{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/109 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1121<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/12/2020 (Dava) - 20/10/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/585 Esas - 2022/694 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 16/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/07/2025<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/585 Esas-2022/694 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...... plakalı ..... model .... marka aracın maliki olduğunu,.....plakalı aracın ise davalı ...... AŞ adına kayıtlı olduğunu, müvekkili şirkete ait ..... plakalı aracın 17/07/2020 tarihinde seyri sırasında Bayraklı tüneli içinde mülkiyeti davalı şirkete ait olan ve diğer davalı .....’nin sevk ve idaresindeki..... plakalı aracın arkadan çarpması sonrası ağır şekilde hasarlandığını, .... plakalı aracın davalı .... A.Ş’ne zorunlu mali sorumlu poliçesiyle sigortalı olduğunu, bu kazada müvekkili şirket aracını kullanan .....’a yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davalı .....’nin tam kusurlu hareketiyle müvekkilinin aracına çarptığını, taraflar arasında olayı özetler şekilde tutanak tanzim edildiğini, sigorta şirketince müvekkili şirketin aracındaki hasar giderilmesine rağmen, sadece 17.954,97 TL’lik araç değer düşüklüğü tazminatının 10/09/2020 tarihinde EFT yoluyla ödendiğini, ancak müvekkilinin araç değer kaybının bundan çok daha yüksek olduğunu, bu konuda sigorta şirketi ve diğer davalılarla yapılan görüşmelerde herhangi bir olumlu sonuç alınamadığını, somut olayda müvekkilinin aracının kaza yaptığı tarihte hasarsız olduğunu, çok yüksek oranda bir değer düşüklüğü yaşandığını, müvekkilinin oluşan değer kaybı maddi tazminatından davalıların her üçünün de müteselsilen sorumlu olduğunu, araç değer kaybı tazminatının derhal bilinip hesaplanabilecek bir tazminat türü olmadığını, bu sebeple işbu davanın HMK’nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL araç değer kaybı maddi tazminatının davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle kendisi açısından oluşan temerrüt tarihinden ve diğer davalılar ise haksız fiil tarihi olan 17/07/2020 tarihinden sorumlu tutulacak şekilde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırım dilekçesi ile istemini 33.045,03-TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalılar ..... A.Ş. ve .....vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirketin asli kusurlu olduğuna dair iddiasını kabul etmediklerini, talep etmekte olduğu değer kaybını fahiş bulduklarını, arkadan çarpma halinin asli kusur olarak kabulünün davacı tarafın kusursuz olduğu, başka bir anlatımla tali kusurlu da olamayacağı anlamına gelemeyeceğini, doğrultu değiştirme manevralarının trafik kurallarına uygun olarak yapılmaması ve/veya trafiğin en hızlı aktığı sol şeritte ani bir şekilde durma eyleminin de kazanın oluşunda ne derece etken olduğunun araştırılması ve varsa davacı tarafın da kusurunun tespiti gerektiğini, ayrıca davacının sigorta şirketinden tahsil ettiği değer kaybı üzerinde bakiye bir değer kaybı alacağı olmadığının da ortada olduğunu, kazanın oluşuna dair keşif ve kazaya karışan taraflar ile görgü tanıklarının ifadelerinin alınması, hasar fotoğraflarının toplanması ile kazanın oluş şeklinin herhangi bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi, kusur irdelemesinin de bu tespitlere göre yapılması gerektiğini, güvenlik kamera kayıtlarının da celbinin önem arz ettiğini, davacının aracının bu kaza öncesinde bir kazasının olup olmadığının hesaplanacak değer tespiti bakımından önem arz ettiğini, aracın tamirindeki işçilik ve hasarın yeri ve şeklinin değer kaybı kalemini doğrudan etkileyeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı...... A.