{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:16/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:01/11/2017<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:16/07/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin dava dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla, istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/10/2020  tarihli ... Esas ... Karar sayılı bozma kararı üzerine HMK'nın 373/3 maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılan açık yargılama sonucunda dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, davalı şirketin, müvekkili sigorta şirketinin Antalya acentesi olarak faaliyet gösterdiğini ve tahsil ettiği poliçe primlerinin müvekkili şirkete aktarılmaması nedeniyle faaliyetine son verilerek acenteliğinin feshedildiğini, söz konusu firmanın müvekkili şirkete 31/10/2009 tarihi itibariyle 425.819,37.-TL prim borcu bulunduğunu, şirketin ortaklarından olan ...'ın Antalya İli Kepez İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı ... arsa paylı ... Blok ...kat ... nolu meskeni Kepez Tapu Müdürlüğünce düzenlenen 22/07/2009 tarih ve ... yevmiye numaralı resmi senetle 100.000,00.-TL bedelle birinci derecede ipotek verildiğinden bu miktar üzerinden Antalya 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından ipotekli taşınmazın ihalede 69.100,00.-TL üzerinden alacağın bir kısmına mahsuben alacaklı müvekkili ... Sigorta AŞ'ye satıldığını, alacağın 50.000,00.-TL'si için Serik İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından borçlu şirket ve Antalya İli Serik İlçesi ... Mevkii ... parsel cilt ... sahife ... de kayıtlı tarla vasfındaki taşınmazı 10.000,00.-TL + 40.000,00.-TL = 50.000,00.-TL bedelle birinci dereceden ipotek veren ... hakkına ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte icra emri gönderilmek suretiyle başlatılan takibin Serik İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... Esas sayılı dava dosyalarından verilen kararlarla her iki borçlu yönünden \"kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içermemesi\" nedeniyle takip yolu bakımından iptal edildiğini, alacağın 275.819,37.-TL'si için de Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından borçlu şirkete ilamsız takip başlatılarak ödeme emri gönderildiğini, davalı-borçlunun itiraz etmesi sonucu takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davalı vekili, tarafların 21/12/2006 tarihinde acentelik sözleşmesini imzaladıklarını ve müvekkili şirketin bu sözleşme uyarınca davacı ... Sigorta A.Ş adına hizmet sunan bir acente haline geldiğini, müvekkilinin davacı şirkete prim borcu olduğu iddiasının tamamen soyut varsayımlara dayalı olduğunu, müvekkilinin şirketinin adresi hiçbir zaman boş kalmamasına ve bu adreste tebligatı kabul edebilecek kişi ya da kişiler olmasına rağmen tebligatın mutarlığa yapıldığını ve kapıya yapıştırılan parçanın her nasılsa yok edildiğini, bu nedenle müvekkilinin yapılan takipten haberdar olmaması nedeniyle gayrimenkul satışının yapıldığını ve bu satıştan dolayı davacının haksız bir şekilde zenginleştiğini, müvekkili ile davacının çalışmasının ve ödeme usulünün poliçe başına olmayıp, davacı şirketin müvekkilinin hesabına poliçeleri borç kaydettiğini ve müvekkilinin şahsi kredi kartlar ile ortağı ve eşi olan ...'ın kredi kartları ile, hesabından, EFT ile, müşteri çekleri ile toplu ödeme şeklinde borca mahsuben ödemeler yaptığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki acentelik sözleşmesinin 04/11/2009 tarihinde feshedilmesine rağmen, davacının müvekkilinin müşterisi olan poliçeleri müvekkilinin bilgisi olmaksızın müvekkili üzerinden yenilediğini, davacı tarafın kötü niyetli davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece, taraflar arasında acente sözleşmesinin bulunduğu, davacı sigorta şirketi tarafından sözleşmenin davalı acente tarafından pirim borçlarının ödenmemesi iddiasıyla feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 19. Maddesinde münhasıran delil sözleşmesinin yapıldığı ve uyuşmazlıkların  çözümünde davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini kararlaştırıldığı, talimat yoluyla alınan ... tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olması sebebiyle rapora itibar edildiği ve söz konusu rapora göre davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan prim borcu alacağının 238.292,94.