{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/155 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1322<br>KARAR TARİHİ\t: 10/07/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/05/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/26 Esas 2021/415 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/07/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı .... Ltd. Şti. ile e-posta aracılığıyla acentelik sözleşmesi yaptığını, sözleşmeye göre 5 adet 40'lık konteynırın Visachapatnan limanından deniz yoluyla Mersin Limanına oradan da Adana da ki müvekkili firmaya teslim edilecek 14.250 USD bedelli çekler karşılığında anlaşıldığını, davalıyla 11.10.2018 tarihinde ki e-postayla konteynırların Mersin Limanına vardıktan sonra 10 gün ücretsiz süre verileceğinin bildirildiği, müvekkilinin 25.12.2018 tarihinde 5.000 USD bedelinde ...Şubesine ait 31.01.2019 tarihli çek verdiği, davalının müvekkiline 11.12.2018 tarihinde 90 günlük vadeyi iptal ettiklerini e-posta ile bildirildiğini, davalının bu ödemeler yapılamadığı takdirde taşımacılığa dair evrakları teslim etmeyeceklerini bildirdiğini, müvekkili şirketin gerekli tüm ödemeleri yaptığını, 01.01.2019 tarihinde 5 adet konteynırın müvekkile teslim edildiğini, dava konusu olan çekin müvekkiline iadesinin istendiğini ancak davalının iade etmediğini belirterek bu çekin ödenmesinin tedbiren durdurulmasıyla 5.000 USD bedelinde .... Şubesine ait 31.01.2019 tarihli çekten borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Çekin teminat çeki olmadığı, çekin davacının borcu için müvekkilinde bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Yapılan tüm incelemeler ve değerlendirmelere göre; Davacı davasını menfi tespit ile istirdat davası olarak açmıştır. Ancak istirdat davasının şartları gerçekleşmemiştir. Şöyle ki istirdat davası İİK m. 72/7 fıkrasında düzenlenmiş olup, bu davanın cebri icra tehdidi veya genellikle icra takibi sonucunda nedensiz olarak alındığı ileri sürülen paranın alacaklıdan iadesi için açılan eda davası olduğu kabul edilir.<br>İstirdat davasının şartların şunlardır:<br>1-Borçlu olmayan bir paranın ödenmiş olması; maddi hukuk bakımından borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan bir kişi istirdat davası açabilecektir. Takip sırasında ödeme hiçbir hukuki sebebe dayanmamalıdır<br>2-Paranın icra takibi sırasında ödenmiş olması; borçlu olmayan paranın icra takibi sırasında ödenmiş olması gerekir. <br>3-Paranın cebri icra tehdidi altında ödenmiş olması gerekir; ödeme emri kesinleşmeden yapılan ödemeler cebri icra tehdidi altında yapılan ödeme sayılmaz. Ancak takip kesinleştikten sonra, borcunu öderse istirdat davası açabilir. İhtiyati haciz tehdidi bulunması istirdat davası açabilmek için yeterli değildir.<br>4-Davanın paranın ödenmesinden itibarın 1 yıl içerisinde açılması gerekir.<br>Somut olayda da davacı cebri icra tehdidi altında ödeme yaptığını iddia etmişse de hakkında yapılmış bir icra takibi bulunmadığı, mevcut durumda alacaklı olduğunu beyan eden davalının ihtiyati haciz ve icra yoluna gitmediği, bu halde yapılan ödemenin cebri icra tehdidi altında yapılan ödeme sayılmadığı, bu nedenle davacının istirdat davası açmak için şartların gerçekleşmediği, bu davanın olsa olsa sebepsiz zenginleşmeye yönelik bir dava olabileceği, somut olayda ki gibi istirdat davası olamayacağı da belirlenmiştir. Buna göre Cebri icra tehdidi olmaksızın paranın ödenmiş olması halinde, yapılan ödeme istirdat davasına konu olamayacak ve istirdat davası açılamayacaktır. Davalı da cevap dilekçesinde yapılan ödemenin takip sırasında yapılmadığını, icra takibinin bulunmadığını bu nedenle istirdat davasına konu edilemeyeceğini belirlenmiştir.