{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1123 <br>KARAR NO\t: 2025/1381<br>KARAR TARİHİ\t: 25/08/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/05/2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/469 Esas  <br>DAVANIN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/08/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/08/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>            Davacı vekili talep dilekçesinde özetle: davalı tarafından müvekkil aleyhine haksız şekilde icra takibi başlattığını, mahkememizce söz konusu çekler yönelik zayi davasında tedbir kararının devam ettiğini, anılan çeklerin icraya konulması riskinin bulunduğunu, müvekkilin davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2024/118175 sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.<br>Mahkemece, 23/05/2025 tarihli ara kararla, \"dava,çek istirdatına ilişkindir. Davacı çeki kaybettiğinden bahisle önce zayi davası açmış, ardından çekin ibraz edilmesi üzerine çek istirdatı davası açmıştır.<br>Talep HMK 389.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinden ibarettir.<br>6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde \"Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu  olup  da, hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenleme uyarınca rıza hilafına elden çıktığı ileri sürülen çekin istirdatına karar verilebilmesi için davacının dava konusu yaptığı çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gereklidir. Bu durum karşısında davada ispat yükü çekin istirdatınakarar verilmesini talep eden davacıya ait olup, aksinin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırır.<br> İhtiyati Tedbir HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak, imkansız hale gelecek ya da ciddi zararlar oluşacağından endişe edilmesi halinde dava konusu üzerine ihtiyati tedbir konulabilir. Çekişmesiz yargı işlerinde de aynı hüküm uygulanır.<br>Yapılan bu açıklamalar karşısında somut olay ele alındığında; bu itibarla kötü niyet iddiasının yargılamayı gerektirdiği ancak telafisi güç zararların meydana gelme ihtimaline binaen çoğun içinde azda vardır kuralı gereği  takibin durdurulması ve  icra dosyasındaki hacizlerin kaldırılması talebinin reddi ile alacağın %20'si i oranında teminat karşılığında icra veznesine giren paranın  alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir uygulanması yönünde aşağıdaki hüküm kurulmuştur\" gerekçesiyle,<br>\"1-Davacı vekilinin takibin durdurulması ve  icra dosyasındakidosyasındaki hacizlerin kaldırılması TALEBİNİN REDDİNE, <br>2-Alacağın %20'si oranında teminat karşılığında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine, teminat yatırıldığında ilgili icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Davacı ...vekilince istinaf dilekçesinde özetle; 23/05/2025 tarihli talep dilekçelerinde çeke yönelik yetkili hamil tespiti yapılmadan, zayi olması nedeniyle müvekkilinin zayi davası açmışken kötü niyetli şekilde kendisine karşı icra takibi açıldığını, zayi davasına bağlı şekilde çekin istirdadı davasının ikame edildiğini, tedbir bakımından dava konusu çeke yönelik bankalar kanalı ile ödeme yasığı konması tedbirinin devam ettirildiğini, ancak bu tedbir haricinde müvekkiline karşı açılan icra dosyasında herhangi bir tedbir konulmadığını, çeke yönelik yetkili hamil bakımından kesin tespitler yapılmadan icra dosyasındaki borç nedeniyle ticaretle uğraşan müvekkilinin her an bu borcu ödemek zorunda kalma şeklinde bir icra tehdidi durumunun ortaya çıktığını, mahkemece takibin durdurulması taleplerinin reddedildiğini, oysa amaçlarının söz konusu icra dosyasında çekten kaynaklı olarak borçlu görünen müvekkilinin aslında alacaklı davalı ...karşı borçlu olmadığının tespiti ile o borçlu olmadığı miktarın müvekkilinden alınmamasının sağlanması olduğunu, takibin durdurulması yerine mevcut tahsil edilecek paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde bir tedbir hükmünün müvekkilini oluşabilecek olası zararlardan korumadığını, müvekkilinin uzun süre önce kaybettiği hakkında çek zayi davası ikame ettiği bir çeke yönelik herhangi bir ödeme yapmasının hakkaniyet ilkelerine ters düşeceğini, HMK'nun 389 maddesine göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabileceğini, ticaretle uğraşan birinin banka hesaplarının bloke durumuna gelmesi ile açıkça ciddi bir zararın doğacağını, icra takibinin durdurulması şeklindeki ihtiyati tedbir talepleri bakımından şartların sağlandığını, Yargıtay kararlarında da çek istirdadı dosyalarının kendi içinde münhasır kurallar barındırması nedeniyle takibin durdurulması şeklinde bir tedbir kararına hükmedildiğinin görüleceğini, müvekkilinin davalıya bir borcu bulunmadığını ve çekin yetkili hamilinin tespitinin yapılması için çek istirdadı davası ikame edildiğini beyanla takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELLİLER VE GEREKÇE :<br>Talep, çek istirdadı davası içinde HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince,  Davacı  vekilinin takibin durdurulması ve  icra dosyasındaki hacizlerin kaldırılması talebinin reddi kararına karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>HMK' nın 389. maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. \"şeklindedir. <br>Aynı yasanın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. <br>Dairemizin 2024/1460 Esas  sayılı dosyasında, taraflar arasında görülen çek iptali davasında dava konusu çekin uyuşmazlık konusu olduğu, çek iptali davasında da teminat karşılığı ödeme yasağı kararı verildiği, teminatın davacı tarafça yatırılmış olduğu, TTK nın 758/2 maddesinin aksi yorumundan dilekçe sahibinin verilen süre içerisinde istirdat davasını  açması halinde ödeme yasağının devam edeceği sonucuna ulaşıldığı, (Yargıtay 11. HD nin 2010/14168 esas, 2012/4334 karar sayılı ilamının  da aynı doğrultuda olduğu) dolayısıyla mahkemece ödeme yasağı kararının devamına ve ihtiyati tedbire  karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.\" gerekçesiyle 6590067 seri numaralı 75.000,00 TL bedelli çekle ilgili ödeme yasağı kararının aynen devamına karar verilmiş olup HMK'nın 397/2. maddesi gereğince bu tedbir kararının etkisi aksi belirtilmediğinden nihai kararın  kesinleşmesine karar devam edecektir.<br> İstinafa sadece davacı vekili gelmekle, takipten önce açılan zayi nedeniyle iptal davasının varlığını öne sürerek takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Çek istirdadı davasında İİK'nın 72. maddesinin uygulanma yeri yoktur.  HMK'nın 389. kapsamında değerlendirme yapmak gerekli olup bu durumda, zaten  icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş olmakla tedbirin niteliğini genişletecek mahiyette olan takibin durdurulması şeklindeki tedbir kararının verilmesini gerektirecek nitelikte  dava dilekçesi ekindeki delillere göre de yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden ve değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararının değiştirilmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı kanaatine varılmış ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>Sonuç olarak, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan, yerel mahkeme kararına karşı yerinde olmayan istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2024/469 Esas sayılı  ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin olarak verilen 23/05/2025 tarihli  ARA KARARININ, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 25/08/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d3169aa86438ff8","SID":"607c02b584efd05f"}}