{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/791 <br>KARAR NO: 2025/802<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/1213 <br>KARAR NO: 2019/1318<br>BİRLEŞEN DAVA<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/1249<br>BİRLEŞEN DAVA<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2017/1253<br>DAVA: Kooperatif Yönetim Kurulu Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ: 09/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın, davalı . ... Sigorta Kooperatifinde 1 adet paya sahip olduğunu, müvekkilinin noter ihtarnamesi ile pay artırım isteğini davalı kooperatife ilettiğini, sözleşmenin ilgili maddesi gereği pay artırım bedelinin ¼'ünü kooperatif hesabına peşin olarak havale ettiğini ancak kooperatif tarafından pay arttırım talebinin reddedildiğini, davalı ... Sigorta Kooperatifi Yönetim Kurulunun pay artırım talebini reddetmesinin açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu, kooperatif anonim şirkete dönüştüğünde müvekkillerinin pay adedinin düşük kalmasının ve anonim şirket hisse çoğunluğunun mevcut yönetim kurulunda kalmasının hedeflendiğini, tür değişikliği süresince hazırlanan yeni anonim şirket ana sözleşmesi incelendiğinde ilk yönetim kurulu üyelerinin mevcut kooperatifin halihazırdaki üyeleri olduğunun görüleceğini, ana sözleşmede bir sınırlama olmadığı takdirde ortakların 5.000 paya kadar dilediği şekilde pay taahhüt edebileceğini, kooperatif yönetim kurulunun kendisine yapılan pay taahhüt müracaatını kabul etmemesinin yasal olarak imkan dahilinde olmadığını, yönetim kurulunun pay taahhüt talebini tür değiştiren kooperatifteki pay durumunun değişmesini istemediği için kabul etmediğini, bu hareket tarzının 1163 sayılı Kanunun 19. Maddesine aykırı ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek, pay artırım isteğini hukuka aykırı şekilde reddeden davalı kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile davacı ...'ın 250 adet taahhüt etmiş olduğu artırım isteğinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1249 E. sayılı dosyasında sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 1929 adet paya sahip olduğu belirtilerek, asıl dava dilekçesinde yer alan açıklamalar tekrar edilmiş ve pay artırım isteğini hukuka aykırı şekilde reddeden davalı kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile davacı ...'ın 125 adet taahhüt etmiş olduğu artırım isteğinin kabulüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1253 E. sayılı dosyasında sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 879 adet paya sahip olduğu belirtilerek, asıl dava dilekçesinde yer alan açıklamalar tekrar edilmiş ve pay artırım isteğini hukuka aykırı şekilde reddeden davalı kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile davacı ...'ın 125 adet taahhüt etmiş olduğu artırım isteğinin kabulüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı sunduğu cevap dilekçelerinde özetle: Müvekkili şirketin türü ve ticari unvanının değiştiğini, 27/11/2017 tarihli genel kurulu kararıyla ticari unvanının \"... Sigorta A.Ş\" olarak tescil edilerek 04/12/2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, 1163 sayılı Kanunda yönetim kurulu kararlarının iptaline dair bir hüküm yer almadığını, tek istisnasının ortaklıktan çıkarma kararları olduğunu bu nedenle işbu davanın açılamayacağını, kooperatifin anonim şirkete dönüşüm süreci içerisinde tür değişikliğinin takvime uygun şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığının görüşleri çerçevesinde kooperatif ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunulması için ... Sigorta ortaklarına ihtiyari şekilde pay alım davetinde bulunulduğunu, bu davetin hem ... Sigortanın internet sitesinde yayımlandığını ve buna ilişkin noter tespiti yaptırıldığını hem de her bir ortağa ayrı ayrı iadeli taahhütlü mektup gönderilmek suretiyle tek tek bilgilendirme sağlandığını, davacı ...'a gönderilen 25/09/2017 tarihli iadeli taahhütlü mektup örneğini ve mektubun 27/09/2017 tarihinde tebliğ edildiğini gösterir PTT çıktısını dilekçe ekinde sunduklarını, davacı ...'a gönderilen 25/09/2017 tarihli iadeli taahhütlü mektup örneğini ve mektubun 28/09/2017 tarihinde tebliğ edildiğini gösterir PTT çıktısını dilekçe ekinde sunduklarını, yine davacı ...'a gönderilen 25/09/2017 tarihli iadeli taahhütlü mektup örneğini ve mektubun gönderildiğine dair PTT çıktısını dilekçe ekinde sunduklarını, şirketin internet sayfasından yapılan duyuruda da, ortaklara tek tek gönderilen mektuplarda da, pay alımının en geç 06/10/2017 tarihine kadar yapılabileceğinin açıkça belirtildiğini, sürenin bu şekilde sınırlandırılmasının tür değişimine yönelik hazırlık ve süreçlerin sıhhati bakımından zorunlu olduğunu, zira ortaklar pay alımını tamamladıktan sonra şirketin, tür değişikliği ile ilgili gerekli başvuruyu 19/10/2017 tarihinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na yaptığını, başvuru eki ve belgeleri, tür değiştirme planı ve raporu ile sermayenin ve özvarlığın tespitine dair Yeminli Mali Müşavir raporunun sunulduğunu, bu bilgi ve belgeler ibraz edildikten sonra yeniden pay alımı yapılmasına izin verilmesinin tüm bilgi ve belgelerin baştan düzenlenmesi ve dolayısıyla tür değiştirme sürecinin sürekli olarak gecikmesine, tamamlanamamasına yani bir kısır döngü içerisinde sürecin akim kalmasına sebebiyet vereceğinden 06/10/2017 tarihinden sonra yapılan başvuruların 26/10/2017 tarihli YK kararı ile reddedildiğini, 06/10/2017 tarihinin ise tüm ortaklar yönünden uygulandığını yani davacılara özel bir uygulama olmadığını, davacıların 06/10/2017 tarihine kadar pay satın almak için başvuruda bulunmadıklarını, Davacı ...'ın 03/11/2017 tarihli ihtarname ile 250 adet pay almak istediğini beyan ederek talepte bulunmuş ise de başvurusu kabul edilmeyerek yatırmış olduğu 3.125,00 TL'nin 06/11/2017 tarihinde hesabına iade edildiğini ve 09/11/2017 tarihli ihtarname ile talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, davacı ... 03/11/2017 tarihli ihtarname ile 125 adet pay almak istediğini beyan ederek talepte bulunmuş ise de başvurusu kabul edilmeyerek yatırmış olduğu 3.125,00 TL'nin 06/11/2017 tarihinde hesabına iade edildiğini ve 09/11/2017 tarihli ihtarname ile talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, davacı  ... 03/11/2017 tarihli ihtarname ile 125 adet pay almak istediğini beyan ederek talepte bulunmuş ise de başvurusu kabul edilmeyerek yatırmış olduğu 3.125,00 TL'nin 06/11/2017 tarihinde hesabına iade edildiğini ve 09/11/2017 tarihli ihtarname ile talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, Bu durumun davacılara özgü olmayıp, 06/10/2017 tarihinden sonra yapılan başvuruların hiçbirinin kabul edilmediğini, davacıların ve davacılar ile birlikte hareket eden birtakım kişilerin Şirkete karşı hasmane tutumunu bir süredir devam ettirdiğini, işbu davanın organize şekilde hareket edilmek suretiyle, sırf tür değiştirme sürecine zarar vermek ve Şirket’in iradesini baskı altına almak için açıladığını beyanla, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; kooperatif yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin asıl ve birleşen davalarda davalı kooperatif yönetim kurulunda kooperatifin tür değiştirme işlemlerinin tamamlanması için 06.10.2017 tarihi ile tür değişimi kararının alınacağı olağan üstü genel kurul toplantısı arasında pay sahiplerince yapılacak yeni pay alımı tekliflerinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığını, davalı kooperatifin Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesine uygun şekilde tüm ortaklarına