<br>Davacının bu halde açabileceği sebepsiz zenginleşme davası olacaktır. Ve bu dava genel sebepsiz zenginleşme ilkelerine dayanarak cari hesaptan kaynaklanan alacağa ilişkin olarak ispatlanacaktır. Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olarak ise TBK m. 77-82 arasındaki hükümlere istinaden ispatla yükümlüdür. <br>Davacının, davalı... Ltd. Şti. ile deniz yolu taşıma sözleşmesi konusunda anlaşma yaptığı, davalının cevap dilekçelerinde yer aldığı üzere gerek taşıyan gerekse acente olarak taşıma işlerinde aracılık ettiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında 5 adet 40’lık konteynerini Visachapatnam Limanından Mersin Limanına oradan da Adana’ya taşınması konusunda anlaşma yaptıklarını, anlaşma bedelinin 14.250 USD olduğu, davalı ile davacı arasında yapılan görüşmelerde Mersin Limanında yapılan tahliye işlemlerinde 10 gün free time süresi verilmesinin kararlaştırıldığı ve davalının bu talebi ile davacının teminat amaçlı olarak 5.000 USD bedelli dava konusu çeki davalıya verdiği, daha sonra davalının bu çek bedelini 3.065 USD’sini ...Bankası vasıtasıyla 05.02.2019 tarihinde 3.065 USD’sini “Depozito Bedeli” olarak iade ettiği, davacı ve davalı arasında yapılan taşıma sözleşmesinde davalının asıl / akdi taşıyan olarak yer aldığı taşımada fiili taşıyanın demuraj bedeli için ödeme yaptığını beyan ettiği (davacı vekilinin 18.03.2021 tarihli dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği e-posta kayıtlarında yer aldığı üzere), buna göre 1.935 USD’nin 4 günlük demuraj masrafı ve konteyner yıkama masrafı olarak kesildiği ve buna ilişkin ödemenin fiili taşıyan ... A.Ş.’ne 8.679,52 USD olarak 18.01.2019 tarihinde ödeme yaptığı (davalının ibraz ettiği .... A.Ş.’nin 02.01.2019 tarihli 5 adet konteynere bağlı demuraj ücreti 1.640 USD ve yine aynı firmanın düzenliği 5 adet konteyner temizleme ücreti karşılığı 295 USD olmak üzere toplam 1935 USD fatura bedeli karşılığı), yaptırılan bilirkişi incelemesiyle tespit edilmekle, davalının teminat amaçlı olarak aldığı bu çek nedeniyle dava dışı fiili taşıyana yapmış olduğu ödeme masraflarını kestiği ve geri kalan bedeli ödediği ve geri kalan 3.065 USD’yi ise davacıya iade ettiği,  tespit edilmekle davacının davasının şartlarının gerçekleşmediği belirlenmiştir. <br>Ancak somut olayda da açıklandığı üzere davacının vermiş olduğu bu çekin davalıyla olan taşıma akdinden doğacak olan ek masraflara ilişkin teminat amacıyla verildiği ve davalının gönderilen malın demuraj bedelinin doğması ve fiili taşıyan tarafından yapılan kesintilerin bulunması nedeniyle (08.01.2019 tarihli e-posta kayıtlarında yer aldığı üzere) doğrudan yansıttığı, bu nedenle davacının 1.935 USD  yapılan demuraj masrafı nedeniyle alacağının bulunmadığı, geri kalan 3.065 USD’nin ise dosyada bulunan bu çek bedelinin 3.065 USD’sini ... Bankası vasıtasıyla 05.02.2019 tarihinde “Depozito Bedeli” olarak  davacıya iade ettiği belirlenmiş olup, davanın reddi gerekmiştir,\" gerekçesi ile; \"Davacının davasının REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;   yerel mahkemenin hatalı bir şekilde çekin ek masraflara istinaden verildiğini yorumlayarak usul ve esasa aykırı bir şekilde karar verdiğini, 25.12.2018 tarihinde sözleşme kapsamında söz konusu konteynırlara zarar gelmemesi için taraflarınca ...Ltd. Şti.'ne .... şubesi'ne ait 31.01.2019 vade tarihli 5.000 USD tutarında teminat çeki verildiğini, tarafların anlaşması üzerine müvekkili şirkete tanımlanan freetime süresinin 10 günün davalının tek taraflı değişikliği üzerine 7 gün olarak işleme koyulacağı ve 10 günlük sürenin davalı şirket çalışanı tarafından sehven iletilmiş olduğu ve