{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/263 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1326<br>KARAR TARİHİ\t: 10/07/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/1473 Esas 2021/169 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/07/2025<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında olan ticari ilişki nedeniyle davalı şirketin talebi ile müvekkili şirketçe özel baskılı polietilen torba ve klişe ürünlerinin üretildiği, müvekkili şirket tarafından yapılan iş nedeniyle davalı şirkete dava konusu 6.513,56 TL'lik fatura tanzim edildiği, davalı borçlu şirket iş bu faturayı ödemediği, ancak davalı tarafından bu faturaya süresi içerisinde itiraz edilmediği, dolayısıyla iş bu faturanın davalı şirket tarafından kabul edildiği, müvekkili şirket tarafından iş bu faturanın ödenmemesi üzerine İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13604 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiği, bu nedenle davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacıya ambalaj siparişi verilmesinin söz konusu olmadığı, müvekkili şirketin ABD'de bulunan ortağı aldıkları sipariş üzerine müvekkili şirkete müşteri olan ...adlı firmanın ambalaj örneklerini gönderdiği, bunun üzerine müvekkili şirketin bu ambalaj örneklerini davacıya gönderdiği, davacı şirketin ise bu ambalaj örneklerinden ancak numune olarak üretebileceğini söylediği, müvekkili şirketin, davacı şirket tarafından üretilen numunelerinin Amerika standartlarına uygun olması aynı zamanda müşterilerin bu ürünleri beğenmesi halinde sipariş verebilecekleri konusunda anlaşma sağlandığı, bunun üzerine davacının üretmiş olduğu numunelerin Amerika'da bulunan müşteri tarafından kabul edilmediği, numunelerin istenen kalitede  ve aslına uygun olmadığı için davacıdan ambalaj siparişi verilmediği, numune ambalajlarında davacıya iade edildiği, bu hususta davacıya ayrıca ihtarname çekildiği, ancak davacı şirket tarafından aradan 1 yıl geçtikten sonra numune olarak ürettiği iş bu ambalajlar için müvekkiline fatura kesildiği, müvekkili şirketin ise iş bu faturayı kabul etmediği, iade faturası kesip davacı şirkete gönderdiği, bu nedenle açılan davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretininde davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava; İİK 67.maddesi gereğince  açılmış itirazın iptali davası olup, davanın  bir yıllık  hak düşürücü  süre içerisinde  açılmış olduğu  anlaşılmıştır.  <br>Davacı vekili davacı tarafça davalı adına düzenlenen davaya konu 02.09.2016 tarih ve 6.513,56 TL'lik fatura muhteviyatı malların davacı tarafça davalıya üretimi gerçekleştirilerek teslim edildiği, ancak buna rağmen davalı tarafça iş bu fatura bedelinin ödenmediği iddiasıyla tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaliyle, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili ise yurt dışında bulunan yabancı şirket tarafından gönderilen ambalaj örneklerinin davacı tarafa gönderildiği ve davacı tarafa üretilen numunelerin Amerikan standartlarına uygun olması ve aynı zamanda yurt dışındaki müşteri tarafından beğenilmesi halinde davacı tarafa sipariş verilebileceğinin bildirildiği ve taraflar arasında bu şekilde anlaşma sağlandığı, davacı tarafça üretilen numunelerin yurt dışındaki şirkete gönderildiği,  ancak yurt dışındaki şirketin davacı tarafça üretilen numunelerin istenilen kalite ve standartta olmaması nedeniyle kabul edilmediği,  bu nedenle davacı tarafa da ambalaj siparişinin verilmediği ve davacı tarafça üretilip davalıya teslim edilen numune ambalajlarında davacıya kargo yoluyla iade edildiğinden davalının davacı tarafça düzenlenen davaya konu faturayı kabul etmediği ve iade faturası keserek davacıya gönderdiğinden bahisle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafça davalı adına düzenlenen takip ve davaya konu 02.09.2016 tarih ve 6.513,56 TL bedelli fatura muhteviyatı malların davacı tarafça davalıya üretilip teslim edilip edilmediği, davalı tarafça davacı adına düzenlenen 31.12.2016 tarih, 6.513,56 TL'lik iade faturasına konu malların davalı tarafça davacıya iade edilip edilmediği, bu kapsamda davacının takip ve davaya konu faturadan dolayı takip tarihi itibariyle takibe konu edilen miktar kadar alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişiden alınan kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde takip ve davaya konu 02.09.2016 tarih ve 6.513,56 TL'lik faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu, davalı tarafça düzenlenen 31.12.2016 tarih, 6.513,56 TL'Lik iade faturasının ise davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacıda kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibariyle davacı şirket defterlerine göre davacının davalıdan 6.513,56 TL alacaklı gözüktüğü, davalı şirket defterlerinde ise davalı kayıtlarına alınan 31.12.2016 tarihli iade faturasının mahsubu sonucunda davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.