eşit hak ve imkanlarla ihtiyari pay artırım hakkı tanıdığı, ortaklarını bu haklarından gerek internet sitesinde yapılan duyuru ile gerekse de adreslerine gönderilen iadeli taahhütlü mektup ile bilgilendirdiği, davacıların 6 Ekim 2017 tarihinden sonra ve pay alım davetindeki şarta uymaksızın pay alım talebinde bulundukları, davalı kooperatifin tür değişikliği sürecinde sermayesini ve ortaklık yapısını nihai hale getirebilmek için yeni pay alımları için tarih sınırı koymasında davalı kooperatif ana sözleşmesi ve mevzuat anlamında bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen dosya davacıları vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçelerinde yer alan açıklamalarını tekrar ederek, müvekkillerden ikisine yapılan bildirimlerin tebliğ tarihleri itibariyle kendilerine tanınan pay alımı süresi (biri sekiz diğeri ise yedi gün) oldukça kısa iken, diğer müvekkili ...'a yapılan bildirime ilişkin tebliğ tarihinin ise pay alımı için tanınan sürenin bitiş tarihinden sonra olduğunu yani pay alımı hususunda hakkını kullanmasının bir nevi engellendiğini, Pay alımı hususunda süre verilmiş olmasının Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu raporuna göre hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu ayrıca sermaye yapısını güçlendirmek amacına da ters düştüğünü, Yönetim Kurulu kararı ve işbu kararın pay sahiplerine tebliğ tarihlerinden son ödeme günü olan 06/10/2017 tarihine kadar olan son derece kısa sürenin, yeni pay alımı hakkında ortaklara konuyla alakalı gerekli değerlendirmeyi yapabilmeleri ve pay alımı için gerekli finansmanı sağlayabilmeleri yönlerinden yeterli zamanı vermediğini, bilirkişi raporunun kendi içinde de çelişki arz etiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece tek vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın bu yönden hatalı olduğunu beyan ederek, her bir dosya yönünden müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. <br>DAİREMİZİN KARARI Dairemizin 16/10/2024 tarihli kararı; \"...Asıl ve birleşen davalar, kooperatif yönetim kurulu kararının iptali ile pay alım isteğinin kabulüne karar verilmesi istemine ilişkindir. . ... Sigorta Kooperatifi Yönetim Kurulu'nun 18/09/2017 tarih ve ... no.lu kararı ile; Şirketin tür değişikliği sürecinin takvime uygun şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığının 2016 yılı görüşü ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın sözlü tavsiyesi üzerine, dönüşüm öncesi Şirketin ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunmak üzere alınacak tedbir ve önlemler kapsamında, Şirketin mevcut ortaklarının Ana Sözleşmenin tanıdığı azami sınıra kadar, 6 Ekim 2017 tarihine kadar Kooperatiften pay alımına davet edilmesine karar verilmiştir. Yönetim Kurulu'nun 26/10/2017 tarih ve ... no.lu kararı ile; \"Kooperatifimizin tür değişikliği ile ilgili gerekli başvuruların 20 Ekim 2017'de yapılmış olması ve başvuru eki belgeleri; tür değiştirme planı ve raporu ile sermayenin ve özvarlığın tespitine dair YMM raporu sunulmuş olması dolayısıyla, tüm dönüşüm sürecinin sıhhati ve buna bağlı bilgi ve belgelerin güncelliğinin sağlanması amacıyla; ortaklık ve pay adetlerinin aynen korunmasına ve ortaklık pay alımı bakımından daha öncesinde mevcut pay sahiplerine verilen yeni pay alma imkanının bitim tarihi olan 6 Ekim 2017'den olağanüstü genel kurul sürecinin tamamlanmasına kadar hiçbir talebin kabul edilmemesine...\" karar verilmiştir. . ... Sigorta Kooperatifinin internet sitesinden; \"Değerli ortağımız, Kooperatifimizin Hazine Müsteşarlığı ve Gümrük Ticaret Bakanlığı'nın izinleri ile tür değişikliği yaparak anonim şirkete sönüşmesi çalışmaları sürmektedir. Bu aşamada Kooperatifimizin ara bilançosunun olumlu elde edilmesine katkıda bulunmak üzere mevcut ortaklarımızın yeni pay alarak sermayemize katkıda bulunmaları talep edilmektedir. Tamamen ihtiyari olarak ve Kooperatiften ana sözleşmenin tanımladığı azami pay adedini geçmemek suretiyle yeni pay alarak, sermayemizin artması için katkıda bulunmak ve en geç 6 Ekim 2017 tarihine kadar yeni pay almak üzere, her bir ortağın payının 100 TL pay bedeli üzerinden azami 5.000 adet paya ve 500.000 TL tutara kadar olacak şekilde başvurularak, paranın Kooperatifimizin TR....no.lu IBAN hesabına yatırıldığına dair dekontun Kooperatifimizin ...no'lu faksına iletilmesini rica ederiz\" şeklinde duyuru yapılmış ve bu duyuruya ilişkin Kadıköy ... Noterliği'nin 21/09/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu tespit işlemi yaptırılmıştır. Ayrıca yukarıda yer alan duyuru ile aynı içeriğe sahip 25/09/2017 tarihli her bir davacı adına ayrı ayrı olacak şekilde düzenlenen mektupların PTT yoluyla davacılara gönderildiği tespit edilmiştir.Davacılar tarafından 06/10/2017 tarihine kadar pay alımına yönelik bir işlem yapılmadığı ihtilafsızdır. Ancak davacılar bu tarihten sonra noterlik kanalıyla gönderdikleri ihtarnameler ile pay alım talebinde bulunmuşlardır. Bu kapsamda; -Davacı ... tarafından, Kooperatife keşide edilen Üsküdar ... Noterliği'nin 30/10/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; 1 pay taahhüdü ile ortak olduğu kooperatifteki pay adedinin 250 paya çıkartılmasını talep ettiği, buna ilişkin pay bedelinin 1/4'ünün kooperatif hesabına yatırdığı belirtilmiştir. -Birleşen davacı ... tarafından, Kooperatife keşide edilen Üsküdar .... Noterliği'nin 03/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; 879 pay taahhüdü ile ortak olduğu kooperatifteki pay adedinin 1004 paya çıkartılmasını talep ettiğini, buna ilişkin pay bedelinin 1/4'ünün kooperatif hesabına yatırdığını belirtilmiştir. Birleşen davacı ... tarafından, Kooperatife keşide edilen Üsküdar ... Noterliği'nin 03/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile; 1929 pay taahhüdü ile ortak olduğu kooperatifteki pay adedinin 2054 paya çıkartılmasını talep ettiğini, buna ilişkin pay bedelinin 1/4'ünün kooperatif hesabına yatırdığını belirtilmiştir. Kooperatif tarafından Kadıköy ... Noterliğinden davacı ...'a keşide edilen 31/10/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu, Kadıköy ... Noterliğinden davacı ...'a keşide edilen 09/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ve Kadıköy ... Noterliğinden davacı ...'a keşide edilen 09/11/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnameler ile cevap verilmiştir. Kooperatif tarafından gönderilen ihtarnamelerde; \"...Anonim Şirkete dönüşüm sürecinde olan ... Sigorta'nın, tür değişikliği sürecinin takvime uygun şekilde tamamlanması sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığı'nın ve Gümrük Ticaret Bakanlığı'nın görüşleri çerçevesinde, kooperatif ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunulması için ... Sigorta ortaklarına ihtiyari şekilde pay alım davetinde bulunulmuştur. Ancak ilgili davette mevcut ortaklara en geç 6 Ekim 2017 tarihine kadar süre verilmiştir. Bu sürenin önemi ve kesinliği önümüzdeki tür değişimine yönelik hazırlık ve süreçlerin sıhhati bakımındandır. Bu tarih sonrası yeni pay alım talebinin kabul edilmemesi Kooperatif yönetim kurulunca karar altına alınmıştır. Ancak Muhatap 6 Ekim 2017 tarihine kadar pay satın almak için başvuruda bulunmamıştır, bu nedenle artık bu tarihten sonra pay alımı mümkün değildir. Ayrıca, Muhatap'ın payının arttırılması için kooperatifimiz hesabına yatırdığı bir para söz konusu olmadığı gibi yatırılması halinde derhal kendisine iade edilecektir...\" şeklinde cevap verilmiştir. Davacıların ortağı olduğu . ... Sigorta Kooperatifi 27/11/2017 tarihli genel kurulu kararı ile tür değiştirerek anonim şirkete dönüşmüş ve ... Sigorta A.