarının konuları, tarafları ve amaçları farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları, hukuk davaları için kural olarak kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davalarını çözmek bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir. Bir  \"bekletici sorun\" iddiası karşısında kalan hâkimin, görevi dışındaki bu iddianın mutlaka görevli mahkemede çözülmesini  bekleme yükümlülüğü yoktur. Kendisi de birçok durumlarda  ileri sürülen hususu karara bağlayabilir. Kaldı ki, mülga 818 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla  bağlı ise de, maddi olayı tespit etmeyen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için hukuk hâkimi, topladığı deliller doğrultusunda karar verebilir. Ceza mahkemesinin delilleri tespit ve takdiri ile hukuk mahkemesinin delilleri tespit ve takdirinin farklı olmasının bir sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç bağı bulunmadığına dair ceza mahkemesi kararı dahi hukuk hâkimini bağlamayabilir.<br>Kaldı ki AİHM de, Türk hukuk sistemine göre, hukuk mahkemelerinin ceza mahkemeleri kararlarına tabi olmadığını, bu nedenle ceza davasının sonucunu beklemek için yargılamayı uzun bir süre ertelemek durumunda bulunmadığını belirtmektedir. (bkz. Mustafa Türkoğlu / Türkiye, B. No. 58922/00, 8/8/2006, § 40).\" hususları belirtilmiştir. <br>16.Mahkememizce aldırılan kusur raporu ile kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesindeki kusur raporu birbirini teyit etmektedir. Mahkememizce aldırılan kusur rapor somut olaya uygun ve hükme elverişli bulunmuştur. Ceza mahkemesi dosyasının sonucunun yukarıdaki açıklamalar gereği beklenmesine gerek görülmemiştir.<br>17.Mahkememizce, maluliyet raporu aldırılmıştır.<br>18.İstanbul Adli Tıp Kurum ... İhtisas Dairesinin ... tarihli, ... karar sayılı raporunda özetle; davacının maluliyetinin,  Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği, %8 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.<br>19.Aşamalarda, davacı vekili, vermiş olduğu ... tarihli dilekçe ile özetle davalı ... şirketi ile yapmış oldukları sulh sonucu maddi tazminata ilişkin taleplerinin konusuz kaldığını beyan etmiştir. Benzer beyanlarda, ... tarihli duruşmada da bulunmuştur. Talep sadece, işleten ve sürücüye karşı devam etmektedir.<br>20.Davalı ... şirketi vekili de, ... tarihli, dilekçesi ile de ödemeye ilişkin beyanda bulunmuş, belge sunmuş, ibra olduklarından aleyhlerine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>21.Davacı tarafça açıkça bir feragat beyanı gelmemiştir ve bu nedenle maddi tazminata ilişkin ret kararı verilmesi talebi yerinde değildir. Maddi tazminata ilişkin, sulh olunduğu, ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. HMK m. 315 gereği; Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Taraflar açıkça sulhe göre karar verilmesi talebinde bulunmadıklarından, davacı tarafın maddi tazminat talebi bakımından tüm davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.<br>22.Kural olarak bir davada asıl talebin konusuz hale gelmesi durumunda, bunun fer-i (yan) niteliğindeki diğer talepler hakkında yargılamaya devam edilerek, bunlar hakkında da bir karar verilmesi gerekir. Davanın konusuz kalması halinde ise, mahkemenin yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit edip, o tarafı yargılama giderlerine (bu arada vekalet ücretine de) mahkum etmesi gerekir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir (Bkz. KURU, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, İst. 2001, c.3, s.3030 vd., ALDEMİR, Hüsnü, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, 2. Baskı, s.150-151, Yarg. 14. HD. 03/03/2008, 1087-2645, 18. HD. 09/11/2006, 5557/8964, 13. HD. 02/06/2005, 3752-9494, 3. HD., 25/04/2006, 2465-4930). Kural bu olmakla beraber, davacı taraf açıkça ve sadece yargılama gideri talep etmediğinden maddi tazminat bakımından davalılar aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiştir.<br>23.Davacılar manevi tazminat talep etmişler ve mahkememizce aşamalarda gerekli sosyal ekonomik durum araştırmaları yaptırılmıştır. Dosyada aldırılan bilirkişi raporları kabule göre hükme ve denetime elverişlidir, hukuka uygundur.<br>24.T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır.<br>25. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim,  takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah; Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi). Ayrıca, Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(Yargıtay HGK 23.6.2004, 13/291-370)<br>26. Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, tarafların sosyal ekonomik durumları,  olayın oluşu, maluliyetin kapsamı/oranı,  manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması özelliği yanında caydırıcılık özelliğinin de olması gibi hususlar,  22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler göz önünde tutarak, davacı için ... TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu kaaatine varılmıştır.<br>27.Dava, maddi ve manevi tazminat davası olarak açılmış ve yargılamada bu yönde raporlar aldırılmıştır. Hesap raporu ise sulh göz önüne alınarak aldırılmamıştır.  Genel kural olarak, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin,  2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacılar maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüşlerdir. Niteliği icabı \"sadece  maddi tazminata özgü\" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise \"hesap raporu\" alınması için sarf edilen giderdir. Bu açıklamalar ışığında, dosyada davacı tarafça yapılan ortak giderlerin haklılık oranına göre paylaştırılması gerekmiştir. Manevi tazminat talebi işleten ve sürücüye karşıdır. <br>28.Davanın trafik kazasına dayandığı anlaşılmaktadır ve genel kural olarak Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı gerektirmez.Haksız eylemden kaynaklanan tazminat  davalarında, olay tarihinden faiz yürütülmelidir(fur semper in moro)(Yargıtay 17. HD., 2008/2484 E., 2008/4216 K., Yargıtay 11. HD., 25.1.2007 tarih, 2005/14182E.,2007/809 K.) Bu nedenle, faiz başlangıç tarihi olarak olay tarihi esas alınmıştır.<br>HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;  <br>1-Davacının maddi tazminat talebi konusunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, <br>3- Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin davalılar ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden,  kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- \"harç tahsil müzekkeresi\" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.)<br>6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır)   posta -tebligat (davalı ... şirketine yapılanlar hariç)- bilirkişi (ATK) ücreti gideri toplamı ... TL nin haklılık oranı gereği; ... TL sinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>8- Davacı taraf maddi tazminat taleplerinde açıkça vekalet ücreti talep etmediğinden, davalı ... şirketi aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>9-Davacı taraf manevi tazminat talebi bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, <br>10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın  hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi\" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,<br>11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep  ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,<br>Dair, davacı vekili ... ve davalı asıl ...'nın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2020         <br> <br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır   <br> <br> <br>Hakim ...<br>  ¸e-imzalıdır   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c2ae30f67569386","SID":"1e2e59bb0c666b3d"}}