-TL olduğu ve icra takip tarihinden önce davalı taraf usulünce temerrüde düşürülmediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun icra takibinde 238.292,94.-TL borca yönelik itirazının iptaline karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Karar aleyhine, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin acenteliği döneminde oluşan hasarlar için hasar dosyaları açıldığını, kimi dosyalara ait tutarların müvekkili tarafından müşterilere ödendiğini, bu nedenle ödenen tutarların müvekkili lehine alacak kaydedilmesi gerektiğini, hasar dosyalarının davacıdan istenmediğini ve bu hususun araştırılmadığını, hasar dosyalarının istenmesi halinde müvekkilinin hasar dosyalarına istinaden ödeme yaptığının görüleceğini, bilirkişilerin sigorta muhasebesinden anlamadığını, iptal poliçelerinde ve iptal süresine kadar geçen sürenin priminin müvekkilinin hesabına borç olarak kaydedildiğini, bu durumun yasalara aykırı olduğunu, zira iptal edilen poliçelerin hiç incelenmediğini, 437 adet hasar dosyalarının bildirilmesine rağmen bilirkişiler tarafından hasar dosyası ödeme belgeleri ve komisyon gider belgeleri incelenmeden rapor düzenlendiğini, bilirkişilerce müvekkilinin evrak ve kayıtlarının incelenmediğini, yine müvekkilinin ödeme kayıtlarının dikkate alınmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR: Uyuşmazlık, Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacının alacaklı olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLER : <br>1-Beyan dilekçeleri,<br>2-Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası,<br>3-Bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporu,<br>4-SMMM bilirkişiler ... ve  ... tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporu,<br>5-... Üniversitesi Öğr. Gör. Sigorta Uzmanı bilirkişi ..., Sigorta Hesaplama Uzmanı bilirkişi ..., SMMM bilirkişi ... tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporu,<br>6-... tarihli, ... tarihli, ... tarihli, ... tarihli bilirkişi heyet raporları,<br>7-Dosya kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : <br>Dava, icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesince 1/11/2017 tarih ... Esas, ... karar sayılı ilamla, davacının davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>Bu kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin 24/09/2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile özetle;<br>\"Dairemizce HMK'nın 356. maddesince duruşma açılarak İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak talimat mahkemesince resen seçilecek iki sigorta hukuku dalında uzman bilirkişi ile bir mali müşavir bilirkişiden davacı sigorta şirketinin kayıtları, ticari hasar dosyaları ile iptal edilen poliçe kayıtları ve bunlara ilişkin muhasebe kayıtları ile daha önce aldırılan ..., ... ve ... tarihli raporlarda incelenmek suretiyle davacı tarafın icra takip dosyasında talep edebileceği alacak ve faiz miktarı konusunda rapor alınmıştır. <br>Bilirkişiler ..., ... ve ... talimat mahkemesine sundukları ... tarihli raporlarında; davacı sigorta şirketinin ticari defter ve belgelerine göre, davalı şirketin toplam prim borcunun 2.671.931,71 TL olduğu, davacı kayıtlarındaki davalı şirket ödemelerinin 2.280.493,18 TL olduğu, davalı şirket borcunun 391.438,53 TL olduğu, acente ödemelerinin 138.329,50 TL olduğu, davacı kayıtlarına göre davalı borcunun 253.109,03 TL olduğu, davalının ... A.