Ş. unvanıyla sicile kaydedilerek 12/12/2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiştir.Bilirkişi raporu; Mahkemece Ticaret Hukuku ABD Öğretim Üyesi Dr. ..., ... ve Sigorta ABD Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... ve Mali Müşavir ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda;  \"...Huzurdaki davanın konusu Yönetim Kurulu Kararının İptali davası olup, Davalı Kooperatifin Yönetim Kurulu Kararlarında Davacıların ortaklık haklarına zarar verecek bir karar alınmadığı aksine tüm ortaklara aynı şartların sağlandığı, Yönetim Kurulu Kararında pay alım tarihinin 6 Ekim 2017'e kadar sınırlanmasının da Kooperatifin o dönemde Tür Değişikliği sürecinde olduğu göz önüne alındığında sürecin devamı için bir tarih sınırlamasının makul kabul edilebileceği, aksi halde Davacılar gibi sürekli bir ortağın pay artırım talebinde bulunması halinde yeni ortaklık yapısı ve sermayenin nihai haline gelmesinin mümkün olamayacağı, bu durumda da Kooperatifin tür değişikliği sürecini tamamlayamayacağı ve bu sürenin uzaması halinde Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü'nün yaptırımları ile karşılaşılabileceği, üstelik Davacıların süresinden sonra pay artırım taleplerinin kabul edilmesi halinde süresinde pay artırım talebinde bulunarak ödemelerini süresinde yapmış diğer ortaklar açısından, eşit işlem ilkesine aykırı davranılmış olacağı kanaatine varılmıştır. Davacı tarafların dilekçesinde pay alım taleplerini neden 6 Ekimden çok sonra ve pay bedelinin 1/4'ünü ödemek suretiyle yaptıklarına dair bir açıklama görülememiştir. Ancak Davacılar dilekçesinde yer alan, “Davalı kooperatifin yönetim kurulunun pay artırım talebinin reddinin açık bir şekilde kötü niyetli olduğu ve Kooperatif şirket Anonim Şirkete dönüştüğünde Davacının pay adedinin düşük kalmasını ve Anonim Şirket hisse çoğunluğunun mevcut yönetim kurulunda kalmasının hedeflendiği” şeklindeki iddiasının dayanağı anlaşılamamışsa da, ciddi bir iddiadır. Bu nedenle herhangi bir hak kaybına sebep olmamak ve varsa önemli bir hususun atlanmaması için inceleme sırasında bu husus Davacılar vekiline de sorulmuş ancak kendisi de bir sebep söylememiş sadece dava dilekçesinde yazdığı şekilde istedikleri zaman sermaye Payı artırımı yapıp yapamayacaklarının incelenmesini istediklerini söylemişlerdir. Ancak, Davacıların gerçekten de böyle bir şekilde kendilerinin paylarının Davalı Kooperatif nezdinde kasıtlı azaltılmak istendiğine dair bir şüphesi vardıysa, pek ala Davacıların da 6 Ekim 2017 tarihine kadar pay alımına katılabileceği açıktır. Ancak Davacılar bu haklarını kullanmamışlardır.\" şeklinde görüş sunulmuştur.İstinaf sebeplerinin incelenmesi; 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda, yönetim kurulu kararlarına ilişkin iptal davası açılması sadece Kanunun 16.maddesinde, yönetim kurulu tarafından alınan ortaklıktan çıkarılma kararlarına karşı düzenlenmiştir. Bu hal dışında ilke olarak yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılamaz. Ancak yönetim kurulunun almış olduğu karar, bir ortağı doğrudan ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelik taşırsa ortaklıktan çıkarılma dışındaki bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine doğrudan iptal davası açılabileceği Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Fakat bu durumda alınan kararın, doğrudan ortağı ilgilendiren bir karar olması gerekmektedir. Üyeye doğrudan dava açma hakkı verilen kararlar incelendiğinde; üyeye şahsi olarak zarar veren, bütün üyeleri ilgilendirmeyen, açıkça hukuka aykırı kararlardır. Ayrıca konusu imkansız veya emredici hukuk kurallarına aykırı, ahlak ve adaba aykırılık bulunan batıl nitelikteki yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan iptal davası açılabilir, diğer hallerde ise öncelikle yönetim kurulu kararına karşı itiraz edilmesi, itiraz üzerine genel kurulda alınacak kararın, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca dava edilmesi mümkündür. Bir ortağın yönetim kurulu kararına itirazının genel kurul gündemine alınması için yönetime yaptığını iddia ettiği başvurusu üzerine itirazı genel kurul gündemine alınmamış ve genel kurulca bir karar verilmemiş ise, davacının yönetim kurulu kararının iptali için doğrudan dava açılabileceğinin ilke olarak kabulü gerekir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/2243 E. 2014/7665 K., 2013/7506 E. 2014/691 K., 2012/6937 E. 2013/2091 K., 2012/6311 E. 2013/1145 K., 2011/5071 E. 2012/223 K. sayılı kararları). .... Asıl ve birleşen dosya davacılarının iptalini talep ettiği yönetim kurulu kararı, kooperatifin, anonim şirkete dönüşüm sürecinde, ortaklara ihtiyari pay alım hakkı veren ve bunu kooperatifin anonim şirkete dönüşüm süreci nazara alınarak belli bir süre ile kısıtlayan, tüm ortakları ilgilendiren bir karardır. Dolayısıyla iptali istenen yönetim kurulu kararı, sadece davacıların şahsını ilgilendiren bir karar olmadığı gibi somut olayda yokluk ve butlan sebeplerinin de bulunmadığı anlaşılmıştır.  Zira bu süreçte, pay alımlarının hangi tarihe kadar gerçekleştirilebileceği Kooperatifin internet sitesinde ilan edilmiş ayrıca tüm ortaklara gönderilen mektup ile bildirilmiştir. Bir kısım ortaklar süresi içerisinde pay alımı gerçekleştirmiş ise de davacıların 06/10/2017 tarihinde kadar Kooperatife ulaşan bir talepleri yoktur. Davacılar ... ve ...'a iadeli taahhütlü mektuplar teslim edilmiş, ancak ...'ın adresine 28/09/2017 tarihinde ulaştırılmasına rağmen teslim edilemediği için 09/10/2017 tarihine kadar PTT'de bekletilmiş ve bekleme süresi içerisinde teslim alınmaması nedeniyle bekleme süresi sonunda 09/10/2017 tarihinde iade edilmiştir. Davacının kendisine mektup gönderilen adresin bildirdiği adres olmadığı yanlış adrese mektup gönderildiğine dair bir iddiası bulunmamaktadır. Bu durumda gerek bildirimlerin gönderilmiş olması gerekse internet sitesinde gerekli duyuruların yapılmış olması karşısında bu yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir.  Dava 1163 sayılı yasadan kaynaklandığı için 99/2 maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabidir.  .... HMK'nın 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi gereği davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini göstermesi, bu çerçevede tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu belirterek bildirmesi, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermeleri bir zorunluluk olup istinaf dilekçesinde belirtilen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Raporunun davacının delilleri arasında yer almadığı, 36 sayfadan ibaret olduğu sayfa numarasından anlaşılan söz konusu raporun sadece 26 ila 29 sayfalarının ön inceleme duruşmasından sonra sunulduğu ancak davalı tarafın bu raporun sunulmasına muvafakat etmediği anlaşılmakla yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre basit yargılama usulüne tabi yargılamada davacının dava dilekçesinde bildirmediği ve sunmadığı belgeleri yasal süre geçtikten sonra sunması mümkün değildir. İddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında, mahkemece bu belgelere itibar edilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Kooperatif ortakları arasında hak ve borçlar bakımından \"eşitlik ilkesi\" esastır. Söz konusu ilke Kooperatifler Kanunu'nun 23.maddesinde \"Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.\" şeklinde düzenlenmiştir. Eşitlik kavramı mutlak ve nispi eşitlik olmak üzere ikiye ayrılır. Ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı mutlak eşitlik kapsamındaki haklara örnek gösterilebilecek iken, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereğidir. Bu itibarla, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını yerine getiren bir ortağın, eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkı vardır. Somut olayda, kooperatif tarafından tüm ortaklara eşit davranılmak suretiyle bir tarih belirlenmiş ve belirlenen tarihe kadar pay alımı yapan ortaklar yönünden işlem gerçekleştirilmiş olup eşitlik ilkesine aykırı bir durum söz konusu değildir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Somut olayda her bir davacı tarafından ayrı ayrı dava açılmış olup, açılan davalar birleştirilmiştir. Birleştirilen davaların tahkikat safhası müşterek olmakla birlikte, birleştirme kararı verilmesi her bir davanın müstakil dava olma özelliğini ve bu bağlamda her biri hakkında ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Mahkemece her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi gerekirken \"davanın reddine\" dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yine aynı gerekçelerle, her bir dava yönünden, davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir. ... Asıl ve birleşen davaların seri nitelikte açılan davalar olduğu kabul edilerek, seri dava dosyalarının sayısı gözetilip karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince her biri yönünden ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi kabul edilmiştir. Ayrıca gerekçeli karar başlığında, asıl ve birleşen davalar yönünden \"davacı\" tarafın hatalı gösterildiği, asıl dosya davacısı \"...\" olmasına rağmen mahkeme kararında \"...\" olarak belirtildiği anlaşılmakla, bu husus Dairemiz kararında düzeltilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, Davalı vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilerek\" asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine dair yeniden hüküm tesis edilmiştir.<br>YARGITAY BOZMA İLAMI Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2025 tarihli 2025/46 E. 2025/185 K. sayılı kararı ile; dava konusu uyuşmazlığın hukuka aykırı olarak alınan yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na göre kural olarak yönetim kurulu tarafından alınan ve aynı yasanın 16.maddesinde düzenlenen ihraç kararının iptali davası dışında yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılmasına olanak olmadığı ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesindeki atıf nedeniyle konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nda Anonim Şirketlere ait hükümlerin göz önünde bulundurulması gerektiği, TTK’nın 391. maddesinde yer alan koşulların oluşması halinde yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti davası açılmasının mümkün olduğu, anılan maddenin 391. maddenin (c) bendi gereğince pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan veya güçleştiren kararların batıl sayılacağı, davalı kooperatifin Anonim Şirkete dönüşme sürecinde üyelere tanınan yeni pay hakkı (rüçhan hakkı) anılan madde kapsamındaki pay sahiplerine kanunen tanınan temel haklardan olup bu hakkın kullanılmasında TTK’nın 461. maddesindeki koşullara uygun hareket edilmesi gerektiği, anılan maddenin 2. fıkrasına göre yönetim kurulu tarafından yeni pay alma hakkının sınırlandırılması mümkün ise de bu sınırlandırmanın gerekçelerinin gösterilmesi ve TTK’nın 461/3. maddesi gereğince yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esasları bir karar ile belirlendikten sonra bu kararda pay sahiplerine en az 15 günlük süre verilmesi, kararın tescil ve 35. maddede özellikleri yazılı gazetede ilan olunması, ayrıca şirketin internet sitesine konulması gerektiği hususları açıklanarak;  \"Somut uyuşmazlıkta; davalı kooperatifin 18.09.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile yeni pay alma hakkının kullanılabileceği en son tarih 06.10.2017 olarak belirlendikten sonra asıl dosya davacısı ...’a yapılan tebligatın 27.09.2017 tarihinde, birleşen dava davacısı ...’a yapılan tebligatın 28.09.2017 tarihinde, diğer birleşen dava davacısı ...’a yapılan tebligatın ise 09.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Birleşen dava davacısı ...’a yapılan tebliğin pay alma hakkının kullanılabileceği tarihten daha sonraki bir tarih olduğu anlaşıldığı gibi diğer davacılara yapılan tebligatların tebliğ tarihleri ile yeni pay alma hakkının kullanılabileceği tarih arasında TTK’nın 461/3. maddesinde belirtilen 15 günlük süre koşuluna uyulmamıştır. Davacı ...’ın 30.10.2017 tarihinde, birleşen dava davacıları ... ve ...’ın 03.09.2017 tarihinde yeni pay alam haklarını kullandıklarını noter aracılığıyla davalı kooperatif yönetimine bildirdiği, davalı kooperatifin anonim şirket’e dönüşmeye ilişkin tür değişimi TTK'nun 461/3. maddesinde belirlenen emredici asgari yasal süreyi tanımayan ve yeni pay alma haklarının değerlendirildiği genel kurul toplantısı 27.11.2017 tarihinde yapıldığına göre, davacılara ve yeni pay alma hakkının kullanımı talebini genel kurul toplantısından önce kullanmak istemelerine rağmen reddeden, yönetim kurulu kararı kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğundan, batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş...\" gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. <br>DEĞERLENDİRME VE DİRENME GEREKÇESİ 6102 sayılı TTK'nın 124.maddesinin 1.fıkrasında ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif olarak sayılmıştır. Aynı maddenin 2.fıkrasında bu Kanunda, kollektif ile komandit şirketin şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin ise sermaye şirketi sayılacağı belirtilmiş, kooperatiflere ilişkin ise şahıs veya sermaye şirketi olup olmadıklarına dair her hangi bir belirleme yapılmamıştır. TTK'nın 134.maddesine göre ticaret şirketlerinin birleşmelerine, bölünmelerine ve tür değiştirmelerine 134 ila 194 üncü maddeler uygulanır ve diğer kanunların, bu Kanunun 135 ila 194 üncü maddelerine aykırı olmayan hükümleri saklıdır. TTK'nın 135.maddesine göre; \"134 ilâ 194 üncü maddelerin uygulanmasında; \"şirket\", ticaret şirketlerini; \"ortak\", anonim şirketlerin pay sahiplerini, limited şirketler ile şahıs şirketlerinin ve kooperatiflerin ortaklarını; \"ortaklık payı\", şahıs şirketlerindeki ortaklık payını, anonim şirketteki payı, limited şirketteki esas sermaye payını, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketteki ortaklık payını; (belirtiği ifade edilmesine rağmen yine kooperatifler yönünden bu maddede \"ortaklık payı\"na ilişkin bir nitelendirme yapılmamıştır.) \"genel kurul\", anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerle kooperatiflerdeki genel kurulu, şahıs şirketlerindeki ortaklar kurulunu ve gereğinde ortakların tümünü; \"yönetim organı\", anonim şirketler ve kooperatiflerde yönetim kurulunu, limited şirketlerde müdürü veya müdürleri, şahıs şirketleriyle sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticiyi; \"şirket sözleşmesi\", anonim şirketlerde esas sözleşmeyi, şahıs şirketleriyle limited şirketlerde şirket sözleşmesini ve kooperatifte ana sözleşmeyi ifade eder.\" TTK'nın 180.vd maddelerinde ise \"Tür Değiştirme\" düzenlenmiştir. TTK'nın 180.maddesinde bir şirketin hukuki şeklini değiştirmesi halinde yeni türe dönüştürülen şirketin, eskisinin devamı niteliğinde olduğu açıklanmış, TTK'nın 181/1.d bendinde bir kooperatifin, sermaye şirketine  dönüşebileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 189.maddesine göre ise yönetim organının tür değiştirme planı ile yeni türün şirket sözleşmesini genel kurula sunacağı belirtilmiş, aynı maddenin d bendinde ise kooperatiflerde tür değiştirme kararının \"1. Ortakların en az üçte ikisinin temsil edilmeleri şartı ile, genel kurulda mevcut oyların çoğunluğuyla, 2. Ek ödeme, diğer kişisel edim yükümlülükleri veya kişisel sorumluluk getiriliyorsa veya bu yükümlülükler veya sorumluluklar genişletiliyorsa, kooperatifte kayıtlı ortaklarının üçte ikisinin olumlu oyuyla\" alınacağı açıklanmıştır.  