Ş'ne usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı, ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece; \"....Dosya makine mühendisi bilirkişiye verilerek alınan raporda, kusur yönünden; Bilirkişilik Daire Başkanlığı düzenlemeleri ve Bilirkişilik Bölge Kurulu kararlarına istinaden taraflara ait kusur oranları hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmayıp, kusura etken kural ihlallerinin belirlenmediği, davalı .......A.Ş.'nin maliki, ...... A.Ş.'nin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu ..... plakalı aracın davalı sürücüsü .....'nin 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun hız sınırlarını düzenleyen 52. maddesine ve şerit izleme, gelen trafikle karşılaşma, araçlar arasındaki mesafe, yavaş sürme ve geçiş kolaylığı sağlama hususunu düzenleyen 56.a-3 ve 56/c.maddelerine muhalefet ettiği belirlenmiş olup, işlediği kural ihlallerinin kazanın oluşunda ana etken olduğunun değerlendirildiği, davacı ......Şti'nin maliki olduğu .... plakalı aracın dava dışı sürücüsü .....'ın normal seyir halinde iken trafiğe uyarak emniyetli bir şekilde yavaşladığı esnada arkadan gelen araç tarafından çarpıldığı belirlenmiş olup, kural ihlalinin ve kazaya etkenliğinin bulunmadığının değerlendirildiği, değer kaybı hususunda dosya üzerinde yapılan incelemelerde; davacının maliki olduğu davaya konu ... plakalı aracın,..... model, .... marka, .... tipi, dizel, otomatik,... silindir hacimli, ekspertiz raporunda kaza tarihinde 48.266 km.de bir otomobil olduğunun belirlendiği, hasarı tevsik edici tüm verilerin aynı içerikli olduğu belirlenmiş olup, davaya konu .... plakalı aracın 17.07.2020 tarihindeki kazada, kaporta hasarı olarak; bagaj kapağı, arka panel ve arka tamponun değiştirilip boyanması, havuz sacının onarılıp boyanması gerektiğinin belirlendiği, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin 14.01.2021 tarihli yazısında aracın hasar kaydının bulunmadığının belirtildiği, kaza tarihinden önceki hasarsız 2.el rayicinin 353.000,00TL, onarıldıktan sonraki 2.el rayicinin 302.000,00TL civarında olabileceği kanaatine varıldığı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının eki olan değer kaybı hesaplama formülasyonuna göre; 26.434,64TL değer kaybı hesaplandığı, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre; 353.000,00 TL- 302.000,00TL=51.000,00 TL değer kaybı meydana gelebileceği kanaatına varıldığının bildirildiği, ...davacı tarafından zararın meydana gelmesinden sonra davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu ve başvurusunun da kısmen karşılık bularak davacıya kısmi ödeme yapıldığı, zarardan davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında gerçek zarar miktarı ile sınırlı olarak ve poliçe limiti dahilinde olduğu, alınan rapora göre davacının aracında meydana gelen değer kaybı miktarının 51.000,00-TL olduğu, yargılamanın devamı sırasında ara karar ile hakimin kusur tespiti yapması ihsas-ı rey kapsamında olabileceğinden yargılama esnasında bu hususta bir ara karar kurulmadığı, kaza tespit tutanağı, taraf beyanları, eksper raporları ve bilirkişi incelemesinde yapılan tespitler dikkate alındığında, meydana gelen trafik kazasında davalının tam kusurlu olduğuna kanaat getirildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; DAVANIN KABULÜ İLE, 33.045,03-TL alacağın davalı ..... A.Ş. 23.045,03-TL’sinden sorumlu olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen alacağa davalı ..... A.Ş. yönünden sorumlu olduğu miktar olan 23.045,03-TL’ye 03/09/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, hükmedilen alacağa davalılar .....  ve ..... A.Ş. yönünden kaza tarihi olan 17/07/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>DAVALILAR ..... A.