{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM   <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/1361 <br>KARAR NO:2025/1248<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/12/2024<br>NUMARASI:2022/440 Esas -  2024/1058 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince,istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edenlerinden ...'ın eşi diğer davacıların da babası bulunan ...'ın, 22/03/2015 tarihinde motosikleti ile seyir halinde iken kimliği tespit edilemeyen bir aracın çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, bu nedenle destek zararının giderilmesinden Güvence Hesabının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla poliçenin en üst limiti olan 225.000,00-TL tazminatın davalı Güvence Hesabından tahsiline karar verilmesini istemiş; müteakip UYAP aracılığıyla gönderdiği 27/04/2021 işlem tarihli dilekçede 225.000,00-TL'lik talebin 60.000,00-TL'sinin davacı küçük ..., 60.000,00-TL'sinin davacı küçük... ve 105.000,00-TL'sinin de davacı eş ... yönünden olduğunu bildirmiştir.Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunarak,  ayrıca dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuş ve vekil edeninin sorumluluğu yoluna gidilecek olması halinde de davacı tarafın talep konusu kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın katıldığını kanıtlaması ve ondan sonra kazanın oluşumunda taraf kusur durum ve oranlarının ne olduğunun tespit edilmesi ve davacıların destek zararlarının oluşup oluşmadığının  da usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek davaya karşı koymuştur.Mahkemece; 2704 sayılı yasa ile değişik 2918 sayılı yasanın 97.maddesi uyarınca 26/04/2016 tarihinden sonra açılan davalar bakımından, zarar görenlerin sigorta şirketine karşı tazminat davası açmadan önce yazılı olarak başvuruda bulunmasının dava şartı haline getirildiği görüşünden hareketle; davanın ön dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine;Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 01/11/2018 gün ve 2017/1103 E., 2018/1208 K.sayılı ilamda özetle; 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK'nun 97.maddesinde zarar görenin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş ve bu şekildeki yasal değişiklikle sigorta şirketine başvuru şartı dava şartı haline getirilmiş  ise de, söz konusu bu dava şartının  tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olduğu gözetildiğinde, mahkemece davacı vekiline yasada öngörülen başvuruya ilişkin eksikliği gidermesi için süre verilmesi ve ondan sonra oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen 06/04/2017 günlü kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma gönderme kararından sonra dosya yeniden İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/255 Esasına kaydedilmiş ve kaldırma gönderme kararından sonra davacılar vekilince Güvence Hesabına yazılı başvuruda bulunulduğu,Güvence Hesabı tarafından hasar dosyası açıldığı ancak herhangi bir ödemede bulunulmadığının tespitini müteakip  mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"... davaya konu trafik kazasında tarafların kusur durumunun net olarak anlaşılamaması sebebiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/11-104 E-2007/180 K. Sayılı kararında da belirtildiği şekliyle tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereğince zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığından zararın yarı yarıya paylaştırılması yoluna gidilmesi gerektiği,yine Mahkememizce müterafik kusur yönünden de inceleme yapılmış olup, bilindiği üzere  zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlendiği, mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirdiği, somut olayda davacıların murislerinin ölüm sebebinin dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporu incelendiğinde pelvis kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması şeklinde belirtildiği, bu hususlar dikkate alındığında davacının murislerinin kazalı motosiklete koruyucu ekipman kullanmaksızın (kas, dizliksiz v.s) bindiği dosya kapsamından anlaşıldığı tüm bu hususlar da kusur dağılımında gözönüne bulundurulmuştur. Aktüer bilirkişi tarafından yapılan Yargıtay'ın son tarihli emsal kararlarında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi göz önüne alınarak bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının ve pregresif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanmasının belirtildiği anlaşıldığından mahkememiz denetimine uygun görülen ve emsal içtihatlar gereğince hesaplanan bedel üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiği\" benimsenmek suretiyle; TRH-2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yönteminin baz alınması ile düzenlendiği anlaşılan 04/10/2021 günlü hesap bilirkişi raporu doğrultusunda;-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;-Davacı...'