{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/572 - 2025/717<br>                      T.C.<br>                 ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t            (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t\t            (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca \t\t\t\t            Başvurunun Esastan Reddine)<br><br>ESAS NO\t: 2025/572 <br>KARAR NO\t: 2025/717<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/02/2025<br>NUMARASI\t: 2023/351 Esas -  2025/91 Karar<br><br><br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 11/09/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ    \t: 11/09/2025<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>\tİDDİA\t\t\t\t: <br>\tDavacı vekili; müvekkilinin davalıya ait “...” adresindeki işyerindeki Arge kompenant Atölyesi ve Lojistik Alanlarında “240 <br>metrekare poliüretan bazlı beton kaplama, 540 metrekare kompenant PÜ beton kaplama” işini <br>ihale ile üstlendiğini, üretici firma olan müvekkili Şirketin, işin uygulamasını bu dalda uzman olan <br>...’in ... firmasına yaptırmak için anlaştığını,  uygulamayı yapan firmaya işin yapımı sırasında davalı Şirket çalışanlarınca sürekli engel <br>ve zorluk çıkarıldığını, ilim ve tekniğe uygun olarak işe devam ederken ve işin 1/3’ünden fazlası <br>bitirilmiş iken, işe devam etmemesinin istendiği ve devamında da sözleşmenin feshedildiğinin <br>ihtar edildiğini,  <br>sözleşme ile üstlenilen ve uygulama firmasına yaptırılan, zeminde fiilen mevcut ve davalı <br>tarafından kullanılan işin miktarı, sözleşmeye aykırı ve ayıplı olup olmadığı, fiilen kullanılıp <br>kullanılmadığı ve yapılmış olan işin parasal değerinin tespit edilmesi için  Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/103 Değişik iş sayılı dosyası kapsamında <br>düzenlenen 16.10.2020 tarihli Raporda; işyeri yetkililerince bu yerin yaklaşık 2 aydır <br>kullanılmakta olduğu, kullanım nedeniyle oluşan küçük çaplı hasarlar bir yana yapılan işin ilim ve <br>tekniğe uygun olduğu, yapılan 240 metrekare alandaki poliüretan bazlı kaplama işinin bedelinin <br>sözleşmedeki fiyatla tutarının 5.280 Euro + KDV olduğu,  taraflar arasındaki Sözleşmede ihale ile üstlenilen işin bedelinin, işin tamamlanması <br>sonrası düzenlenecek fatura karşılığı ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak işin tamamlanmasına <br>fırsat tanınmayarak bıraktırılması nedeniyle o ana kadar yapılan, zeminde mevcut ve fiilen <br>kullandıkları kaplama için hiçbir ödeme yapmadıklarını, tespit raporunda belirlenen tutarın TL <br>karşılığı olan 58.108,40 TL’nin ödenmesi için keşide edilen ihtarnameye gönderilen cevabi <br>ihtarnamede ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, davalının sözleşmeye uygun ifa edilmediği <br>yönündeki beyanının yerinde olmadığını ileri sürerek, 58.108,40 TL alacaklarının temerrüt tarihi olan 27.10.2020 tarihinden itibaren reeskont <br>avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, ayrıca 1.369,60 TL tespit <br>giderinin de davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  :<br>\tDavalı vekili; davacının, işe geç başladığını, nitelik ve nicelik anlamında yetersiz işçi ve <br>malzeme ile işi yürütmeye çalıştığını, sürekli olarak özensiz ve basiretli tacirlik ile bağdaşmayan <br>davranışlarda bulunduğu ve nihayetinde, işin tamamladığı kısmını sözleşme şartlarına aykırı ve <br>kendisinden beklenen faydayı sağlamayan, aksine iş akışına ve iş güvenliğine zarar veren şekilde <br>yerine getirdiği, bu nedenle müvekkili şirket tarafından yapılan işin kabul edilmediğini, sözleşme <br>gereği davacı tarafından uygulama yapılacak olan ikinci alanda davacıya uygulama <br>yaptırılmasından vazgeçildiğini, sözleşmenin 27.08.2020 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, yapılan