Ayrıca TTK'nın \"Ortaklık Paylarının Ve Ortaklık Haklarının İncelenmesi\" başlıklı 191.maddesinde; \"(1) Birleşmede, bölünmede ve tür değiştirmede ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının gereğince korunmamış veya ayrılma karşılığının uygun belirlenmemiş olması hâlinde, her ortak, birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde, söz konusu işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir denkleştirme akçesinin saptanmasını isteyebilir. Denkleştirme akçesinin belirlenmesinde 140 ıncı maddenin ikinci fıkrası uygulanmaz. (2) Davacı ile aynı hukuki durumda bulunmaları hâlinde, mahkeme kararı, birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin tüm ortakları hakkında da hüküm doğurur.(3) Davanın giderleri devralan şirkete aittir. Özel durumların haklı göstermesi hâlinde, mahkeme giderleri kısmen veya tamamen davacıya yükletilebilir. (4) Ortaklık paylarının veya ortaklık haklarının korunmasını inceleme davası birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının geçerliliğini etkilemez.\" \"Birleşmenin, Bölünmenin Ve Tür Değiştirmenin İptali Ve Eksikliklerin Sonuçları\" başlıklı 192.maddesinde; \"(1) 134 ilâ 190 ıncı maddelerin ihlali hâlinde, birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler. İlanın gerekmediği hâllerde süre tescil tarihinden başlar. (2) Kararın bir yönetim organı tarafından verilmesi hâlinde de bu dava açılabilir. (3) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin işlemlerde herhangi bir eksikliğin varlığı hâlinde, mahkeme taraflara bunun giderilmesi için süre verir. Hukuki sakatlık, verilen süre içinde giderilemiyorsa veya giderilememişse mahkeme kararı iptal eder ve gerekli önlemleri alır.\" hükümleri ile birleşme, bölünme ve tür değiştirme hallerinde ortakların haklarının ihlal edilmesi halinde başvurulacak yasal yollar, birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye karşı iptal davası açılması düzenlenmiştir.Somut olayda; . ... Sigorta Kooperatifi'nin 27/11/2017 tarihli genel kurulunda, tür değiştirerek anonim şirkete dönüşmesine dair karar alınmış, bu karara yönelik işlemlere başlanılmış, kooperatifin, anonim şirkete dönüşmesi halinde gerekli olan sermayenin sağlanmasına yönelik olarak, ortaklara isteğe bağlı olacak şekilde pay almaya davet çağrısı yapılmıştır. Bu işlemler henüz kooperatif, anonim şirkete dönüşmeden gerçekleşen işlemlerdir. Ülkemizde sigorta şirketleri 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 3.maddesindeki \"Türkiye'de faaliyet gösterecek sigorta şirketleri ile reasürans şirketlerinin anonim şirket veya kooperatif şeklinde kurulmuş olması şarttır...\" hükmüne göre anonim şirket veya kooperatif şirket şeklinde kurulabilmektedir. Kooperatif sigorta şirketleri de yine aynı Kanunun 3.maddesinin 3.fıkrasındaki düzenleme uyarınca üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapmayan kapalı (mütüel) kooperatif sigorta şirketi ya da 4.fıkrasındaki üyeleri dışındaki kişilerle sigorta sözleşmesi yapabilen açık kooperatif sigorta şirketi olmak üzere iki türlü olarak kurulup faaliyet yapmaktadır. Yine kooperatif sigorta şirketlerinin kurulabilmesi için 5684 sayılı Kanunun 3, 4 ve 5.maddelerinde sermaye ve finansal yapısına ilişkin şartlar, organizasyon yapısına ilişkin şartlar, kurucu ve yönetici olmaya ilişkin şartlar, teknik ve fiziksel yapıya ilişkin şartlar belirlenmiş olup, doktrinde de sigortacılık için faaliyet gösterecek gerçek ve tüzel kişiler için düzenlemelerde belirlenen şartların; 1-Kurucular ve yöneticilerin sahip olması gereken şartlar, 2-Sermaye ve finansal yapıya ilişkin şartlar, 3-Teknik ve fiziksel yapıya ilişkin şartlar ve 4-Organizasyon yapısına ilişkin şartlar olmak üzere dört başlık altında toplanmaktadır. (Dr. Muharrem Umut, Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, sf.213-232) Sigorta şirketlerinin ruhsat talep ettikleri veya faaliyet göstermek istedikleri sigorta branşları için mevzuatın öngördüğü asgari tutarda sermayeye sahip olması ve faaliyeti boyunca da yükümlülüklerini karşılayabilecek finansal güce sahip olması gerekir. (Yıldırım, 2011 sf.108-109) Sigorta branşları için öngörülen sermaye tutarlarına ilişkin olarak davalının işlemleri yaptığı tarih itibariyle 5684 sayılı Kanunun 5/3.maddesinde öngörülen asgari sermaye tutarları ve talep ettikleri branşlara göre ek sermayeye ilişkin 2007/1 sayılı Genelge ve bunda yapılan değişiklikler dikkate alındığında hayat grubu branşında hayat grubu için 6.000.000,00-TL, hayat dışı grubu için 6.600.000,00-TL öngörülmüş olup, sigorta şirketleri için de asgari sermaye tutarı, minimum sermaye tutarı ile kuruluş işlemleri tamamlandıktan sonra ruhsat talep eden sigorta şirketleri için ruhsat almak istedikleri her bir sigorta branşı için ilave sermayeye sahip olmaları (Dr. Muharrem Umut, Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, sf.213-232) gerekliliğine binaen öncelikle bu sermaye miktarına sahip olmaları gerekmektedir. Sadece üyeleri ile sigorta sözleşmesi akdetmek üzere kurulacak kapalı sigorta kooperatiflerinin hem başlangıçtaki ödenmiş sermaye, hem de branş bazında ödenmiş sermaye bazında istisna tanınmıştır. Kapalı kooperatifler için Kooperatifler Kanunu'nun 19.maddesine göre diğer şartların yerine getirilmiş olması koşuluyla en az 200 ortağın bulunması ve her ortağın en az 100,00-TL ödenmiş sermayeye sahip olması prensip olarak yeterlidir. Diğer yandan, sigortacılıkta ikincil mevzuata göre  hükümleri gereği sigorta faaliyetleri için faaliyete başlamasından itibaren her yıl Haziran ve Aralık ay sonları itibariyle Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Sermaye Yeterliliklerinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik gereğince sermaye yeterliliği hesabı yapılmaktadır. (Dr. Muharrem Umut, Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, sf.213-232) Yönetmelik hükümlerine göre sigorta şirketinin yönetmelikte belirlenen esaslara göre hesaplanan öz sermayesinin gerekli öz sermaye tutarından düşük olmaması gerekmektedir. Kapalı sigorta kooperatifleri için kuruluş ve ruhsat aşamasında ödenmiş sermayeye ilişkin istisna tanınmış olmakla birlikte faaliyete başlamasından sonra yapılan sermaye yeterliliği hesabı açısından şirketler arasında herhangi bir ayrım bulunmamaktadır. Bu nedenle faaliyete başlanılmasından itibaren en geç 6 ay sonra kapalı sigorta kooperatifi ile diğer sigorta şirketleri arasındaki fark ortadan kalkmaktadır. Sigorta Şirketleri ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışmasına İlişkin Yönetmelik uyarınca sigorta şirketleri faaliyet göstermek istedikleri branşlar, iş planları ve hedefleri ile uyumlu organizasyon yapısına ve sigortacılık faaliyetini yürütebilecek teknik ve fiziki altyapıya sahip olmak zorundadırlar. (Dr. Muharrem Umut, Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, sf.213-232) Sigorta şirketleri için sermaye yeterliliği ile teknik ve fiziki altyapı ve organizasyon yapısına ilişkin şartlar, kapalı kooperatif şeklinde kurulan sigorta şirketlerinin de faaliyete başlamalarından itibaren kısa süre içerisinde yeterli ölçek büyüklüğüne ve faaliyetlerinden kâr elde edebilecek noktaya ulaşmalarını zorunlu kılmaktadır. Bu koşulların sağlanması ile