taşınan malın balık olması sebebi ile konteynırların temizlenmesi gerektiğinden bahisle dava konusu miktarın bu şekilde hesaplama yapılarak elde edildiği taraf şirketlerinin kurumsal mail yazışmalarında açıkça yer aldığını, davalının haksız yere 31.01.2019 tarihinde tahsil ettiği 5.000 USD bedelli çekten 3.065 USD'yi müvekkile 05.02.2019 tarihinde iade ettiğini ve dekont açıklamasına ''depozito iadesi'' şeklinde not düşmesine rağmen yerel mahkemenin iddialarını ispat edememeleri sebebi ile davanın reddine karar verdiğini, davalının havale dekontuna düşmüş olduğu depozito ibaresinin ikrar niteliğinde olup davalı şirketin davaya konu çeki teminat olarak aldığının açık göstergesi olduğunu, davalı tarafın ve müvekkilinin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde müvekkilinin karşı taraftan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, haklılıklarının  bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen yerel mahkemenin davanın reddine karar vermesinin usul ve esasa aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, yerel mahkemece istirdat davalarının şartlarının oluşmadığına hükmettiğini, ancak menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi için açılmış bir icra takibinin olmasının bir zorunluluk olmadığını, icra iflas kanunu ve yerleşik yargıtay içtihatlarına göre menfit tespit davası açıldıktan sonra tahsil edilen paraların iadesi için istirdat davası olarak devam edilmesinin Yargıtay kararlarında da kabul gördüğünü, müvekkilinin teminat olarak vermiş olduğu çekin iade edilmesi gerekirken iade etmemesi sebebi ile açılan menfi tespitin dava tarihlerinden sonra belli bir kısmının tahsil edildiği için eldeki davanın istirdat davasına dönüştüğünü, yerel mahkemede açılan davayı 5.000 USD karşılığı 26.350 TL alacaklı olduklarının tespiti şeklinde açsalar da, davaya konu .... Şubesi AD 0454811 seri numaralı 31.01.2019 tarihli teminat çekinin davalı yanca tahsil edildiğini, akabinde davalı firmanın haksız olarak 31.01.2019 tarihinde tahsil ettiği 5000 USD'den; 3.065USD'yi müvekkiline 05.02.2019 tarihinde iade ederek bakiye 1.935 USD'yi kendi uhdesinde bıraktığını, işbu sebeple eldeki davanın 1.935 USD üzerinden istirdat davasına dönüştüğünü, menfi tespit davalarının istirdat davasına dönüşmesi için açılmış bir icra takibinin bulunmasının bir şart olmadığını, kanun ve Yargıtay içtihatları kapsamında icra tehditi ve borçlanma tehdidi altında açılan menfi tespit davalarında da dava açıldıktan sonra haksız yere ödenen paraların iadesi için menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşeceğinin sabit olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava,  çeke dayalı menfi tespit, sonrasında istirdat istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Taşıyıcı tarafından tedarik edilen konteynerin, varma limanında ulaşmasından itibaren kararlaştırılan sürede(serbest zaman), böyle bir süre yok ise makul bir süre içerisinde teslim alınmadığında konteynerin beklemesi veya gemiden boşaltılan konteynerin, gönderilen tarafından tesellüm edildikten sonra, kararlaştırılan sürede, böyle bir süre yok ise, makul bir süre içerisinde boş olarak taşıyana veya temsilcisine iade edilmediğinde konteynerin gecikmesi halinde konteyner demurajı söz konusu olmaktadır.<br>Konteyner demurajını konu alan düzenlemeler konişmentoda konteyner bekleme ve gecikme parasına dair özel kayıtlar(klozlar) yer alabilir. Bunun yerine konişmentoda konteynerin beklemesi ve gecikmesini durumunda doğan alacaklar için “taşıyanın tarifesi”ne atıfta da bulunulabilir. Taşıyanın tarifesine atıfta bulunulması halinde bu tarifenin sözleşmeye dahil ve tarafları bağladığı kabul edilir.