{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1509 <br>KARAR NO\t: 2025/1483<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/05/2025<br>NUMARASI\t: 2024/122Esas- 2025/422 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ: 10/09/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin  2024/122 Esas 2025/422 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde, Kayseri ... Semti ... Mahallesinde, müvekkil şirket çalışanlarından ... idaresindeki ... tescil plakalı araç ile tarafik kazasının karşı tarafı olan ... idaresindeki ... tescil plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında, müvekkili şirket ...'in yaptırmış olduğu ... poliçe numaralı kasko sigortası kapsamında ... A.Ş. tarafından müvekkilinin aracında meydana gelen maddi hasarı karşıladığını, müvekkiline ait olan kazaya karışan aracın ...işletmesinde ticari işlerde kullanıldığını, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin aracının tamir süreci, parça bekleme ayrıntılı ve detaylı işçilik çalışması gibi nedenlerle uzun sürmüş olup müvekkilinin bu süre boyunca araçtan mahrum kalması nedeniyle uğradığı zararların da yetkili servis tarafından ödenmediğini, araç mahrumiyetinden kaynaklı olarak müvekkili tarafınca ticari kazanç kaybı yaşadığını bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin müvekkiline ödenmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacının davasını \"Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği\"ne dayandırdığını ancak; kendi iddiası ile çeliştiğini, söz konusu yönetmelik kapsamında, müvekkil şirkete ait servisin tamir süreci boyunca, müşteriye ikame bir araç verme sorumluluğu ve zorunluluğu olmadığı gibi; ayıplı bir hizmetinin de söz konusu olmadığını aksine hasarlı aracın onarımının özenle yapılıp hasarlı parçaların orijinalleri ile değiştirilip, araç eksiksiz bir biçimde kullanılır vaziyette davacıya teslim edildiğini, ayıplı bir hizmetin söz konusu edilemeyeceği gibi aksine yapılan her işlemin özenle yapılmış olduğunu, müvekkiline atfedilecek hiç bir kusurun olmadığını ve dolayısıyla hukuki dayanaktan tamamen yoksun bulunan davanın öncelikle usul yönünden reddine aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait ... plakalı aracın ... tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında hasarlanması nedeniyle onarım için davalıya ait servise çekici ile getirildiği, dosyaya sunulan \"Servis İş Kabul Formu'na göre 30/09/2023 tarihinde onarım işlemleri için servis tarafından teslim alındığı ve 04/12/2023 tarihinde onarım işlemleri tamamlanarak 65 günün sonunda davacı müşteriye teslim edildiği, alınan uzman bilirkişi raporuna göre 4 gün teslim süresi, 2 gün eksper atama süresi, 5 gün eksper onay süreci, 7 gün makul tedarik süresi, 2 gün onarım süresi değerlendirildiğinde makul onarım süresinin 20 gün olduğu, 65 günden 20 gün makul onarım süresi çıkartıldığında 45 gün araç mahrumiyet süresinin olduğu, piyasa rayiçlerine göre davacının aracı ile benzer nitelikte araçların o tarihteki günlük kira bedelinin 1.000,00-TL olduğu, bu hesaba göre davacının 45.000,00-TL'lik araç mahrumiyet zararı bulunduğu ve bu zarardan yapılan eser sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmakla davanın dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Eldeki dava haksız fiile ilişkin değil, sözleşme ilişkisi nedeniyle zarar talebine ilişkindir. Davacı taraf kaza tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de dava tarihinden evvel davalıyı usulünce temerrüde düşürmemiştir. Davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu da dikkate alındığında dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden dava tarihinden, ıslah dilekçesinde talep edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Faiz türü ise taleple bağlı kalınarak yasal faiz olarak belirlenmiştir.<br>Davalı vekili ıslaha beyan dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Eldeki dava eser sözleşmesinden kaynaklı olup TBK 147/6 maddesi 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacıya ait aracın 04/12/2023 tarihinde teslim edilmiş olması, ıslahın tarihinin ise 26/02/2025 olduğu dikkate alındığında davacının alacağı zamanaşımına uğramamıştır. Bu nedenle zamanaşımı define itibar edilmeyerek davanın kabulüne ilişkin\" gerekçesiyle DAVANIN KABULÜ ile, 45.000,00-TL araç mahrumiyet bedeli zararının 100,00-TL'sinin dava tarihi olan 07/02/2024 tarihinden, 44.900,00-TL'sinin ıslah tarihi olan 26/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda hükme esas alınamayacak nitelikte tespitlere yer verilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından işbu raporun dikkate alınarak karar verilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarının, herhangi bir bilimsel yahut teknik veri içermediğini, uzmanlık alanları dışında kalan konularda varsayımlara dayalı değerlendirmede bulunulmasından dolayı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün gözükmediğini, zira bilirkişinin, hazırlamış olduğu raporda, hiçbir teknik veri ve dayanak sunmadan; yalnızca aracın müvekkili şirkete teslim edildiği an dikkate alınarak, davacı