kapalı sigorta kooperatiflerinde kooperatif üye sayısı ile üyelerin yatıracakları sigortaların hacmine bağlı bulunmaktadır. (Dr. Muharrem Umut, Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, sf.213-232) Türkiye'de son on yıllık dönemde başlangıçta ... Sigorta ve ... Sigorta Kooperatifi faaliyette bulunmakta iken 2018 yılında  ... Sigorta Kooperatifi faaliyete başlamış, buna karşın ... Sigorta ve  ... Sigorta Kooperatifi aynı yıl anonim şirkete dönüşmüşlerdir. (Demirci, 2018 sf. 399) Yargıtay bozma kararı uyarınca tartışılması gereken konu; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98.maddesinde, TTK'nın anonim şirketlere yaptığı atıf nedeniyle, olayda TTK'nın anonim şirketlerde \"Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren\" yönetim kurulu kararlarının batıl olduğuna ilişkin 391/1.maddesinin c bendi, yine TTK'nın anonim şirketlerde \"rüçhan hakkı\" başlıklı 461.maddesinin 3.fıkrasında yer alan \"(3) Yönetim kurulu yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az onbeş gün süre verir. Karar tescil ve 35 inci maddedeki gazetede ilan olunur. Ayrıca şirketin internet sitesine konulur.\" hükmünün, kooperatifler yönünden uygulanabilir olup olmadığıdır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 1.maddesinde kooperatif; tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar şeklinde tanımlanmıştır. Bu hükümde de belirtildiği üzere kooperatifler değişir ortaklı ve değişir sermayelidir. Kanun'un 2.maddesinin 3.bendinde sermaye miktarı sınırlandırılarak kooperatif kurulamayacağı, 19.maddesinde kooperatife giren her şahıstan en az bir ortaklık payı alınması gerektiği, anasözleşmenin en yüksek had tespit ederek bir ortak tarafından bu had dahilinde birden fazla pay alınmasına cevaz verebileceği, bir ortaklık payının değeri 100 Türk lirası olup kooperatife giren ortakların en çok 5000 pay taahhüt edebileceği belirtilmiştir.Kooperatiflerde genel kurulun toplanması ve oy hakkı bakımından ortağın sahip olduğu pay sayısı değil ortak sayısı esas alınmaktadır. Zira 45.maddesinde toplantı nisabının anasözleşmede gösterileceği ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmalarının şart olduğu, 46.maddesinde dörtten az olmamak üzere ortakların en az 1/10'u tarafından genel kurul toplantısından en az 20 gün önce yazılı olarak bildirilecek hususların gündeme konulmasının zorunlu olduğu, yine kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/10'unun gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce yazılı teklifte bulunmaları halinde, hesap tetkik komisyonunun seçilmesi, bilanço incelemesinin ve ibranın geriye bırakılması, çıkan veya çıkarılan ortaklar hakkında karar alınması, genel kurulun yeni bir toplantıya çağrılması ve kanun, anasözleşme ve iyiniyet esasları ile genel kurul kararlarına aykırı olduğu ileri sürülen yönetim kurulu kararlarının iptali, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin azli ve yerlerine yenilerinin seçilmesi ile ilgili hususların genel kurula katılanların yarıdan bir fazlasının kabulü ile gündeme alınacağı, 48.maddede genel kurulda her ortağın yalnız bir oya sahip olduğu, 51.maddede Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunacağı, kooperatifin dağılması veya diğer bir kooperatifle birleşmesi ve anasözleşmenin değiştirilmesi kararlarında fiilen kullanılan oyların 2/3'ü çoğunluğu gerektiği gibi hükümlere yer verilmiştir. Yani kooperatiflerde ortakların birden fazla payı mevcut olsa da bu paya istinaden tek oy hakları vardır, oy hakkı ile pay sayısının bir bağlantısı bulunmamaktadır. Anonim şirket TTK'nın 329.maddesinde; sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket olarak tanımlanmış, TTK'nın 332.maddesinde tamamı esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunan sermayeyi ifade eden esas sermayenin ellibin Türk Lirasından ve sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesinin yüzbin Türk Lirasından aşağı olamayacağı ancak belirlenen en az sermaye tutarının Cumhurbaşkanınca artırılabileceği düzenlenmiştir. Anonim şirketler için önemli bir kavram olan \"pay\" üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan  hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.bası, 2012, s.240,241). (YHGK 12/11/2014 tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K.) Anonim şirketlerde ortaklık hakkı ile pay doğrudan orantılıdır. TTK'nın 411.maddesinde sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin, yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını veya karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını istemeleri, bu istemin yönetim kurulu tarafından reddedilmesi halinde yine 412.maddesi uyarınca aynı pay sahiplerinin bu hususta mahkemeden karar verilmesini istemeleri, 418.maddesi uyarınca Kanunda veya esas sözleşmede daha ağır nisap öngörülmemiş ise  genel kurulun sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanıp, kararların ise toplantıda hazır bulunan oylarının çoğunluğu ile verileceği şeklindeki düzenlemelerin tamamı, payları temsil eden sermayeye atıf yapmaktadır. TTK'nın 456.vd maddelerinde anonim şirketlerde \"sermayenin artırılması\" düzenlenmiştir. Bu bölümde düzenlenen \"Rüçhan Hakkı\" başlıklı 461.maddesi;  \"(1) Her pay sahibi, yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre, alma hakkını haizdir. (2) Genel kurulun, sermayenin artırımına ilişkin kararı ile pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Özellikle, halka arz, işletmelerin, işletme kısımlarının, iştiraklerin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları haklı sebep kabul olunur. Rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde, yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz. Nisaba ilişkin şart dışında bu hüküm kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu kararına da uygulanır. Yönetim kurulu, rüçhan hakkının sınırlandırılmasının veya kaldırılmasının gerekçelerini; yeni payların primli ve primsiz çıkarılmasının sebeplerini; primin nasıl hesaplandığını bir rapor ile açıklar. Bu rapor da tescil ve ilan edilir. (3) Yönetim kurulu yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az onbeş gün süre verir. Karar tescil ve 35 inci maddedeki gazetede ilan olunur. Ayrıca şirketin internet sitesine konulur. (4) Rüçhan hakkı devredilebilir. (5) Şirket, rüçhan hakkı tanıdığı pay sahiplerinin, bu haklarını kullanmalarını, nama yazılı payların devredilmelerinin esas sözleşmeyle sınırlandırılmış olduğunu ileri sürerek engelleyemez.