işin bütünüyle sözleşme ve şartname hükümlerine  aykırı olduğunu, yaklaşık 6 aydır kullanılan zeminin, parça parça dökülmeye başladığı için müvekkili <br>tarafından tamir ettirildiğini, davacının, bizzat yürütmek üzere aldığı işi, sözleşmenin 15. maddesine aykırı şekilde, <br>müvekkilinden onay almaksızın taşerona devrettiğini, bizzat ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini,  <br>davacı yanca iş sözleşmeye uygun yapılmadığından ve giderilmesi talep edilen ayıp ve <br>eksiklikler giderilmediğinden, müvekkili tarafından kesin kabulün yapılmadığını, sözleşme <br>uyarınca işin düzeltilmesi için yapılmakta olan masraflar ve ileride işin yenilenmesi için <br>yapılacak masrafların davacıdan talep edileceğini,   davacı yanın  kur hesaplaması ve faiz talebine itiraz ettiklerini, borcun muaccel olmadığını, bedel alacağının muaccel olması için mutlaka eserin bütün kısımlarıyla sözleşmeye uygun ve <br>ayıpsız olarak tesliminin gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesin istemiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t       : <br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; \"Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. <br>\tMahkememizin 18/04/2022 tarih,2020/642 Esas, 2022/258 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine, karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2023 gün ve2022/693 Esas 2023/557 Karar sayılı kararı ile \"…Mahkemece tespit dosyasının onaylı bir sureti dosya içerisine alındıktan sonra, eser <br>sözleşmeleri konusunda uzman bir bilirkişi ile, inşaat mühendisi bir bilirkişiden <br>oluşturulacak heyetten tespit dosyası içerisindeki bulunduğu iddia edilen fotoğraflarda <br>incelenip değerlendirilmek sureti ile, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderildiği <br>uzlaştırıcı bir bilirkişi raporu alınmalı, bu kapsamda, yargılama aşamasında alınan bilirkişi <br>heyeti raporunda belirtilen yırtık ve hasarların kullanım sonucu oluşup oluşmadığı, imalat <br>hatası bulunup bulunmadığı, davacının ürettiği iş kısmının davalı tarafından kullanılmasının <br>mümkün olup olmadığı, üretilen iş kısmında davalı iş sahibinin kabule icbar edilemeyeceği <br>derecede ayıplar bulunup bulunmadığı hususları ortaya çıkarılmalı, davacının ürettiği iş <br>kısmının davalı tarafça kullanılmasının mümkün olduğu sonucuna varılması halinde götürü <br>bedelli sözleşmelerde iş bedeli hesabı ile ilgili Yargıtay uygulaması çerçevesinde bu iş kısmı <br>fiziki oran yöntemi ile, belirlenerek, davacının hak ettiği iş bedeli hesaplatılmalı, davacının <br>ürettiği iş kısmında davalının kabule icbar edilemeyeceği derecede imalat hataları <br>bulunduğunun tespit edilmesi halinde ise, şimdiki olduğu gibi davanın reddine karar <br>verilmelidir…”  gerekçeleriyle kaldırılmıştır. <br>\tKaldırma kararı üzerine dosya mahkememizin yukarıda yazılı esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.\t <br>\tDavacı şirket, davalı ile yapılan sözleşmeye konu işin 1/3 ünden fazlası sözleşmeye <br>uygun ve ayıpsız  olarak tamamlandıktan sonra davalının sözleşmeyi fesih ettiğini, Ankara <br>10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/103D. İş sayılı dosyasında alınan tespit raporunda <br>müvekkilin alacağının 6.230,40-€ olarak tespit edildiğini, davalıya gönderilen ihtarname <br>ile de bu alacağın Türk parası karşılığı olan  58.108,40-TL’nin 3 gün içinde ödenmesinin <br>istendiği,  fakat davalı tarafından ödeme yapılmadığını belirterek 58.108,40-TL’nin <br>davalıdan 27.10.20520 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ve <br>1.396,60-TL tespit giderinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.  <br>\tDavalı şirket ise, davacının 01.06.2020 tarihli sözleşme şartlarına aykırı <br>davrandığını, keşif tarihi itibariyle 2 aydır kullanılan zeminin açılmaya ve <br>temizlenmeyecek şekilde kararmaya başladığını, zeminde hava kabarcıkları oluştuğunu, <br>sökülmeler olduğunu ve tamir edildiğini, işin ayıplı ifa edildiğini, bu ayıplı imalat <br>edeniyle bozulan yüzeyin iş kazalarına ve işin durmasına neden olacağını, ayrıca <br>davacının sözleşmeye aykırı olarak onayı olmadan işi  alt yükleniciye yaptırdığını, bu <br>edenle sözleşmeye konu ikinci alandaki işin davacıya yaptırılmasından vazgeçilerek <br>sözleşmenin 27.08.2020 tarihinde fesih edildiğini, davacı tarafından eksik ve ayıplar <br>giderilmediğinden işin kabulünün yapılmadığını, davacının kur ve faiz hesaplamasına borç <br>muaccel olmadığından itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.  <br>\tDosya içerisinde toplanan tüm deliller, bilirkişi raporu,  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2023 gün ve2022/693 Esas 2023/557 Karar sayılı kaldırma kararı ve tüm dosya içeriğine göre; eldeki davada, davacı yüklenici ile  davalı iş sahibi arasında, davacıya ait Ankara fabrikasının <br>240m² poliüretan beton (m² 22-€)  ve  540m² arge kompenant beton(m² 22-€)  içinin  <br>malzeme ve işçilik dahil olarak 17.160,00 Euro +KDV bedelle  yapılması için 01.06.2020 <br>tarihinde götürü bedel  sözleşme düzenlendiği,  davacı yüklenicinin  240m² poliüretan <br>beton işini tamamladığı, ancak  davalı iş sahibinin, işin tamamlanan kısmının ayıplı ve <br>sözleşme aykırı ifa edildiğini gerekçesi ile sözleşmeyi  28.08.2020 tarihinde  fesih ettiği, davacı yüklenicinin, Yargıtay’ın yerleşik kararları gereğince, sözleşmenin feshinde kusuru olsa da, fesih tarihine kadar davalı iş sahibinin <br>yararına yaptığı sözleşme ve şartnameye uygun olan imalatların bedelini sebepsiz <br>zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceği, hüküm kurmaya  denetime elverişli kabul edilen bilirkişi raporu ile de tasep edildiği üzere,   davacı yüklenicinin tamamladığı işte; <br> Koridor kısmındaki poliüretan bazlı beton kaplama alanında;  yırtılmalar olduğu,  <br>malzemenin yapıştırıldığı yüzeyden kalktığı, parçalandığı ve ciddi boyutta hasar gördüğü, <br>bu nedenle  zeminde bozulmalar olduğu, ayrıca pürüzsüz olması gereken yüzeyde   <br>tekerlek izlerinin bulunduğu, <br>- 12x12 metrekarelik alanda ise; malzemenin renginin değiştiği ve kararmalar  olduğu,  bu ayıpların kullanımından kaynaklı olamayacağı, işin yapımı <br>sırasında zeminin iyi hazırlanmaması astarın doğru uygulanmamasından dolayı  <br>imalat hatasından kaynaklı olduğu, kaplama işinin sözleşmeye ve sözleşmenin eki Teknik Şartnameye <br>açıkça aykırı olarak  ayıplı ifa edildiği,  davalı iş sahibinin bu ayıplı imalatı kabule <br>zorlanamayacağı, hatalı imalatın yeniden yapılması gerektiği, davalı <br>iş sahibinin, tespit raporu ile,  ayıplı bu imalatı 2020 yılı Ağustos <br>ayından kullanmaya başladığı,  08.10.2020 tarihinde ve yaklaşık 7 ay sonra 28.06.2021 <br>tarihinde yapılan keşifte de halen kullanmaya devam ettiği,  dosyada yapılan işin sökülüp <br>yeniden yaptırıldığına ilişkinde belge de bulunmadığı, davalı iş <br>sahibinin  bu ayıplı imalatı kabule zorlanamayacağı, davalının <br>imalatta oluşan ayıpları bölgesel olarak tamir ettirerek kullanmaya devam ettiği  ve <br>ayıplıda olsa da imalattan fayda sağladığı, Türk Borçlar Kanunun 475/I-2 maddesi uyarınca bedel <br>indirim talep edebileceği;  gözetilerek sözleşmeye  aykırı olarak yapılan ayıplı imalatların niteliği ve <br>miktarı dikkate alındığın da davacının işin 240m² lik kısmını % 60 oranında tamamladığı,  bu <br>nedenle  davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden talep edebileceği imalat bedelinin  <br>3.168,00-€ +KDV olduğunun tespit edildiği, davacı yüklenicinin alacağının sözleşmenin feshi ile 28.08.2020 tarihinde  <br>muaccel