Ş. VE .... VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Delillerinin toplanmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, gerek cevap dilekçelerinde gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde belirttikleri üzere; arkadan çarpma halinin asli kusur olarak kabulünün, davacı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, başka bir anlatımla tali kusurlu da olamayacağı anlamına gelmeyeceğini, üstelik belirlenen kusur durum ve oranının, tüm deliller toplanmaksızın eksik inceleme ile belirlendiğini, dosya içerisinde tarafların kusurunu belirlemeye ilişkin esas alınan tek belgenin kaza akabinde davalılardan ..... ile dava dışı sürücü .... tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı olduğunu, bu tutanağın kusur tespitinde tek başına dikkate alınmasının mümkün olmadığını, diğer yandan makine mühendisi bilirkişi tarafından müvekkili .....'nin 52.maddesine ve 56.a-3 ve 56/c.maddelerine muhalefet ettiği şeklinde değerlendirme yapıldığını, ancak bu yorumun trafik ve/veya hukuk alanında uzman olmayan makine mühendisi bilirkişisi tarafından yapıldığını, bu hatalı yoruma dayanılarak düzenlenen bilirkişi raporunun da mahkemece hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda itiraz ettikleri kaza tespit tutanağının esas alındığının açık olduğunu, davalı müvekkili ......nin beyanı olarak tutanakta; ‘frene bastım, duramadım’ yazmasına rağmen raporda hangi somut veriye dayanılarak ‘fren tedbirine başvurmadan seyir hızı ile arkadan çarptığı anlaşılmaktadır’ dendiğini anlamanın da mümkün olmadığını, raporda, itiraz ve taleplerinin (doğrultu değiştirme manevralarının trafik kurallarına uygun olarak yapılmamasının ve/veya trafiğin en hızlı aktığı sol şeritten ani bir şekilde durma eyleminin de kazanın oluşunda ne derece etken olduğu) hiç değerlendirilmediğini, kaza oluş şeklinin tam olarak ortaya çıkarılabilmesi adına keşif yapılması, kazaya karışan taraflar ile görgü tanıklarının ifadelerinin alınması, güvenlik kamera kayıtlarının celbi gibi delillerin toplanması gerektiğini, buna karşın mahkemece bu deliller toplanmaksızın bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini, toplanmayan her delilinin mahkemenin kusur durum ve oranlarını belirlemede hataya düşmesine sebep olduğunu, belirlenen değer kaybı bedelinin fahiş ve hatalı olduğunu, rapora itiraz edilmişse de ne yazık ki bu itirazlarının da dikkate alınmadığını, kazanın 17.07.2020 tarihinde olup rapor tarihinin 06.06.2022 olduğunu, 2.el araç rayiçlerinin belirlenmesinde en önemli parametrenin internet araç ilanları olup raporun hazırlandığı tarihten neredeyse 2 yıl öncesinde gerçekleşen kaza nedeniyle 2 yıl öncesine dair ilan bulmanın imkansız olduğunu, davalı sigorta tarafından kazadan 1,5 ay kadar sonra aldırılan 04.09.2020 tarihli ekspertiz raporunda kazaya konu aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayicinin 340.000,00 TL olabileceğinin belirlendiğini, buna karşın hükme esas alınan raporda rayicin 353.000,00 TL olabileceğinin belirlendiğini, üstelik bu belirleme yapılırken ‘Son dönemde gerek döviz kurundaki gerekse ÜFE'deki artışlara paralel olarak araç rayiçlerinde büyük artışlar meydana gelmiş olup’ denmesine karşın, geriye dönük bu uyarlamanın, gerçek enflasyon, ekonomik ve döviz kuru değişimleri dikkate alınmadığından gerçekçi de olmadığını, şayet gerçekten enflasyon, ekonomik ve döviz kuru değişimleri dikkate alınmış olsaydı kazaya konu aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayicinin 340.000,00 TL'den dahi düşük belirlenmesi gerektiğini, 04.09.2020 tarihli raporda belirlenen değerle hükme esas alınan raporda belirlenen değer arasında 13.000,00 TL gibi bir fark bulunduğunu, aynı hususun kazaya konu aracın kaza sonrası hasarlı ikinci el piyasa rayici için belirlenen 302.000,00 TL değer için de geçerli olup bu belirlemenin de hatalı olduğunu, gerçekçi olmadığını, değer kaybı bedelinin tespiti için son derece önemli olan bu değerlerin fahiş/yanlış belirlenmesinin, değer kaybı bedelinin de fahiş/yanlış olmasına sebep olduğunu, zira araçta kaza nedeniyle yapılan tamirat/boyamalar son derece küçük işlemler olup önemli ve büyük bir parça değişiminin de bulunmadığını, hükme esas alınan raporda belirlenen 51.000,00 TL değer kaybının, ancak çok büyük kazalar nedeniyle