\" şeklindedir. Rüçhan hakkı bu noktada yani sermayenin artırılması halinde devreye girmekte, anonim şirketlerde, şirket ortaklarına esas sermayenin arttırılması sırasında payları ile orantılı şekilde sermaye artırıma katılma hakkı tanınmaktadır. Bu hak, ortağın pay sahibi olması ile doğan ve TTK'nın 461.maddesinde düzenlenen yasal bir haktır. Rüçhan hakkının ortaklara tanınmasındaki amaç, sabit sermayeli şirketlerde, sermayenin artırılması kararı karşısında ortağın sahip olduğu paya bağlı olan oy kullanma, kar payı yada tasfiye payı gibi haklarının etkisini kaybetmesini önlemektir. Sermayenin artırılması kararına rağmen rüçhan hakkının kullanılmasının engellenmesi halinde ortağın şirketteki pay oranı düşecek, bu durum ise ortağın haklarını haleldar edecektir. Çünkü anonim şirketlerde ortakların idari ve mali hakları, payları ile orantılıdır. Yani rüçhan hakkı, sermayenin artırılması halinde ortağın haklarının aynı kalmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu hak ise anonim şirketin \"sabit sermayeli\" bir şirket olmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Kooperatiflerde birer ticaret şirketidir. Ancak kooperatiflerde, anonim şirketler gibi \"sabit sermaye\" değil açık kapı ilkesi gereğince \"değişir sermeye\" söz konusudur. Kooperatif ortakları bakımından  geçerli olan açık kapı ilkesi uyarınca ortaklık şartlarını taşıyan ve kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatife girmekte serbest olduğu gibi kooperatiften çıkarken de serbesttir. Açık kapı ilkesi kooperatiflere özgün bir nitelik katar ve onu diğer ticaret şirketlerinden ayırır. Kooperatiflerin sermayesi pay tutarlarına bölünmüş olup sermaye ise payların toplamından oluşur. Kooperatiflerin değişir ortaklı olmasına bağlı olarak, kooperatif sermayesi de ortak sayısına göre değişkenlik göstermektedir. Kooperatifin bu özelliği nedeniyle sermayenin artırılmasına ve azaltılmasına gerek bulunmamaktadır. Yine kooperatiflerde ortakların kooperatifin işleyişine yönelik hakları sahip oldukları pay adediyle bağlantılı değildir. Yukarıda da açıklandığı üzere kooperatiflerde bir ortağın kaç payı olursa olsun yalnız bir oy hakkına sahiptir. Yani 1 payı olan ortakla, 10 payı olan ortağın oy hakkı aynı olup paya bağlı olarak değişkenlik göstermemektedir.  Kooperatifler ile anonim şirketler ve ortaklıkları arasında yukarıda açıklanan farklar nedeniyle, anonim şirketlerde rüçhan hakkının kullanılmasına ilişkin hükmün, somut dosya yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı kanaatine varıldığından bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir. Bozma ilamından sonra dosyaya sunulan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 30/06/2025 tarihli hukuki mütalaada da;  \"KoopK. 98'de anonim şirket hükümlerine atıf yapılmış ise de, KoopK'da düzenlenmeyen her konuda anonim şirket hükümlerinin doğrudan doğruya kooperatiflerde uygulanamayacağı, kooperatiflerin değişir ortaklı ve değişir sermayeli bir şirket olduğu, anonim şirketin ise sermayesinin sabit ve belirli olduğu, kooperatiflerin değişir ortaklı ve değişir sermayeli olmasına bağlı olarak anonim ortaklıklarda olduğu gibi özel bir usule uyularak sermayenin artırılmasına ve azaltılmasına gerek olmadığı, kooperatiflerde anasözleşme ile sermayenin sınırlandıramayacağı ve yapı kooperatifleri haricinde kural olarak ortak sayısına bir sınır konulamayacağı, kooperatiflerde bir ortağın kaç payı olursa olsun sadece bir oyu oyduğu, paylarının değerinin birbirine eşit olduğu, bu temel yapı farklarından dolayı kooperatifte sermaye artırımının ve azaltımının KoopK'da düzenlenmediği, TTK. 461'de öngörülen rüçhan hakkı AŞ'lerde sermaye artırımına doğrudan bağlı bir düzenleme olup kooperatiflerde sermaye artırımı açık kapı ilkesi nedeniyle ortak sayısına bağlı olarak yeni ortakların girmesi veya mevcut ortakların daha fazla pay almak istemesi ile kendiliğinden oluşacağı için TTK 98 atfı ile AŞ hükümlerine gidilerek kooperatiflerde sermaye artırımına dair TTK hükümlerinin uygulanamayacağı, Dava konusu olayda ilan edilen karar kooperatif yönetim kurulu kararı ise de sermaye artırım kararı olmadığı, çünkü YK'nın sermaye artırma yetkisine sahip olmadığı, YK kararının kooperatifin, anonim şirkete dönüşüm sürecinde, dönüşüm sonrası ihtiyaç duyulacak asgari sermayeye ulaşabilmek için ortaklara ihtiyari pay almaları konusunda bir davet yazısı olup kooperatifin anonim şirkete dönüşüm süreci nazara alınarak bunu belli bir süre ile kısıtlayan fakat tüm ortakları ilgilendiren bir karar olduğu, bu nedenle de TTK'daki AŞ'lerin sermaye artırımına ve rüçhan hakkına dair hükümler (TTK. 456 vd.; 461) burada uygulanamayacağı, Olayda, yönetim kurulunun ortaklara yaptığı bir duyuru mevcut olup, kanunla bu duyurunun şekli düzenlenmediğine göre şekil açısından anasözleşmenin 29.maddesinin uygulanması gerektiği ve duyurunun 23/09/2017 tarihli BirGün Gazetesi ve 21/09/2017 tarihli noter e-tespit tutanağı ile ispatlanabilir şekilde kooperatif internet sitesi aracılığı ile yapılmasıyla kanun ve kooperatif ana sözleşmesi uyarınca ilanın koşullarının sağlandığı, iadeli taahhütlü posta yoluyla yapılan bildirimler ise ihtiyari nitelikli olduğundan özellikle ortaklar arasında ayrım gözetildiği ispat edilmedikçe yapılacak değerlendirmede dikkate alınmaması gerektiği, yönetim kurulu tarafından bildirimlerin gönderilme tarihleri bakımından pay sahiplerine farklı muamele yapıldığına dair dosya kapsamında bir iddia ve delil bulunmadığı, bildirimlerin pay sahiplerine farklı tarihlerde ulaşmış olmasının yönetim kurulundan kaynaklanmadığı da anlaşıldığından eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil etmediği, pay alım tarihi bakımından sınırlandırılmasının tüm ortaklara uygulandığı ve bildirim yapılmasına ilişkin kurallara uyulduğu da göz önünde tutulduğunda pay alımının belirli bir tarihle sınırlandırılmasının hukuka uygun olduğu, noter tespit tutanağı tarihi ve gazete ilan tarihi dikkate alındığında davacıların pay alımı konusunda makul süreye sahip oldukları, ayrıca davacıların 30/10/2017 ve 03/11/2017 tarihlerinde kooperatife başvurularının her halükarda kendilerine bildirim yapılan süreden çok sonra yapılarak makul olarak kabul edilebilecek sürelerin dışında kaldığı, olayda rüçhan hakkı bulunmadığı bir yana, olduğunu kabul edilse dahi bu hakkın vazgeçilmez haklar kategorisindeki haklardan olmadığı, genel değil münferit bir ihlale butlan yaptırımı bağlamasının hatalı olduğu\" hususlarında görüş bildirilmiştir. Dosyanın esasına yönelik yeniden inceleme yapmak gerekirse; . ... Sigorta Kooperatifi Yönetim Kurulu'nun 18/09/2017 tarih ve 2017/31 no.lu kararı ile; Şirketin tür değişikliği sürecinin takvime uygun şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığının 2016 yılı görüşü ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın sözlü tavsiyesi üzerine, dönüşüm öncesi Şirketin ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunmak üzere alınacak tedbir ve önlemler kapsamında, Şirketin mevcut ortaklarının Ana Sözleşmenin tanıdığı azami sınıra kadar, 6 Ekim 2017 tarihine kadar Kooperatiften pay alımına davet edilmesine karar verilmiştir.  Kooperatifin 24/06/2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ana sözleşmede değişiklik yapılması yoluna gidilmiştir. 05/08/2016 tarih ve 9131 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 349.sayfasında \"Çağrının Şekli\" başlıklı  29.maddesi;\"Olağan ve olağanüstü Genel Kurul ile grup toplantılarına çağrılar ile Kooperatifin kanunla başka bir şekilde ve yerde yapılması zorunlu tutulanlar dışındaki duyuruları Başbakanlık Basın İlan Kurumu listesinde yer alan ve ulusal çapta yayın yapan gazeteler arasından Yönetim Kurulunun tayin edeceği bir gazetede verilecek ilan ile ve Kooperatife ait internet sitesinde yapılacak genel bir duyuru ile yapılır. Çağrı, Gazete'de yayını tarihi itibarıyla yapılmış sayılır. Çağrının toplantı gününden en az 30 gün önce ve en çok iki ay içinde yapılması, toplantının gün ve saati ile yerinin ve gündem maddelerinin çağrıda bulunması zorunludur. Çağrıda, birinci toplantıda çoğunluk sağlanamadığı takdirde yapılacak olan sonraki toplantıların tarihi, saati ve yeri açıklanarak yeni bir bildirime gerek kalmaksızın bir defada ortaklara duyuru yapılabilir. Toplantılar arasında en az 5 en fazla 30 gün süre bulunması gerekir. Sürelerin hesabında duyuru ve toplantı günleri hesaba katılmaz. Ana Sözleşmenin değiştirilmesi söz konusu ise yapılacak duyuruda değiştirilecek maddelerin numaralarının yazılması ile yetinilir.