Ş aracılığıyla yaptığı 14.300,00 TL tutarındaki ödemenin davacı kayıtlarına işlenmediği, yine hasarlı poliçeler prim taksitleri toplamının 25.099,33 TL olduğu, yine 63.275,90 TL teşvik komisyonu bedellerinin davacı kayıtlarında yer almadığı, aynı şekilde çek teslim tutanağında yer alan 1.626,00 TL tutarındaki davalı ödemesinin davacı kayıtlarında yer almadığı, davacının ipotek fekki ile yaptığı tahsilatın önceki bilirkişi raporlarında davalının borcundan düşülmediği, bu kısmın 109.100,00 TL olduğu, davacı kayıtlarında davalı adına fazladan 32.617,13 TL borç kaydı yazıldığı, 9.241,00 TL tutarındaki kısmın müşteri kredi kartından çekilmesi gereken tutarlar olduğu ve neticede davalının ipotek sonucu tahsil edilen alacak da düşüldüğünde davalının davacıya borcunun olmadığı, hatta 2.150,33 TL fazla ödemede bulunduğu bildirilmiştir. Dairemizce dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülmüş olup, davacının takip konusu alacağının mevcut olmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, davalı vekilinn istinaf başvuru nedenleri yerindedir. <br>Sonuç olarak, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, alacaklının borçluluk durumu bilirkişi incelemesiyle tespit edildiğinden davacının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığı kanaatine varılarak davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine  <br> \" karar verilmiştir.<br>Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/10/2020 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle; \" bölge adliye mahkemesince, karara dayanak alınan ... tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacı defterlerine göre davalı şirketin toplam prim borcunun 2.671.931,71 TL olduğu, davacı kayıtlarındaki davalı şirket ödemelerinin 2.280.493,18 TL olduğu, davalı şirket borcunun 391.438,53 TL olduğu, acente ödemelerinin 138.329,50 TL  olduğu, davacı kayıtlarına göre  davalı borcunun 253.109,03 TL olduğu, davalının ... A.Ş aracılığıyla yaptığı  14.300,00 TL tutarındaki ödemenin davacı kayıtlarına işlenmediği, yine hasarlı poliçeler prim taksitleri toplamının 25.099,33 TL olduğu, yine  63.275,90 TL teşvik  komisyonu bedellerinin  davacı kayıtlarında yer almadığı, aynı şekilde çek teslim tutanağında yer alan 1.626,00 TL tutarındaki davalı ödemesinin davacı kayıtlarında yer almadığı, davacının ipotek fekki ile yaptığı tahsilatın önceki bilirkişi raporlarında davalının borcundan düşülmediği, bu kısmın 109.100,00 TL olduğu, davacı kayıtlarında davalı adına fazladan 32.617,13 TL borç kaydı yazıldığı, 9.241,00 TL tutarındaki kısmın müşteri kredi kartından çekilmesi gereken tutarlar olduğu ve neticede davalının ipotek sonucu tahsil edilen alacak da düşüldüğünde davalının davacıya borcunun olmadığı beyan edilmiş olup, bölge adliye mahkemesince açıkça karara dayanak yapılmasa da; dosyaya kazandırılan ... tarihli bilirkişi heyeti raporu ile ... tarihli bilirkişi raporundaki sigorta hukuku uzmanı bilirkişinin görüşleri de aynı yönde olup, anılan bilirkişi raporlarına davacı vekili, borçtan düşülen hasarlı poliçeler primlerinin sigorta mevzuatı ve muhasebe tekniğine göre borçtan düşülemeyeceğini, davalı tarafından primleri ödenmeyen poliçelerin borçtan düşülmemesinin sigortanın özel niteliğinden ya da yasal mevzuattan ileri geldiğini, ödenmemesine rağmen borçtan düşülmeyen poliçeler için bilirkişilerin poliçe niteliklerine göre ayrıca değerlendirme yapması gerektiğini, davalının hak ettiği teşvik komisyon miktarının dayanak raporda sadece 13.275 TL olmasına rağmen daha az miktarda teşvik komisyonu çıkartıldığını, ... numaralı çekin davacı defterlerinde yer almadığı belirtilmesine rağmen davacı defterlerinde yer aldığı ancak hata nedeniyle davacı defterine farklı bedelle kaydedildiğini, incelenmesi halinde bu hususun görüleceğini, bu çekin borçtan ayrıca düşülmemesi gerektiğini, prim alacağı nedeniyle alınan iki adet ipotekten 40.000 TL'lik değerli ipotek için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasına rağmen takibin icra mahkemesi kararı ile iptal edildiğinden 40.000 TL'lik ipotek bedelinin borçtan düşülmesinin hatalı olduğunu, sözleşmeye göre davalı acentenin hasarlı poliçeler için hasar ödemesi yapma yetkisi bulunmadığını, davalı tarafından yapılan hasar ödemelerinin bu duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini beyan ederek bilirkişi raporlarına ciddi itirazlarda bulunmuş olup, gerek bölge adliye mahkemesince hükme açıkça dayanak yapılan ... tarihli bilirkişi heyeti raporu gerekse mahkemece hükme açıkca dayanak olarak alınmasa da işbu bilirkişi raporu ile aynı yönde değerlendirmeler içeren ... tarihli bilirkişi heyeti raporu davacının anılan ciddi itirazlarını