{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/1495 Esas<br>KARAR NO:2025/1360 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/193 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH:26/06/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>TALEP:İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ:11/09/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 1970'li yıllarından beri  İstanbul'da ikamet ettiğini,  tekstil ve gıda üzerine ticari faaliyetlerde bulunduğunu, 2002  yılına gelindiğinde İstanbul merkezli ... Şirketi ile gıda işini sürdürdüğünü, aynı yıllarda ...'de faaliyette bulunan ... A.Ş. ye de ortak olunduğunu,... Şirketi'nin 2015 yıllarında mali kriz yaşadığını, alacaklılar tarafından bu şirket hakkında icra takipleri başlatıldığını, bu kapsamda da davalı banka tarafından müvekkili hakkında ...sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlatıldığını, müvekkilinin takipte kefil olarak gözüktüğünü takip borçlusunun da ... A.Ş.  olduğunu, ...sayılı kambiyo takibinde dayanak yapılan 22.09.2014 keşide tarihli, 22.09.2015 vade tarihli 12.000.000,00-TL tutarlı  bonoda müşterek borçlulardan müvekkilinin ismi ve imzası atılmış gözükmekte ise de senedin tanzim tarihi itibari ile müvekkilinin o tarihte Ereğli'de bulunmadığını, yaklaşık 10 sene önceki tanzim tarihli senetteki imzanın müvekkiline aidiyeti konusunda senet aslı da incelendikten sonra itirazlarının dermeyan edileceğini ileri sürerek, bu sebeplerle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, ... sayılı dosyasındaki icra takibinin durdurulmasına, davanın kabulüne,...Sayılı dosyasından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminattan sorumlu tutulmasına,  yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi tarafından 26/06/2025 tarihli duruşmada verilen 4 numaralı karar gereğince yazılan 26/06/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2024/193 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı gerekçeli ara kararında;\"Talep; ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir.İncelenen tüm dosya kapsamına göre; icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,''1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin İİK 72/2 maddesi gereğince icra takibinden sonra davanın açılmış olması nedeniyle takibin durdurulmasına ilişkin talebin reddine, çoğun içinde azın olduğu ilkesinden hareketle İİK 72/3  gereğince uyuşmazlığa konu bedelin % 15  oranında teminat yatırılmak suretiyle icra  takip dosyasına yatırılacak bedelin alacaklı ödenmemesi hususunda İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE,Teminat şartı yerine getirildiğinde ve davacı vekilinin talebi üzerine karardan bir suretin ilgili İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine,''karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas numarası belirtilen mahkeme dosyasının 27.06.2025 tarihli ara kararı ile İİK 72/3  gereğince uyuşmazlığa konu bedelin %15'i  oranında teminat yatırılmak suretiyle icra  takip dosyasına yatırılacak bedelin alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verildiğini; işbu ara karara itirazda bulunmak için taraflarına  tebliğden itibaren 2 haftalık süre verildiğini; bu doğrultuda süresi içerisinde yazılı beyanlarını sunduklarını,Somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının sağlanmadığını, HMK m. 389’da ihtiyati tedbirin şartlarının belirtildiğini; HMK hükümleri çerçevesinde ihtiyati tedbir talep edilmesinin şartlarının; ihtiyati tedbire esas olarak korunması gereken bir hakkın varlığı ve ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olması olduğunu, davacı davasında haksız ve kötüniyetli olduğundan ihtiyati tedbir konulması için gerekli şartların oluşmadığını; davacının, takipten neredeyse 10 yıl sonra işbu menfi tespit davasını açıp, tedbir talep ederek müvekkili bankanın kamu alacağını tahsil etmesini geciktirme amacıyla hareket etmekte olduğunu; diğer yandan; HMK m. 389/1’in “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir”hükmü amir olduğunu; bu hüküm uyarınca, ihtiyati tedbir talep edilmesi için talep eden açısından zaman itibariyle bir an önce korunma ihtiyacı oluşması gerektiğini; talepte bulunanın bekletilmesinde bir zarar ortaya çıkmayacaksa ve asıl davanın sonuçlanmasıyla da aynı şekilde koruma sağlanacaksa tedbir talebinin reddedilmesi gerektiğini; davacı tarafın derhal korunmasını gerektiren bir hakkı bulunmadığını,HMK 390. Maddesine göre ise, tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu;davacının davasını yaklaşık olarak ispata elverişli hiçbir delil sunamadığını; İİK 72/3  gereğince uyuşmazlığa konu bedelin % 15'i  oranında teminat yatırılmak suretiyle icra  takip dosyasına yatırılacak bedelin alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararının tatbik olunmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını; dolayısıyla işbu tedbir kararına itiraz zorunluluğunun doğduğunu,İhtiyati tedbir kararının usulüne uygun olarak verilmediğini, HMK'nun 391/2 maddesinin b ve ç bentlerinin; \"İhtiyati tedbir kararında; tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı ve talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği yazılır\"hükmünü amir olduğunu,Yine HMK m. 392/1'in; \"İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır.Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir\" hükmünü amir olduğunu, yine İİK'nun 72 maddesinin; \"İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında,mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir\"hükmüne amir olduğunu; ancak mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararında  \"İİK 72/3  gereğince uyuşmazlığa konu bedelin % 15'i oranında teminat yatırılmak suretiyle icra  takip dosyasına yatırılacak bedelin alacaklı müvekkil bankaya ödenmemesi hususunda İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE,\" şeklinde karar verilerek gecikmeden doğan/doğacak zararlara değinilmediğini; dolayısıyla işbu haksız ve usule aykırı olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talep ettiklerini,İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve de resen nazara alınacak sebeplere binaen; ilk derece mahkemesinin 27.06.2025 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep; İİK'nun 72 maddesi kapsamında icra takibinden sonra açılmış ve dava konusu takibe dayalı bonodan ve takipten ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemli derdest davada,dava konusu takibin tedbiren durdurulması istemine ilişkindir.Mahkemece davacının takibin durdurulmasına yönelik tedbir istemi reddedilmiş; ancak teminat mukabilinde icra veznesine yatacak paranın alacaklıya tedbiren ödenmemesine karar verilmiştir.Taraf vekillerinin hazır bulunduğu duruşmada verilen bu ara  karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İİK'nın 72/2 fıkrası uyarınca; menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İİK'nun 72/3 fıkrası uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.6100 Sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Dava konusu Ereğli(Konya) İcra Dairesi'nin ... (...) sayılı kambiyo takibine dayanak 12.000.000,00-TL bedelli, 22/09/2014 tanzim tarihli, 22/09/2015 vadeli bono incelendiğinde, keşidecisinin  ... A.Ş., lehdarının ...bank olduğu, davacı ...'in bono ön yüzünde müşterek borçlu olarak isim ve imzasının bulunduğu, davalı banka tarafından davacının da aralarında bulunduğu takip borçluları aleyhine 5.027.126,83-TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan kambiyo takibinde ödeme emri ve eklerinin davacıya 04/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, takibin davacı yönünden kesinleştiği anlaşılmıştır.Somut olayda; dava dilekçesi ve ekleri, icra dosyası kapsamı, takip dayanağı bono, cevap ve cevaba cevap dilekçeleri ile tüm dosya kapsamına göre; davacının dava dilekçesinde, takibin durdurulmasına yönelik tedbir isteminde bulunduğu, icra veznesine yatacak paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine yönelik bir tedbir isteminin mevcut olmadığı, HMK'nun 26 maddesi uyarınca hakimin tarafların talepleri ile bağlı olduğu ve talepten farklı bir şeye hükmedemeyeceği,  İİK'nun 72 maddesinde düzenlenen tedbirlerin de menfi tespit davasının takipten önce ve sonra açılmış olması ihtimallerine istinaden düzenlenmiş, birbirinden farklı ve iki ayrı tedbir olduğu, bu nedenle mahkemece davacının talebi bulunmamasına rağmen çoğun içerisinde azın da bulunduğu gerekçesi ile icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı vermesinin yerinde olmadığı, öte yandan  resmi senet niteliğindeki takip dayanağı bono bakımından davacının eldeki menfi tespit davası ile imza inkarında bulunduğu gibi, bankanın kredi alacağının da bulunmadığını ileri sürdüğü, 6100 Sayılı HMK'nun 209/2 fıkrasının; resmi senetlerdeki yazı veya imza inkar edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senedin herhangi bir işleme esas alınamayacağı hükmünü amir olduğu, dosyada davacının iddialarının esası bakımından bu aşamada yaklaşık düzeyde ispata yarar delil bulunmadığı,buna göre mahkemece tedbir isteminin tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesinin de yerinde olmadığı, davalı yanın istinaf başvurusunun haklı olduğu anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm tesis edilerek davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2024/193 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,2-Davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine,3-Yasa gereği ihtiyati tedbire itiraz yönünden  harç alınmasına yer olmadığına,4-Taraflarca sarf edilen yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,6-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Dava dosyası dairemize UYAP sistemi üzerinden elektronik dosya olarak gönderildiğinden, ilk derece mahkemesine UYAP sistemi üzerinden iade edilmesine,9-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8d86f388693aec43","SID":"01195896e93ab46c"}}