ın destekten yoksun kalma davasının KABULÜ İLE; 149.515,14-TL'nin davalı Güvence Hesabından dava tarihi olan 02/06/2016 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faiz ile birlikte  alınarak davacı  ...'a verilmesine,-Davacı...'ın destekten yoksun kalma davasının KISMEN KABULÜ İLE; 30.951,99-TL'nin davalı Güvence Hesabından dava tarihi olan 02/06/2016 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faiz ile birlikte  alınarak davacı...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma davasının KISMEN KABULÜ İLE;24.250,77-TL'nin davalı Güvence Hesabından dava tarihi olan 02/06/2016 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faiz ile birlikte  alınarak davacı  ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı Güvence Hesabı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde  18/05/2022 gün, 2022/751 Esas - 2022/697 Karar sayılı ilamla; eldeki davanın yargılaması sırasında Mak. Müh. ...'nun katılımıyla düzenlenen bilirkişi raporundaki kazaya karışan araçlar ile kazanın oluşumundaki taraf kusur durum ve oranının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmenin, Cumhuriyet Savcılığı'nca yapılan soruşturma sırasında Adli Tıp Kurumu'nca düzenlendiği anlaşılan kusur raporu ile çelişkili olduğu, ayrıca söz konusu bu raporda, ATK kusur raporunda ifadelerine yer verilen görgü tanığı beyanlarına hiç değinilmediği halde mahkemece yargılama sırasında temin edilen kusur bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca ulaşılmasının doğru bulunmadığı, kabule göre de Güvence Hesabı'nın sorumluluğu yoluna gidilmesine neden olan ... plaka sayılı araç ise bu aracın ZMM sigortalı olup olmadığı araştırılmaksızın oluşan zararın Güvence Hesabı'nın sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasının da isabetsiz olduğuna işaret edilerek; olayın özellikleri ve konunun önemi de gözetilerek ve gerekirse yerinde yeniden keşif yapılmak üzere İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurumlardan seçilecek kusur konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan kaza tespit tutanağı, kaza ile ilgili  İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yapıldığı anlaşılan 2015/41810 nolu soruşturmaya ilişkin belgeler ile bu soruşturma kapsamında ATK İstanbul Trafik ihtisas Dairesinden alınan 02/06/2015 günlü kusur raporu ile diğer tüm kusur raporlarını da irdeleyen ve var olan çelişkileri de giderebilecek nitelikte davacıların desteğinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda, davacı tarafça kazaya karıştığı ileri sürülen  sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın veya başka bir aracın kazanın oluşumunda etkili olup olmadığı, etkili ise kusur durum ve oranının ne olduğu konusunda açık, ayrıntılı ve denetimine imkan verecek nitelikte rapor alınmadan karar verilmiş olmasının hatalı olduğu belirtilerek, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca ikinci kez kaldırıldığı görülmüştür.Dairece verilen ikinci kaldırma kararından sonra,2022/440 Esasına kaydedilen davanın yargılaması sonucunda mahkemece; iddia, savunma, kaldırma kararları, kaldırma kararından önce ve sonra temin edilen bilirkişi raporları, tanık ifadeleri ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek;\"...22.03.2015 günü saat 20.00 sıralarında sürücüsü ve plakası belirlenemeyen aracın, D-100 Tersane köprüsü  istikametinden ...Havaalanı istikametine doğru sol şeritte seyir halinde iken aynı şeritte seyreden ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti sıkıştırmaya başladığı ve devamlı olarak sıkıştırması nedeniyle ...'ın dengesini kaybederek havaya fırladığı ve dava dışı ... kullandığı ... plakalı özel amaçlı (vinç monteli kamyonu) sol arka lastiğinin altında kaldığı ve hayatını kaybettiği anlaşılmış, bu haliyle; sürücüsü ve plakası belirlenemeyen ... marka araç sürücüsünün dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli ve tam derecede kusurlu olduğu kanaatine varılarak, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/10/2021 tarihli rapor da göz önünde bulundurulmak suretiyle; önceki karar yalnızca Güvence hesabı vekilince istinaf edildiğinden, mahkememizce davalı tarafın kazanılmış hakkı göz önünde bulundurularak güncel aktüer raporu alınmamış davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" gerekçesiyle; kaldırma kararına konu önceki karar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı Güvence Hesabı vekili ve davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş ve mahkemece davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun değerlendirilmesi neticesinde verilen 05/05/2025 günlü \"İstinaf Değerlendirme Kararı\" ile davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle HMK'nın 346/1 madde hükmü uyarınca süre yönünden reddine karar verilmiştir.05/05/2025 günlü bu karar usulüne uygun şekilde istinaf eden davacılar vekiline tebliğ edildiği halde,İstinaf Değerlendirme Kararı'na