değerlendirip karşılamamış olup, hükme esas alınacak nitelikte değildir. O halde mahkemece yapılacak iş, taraf defterleri ile defter kayıtlarına dayanak belgelerin, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin alanda uzman kişilerden oluşan yeni bilirkişi heyetine tevdi ile, davacının önceki bilirkişi raporlarına ciddi nitelikteki itirazlarını karşılayan rapor alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış\" gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, davacı vekilinin içeriği aktarılan 1 nolu bentteki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. <br>Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesince, Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş olup; hazır olan tarafların beyanı alındıktan sonra usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılama devam olunmuştur.<br>Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin ikiz Dairesi olarak kurulan 16. Hukuk Dairesi'nin HSK kararı ve Başkanların protokolü gereğince 11. Hukuk Dairesi'nin 1. Heyetince bakılan dosyaların 16. Hukuk Dairesince bakılmasına karar verildiği, bunun üzerine eldeki dosyanın 16. Hukuk Dairesine gönderildiği anlaşılmıştır.<br>Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; ... tarihli raporun tanzim edilmesi istenmiş ise de, söz konusu rapor Yargıtay ilamında belirtilen şekilde düzenlenmeyip, davacı  şirketin ticari defter ve kayıtları ibraz edilmeden düzenlendiğinden hükme esas alınmamıştır.<br>Yine ... tarihli raporun tanzim edilmesi istenmiş ise de; dosyada davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının sunulmaması nedeni ile rapor tanzim edilemediği bildirilmiştir.<br>Bu defa ... tarihli rapor tanzimi istenilmiş ise de; raporda hiç bir verinin bulunmadığı, denetime açık olmadığı ve dairemiz talimatına uygun düzenlenmediği anlaşıldığından hükme  esas alınabilir nitelikte bulunmamıştır. ... tarihli raporda ise, davacı tarafından yine hasar dosyalarının sunulmaması nedeni ile bu dosyaların incelenmeden  düzenlenmesi, raporun hiç bir veriye dayanmaması, denetime açık olmaması, dairemizin ara kararına uygun tanzim edilmemesi nedeni ile rapor hükme esas alınabilir nitelikte bulunmamıştır.<br>Son olarak mahkememizin ... tarihli  \"Bilirkişi raporunun Yargıtay bozma ilamını karşılar nitelikte ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ek raporla da bu bilirkişi heyetinden istenilen neticenin alınamayacağı anlaşılmakla,  İstanbul nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yeniden talimat yazılarak önceki ara kararlarımız ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda rapor hazırlanması için bir sigorta konusunda uzman, bir mali müşavir, bir hukukçudan oluşan heyete ... Sigorta A.Ş. Şirket Merkezinde ve şirket kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilmek suretiyle, dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile bilirkişilere davacı sigorta şirketi merkezinde ve sigorta kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilmek suretiyle bilirkişi raporu düzenlenmesinin istenilmesine, bilirkişiler için ayrı ayrı 15.000,00'er TL ücret takdirine, gider avansının davacı tarafça karşılanmasına, toplam 45.000,00 TL bilirkişi ücreti ile talimat posta ve tebligat gideri 1.200,00 TL olmak üzere toplam 46.200,000 TL masrafın davacı tarafça karşılanmasına, davacı vekiline belirtilen masrafı yatırmak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde masrafı yatırmaması halinde Dairemizce hükme esas alınan bilirkişi raporuna davacı tarafın itirazından vazgeçmiş sayılacağının, mevcut delil durumuna göre karar verileceği husunda ihtarlı tebligat çıkartılmasına,\" şeklindeki ara kararı davacı vekiline 18.02.2025 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafça belirtilen masrafın yatırılmadığı anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce uyulan Yargıtay bozma ilamında bozma sebebi olarak gösterilen davacı tarafın aldırılan bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığına ilişkin husus doğrultusunda davacı tarafın ticari kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilmek üzere bilirkişi heyeti oluşturulmuş ancak davacı taraf ticari kayıtlarını sunmadığı gibi verilen kesin mühlete rağmen neticesi de belirtilen ve ayrı ayrı gösterilen masrafları süresinde yatırmamıştır.