{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2082 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1099<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                         : 10/09/2018 (Dava) - 12/03/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2018/1009 Esas - 2021/264 Karar<br>DAVA             \t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/07/2025<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2021 tarih ve 2018/1009 Esas - 2021/264 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ......Sigorta A.Ş vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... sigorta A.Ş. nezdinde davalı .... TİC. A.Ş. adına 19375238 sayılı Z.M.M.S. (Trafik) poliçesiyle sigortalı ....  plakalı araç 15.11.2016 tarihinde, park halindeki dava dışı ...., ...., .... plakalı araçlara tam kusurlu çarparak hasarına sebebiyet verdiği kaza sonucu, müvekkil şirket tarafından açılan 3232396 sayılı hasar dosyası kapsamında kazada zarar gören üçüncü kişilere zararlarının tazmini amacıyla 19.01.2017 faiz başlangıç tarihli 8.408,00-TL, 26.01.2017 faiz başlangıç tarihli 8.912,00-TL, 23.02.2017 faiz başlangıç tarihli 2.350,00-TL, 25.02.2017 faiz başlangıç tarihli 1.184,00-TL, 23.03.2017 faiz başlangıç tarihli 27.400,00-TL, 20.04.2017 faiz başlangıç tarihli 3.719,00-TL.olmak üzere 3. kişilere toplam 54.095,83-TL.  tazmin tutarlı ödeme yapıldığını, yapılan bu ödeme tutarlarının davalı şirkete ait ....  plakalı aracın sürücüsünün olay yerini terk etmesi sebebiyle sigorta genel şartları A.5.10 maddesi (zorunlu haller “ tedavi veya yardım amaçlı  sağlık kuruluşlarına gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma v.b.” hariç olmak  üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 bentlerindeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması halinde araç işletenine ve sürücüsüne rücu hakkı bulunduğu) gereğince, davalı şirketten  rücuen tahsili için 16.08.2017 tarihinde  İzmir 21. İcra Müdürlüğünün  2017/11855 E. numaralı örnek 7 ihtiva eden ilamsız icra takibine davalı tarafça, müvekkil şirkete her hangi bir borçları bulunmadığı gerekçesiyle, bedelin tamamına, borca, işlemiş faize, işlemiş ve işleyecek faiz oranı ile tüm ferilerine yapılan itiraz sonucu takibin durdurulduğunu, bu nedenle iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek, öncelikle kesin hükme kadar devam etmek üzere davalı adına kayıtlı tespit edilecek araç ve taşınmazların üstüne ihtiyadi tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle davacı müvekkile rücu hakları olduğunu iddia etmekteyse de, somut olayda rücu şartları oluşmadığını, olay günü müvekkil şirkete ait aracı kullanan müvekkil şirkette şoför olarak çalışan..... olduğunu, kendisi kaza sonrası diğer araç sürücülerinin hezimetine maruz kalacağı nedeniyle can güvenliğinden endişe duyduğunu, araçta çanta içinde şirkete ait yüklü miktarda nakit para ve çekler bulunması, araç içerisinde çalınabilecekleri düşüncesiyle de aracı olay yerinde bıraktığını, para çantasını alarak şirkete ait fabrika binasına gelerek nakit para ve çekleri şirkete teslim ettiğini ve ertesi günü kaza yerinden çekilmiş olan aracın teslim almaya gittiğini, müvekkil şirkete ait araç sürücüsü diğer araç maliklerinden zarar görebileceği korkusu ve zimmetindeki para ve çekler nedeniyle olay yerini terk etmek zorunda kaldığını, kazaya karışan 5 tane araç malikinin müvekkil şirket sürücüsünün can güvenliğini tehlikeye düşürebilecekleri bir durum meydana geldiğini, müvekkil araç sürücüsünün sigorta genel şartlarına aykırı davranmadığını, Yargıtay’ın pek çok kararında kaza sonrası olay yerinden sigortalı araç sürücüsünün ayrılmasının tek başına hasarın teminat dışı kalması nedeni olamayacağını, teminat dışı hallerin mevcut olduğunun somut delillerle sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekeceğini hükme bağlandığını, davacı davasının dayanağı olarak hiçbir somut delil sunamadığını müvekkil aracının sürücüsü zorunlu nedenlerle kaza yerinden ayrıldığını, bu durumun aksini gösterir davacının hiçbir somut delili olmadığını savunarak, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...somut dosyada rücu şartlarının oluşmadığı, davalı şirket ve araç sürücüsünün kanunlara yada İMSS genel şartlarına aykırı davranmadığı, yerleşik Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere, sadece sürücünün, kaza yerinden ayrılmış olması, kanuna yada sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilemeyeceği ve kazaya karışan araç sürücüsünün, kazaya kasti bir eylemi ile sebebiyet vermediği, olay yerini terk etme sebebinin can güvenliği olduğu, olay çıkacağı ve diğer araç sürücülerinden korkmuş olması da anlaşılmakla, ispat yükünün davacıda bulunduğu ve rücu şartlarının oluşmadığı...\" gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin işleteni olduğu, adına kayıtlı olan ve müvekkili sigorta şirketinde sigortalı olan araçlara tam kusurlu çarparak hasarına sebebiyet verdiği kaza sonucu müvekkili şirket tarafından açılan hasar dosyası kapsamında kazada zarar gören üçüncü kişilere zararlarının tazmini amacıyla toplam 54.095,83 TL ödeme yapıldığını, davalı şirket sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında ve bilirkişi raporlarında da bu durumun belli olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan ve bir delil anlaşması niteliğinde olan ZMMS genel şartları 4. Maddesindeki düzenlemenin davalı şirketin sorumluluğuna ve müvekkili sigorta şirketinin rücu hakkına yönelik olduğunu, davaya konu olan olayın bu düzenlemeye uygun şekilde meydana geldiğini, davalı şirket sürücüsünün dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, yerel mahkemece eksik ve hatalı araştırma yapıldığını, TTK madde 1481/3 gereğince sigortalı, halefiyet ilkesi gereğince sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olduğunu, sigorta hukukunda zenginleşme yasağı ilkesi bulunduğunu, zenginleşme yasağının, zarara neden olanın sigorta sözleşmesi sayesinde sorumluluktan kurtulmasına izin vermediğini, müvekkili şirketin rücu hakkına sahip olup olmadığı hususunun detaylı araştırılmadığını, ödenen toplam 54.095,83 TL tutarındaki hasar tazminatının kazanın oluşmasından %100 kusurlu bulunan, davalı sigortalı şirketten rücuen tahsilinin gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, ZMMS poliçesi uyarınca ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; \"Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir\" düzenlemesine yer verilmiştir.  <br>Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sigorta ettirene rücu halleri düzenlenmiş olup, buna göre; <br>\"-Tazminatı gerektiren olayın, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş olması,  <br>-Tazminatı gerektiren olayın, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş olması,  <br>-Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmiş olması,<br>-Tazminatı gerektiren olayın, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş olması, <br>-Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olması,  <br>-Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğunun tespit edilmesi, <br>-Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halleri\" rücu sebebi olarak kabul edilmiştir. <br>Eldeki uyuşmazlıkta, davacı rücu sebebi olarak olay yerini terk sebebine dayanmıştır. <br>Somut olayda, davalıya ait sigortalı aracın sürücüsünün olay günü gece 01.40 civarında park halindeki 6 ayrı araca çarpıp olay yerinde kaçtığı ve kazada tam ve asli kusurlu olduğu sabittir. Davalı savunmasında sürücünün can güvenliğinden endişe etmesi ve araçta yüklü miktarda para ve çekler bulunması  sebebiyle olay yerini terk ettiğini belirtmiştir. Genel Şartlar B.4.son bent gereğince sürücünün olay yerini terk etmesi haklı nedene dayansa da, aynı bendin son cümlesinde; \"kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranma\" rizikonun teminat dışında kalması halleri arasında sayılmıştır. Bu hüküm uyarınca sürücüden beklenen, olay yerini haklı nedenle terk ettikten sonra anılan belgelerin düzenlenmesi ve deliller tam ve doğru toplanabilmesi için en uygun kolluğa müracaat etmesidir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre davalının olay yerini terk etmesini gerektirecek davalı savunması hairicinde bir durum bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra sürücü aynı gün kolluğa da gitmeyerek \"alkol testi\" gibi delillerin toplanmasına engel olmuştur. Bu nedenle rizikonun teminat dışı olduğunun kabulü ile rücu koşullarının oluştuğunun kabulü gerekmesine rağmen yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasına, dosyada toplanması gereken başkaca delil bulunmadığı, alınmış olan bilirkişi asıl ve ek raporlarının hüküm kurumaya yeterli ve elverişli olduğu, kaza ile hasarların uyumlu olduğunun tespit edildiği, yine tespit edilen hasar bedellerinin rayiç bedeller nazara alınarak hesaplandığı, bu sebeplerle bu konuda başkaca rapor alınmasına gerek olmadığı, aynı raporda .... plakalı araç için 23.02.2017 tarihinde ödenen 1.184 TL'lik hasar ödemesinin, hasarın ödendiği şirkete yapılan toplu ödemelerin içinde yer aldığı ve rücu listesinde gösterildiği, sonuç olarak yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1009 Esas - 2021/264 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,<br>\"a-Davanın KABULÜNE; davalının İzmir 21.İcra Müdürlüğü'nün 2017/11855 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 51.973,00 TL asıl ve 2.122,83 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 54.095,83 TL üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına,<br>b-Alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine,<br>c-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.695,29 TL karar harcından peşin yatırılan 923,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.771,45 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>ç-Davacı tarafından yapılan ilk masraf (harçlar) 1.024,03 TL, bilirkişi ücreti 1.200,00 TL, posta ve tebligat gideri 110,30 TL olmak üzere toplam 2.334,33 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettiren karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>e-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,\"<br>ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;<br>a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,<br>b-Davacı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>c-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>ç-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>d-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efbf2d13415b8ac4","SID":"5423e14912fd3aa3"}}