<br>Her ne kadar davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde taraflar arasındaki sözlü anlaşma gereğince davacı tarafça üretilen numunelerin yurt dışı firmaya gönderildiği, ancak yurt dışı firma tarafından numunelerin beğenilmemesi nedeniyle davacıya takip ve davaya konu fatura kapsamında herhangi bir siparişin verilmediği, davacı tarafça üretilen numunelerinde kargo yoluyla davacıya iade edildiği, bu kapsamda esasında davacı tarafça takip ve davaya konu fatura  kapsamında numune olarak üretilen ambalajlar dışında teslim edilmiş herhangi bir ürünün bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafça iade faturası düzenlendiği ve faturanın da davacı şirkete gönderildiği, bu kapsamda davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı iddia edilmiş ise de; takip ve davaya konu 02.09.2016 tarih 6.513,56 TL'lik faturanın her iki taraf ticari defter ve kayıtlarında aynen yer aldığı, davalı tarafça düzenlenen 31.12.2016 tarihli 6.513,56 TL'lik iade faturasının ise davalı ticari defterinde kayıtlı olmasına rağmen davacıda kayıtlı olmadığı, her iki tarafın tacir ve takip ve davaya konu faturanın her iki taraf ticari defterinde kayıtlı olması nedeniyle fatura muhteviyatı malların davalıya teslim edilmediği yönündeki iddianın davalı tarafça kanıtlanması gerekmektedir.<br>Davalı tarafça takip ve davaya konu fatura muhteviyatı malların davalıya teslim edilmediği, sadece üretilen numune malların davalıya teslim edildiği, bu mallarında kargo yoluyla davacıya iade edildiği iddia edilmiş olup, bu yöndeki savunmanın davacı tarafça kabul edilmediği, kargodan gelen yazı cevabı ekinde kargo içeriğinde ne olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı, gramaj olarak da fatura muhteviyatı mallarla uyuşmadığı gibi davalı tarafça da  takip ve dava konusu fatura muhteviyatı malların davacı tarafça davalıya esasında hiç teslim edilmediğinden kargo evrakına konu malların  fatura muhteviyatı mallar olmayıp, davacı tarafça öncesinde numune olarak üretilen mallar olduğunun iddia edildiği, bu kapsamda basiretli bir tacir olarak davranmak zorunda olan davalının davacı tarafça davalı adına  düzenlenen takip ve davaya konu 02.09.2016 tarih 6.513,56 TL'lik  faturayı ticari defterlerine işlemiş olması karşısında fatura muhteviyatı malların teslim alınmadığı yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği gibi davalı tarafça düzenlenen 31.12.2016 tarihli 6.513,56 TL'lik iade faturasının ise davacı defterlerinde kayıtlı olmaması ve davacı tarafça da kabul edilmemesi karşısında davalı tarafın, davaya konu fatura muhteviyatı malların, yurt dışı firma tarafından numunelerin kabul görmemesi nedeni ile esasında davacıdan hiç sipariş edilmediği, bu neden iade faturası düzenlenerek hesabın kapatıldığı yönündeki savunması yerinde görülmemiş olmakla, her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olan davacı alacağı nedeni ile davanın kabulüne,  davalı borçlunun İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13604 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 6.513,56 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 1.302,71 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur,\" gerekçesiyle;<br>\"Davanın  KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13604 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 6.513,56 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına,<br>Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 1.302,71 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Amerika’da bulunan ortağının Amerika'da aldığı sipariş üzerine müvekkili şirkete müşteri olan ... adlı firmanın ambalaj örneklerini gönderdiğini, gönderilen ambalaj standartlarına uygun üretip üretemeyeceğini sorduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin aldığı örnekleri davacı şirkete gönderip aynı standartlara sahip ürün üretip üretemeyeceğini sorduğunu, davacı şirketin de bu ambalaj örneklerinden ancak numune olarak üretebileceğini şayet kabul edilir ise devamını üretebileceğini müvekkili şirkete bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davacıya istedikleri standartlarda numune üreterek göndermelerini üretilen numunelerin Amerikan standartlarına uygun olması aynı zamanda müşterilerin bu ürünleri beğenmesi halinde ancak kendilerine sipariş verebileceklerini, davacı şirkete bildirildiğini ve bu şekilde anlaşma sağlandığını, sağlanan anlaşmaya istinaden davacıdan alınan numunelerin Amerika'ya gönderildiğini, ancak Amerika müşterisi ....adlı firma davacıya örnek olarak verilen ürünle davacı tarafından numune olarak ürünlerin aynı kalitede olmamasından, poşetlerin mikronu düşürülerek üretildiğinden dolayı beğenmediğini ve numuneleri iade ettiğini, müvekkili şirkete iade edilen numunelerin 20.01.2017 tarihinde ... firması aracılığı ile iade davacı şirkete iade edildiğini davacı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak kesilen faturaya karşılık iade faturası düzenlenerek  İzmir 35. Noterliğinin 1567 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade kesilen faturanın davacı şirkete gönderildiğini, müvekkili şirketin, üretilen bu numune ambalajlarının müşteriler tarafından beğenilmediğini ve bu sebeple kabul edilmediği için üretilen numuneleri iade ettiklerini ve kendilerine sipariş vermeyeceklerini davacı şirkete bildirdiği halde davacı şirketin kötü niyetli olarak müvekkili şirkete tanzim edilen bu faturaya ilişkin olarak haksız takip başlattığını, davacının ticari defter ve belgelerine göre müvekkili şirketten alacağı bulunmakta iken müvekkilinin ticari defter ve belgelerine göre davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ticari defter ve belgelerin hükme esas alınabilmesi için tarafların ticari defter ve belgelerinin birbirini doğrulamasının gerektiğini, davacıdan alınan numune örneklerinin 20.01.2017 tarihinde ...  