karşı istinaf yasa yoluna başvurulmamıştır.Bu durumda sadece davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf nedenleri; talep konusu kazanın oluşumunda kusur durumunun tereddütsüz bir biçimde tespit edilmediği, bu yöndeki tespitlerin eksik incelemeye dayandığı, konuya ilişkin tanık ifadelerinde de çelişki bulunduğu, ayrıca hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin ZMM sigortası teminatı kapsamında olmadığının karar yerinde gözetilmediği, keza dava açılmadan önce usulüne uygun şekilde müvekkili kuruma yapılmış bir başvuru olmadığından, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğinin de mahkemece dikkate alınmadığı, kabule göre de müteveffanın kaza anında koruyucu ekipman kullanmadığı ve kask takmadığı için müterafik kusurlu sayılarak belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bunun yapılmamış olmasının da isabetsiz olduğu, müteveffanın geçerli bir ehliyetinin olup olmadığı araştırılmaksızın sonuca ulaşılmasının da doğru bulunmadığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu baz alınarak 1,8 teknik faiz uygulanması ile destek tazminatı hesaplanması  gerekirken, prograsif rant yönteminin kullanılmasının isabetsiz olduğu, ... tarafından yapılmış rücuya tabi bir ödeme olup olmadığı da  usulen araştırılmadığı gibi davacılardan başka hak sahibi bulunup bulunmadığının da araştırılıp  belirlenmediği  tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış destekten yoksun kalma maddi tazminatı isteğine ilişkindir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda konusunda uzman olduğu anlaşılan bilirkişiler tarafından; dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla düzenlendiği anlaşılan 30/05/2023 günlü kusur  raporundaki kazanın oluş şekli ve bu şekle göre kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranlarının ne olacağına ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu belirlemelerin olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı'nca yapılan soruşturma sırasında Adli Tıp Kurumu'ndan temin edilen raporla ve kaza tanıklarının yargılama sırasında alınan açıklayıcı beyanlarıyla örtüşmesi karşısında mahkemece, kazanın oluşumunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; ayrıca, Dairemizin de katıldığı Yargıtay'ın güncel uygulamalarına göre TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant uygulaması ile tazminat hesaplaması yapılmasında bir isabetsizlik olmamasına: dolasıyla müteveffa gelirinin asgari ücret olduğu varsayımıyla dava dışı anne ve babasına pay ayrılmak ve garamaten paylaşım yapılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılan ve 14/12/2021 günlü önceki karara dayanak teşkil eden 04/10/2021 günlü aktüer bilirkişi raporundaki tazminat hesaplamasının müteveffanın varsayımsal kusuruna göre (%25, %50 ve %75) ayrı ayrı yapılmış olması ve bu rapora göre davacı taraf lehine hüküm altına alınan tazminat miktarlarının müteveffanın %75 oranında kusurlu olması haline isabet ettiği de dikkate alındığında,mahkemece usulü kazanılmış haklara da riayet edilmek suretiyle Güvence Hesabı'nın nihai sorumluluğunun kapsamının belirlenmiş olmasında istinaf edenin sıfatına göre herhangi bir hatalı uygulama bulunmamasına; tüm bunlardan ayrı kazanın oluş şekli ile müteveffanın ölüm nedeni dikkate alındığında (talep konusu kaza; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın,  müteveffa desteğin sevk ve idaresindeki motosikleti sıkıştırması neticesinde direksiyon hakimiyetini yitiren desteğin kayarak yolun sağ şeridinde nizami bir şekilde sevk edilen ... plaka sayılı aracın altına sürüklendiği ve bu aracın üzerinden geçmesi suretiyle hayatını kaybettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.) mahkemece hüküm altına alınan tazminatlardan ayrıca bir müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının somut olayın özelliklerine göre doğru bulunmasına ve dahi eldeki dava açılmadan önce davalı Güvence Hesabı'na yapılmış bir başvuru bulunmamakta ise de bu eksikliğin Dairemizce verilen 01/01/2018 gün 2017/1103 Esas - 2018/1208 Karar sayılı birinci kaldırma kararında işaret edildiği şekilde giderilmiş olduğunun anlaşılmış olmasına; keza ölüm olayının trafik iş kazası olmaması nedeniyle davacılara rücuya tabi herhangi bir gelir bağlanmadığının ... tarafından dosyaya sunulan 27/04/2021 günlü cevabi yazıyla açıkça bildirildiği ve bu bildirime davalı tarafından da itiraz edilmediği dikkate alındığında, bu konudaki incelemenin eksik olduğundan da bahsedilemeyecek bulunmasına göre davalı Güvence Hesabı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 13.984,27-TL harçtan peşin yatırılan 3.496,06-TL harcın düşümü ile bakiye 10.488,21-TL istinaf karar ve  ilam harcının davalı Güvence Hesabından alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/09/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa418b06043ef506","SID":"947d34c801670ed4"}}