<br>Yüke ilişkin konişmentoda demuraj ücretine ilişkin kayıt bulunmasa bile demuraj ücretinin emsaller gözetilerek hakkaniyete uygun biçimde tayinine de engel bulunmamaktadır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15/10/2015 tarih, 2015/8234 Esas ve 2015/10695 Karar).<br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31. maddesine göre, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”<br>Davacı taraf, davalı ile 11.10.2018 tarihinde e-posta üzerinden yapılan görüşmeler ve yüzyüze olan görüşmeler sonucunda sözleşme konusu konteynırların Mersin Limanına vardıktan sonra boşaltma işlemlerini bitirmesi için 10 gün ücretsiz süre verileceği ve bu süreyi aşan günler için demuraj bedeli ödeneceği hususunda anlaştıklarını, 25.12.2018 tarihinde sözleşme kapsamında konteynırlara zarar gelmemesi için  31.01.2019 vade tarihli 5.000-USD tutarında teminat çekinin verildiğini, free time süresi 10 günün davalının tek taraflı değişikliği üzerine 7 gün olarak işleme koyulacağını ve 10 günlük sürenin davalı şirket çalışanı tarafından sehven iletilmiş olduğunu ve taşınan malın balık olması sebebiyle konteynırların temizlenmesi gerektiğinden bahisle dava konusu miktarın bu şekilde hesaplama yapıldığını, bu durumun mail yazışmalarında yer aldığını, davalının eski çalışanının kusurundan kaynaklı olarak süre değişikliğine gidildiği,  davalı tarafça kendi kusurları ile sebep oldukları bedele ilişkin ödemenin yapılmaması halinde kendilerine teslim edilen teminat çekinin tahsil edileceğinin 04.01.2019 tarihli e-posta ile iletildiğini,  davalı tarafın banka dekontunda belirtmiş olduğu \"Depozito İadesi\" açıklamasının davacıdan haksız olarak tahsil ettiği çeki teminat olarak aldığının ikrarı olduğunu beyan etmiştir. Davalı taraf,  5 adet 40’lık  RF  konteyner, tanesi 2.850-USD'den toplamda 14.250-USD likit olarak 5.000-USD çek olarak davacıdan ödeme aldığını, taşımanın gerçekleşmesinin ardından Mersin'de demuraj ve sair liman masraflarının doğduğunu, doğan masrafların karşılanmasının ardından davacı şirket uhdesinde kalan peşin ödemenin fazla kısmı 3.065-USD'yi iade ettiğini savunmuştur.<br>Davacı tarafından davalıya 5.000 USD bedelli çekin taşıma işi nedeniyle verildiği, 31/01/2019 tarihinde çekin  tahsil edildiği, çek bedelinin 3.065 USD kısmının banka havalesiyle davacıya dava açıldıktan sonra 05/02/2019 tarihinde iade edildiği, 1.935 USD kısmının ise 18/01/2019 tarihinde  4 günlük demuraj masrafı ve konteyner yıkama masrafı olarak  fiili taşıyan dava dışı ....A.Ş.’ne davalı tarafından ödendiği,  14.250-USD tutarındaki sözleşme bedelinin ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, belirlenen serbest bekleme süresinin davalı tarafından kısaltıldığını, ayrıca 1 gün sonra konteynerleri iade ettiğini iddia etmektedir. Mahkemece sadece taraf defterleri incelenmiştir.<br>Bu durumda; konişmento, malın taşınması ve teslime dair kayıtlar getirtilerek  konteyner demurajına ilişkin ve serbest bekleme süresine ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı, davacı tarafından belirlenen sürede konteyner iadesi olup olmadığı, süre aşılmış ise kaç gün aşıldığı, 4 günlük demuraj masrafı ve konteyner yıkama masrafı olarak  fiili taşıyan dava dışı şirkete ödenen bedelin hakkaniyete uygun olup olmadığı hususunda ehil bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle  HMK'nın 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.<br>HÜKÜM   : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/05/2021 tarih, 2019/26 Esas ve 2021/415 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 10/07/2025<br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ad5f82d3872f25a","SID":"4d903f64708ca20a"}}