<br>Davacının mahkememizce daha önce hükme esas alınan rapora karşı yapmış olduğu itirazların değerlendirilebilmesi için davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinin ve yine davalının savunmalarının değerlendirilebilmesi için de mevcut ticari kayıtlar kapsamındaki hasar dosyalarının da değerlendirilebilmesinin zaruri olmasına, davacı tarafa bozma ilamından sonra ki ilk celse ve ... tarihli 19. celsedeki ara kararın ihtaratlı şekilde usulüne uygun olarak davacı vekiline tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacının ticari kaydı olan hasar dosyalarını sunmamış olmasına, ... tarihli celsede kurulan ara kararın davacı vekiline 18.02.2025 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı tarafın bilirkişi masrafını yatırmamış olmasına göre; davacının yeni bilirkişi raporu alınması talebinden vazgeçmiş sayılmasına ve dosyadaki delillere göre karar verilmesi gerekmiştir. <br>Öte yandan, eldeki somut dosya kapsamında alınan raporlardan davacının defterlerindeki prim alacağı tutarının 391.438,53 TL olduğu (bknz ... ve ... tarihli raporların ilgili kısımlarına) anlaşılmıştır. Nitekim bu hususu temyiz dilekçesi ile  davacı tarafça da  kabul edilmiştir. Alınan raporlardan hasarlı poliçelerin primlerinin borçtan düşülemeyeceği davacı tarafından savunulmuş ise de, davacı tarafa defaatle bu husustaki hasar dosyalarının dayanağı ticari kayıtları sunmak üzere verilen kesin süreye rağmen davacının söz konusu hasar dosyalarını sunmadığı anlaşılmıştır. Davacının söz konusu hasarlı poliçe primlerinin alacaktan düşülemeyeceğine (138.329,50 TL) ilişkin savunmaya itibar edilmemiştir. Kaldı ki söz konusu hasar dosyası ödemesine ilişkin davacı onaylı ibranameler, davalı vekilinin 26.01.2022 tarihli dilekçesi ekinde de yer almaktadır.<br>Ödenmemesine rağmen borçtan düşülmeyen poliçeler yönünden ise, davacı bu hususun poliçenin niteliğinden kaynaklandığını savunmuş ise de; bilirkişi masrafını yatırmamakla, poliçeler de ayrıştırma dahi yapılamadığından, bu husustaki ispat külfeti davacı da olduğundan, davacı tarafın bu hususu  ispatlayamadığı anlaşılmıştır (25.099,33 TL). Teşvik komisyonu yönünden ise; davacı tarafından istinaf edilmeyen ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı ... tarihli raporda; teşvik komisyonu 50.310,88 TL olarak, 16.01.2019, ... tarihli raporlarda ise teşvik komisyonu 63.275,90 TL olarak tespit edilmiştir. Bu noktada ... tarihli raporda dayanak belgelerin de yer alması karşısında bu rapor hükme esas alınarak bu tutarında davacı alacağından düşülmesi gerekmiştir. ... numaralı çek yönünden ise; davacı bu çekin defterlerindeki ödemelerde kayıtlı olduğunu ancak farklı bir bedelle kayıtlı olduğunu ileri sürmüşse de, bu noktadaki ispat külfeti davacıda olup davacı dosya kapsamında bilirkişi masrafını yatırmayarak bu delilden vazgeçmiştir. Mevcut hale göre ise, davacı söz konusu çekin ödeme amacı ile kendisine verildiğini kabul etmiş olup, yapılan tespitlere göre bu tutarın defterlerinde kayıtlı olan ödeme tutarının içerisinde olduğunu ispatlayamamıştır.<br>Davacı prim alacağı nedeniyle alınan iki adet ipotekten 40.000,00 TL'lik değerli ipotek için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmasına rağmen takibin icra mahkemesi kararı ile iptal edildiğinden 40.000,00 TL'lik ipotek bedelinin davacı alacağından düşülmesinin hatalı olduğunu beyan etmiş ise de; Serik  İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; ipoteğin kayıtsız şartsız olmaması nedeni ile ilamlı takibe konu edilemeyeceği, ipoteğin ilamsız takip yoluyla paraya çevrilmesi gerektiğinden bahisle borçlunun takibin iptali talebinin kabulüne karar verilmiştir. Sonuç olarak; söz konusu ipoteğin geçerli bir ipotek olması, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmadan bu tutarı doğrudan davalıdan tahsilini talep edemeyecek olması, dava dilekçesinde ki talebin de bu yönde olması, taleple bağlılık ilkesi gereğince dahi bu tutarın eldeki dosyadaki takibe konu alacağa eklenemeyecek olması karşısında davacı vekilinin bu savunmasına da itibar edilmemiştir. Bu nedenle 109.100,00 TL tutarındaki ipotek bedelleri de prim alacağından düşülmüştür. Yine davacı kayıtlarında olmayan ancak belgeli olan 14.300,00 TL ödeme, davacı kayıtlarında davalı adına fazla borç olarak yansıtılan 32.617,13 TL tutarlı, kredi kartından çekildiği belge ile ispat edilen 9.241,00 TL tutarlı kısımların prim alacağından düşülmesi gerekmiştir.