{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> .<br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/295 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1260<br>KARAR TARİHİ\t: 01/07/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/12/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/832 Esas 2024/897 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/07/2025<br><br>Davalı tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin iş elbiseleri, iş ayakkabıları ve kişisel koruyucu donanım ürünleri alanında ithalat ve ihracatla iştigal eden bir firma olduğunu, davacı tarafından verilen sipariş üzerine davalıya bir kısım iş elbisesi sattığını, yapılan bu satışların toplam bedelinin 138.483,68-TL olduğunu, davalı tarafından müvekkiline satılan iş pantolonlarında renk atması (solma) şikayeti bulunduğu iddiasıyla bu pantolonların bedellerini müvekkiline ödenmediğini, davacının davalı tarafın iddiası / şikayeti üzerine anılan pantolonlar üzerinde bağımsız laboratuvara test yaptırdığını, yapılan testler neticesinde anılan pantolonlarda bir ayıp olmadığını, pantolonların gerekli standartları sağladığının tespit edildiğini, bunun üzerine davalı taraftan bakiye borcunu ödemesi talep edildiyse de yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamadığını, davalı tarafla cari hesap alacağının ödenmesi için yapılan görüşmelerin sonuç vermemesi üzerine davalı aleyhine Seferihisar İcra Müdürlüğü' nün 2023/1062 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğinden bahisle davalının Seferihisar İcra Müdürlüğü'nün 2023/1062 E. sayılı icra takip dosyasına olan itirazının iptali ile takibin devamına, borçlu aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> Davalı   vekili tarafından sunulan  cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin daha önceden davacı şirketten iş kıyafeti satın alması ve herhangi bir sorun yaşamaması nedeniyle davacı tarafla tekrar bir alım/satım gerçekleştirdiğini, dava konusu faturalarda da açıkça görüldüğü üzere davacı taraftan ... Pike t-shirt, Pro likralı iş pantolonu, ayakkabı satın alındığı  ve iş bu siparişlerden üniformaların davacı tarafından müvekkiline 29.05.2023 tarihinde teslim edildiğini, pantolonu da içeren üniformaların 30.05.2023 tarihinde çalışanlara dağıtıldığını, kullanılmaya başlanmasının akabinde henüz 10 gün geçtikten sonra, satın alınan pantolonlar konusunda müvekkilin çalışanlarından renk solması şikayeti gelmeye başladığını, müvekkilinin şikayetler nedeniyle gerekli incelemeleri yaptığını, çalışanlarına ürünlerin kullanım talimatıyla ilgili bilgi vermiş olduğundan bunun kontrolünü de sağladığını, ürünlerin kullanımdan değil de üretimden kaynaklanan nedenlerle ayıplı olması nedeniyle davacı şirkete 15.06.2023 tarihinde bildirimde bulunduklarını, pantolonları iade edeceğini ve ayıplı olmaları nedeniyle ödeme de yapmayacağını bildirdiğini, ancak davacı taraf ürünlerin üretimden değil kullanımdan kaynaklı nedenlerle renklerinin solduğunu müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin davacı taraftan sadece pantolon değil, kıyafet olarak ayrıca t-shirt de satın aldığını, kullanımdan kaynaklanan bir renk solması olsa da bunun t-shirtlerde de olacağını, ayıplı olan pantolonlardan sadece birkaç tanesinde değil, neredeyse tamamında renk solması olduğunu, kullanımdan kaynaklı hatanın tüm çalışanlar tarafından yapıldığının kabul edilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunundan bahisle davanın reddine,  davacı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"...Dava; alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının talep edildiği itirazın iptali  istemine ilişkindir. <br>Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır.<br> Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.<br>Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.<br>Yargıtay 11.H.D.' nin 06/03/2018 Tarih ve 2016/11515 E-2018/1718 K sayılı kararında da vurgulandığı gibi,  TTK'nin 12. Maddesine göre \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükmü yer almaktadır.<br>TTK'nun  11. maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın  15. maddesinde  de \"İster  gezici  olsun  ister  bir dükkânda veya bir  sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. <br>\"5362  sayılı  Esnaf  ve  Sanatkarlar  Meslek   Kuruluşları   Kanun'unun  3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. \" (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25/09/2019 tarih 2019/3674 Esas 2019/7113 Karar sayılı ilamı) 6502 sayılı ve 07/11/2013 tarihli Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun  3/ı) maddesine göre ise; Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Aynı maddenin k) fıkrasına göre; Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,l) maddesine göre de  Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ifade etmektedir. Aynı yasanın 73- (1) maddesine göre ise,  tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir, düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda,  davacı tarafından verilen sipariş üzerine davalıya bir kısım iş elbisesi satıldığı, davalı tarafından davacıya satılan iş pantolonlarında renk atması (solma) şikayeti bulunduğu iddiasıyla ödenmeyen bedelin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali için dava ikame edildiği   davacı ile davalı arasında iş pantolonları  satın alınmasına ilişkin satış işlemi gerçekleştiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı ancak Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı site yönetimi olup, tacir sıfatı bulunmadığından ve davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı gözetilerek 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesi hükmünce, davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemece davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekmektedir. Davalının görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olması gerektiği iddiası karşısında ise; Dava konusu   alacağın dayanağın tekstil ürünü alım satım işlemin miktar olarak tüketim sınırında da görülmesi de mümkün olmadığından işin tüketici işlemi olarak kabul edilemeyeceği ve Tüketici Mahkemesinin 'de görevli olmayacağı açıktır.