tarafın mahrumiyet tazminatına hak kazandığını, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı varsayımında bulunduğunu, dosyanın, usul ekonomisi gereğince Yargıtay kararlarına uyumlu şekilde incelenmesi gerekmekte iken İlk Derece Mahkemesi tarafından işbu hususun dikkate alınmamasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.04.2023 tarihli, 2023/962 E. - 2023/1149 K. sayılı ilamı şeklindeki açıklamalarla yukarıda belirtilen hususların vurgulandığını, açıklanan sebeplerle de, raporda yapılan tespitlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından dikkate alınmaması gerekmekte iken, bahsi geçen bilirkişi raporları dikkate alınarak hüküm kurulmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, dosya kapsamında  davacı tarafın mahrumiyet tazminatına hak kazanacağına ilişkin yapılan tespitlerin kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacı tarafça iddia edildiği şekilde müvekkili şirket tarafından sunulan herhangi ayıplı bir hizmetin söz konusu dahi olmadığını, iddia edilenin aksine müvekkili şirket tarafından yapılan her işlemin özenle yapılmış olup; müvekkili şirkete atfedilecek hiç bir kusurdan bahsedilemeyeceğini, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında mahrumiyet tazminatı hesaplamalarının hatalı ve eksik yapıldığını, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2023 tarihli, 2022/3706 E. - 2023/186 K. sayılı ilamı şeklinde açıklamalarda bulunulduğunu,  davaya konu edilen aracın onarım süresine ilişkin mahrumiyet hesaplaması yapılırken, hafta sonlarının ve resmi tatil günlerinin mahsup edilmesi gerekmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu hususların göz ardı edilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu, yine aynı şekilde bilirkişi raporunda yapılan mahrumiyet hesaplamalarında, araçta yapılacak zorunlu giderlerin hiçbir şekilde düşülmediğini, nitekim Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere mahrumiyet hesaplaması yapılırken, söz konusu bedelden, yapılacak zorunlu giderlerin düşülmesi gerektiğinin açık olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 29.09.2022 tarihli, 2021/26464 E. - 2022/11237 K. sayılı ilamının emsal olduğunu, açıklanan hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda, zorunlu giderlere ilişkin herhangi bir inceleme yapılmamış olmasının ve işbu giderlerin mahrumiyet bedelinden düşülmemiş olduğu göz önüne alındığında, söz konusu raporun eksik ve hatalı şekilde hazırlandığının açıkça ortada olduğunu, ancak buna rağmen, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada işbu hususların hiçbirisinin dikkate alınmadığını, bu sebeplerle de, işbu hatalı inceleme ve değerlendirmeler neticesinde verilen kararın yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf dilekçesinde açıklandığı sebepler, gösterilen deliller ve re’sen nazara alınacak hususlar muvacehesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/05/2025 tarihli, 2024/122 E. 2025/422 K. sayılı ilamının müvekkili lehine kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinaf dilekçesinde arz ve izah edilen durumlar dahilinde, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın onanmasına, davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun hakkaniyete ve hukuka aykırı bulunması nedeniyle reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dayalı araç tamirinde olağan tamir süresinin aşılması nedeniyle araç mahrumiyet süresince uğranılan zararın tazmini  istemine ilişkindir.<br>Araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir (Yargıtay 17. HD 2016/2072 E - 2018/11712 K sayılı ilam) Davacının aracının tamir süresi olarak 20 gün makul süre olarak kabul edilmiş ve fakat aracın davacıya davalı servis tarafından 65 gün sonra verilmesi itibariyle 45 gün için emsal bir araç(kamyonet) için günlük 1000,00 TL kiralama ücretine göre araç yoksunluk zararı belirlenmiş olup; raporun bu yönleriyle hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmiş ve davalının anılan yönlere değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.  HMK'nın 357. Madde \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.\" gereği istinaf isteminde bulunurken ileri sürülen ve fakat cevap dilekçesi, bilirkişi asıl ve ek raporuna, ıslah dilekçesine itirazlarında davalı tarafça ileri sürülmeyen zorunlu giderlerin mahsubuna yönelik savunmayı ileri süremeyeceği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalının istinaf isteminin HMK.353/1-b1 esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/122 Esas 2025/422  sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 3.074,00 TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı taraftan peşin olarak yatırılan 768,49 TL harcın mahsubundan sonra geriye kalan 2.306,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına<br>İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>İstinaf eden davalının yaptığı istinaf posta/yargılama gideri ve istinaf yoluna başvurma harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 10/09/2025\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"256b31a0764f16da","SID":"d086425665db47f2"}}