<br>Sonuç olarak tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı defterlerinde kayıtlı 391.438,53 TL prim alacağından sözleşmeye aykırı ödendiği iddia edilen  138.329,50 TL hasar ödemesinin, 14.300,00 TL (bu hususta alınan ... tarihli rapor denetime açık olmakla hükme esas alındı) davacı defterlerinde kayıtlı olmayan davalının banka kanalı ile yaptığı ödemelerin ( bknz ... tarihli rapor), hasarlı poliçe primi olan 25.099,33 TL nin, 63.275,90 TL teşvik komisyonunun, 1.626,00 TLtutarlı ... numaralı çek bedelinin, 109.100,00 TL ipotek bedelinin, 9.241,00 TL müşteri kredi kartından çekilmesi gerekli tutarın, davacı defterlerindeki fazla borç kaydı olan 32.617,13 TL'nin  mahsubu ile davacının davalıdan talep edebileceği bir bedel kalmadığı anlaşılmıştır.<br>Hal böyle olunca, davacı tarafça uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda istenilen hasar dosyaların ve ticari defterlerinin yapılan ihtaratlara ve verilen kesin süreye rağmen dosyaya sunulmadığı, davacı vekilinin kendisine tebligat yapılmadığına ilişkin dilekçe sunmasına rağmen ihtaratlı ara kararının e-tebligat yoluyla 18.02.2025 tarihinde tebliğ edildiği davacı vekilinin yapılan tebligata ve kesin süreye rağmen masrafı yatırmadığı, ihtaratımızda davacı taraf hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazından vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin belirtildiği, öte yandan tüm dosya kapsamınca aldırılan bilirkişi raporlarına göre her alacak kaleminin ayrıntısı belirtilerek bilirkişi raporlarına dayanılmak suretiyle yapılan hesaplamada da davacının davalıdan talep edebileceği bir bedelin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalının tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede ise; itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davalı(borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir. (HGK.29/01/2014 TARİH VE 2013/19-469 Esas, 2014/45 karar) Ancak davalı davacının kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığından kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.<br>Sonuç olarak; davalı vekilinin yerinde görülen istinaf sebepleri ve uyulan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davanın REDDİNE<br>2-Kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE<br>a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin yatırılan 2.683,15 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 2.067,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,<br>b-Bu konuda Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2018 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkeresi ile Muratpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkeresinin İPTALİNE, <br>c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 88,70 TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.225,57 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>f-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 4.069,50 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde  davalıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>c-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı, tebligat gideri, posta gideri, talimat gideri, bilirkişi gideri olmak üzere toplam 8,530,95 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>d-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve istinaf incelemesi birden fazla duruşmalı olarak yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>e-Tarafların temyiz incelemesi için yaptıkları yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,  <br>f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.      <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8221df9e57acec3d","SID":"560e95237489ae9e"}}