hale geldiği,  davacının, davalıdan talep edebileceği imalat bedelinin KDV <br>dahil  32.542,87-TL olduğu,  davacı yüklenicinin 21.10.2020 tarihli ihtarda alacağının tebliğden <br>itibaren 3 gün içinde ödenmesini ihtar ettiği, ihtarnamenin davalıya 23.10.2020 tarihinde <br>tebliğ edildiği, bu durumda davalının 27.10.2020 tarihinde temerrüde düştüğü\" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 32.542,87 TL 'nin davalının temerrüte düştüğü  tarih olan 27/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafından üstlenilen 240 m² poliüretan bazlı beton kaplama işi sözleşmeye, teknik şartnameye ve fen kurallarına aykırı şekilde ayıplı olarak ifa edildiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen ayıplar arasında kaplama yüzeyinin zeminden kalkması, parçalanmalar, renk değişimleri, kararmalar, dalgalanmalar ve pürüzsüz olması gereken zeminde tekerlek izlerinin bulunduğunu, bu bozulmaların tamamının kullanım kaynaklı değil, bizzat uygulama hatasından ve işin gereği gibi ifa edilmemesinden ileri geldiğinin tespit edildiğini, bu durumun yapılan işin imalat hatası içerdiğini ve teslim edilen kısmın iş sahibince kabulünün mümkün olmadığını ortaya koyduğunu, müvekkilinin kabule zorlanamayacağını, iş sahibi tarafından kabul edilmeyen bu ayıplı imalatın, sırf işin yapıldığı alanın geçici olarak kullanılmış olması nedeniyle “fayda sağlandığı” kabulüyle değerlendirilmesi ve bu varsayıma dayanarak yüklenici lehine bedel tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, üretim tesisinin faaliyetlerinin kesintisiz yürütülmesi zorunluluğu karşısında, ayıplı da olsa yapılan işin geçici olarak kullanılmış olması, iş sahibini bu ayıplı eseri kabul etmiş veya bu eserden yararlanmış saymaya yeterli olmadığını, kullanımın işin sözleşmeye uygun şekilde ifa edildiği anlamına gelmeyeceği gibi, iş sahibinin yükleniciye bedel ödeme borcunu da doğurmayacağını, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda, söz konusu işin %60 oranında tamamlandığı yönünde bir değerlendirme yapılmışsa da, bu oranın somut ve ölçülebilir teknik verilerle desteklenmediğini, soyut bir varsayım düzeyinde bırakıldığını, oysa götürü bedel esasına dayanan eser sözleşmelerinde, işin hangi kısmının ne oranda tamamlandığı hususu, özellikle ayıplı ve sözleşmeye aykırı imalat söz konusuysa, son derece hassas bir şekilde ölçülmesi gerektiğini, raporda, işin hangi alanlarında ne tür ayıpların bulunduğu, bu ayıpların oranının işin bütününe etkisi, ne kadarının iş sahibinin kullanımına elverişli olduğu gibi temel sorulara yanıt verilmediğini, yalnızca poliüretan kaplamanın uygulandığı alanın yüzölçümü baz alınarak yüzeysel bir “tamamlanma oranı” tahmininde bulunularak rapor tanzim edildiğini, sözleşmenin esaslı hükümlerine aykırı davranan ve işini usulüne uygun biçimde ifa etmeyen, işi ayıplı olarak ifa eden yükleniciye ödeme yapma yükümlülüğünün doğmayacağını, TBK. 112. maddesi uyarınca, bir edimin borçlu tarafından gereği gibi ifa edilmemesi durumunda, alacaklı temerrüde düşmeyeceği, aksine borcunu gereği gibi yerine getirmeyen tarafın temerrüde düşeceği yönünde hüküm bulunduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE    : <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin  Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda yaptığı vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 2.223,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 555,75 + 59,65 toplamı 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.607,60 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\t5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>Başkan <br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Katip <br> E-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88512f8299a89bea","SID":"057d1583737e0132"}}