ortaya çıkabilecek seviyede fahiş bir değer kaybı olduğunu, davalı sigorta tarafından ödenen bedelin günümüze uyarlanmamasının da hatalı olduğunu, değer kaybına karşılık davacı yana 10.09.2020 tarihinde 17.954,97 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme, 51.000,00 TL değer kaybı bedelinden mahsup edileceğinden, yapılan ödemenin günümüz tarihine uyarlanması gerektiğini,  belirlenecek bu bedelin mahsubu akabinde bakiye değer kaybının tespitinin şart olduğunu, uyarlanmamasının davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, ancak hükme esas alınan raporda buna dair hiçbir hesaplama yapılmadığını, itirazlarının da dikkate alınmadığını, davacı şirketin davalı sigortaya hitaben sunduğu 14.09.2020 tarihli dilekçede davacının; ‘Yapmış olduğumuz değer kaybı talebimiz 28.533,09-TL iken şirketinizce tarafımıza 17.954,00-TL'lik bir ödeme yapılmıştır’ demekle davaya konu kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybının -kesinlikle aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla- 28.533,09 TL olduğunun kabul edildiğini, ödeme dikkate alınarak 17.954,97 TL'nin en yüksek avans faizi esas alınarak güncellenmesi ile belirlenecek bedel hesaplandığı takdirde davacının bakiye değer kaybı alacağının kalmadığının anlaşılacağını, davacının bu açık kabulünü aşar şekildeki talebinin açıkça kötü niyetli olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkilleri aleyhine yargılama giderine hükmolunmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğun, davalı sigorta şirketinin 04.09.2020 tarihli değer kaybı hesaplaması raporu incelendiğinde değer kaybı bedelinin Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartlarının eki olan değer kaybı hesaplama formülü dikkate alınarak belirlendiğinin görüldüğünü, şayet davalı sigorta Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bir formülü değil de yerleşik Yargıtay uygulamasını dikkate alarak değer kaybı hesaplaması yapsaydı, davacının değer kaybı tazminatı isteminin karşılanmış olacağını ve bu davanın ikame edilmemiş olacak olduğunu, diğer davalı sigortanın kusurunun neticeleri davalı müvekkillerine yüklenemeyeceğinden bu hususun da mahkemece dikkate alınması talep edilmişse de bu hatanın neticelerinin müvekkillerine de yansıtıldığını, işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davalı sigorta olup davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davalı müvekkilleri aleyhine yargılama giderine hükmolunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DAVALI ...... A.Ş. VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Kararın eksik, hatalı bilirkişi incelemesi, hatalı kusur oranı ve tenziline dayalı olup, teminat limitleri de dikkate alınmadan kurulduğunu, müvekkili şirket tarafından hasar dosyası kapsamında 26/10/2020 tarihinde .....A.Ş'ye rücuen 19.645,03 TL, değer kaybına ilişkin olarak ise 10/09/2020 tarihinde 17.954,97 TL olmak üzere toplamda 37.600,00 TL ödeme yapıldığını,  eksik hesaplama suretiyle hüküm kurulduğunu, 17/07/2020 kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limitleri 41.000,00 TL olup bakiye tazminat miktarını kabul etmemekle birlikte kalan teminat limitinin 3.400,00 TL olduğunu, müvekkili şirket aleyhine 23.045,03 TL olarak kurulan hükmün bu nedenle hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna ilişkin tespitin detaylı bir şekilde inceleme yapılmaksızın belirlendiğini, kusur oranları açısından en doğru ve geçerli tespitin hem Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınacak raporla yapılmasının zorunluluk arz ettiğini, kusur tenzili de gerçekleştirilmeden hüküm kurulduğunu, Adli Tıp Kurumu Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişi heyeti marifetiyle ifade tutanakları, ceza dosyası vb. belgeler üzerinde detaylı inceleme yapılarak kusur tespitinin yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunun aşikar olduğunu, kazanın meydana gelmesine etki edecek trafik işaret ve