<br> 6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda açıklanan, HMK'nın 1/(1) maddesindeki düzenleme uyarınca, göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup taraflarca görev hususu ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen görev hususunun gözetilip davalının tacir olmadığı anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının 6502 sayılı yasada düzenlenen  davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılarak sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından göreve ilişkin dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. (benzer yönde İzmir Bölge ADliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından verilen 02.10.2020 tarih ve 2020/1358 Esas, 2020/1091 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğin; davalı site yönetimi olup, tacir sıfatı bulunmadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden, 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesi hükmünce, davayı ticari dava saymak ve Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemece davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekmektedir.)\" şeklindeki gerekçe ile;\"Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her iki tarafın da tacir sıfatına haiz olduğu iddiası ile davacı tarafından işbu davanın Ticaret Mahkemesinde açıldığını, taraflarına tebliğ olunan İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararına bakıldığında, davanın görevsizlik nedeniyle reddedildiği ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun belirtildiğini, ancak işbu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı vermiş olduğu davaya konu uyuşmazlık, davalının davacıdan satın aldığı ürünlerin ayıplı olması, bu sebeple ödemelerin yapılmaması üzerine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin olduğunu, müvekkilinin ayıplı ürünleri kullanma amacıyla satın aldığını, ticari ve mesleki amaçlarla hareket etmemesi sebebiyle işbu hukuki ilişkide Mezkur Kanun maddesinde tanımlanan \"tüketici\" sıfatına haiz olduğunu, dolayısıyla uyuşmazlığın doğumuna sebep olan giysi alım-satım işleminin bir tüketici işlemi olduğu şüphesiz olduğunu, nitekim Site Yönetimi'nin ticari organizasyonu bulunmamakta olup tacir veya esnaf olarak kabulü mümkün olmadığını, üstelik bu karara konu uyuşmazlık, mutlak ticari işlerden olan kambiyodan kaynaklı olmasına rağmen Yargıtay tarafından Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu tespit edildiğini, dolayısıyla, taraflar arasında gerçekleştirilen mal alım-satım işleminin bir tüketici işlemi olduğunun kabulünün gerektiğini, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.12.2024 tarih, 2023/832 E. - 2024/897 K. sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle bozulmasına, davaya bakmakla görevli mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemesi olduğunun belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.  <br>6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek  ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve  yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, \"Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine\" karar verilmiştir.<br>İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacı tarafça davalıya sipariş üzerine bir kısım iş elbiseleri satıldığı, ancak davalı tarafça satılıp teslim edilen iş pantolonlarının renk atması nedeniyle satış bedelinin ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davalının davacı taraftan iş pantolonu dahil olmak üzere bir kısım ürünler satın aldığı, satın alınan ürünlerin çalışanlara dağıtıldığı ve kullanılmaya başlandığı, akabinde henüz 10 gün geçtikten sonra satın alınan pantolonlar konusunda davalı çalışanlarından renk solması şikayetlerinin gelmeye başladığı, yapılan incelemeler neticesinde bu ürünlerde üretimden kaynaklı ayıp olduğunun tespit edildiği, bu durumun davacıya derhal bildirildiği, bu nedenle de ödemenin yapılmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>           Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, \"Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanım başlıklı 3. maddesinin (1) sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (k) Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket  eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi.\" düzenlemeleri bulunmaktadır. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. <br> Yine aynı yasanın 73. maddesinde; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu  hüküm altına alınmıştır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu, 114. maddesinin 1. fıkrasının \"c\" bendinde; mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğu, 2. fıkrasında; diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu, 115. maddesinin 1. fıkrasında; mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği, 2. Fıkrasında ise, mahkemece dava şartı noksanlığını tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.<br>Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  taraflar arasında varlığı iddia olunan hukuki ilişkinin tüketici işlemi niteliğinde olup  davalının tüketici durumunda olması sebebiyle somut olayda tüketici işleminin mevcut olacağı, tüketici işleminden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda da  tüketici mahkemelerinin görevli olacağı,   bu nedenle ilk derece mahkemesince Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. (Yargıtay 11.Hukuk Daire'sinin 2018/4360 Esas, 2018/7036 Karar, Yargıtay 15.Hukuk Daire'sinin 2018/16 Esas, 2018/1287 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) <br>Bu nedenle, kararın HMK nın 353/1-a-3. 352. maddeleri uyarınca açıklanan gerekçeler doğrultusunda ilk derece mahkemesince verilen kaldırılmasına ve dosyanın görevli Tüketici  Mahkemesine gönderilmesine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2024 Tarih, 2023/832 Esas 2024/897 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dava dosyasının görevli  Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere İZMİR HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ BÜROSUNA GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kararın bir örneğinin  istinaf kaydının kapatılması ve gerekli işlemlerin yapılması için istinaf incelemesine konu kararı veren İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, <br>5-Kararın kaldırılması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatıran davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-İstinaf kanun yolu başvurusu aşamasında istinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına, <br>8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a bendi uyarınca kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 01/07/2025<br>\t.<br><br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd31aa833f4cdc59","SID":"057a1901b24ea54e"}}