firması aracılığı ile davacı şirkete iade edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu hususun ispat açısından yeterli görülmediğini ve davanın kabulüne karar verildiğini, duruşmada gönderilen ürünün içeriği hakkında herhangi bir açıklama yapmayan davacı yanın hem gönderdiği numuneleri geri aldığını, hemde kötü niyetli olarak haksız kazanç elde ettiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak açılan davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüş, yine aynı tarihli vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile de; yerel mahkemenin, taraflar arasındaki işbu davaya konu ticari ilişkinin esası ile ilgili inceleme yapmamış olup davacı tarafın usulüne aykırı olarak tutulmuş ticari defter ve kayıtları üzerinden karar verildiğini, taraflar arasındaki işbu faturalara konu ticari ilişkiye bakıldığında, müvekkili şirketin davacı tarafa ambalaj ve klişe ürünler için hiçbir şekilde sipariş vermediğini, taraflar arasında yapılan satış, beğenme koşuluyla satış olduğunu, bu çerçevede davacı tarafın, Amerika'da bulunan .... adlı firmaya gönderilmek için temin edilen numune örneklerin beğenilmesi koşuluyla müvekkil şirket ile anlaştığını, fakat davacı tarafından temin edilen işbu numunelerin,.... tarafından ürünlerin kalitesinin önceki örnekler ile aynı olmaması ve  numulerdeki poşetlerin mikronu düşürülerek üretilmiş olduğundan dolayı standartlara uygun olmaması sebebiyle beğenmediğini ve sonuç olarak kendilerine gönderilen numuneleri geri vermek istediğini ve kargo yoluyla  bu ürünleri gönderdiğini, müvekkili şirketin söz konusu anlaşma çerçevesinde üretilen numunelerin ancak Amerikan Standartlarına uygun olması halinde kendilerine sipariş verebileceğinin ayrıca belirtildiğini, buna rağmen davacı şirketin, taraflar arasındaki anlaşmayı göz ardı ederek işbu davaya konu faturanın müvekkil şirket'e ait bir borç şeklinde icra takibi başlattığını, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu bu kararında, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi tüm taleplere rağmen incelemediğini, faturalara konu temel ilişkiyi araştırmadan birbirleriyle uyumsuz olan ticari defter ve kayıtlar üzerinden karar verdiğini,  yerel mahkemenin 2021/169 karar nolu 16/02/2021 tarihli gerekçeli kararın deliller kısmında fatura muhteviyatına ilişkin bilgilerin dosya içerisinde ilgili kargo bilgilerinin yer almadığının belirtildiğini, fakat müvekkili şirketçe ilk derece mahkemesine sunulan 2. cevap dilekçesinde açıkça kargo bilgilerinin belirtilmiş olup ayrıca ek olarak eklendiğini, mahkemenin bu delili dikkate almamasının esas açısından hukuka aykırılık oluşturduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Bir satım  ilişkisinde  satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı  ise yaptığı ödeme veya iadeyi usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Davacı tarafça, davalı şirketin talebi ile özel baskılı polietilen torba ve klişe ürünlerinin üretildiği,  yapılan iş nedeniyle davalı şirkete 6.513,56 TL'lik fatura tanzim edildiği, faturaya süresi içerisinde itiraz edilmediği, davalının bu faturayı ödemediği, İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2017/13604 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacının üretmiş olduğu numunelerin Amerika'da bulunan müşteri tarafından kabul edilmediği, numunelerin istenen kalitede  ve aslına uygun olmadığı için davacıdan ambalaj siparişi verilmediği, numune ambalajlarında davacıya iade edildiği, bu hususta davacıya ayrıca ihtarname çekildiği, ancak davacı şirket tarafından aradan 1 yıl geçtikten sonra numune olarak ürettiği iş bu ambalajlar için müvekkiline fatura kesildiği, müvekkili şirketin ise iş bu faturayı kabul etmediği, iade faturası kesip davacı şirkete gönderdiğini beyanla borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,  davacı ticari defter kayıtlarında tespit edilen davaya konu faturanın davalı tarafından kendi defterlerine işlenmiş olması, davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacı kayıtlarında yer almaması, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM  : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2021 tarih, 2017/1473 Esas ve 2021/169 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 59,30 TL istinaf maktu karar harcı ve 51,93 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplam 111,23 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 504,17 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 10/07/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br> <br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d297fdb1580261a","SID":"5f07245be1697358"}}