lambalarından, yolun yapısından ve trafik güvenliğini tehlikeye atacak derecede görüşü engelleyecek bir hususun bulunup bulunmadığının ayrıca belirlenmesi gerektiğini, davaya esas trafik kazasının gece vakti meydana gelmiş olmasına karşın kazaya karışan araç sürücülerinin alkol durumlarının tespit edilmemesinin müvekkili şirket açısından büyük önem arz ettiğini, alkol şüphesinin aydınlatılması gerektiğini, söz konusu incelemeler yapılmadan davanın esasına ilişkin karar verilmemesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla değer kaybı hesaplamasının zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlar ekinde yer alan formüle göre yapılması gerektiğini, hesaplama yapıldığında herhangi bir değer kaybı meydana gelmediğinin görüleceğini, aracın daha önce herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı, aracın km'si ve kullanım amacı, aracın hasar gören parçalarının neler olduğu ve bunların değer kaybına neden olup olmayacağı, teminat kapsamı dışında kalan hallerin değerlendirilmesi gerekmekte olup, değerlendirmeye alınmasını talep ettiklerini, araçta oluşan değer kaybı tazminatının Borçlar Kanunu hükümleri esas alınarak yapılmasının kabul edilemez olduğunu, Anayasa Mahkemesi’nin 17.7.2020 tarihli ve 2019/40 Esas-2020/40 Karar sayılı kararı ile KTK’de yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verildiğini, ancak işbu dosyada ilgili kararın uygulama alanı bulamayacağını, genel şartların poliçeden doğan işbu uyuşmazlıkta uygulanması gerekeceğinden, bilirkişi tarafından tespit edilen rayiç değer fahiş ve dayanaksız olup kabulünün mümkün olmadığını, genel şartlar ekinde yer alan formüle göre yapılması gerektiğini bir kez daha yenileseler de piyasa rayicine göre de yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, şöyle ki; aracın kaza tarihindeki rayiç değeri belirlenen bedelin çok daha azı olduğunu, rayiç değerin raporda yer verilen ilanlardan yüksek değerlere yakın takdir edildiğini, bilirkişinin takdirinin denetime elverişsiz olup söz konusu raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, işbu sebeple temerrüt tarihi itibariyle avans faizi talep edilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili şirketin başvuru tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle karşı yan sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısından bakiye değer kaybı bedelinin tazmini istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve diğer davalılar ..... ve .....A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı şirkete ait aracın trafikte seyir halinde iken, davalı taraf aracının arkadan çarpmasıyla meydana gelen kazada hasara ve değer kaybına uğradığı, davacı tarafça açılan işbu davada; davalı tarafın araç hasarını ve kısmen de değer kaybını tazmin ettiği, ancak bakiye değer kaybı bedelinin ödenmediği gerekçesiyle bakiye değer kaybı bedelinin talep edilmekte olduğu anlaşılmaktadır.<br>2-Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı taraf sürücüsünün hızını ayarlayamayarak, takip mesafesini koruyamayarak ve etkin fren tedbirini uygulayamayarak arkadan çarpmak suretiyle tam etken olduğunun ve davacı taraf sürücüsünün ise kazaya etken bir kural ihlalinin bulunmadığının belirlendiği, sözkonusu raporun kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olup, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı tarafça aksi yönde somut bir delilin de sunulamamış olduğu görülmekle, davalı tarafın kusura yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>3-Faize ilişkin yapılan değerlendirmede; davalı sigorta şirketi bakımından başvuru tarihinden (18.08.2020) itibaren 8 işgünü hesabı ile temerrüt tarihine (03.09.2020) hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığından bu itirazın reddi gerekmiş, avans faizine hükmedilebilecek işbu davada davacı tarafça faiz türüne yönelik istinafa gelinmediği görüldüğünden, istinafa gelenler aleyhine kaldırma yapılamayacağından bu hususa girilmemiştir.