\" şeklindedir. Kooperatif Yönetim Kurulu'nun 18/09/2017 tarihli 2017/31 sayılı kararı; \"Şirketimizin tür değişikliği sürecinin takvime uygun şekilde tamamlanmasını sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığı'ının 2016 yılı yazılı görüşü ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın sözlü tavsiyesi üzerine, dönüşüm öncesi Şirketimizin ara bilançosunun olumlu çıkmasına katkıda bulunmak üzere alınacak tedbir ve önlemler kapsamında, Şirketimizin mevcut ortaklarının, Ana Sözleşmenin tanıdığı azami sınıra kadar pay alımına davet etmek suretiyle, kooperatifimizden yeni pay alımına katkıda bulunmaya davet edilmeleri teklifi, katılanların oy birliği ile kabul edilmiştir. Mevcut ortaklara pay alımına davet etmek üzere çağrıda bulunulmasına, bu doğrultuda aşağıdaki duyurunun mutat olduğu üzere Türkiye çapında yayın yapan bir günlük gazetede ilan edilmesine, ayrıca 10 gün boyunca kooperatifin internet sayfasında duyurulmasına..\" dair oy birliği ile karar verilerek devamında duyuru metnine yer verilmiştir.. ... Sigorta Kooperatifinin internet sitesinden; \"Değerli ortağımız, Kooperatifimizin Hazine Müsteşarlığı ve Gümrük Ticaret Bakanlığı'nın izinleri ile tür değişikliği yaparak anonim şirkete sönüşmesi çalışmaları sürmektedir. Bu aşamada Kooperatifimizin ara bilançosunun olumlu elde edilmesine katkıda bulunmak üzere mevcut ortaklarımızın yeni pay alarak sermayemize katkıda bulunmaları talep edilmektedir. Tamamen ihtiyari olarak ve Kooperatiften ana sözleşmenin tanımladığı azami pay adedini geçmemek suretiyle yeni pay alarak, sermayemizin artması için katkıda bulunmak ve en geç 6 Ekim 2017 tarihine kadar yeni pay almak üzere, her bir ortağın payının 100 TL pay bedeli üzerinden azami 5.000 adet paya ve 500.000 TL tutara kadar olacak şekilde başvurularak, paranın Kooperatifimizin TR....no.lu IBAN hesabına yatırıldığına dair dekontun Kooperatifimizin 0216...no'lu faksına iletilmesini rica ederiz\" şeklinde duyuru yapılmış ve bu duyuruya ilişkin Kadıköy ... Noterliği'nin 21/09/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu tespit işlemi yaptırılmıştır. Yine 23/09/2017 tarihli Birgün Gazetesinde duyuru metni yayımlanmış olup, bu belge de bozma ilamından sonra dosyaya ibraz edilmiştir. Ayrıca yukarıda yer alan duyuru ile aynı içeriğe sahip 25/09/2017 tarihli her bir davacı adına ayrı ayrı olacak şekilde düzenlenen mektupların PTT yoluyla davacılara gönderildiği tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ...'a iadeli taahhütlü mektuplar teslim edilmiş, ancak ...'ın adresine 28/09/2017 tarihinde ulaştırılmasına rağmen teslim edilemediği için 09/10/2017 tarihine kadar PTT'de bekletilmiş ve bekleme süresi içerisinde teslim alınmaması nedeniyle bekleme süresi sonunda 09/10/2017 tarihinde iade edilmiştir. Davacının kendisine mektup gönderilen adresin bildirdiği adres olmadığı yanlış adrese mektup gönderildiğine dair bir iddiası bulunmamaktadır. Bu durumda gerek bildirimlerin gönderilmiş olması, gerek internet sitesinde gerekse anasözleşmenin öngördüğü şekilde gazetede gerekli duyuruların yapılmış olması karşısında davacıların itirazları yerinde görülmemiştir. Dairemizin önceki kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere somut olayda, kooperatif tarafından tüm ortaklara eşit davranılmak suretiyle bir tarih belirlenmiş ve belirlenen tarihe kadar pay alımı yapan ortaklar yönünden işlem gerçekleştirilmiş olup, eşitlik ilkesine aykırı bir durum ise söz konusu değildir. Açıklanan gerekçelerle bozma kararına iştirak edilmemiş ve bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir. Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin \"Avukatlık ücretinin kapsadığı işler\" başlıklı 2.maddesinde; \"...(3) Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır. (4) Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18 inci sırasının (b) veya (c) bentlerine göre avukatlık ücretine hükmolunur.\" düzenlemesine yer verilmiştir. Tarifenin ikinci kısım ikinci bölüm 18 inci sıra (c) bendinde \"İstinaf yolu ile görülen birden fazla duruşması veya keşif gibi avukatın da bulunması gereken sair işlemleri olan işler için\" 32.000,00 TL ücret belirlendiği görülmekle, işbu dosya yönünden Yargıtay'ın bozma kararı akabinde 2 ayrı duruşma açıldığı nazara alınarak, her bir dava için ayrı ayrı davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;  1-Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2025 tarihli 2025/46 Esas, 2025/185 Karar sayılı bozma ilamına DİRENİLMESİNE, 2-Davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden istinaf başvurusunun AYRI AYRI KABULÜ ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2019 tarihli 2017/1213 E. 2019/1318 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA VE YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE, a-Asıl davanın REDDİNE,b-Birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1249 E. sayılı dosyası ile açılan davanın REDDİNE, c-Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1253 E. sayılı dosyası ile açılan davanın REDDİNE, ç-Asıl dava yönünden yargılama giderleri;-Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması, -Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, -Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 22.maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, -Yatırılan gider avansından artan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine, d-Birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1249 E. sayılı dosyası ile açılan dava yönünden yargılama giderleri; -Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması,-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, -Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 22.maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,-Yatırılan gider avansından artan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine, e-Birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1253 E. sayılı dosyası ile açılan dava yönünden yargılama giderleri; -Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 396,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması, -Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, -Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 22.maddesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, -Yatırılan gider avansından artan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından iade edilmesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri yönünden;a-Taraflarca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-Davacılar tarafından asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, c-Davalı tarafından asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, ç-Davalı tarafından asıl ve birleşen davalar yönünden sarfedilen 3.309,70 TL (istinaf başvuru ve karar harçları ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, d- Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, davacılar üzerinde bırakılmasına e-Bozma kararı sonrası davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/4 maddesi uyarınca 32.000,00 TL vekalet ücretinin asıl dosya davacısı ...'tan alınarak davalıya ödenmesine,f-Bozma kararı sonrası davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/4 maddesi uyarınca 32.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1249 E. sayılı dosya dosya davacısı ...'dan alınarak davalıya ödenmesine, g-Bozma kararı sonrası davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/4 maddesi uyarınca 32.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1253 E. sayılı dosya dosya davacısı ...'dan alınarak davalıya ödenmesine, ğ-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6594e0d387b50ef5","SID":"fee87a0b731f9497"}}