<br>4-Sigorta şirketi tarafından yapılmış ödemelerin işbu maddi hasara dayalı davada güncellenerek mahsubu sözkonusu olamayacağından bu itirazın reddi gerekmiş, yine zarardan müteselsil sorumluluğu bulunan davalı sürücü ve işletenin davanın açılmasına sigorta şirketinin sebebiyet verdiğine ve yargılama giderlerinden kendilerinin sorumlu olmadıklarına dair itirazının da kabulü mümkün görülmemiştir.<br>5-Bununla birlikte sigorta şirketinin teminat limitine dair istinaf itirazları bakımından dosya kapsamında eksik inceleme yapılmış olması nedeniyle bu itirazın kabulü ile mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Zira, davacı tarafça da dava dilekçesinde açıkça aracının hasarının karşılandığı beyan edildiği halde, mahkemece bu hasar tazminine dair ödeme dekontları her iki taraftan da sorulup belgeleriyle netleştirilmek suretiyle poliçe limitinin bakiye tutarının ihtilafa yer bırakılmaksızın belirlenmesi gerekirken, bu hususun eksik bırakıldığı anlaşılmaktadır. Burada, davacı tarafın, davalı sigorta şirketine başvurusunda belirttiği 28.533,09-TL'lik değer kaybı miktarı bakımından talebini sınırlamadığının kabulü de gerekmektedir. Zira aynı dilekçede davacının fazlaya dair haklarını açıkça saklı tuttuğunu özellikle belirttiği görülmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş; davacıya sigorta şirketince ödenmiş toplam tutarın (hasar ve değer kaybı toplamı) belirlenerek, davalı sigorta şirketi bakımından kurulan hükümde bakiye poliçe teminat limitini gözeterek hüküm tesis edilmesinden ibarettir. <br>6-Davalı tarafların aracın kazadan önceki rayiç değeri ve kaza sonrasında tamir gördükten sonraki rayiç değeri arasındaki fark tutarına yönelik istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; sözkonusu değer kaybı tutarının Yargıtay içtihatları uyarınca belirlenmesinde bir isabetsizlik olmayıp, bu kapsamda genel şartlar ekindeki formüle göre hesaplanmasına dair itiraz yerinde değil ise de, davacı aracının kaza öncesi ve sonrası rayiç değerinde esas alınan tutarlara dair itirazlar yerinde görülmüştür. Şöyle ki, dava dosyasında kaza tarihinden yakın zaman sonra alınan ekspertiz raporunda aracın kaza öncesi rayiç değerinin 340.000-TL olarak belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan raporda ise bu tutarın 353.000-TL olarak esas alındığı, oluşan bu çelişki davalı tarafın itirazlarına rağmen giderilmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın alınan bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edildiği görülmekle, yapılması gereken iş; oluşan bu çelişkinin giderilmesi ve eksper raporunda bahsedilen \"ekteki araç ilan kayıtları\" nın da istenip dosyaya kazandırılması, bu suretle farklı bir makine mühendisi/otomotiv bilirkişiden çelişkiyi giderecek şekilde ve taraf itirazlarını karşılayacak şekilde \"kaza tarihi\" gözetilerek rayiç değerler belirlenip tazminat hesabı yapılması suretiyle rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;  davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar .... ile ... . ve ....A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ...ile ...A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/585 Esas - 2022/694 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalılar ...ile ...A.Ş vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ AYRI AYRI REDDİNE, <br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a-Davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan 393,57 TL istinaf karar harcının istek halinde davalı sigorta şirketine iadesine,<br>b-Davalılar ...ve ...A.Ş tarafından yatırılan 564,33 TL istinaf karar harcının istek halinde davalılar ...ve ...A.Ş'ye iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davalı sigorta şirketi ve davalılar ...ile ...A.Ş tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  16/07/2025<br><br>\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e820bb02365b588","SID":"a6dcdf59562f6c48"}}