{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:14/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:14/02/2022<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:14/07/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; davacı müvekkili  ...' nun, 27.03.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinde kredi veren ... A.Ş. tarafından kefil olarak kredi sözleşmesine eklendiğini, genel kredi sözleşmesinde müvekkili kefil yapılırken Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde belirtilen hususların müvekkilinin kendi el yazısıyla yazdırılmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 583.maddesinde kefaletin geçerli olabilmesi için kefilin kendi el yazısıyla yazılmasının şart olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi; \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.\" hükmünü içerdiğini, davaya konu genel kredi sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere TBK'nın 583. maddesinde kefilin kendi el yazısıyla belirtmesi zorunlu kılınan kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadenin müvekkilinin kendi el yazısıyla düzenlenmediğini, bu nedenle ... A.Ş. ile ... ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde kefil olarak gösterilen  ...'nun kefaletinin TBK'nın 584. maddesi gereğince geçersiz olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesi; \"(1)Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.\" şeklinde olup anılan madde uyarınca eşlerden biri mahkeme tarafından verilen bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini, müvekkili  ... evli olup eşinin kefalete ilişkin yazılı bir izninin de bulunmadığından kefaletin geçersiz olması sonucunda müvekkilinin borcu olmadığının tespitini istemenin zaruri hale geldiğini beyanla Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyada müvekkili  ...'nun borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; müvekkilinin varlık yönetim şirketi olduğunu, dava konusu alacağı ... A.Ş.'den temlik aldığını, borçlu, temlik eden ... Bank A.Ş. ile ... ...-... Otomotiv Şirketi arasında imzalanan 27.03.2014 tarihli genel kredi sözleşmesine şahsen kefil olduğunu, borçluların kredi hesaplarının temerrüt nedeniyle 30.11.2016 tarihinde kat edildiğini, hesap kat ihtarnamesinin ana borçlu ve kefile tebliğ edildiğini, hesap kat ihtarına itiraz etmeyen borçlular aleyhine Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçluların icra takibine de itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, bilahare davacı/borçlu  ...'nun alacaklısından mal kaçırmak için kızına 3 adet meskenini devrettiğinin tespit edildiğini, Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile muvazaalı tasarrufların iptalinin istendiğini, huzurdaki davanın da işte bu tasarrufun iptali davası açılmasına müteakip ikame edildiğini ve sırf tasarrufun iptali davasındaki süreci uzatma amacı taşıdığını, temlik eden bankadan kredi evraklarının temin edildiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunun görüldüğünü, kötü niyetle ikame edilen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu iddialarının asılsız olduğunu, banka tarafından davacıdan öncelikle imza örneği alındığını, davacının 27.03.2014 tarihli evrak ile 3 adet imza atmak suretiyle imzasını bankaya beyan ettiğini, davaya konu genel kredi sözleşmesi incelendiğinde ise kefil  ...'nun TBK'nın 583. maddesine uygun olarak sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olma durumunu el yazısıyla belirttiğini, her ne kadar davacı aksini iddia etmişse de yapılacak bilirkişi incelemesi ile işbu iddiaların asılsız olduğunun tespit edileceğini, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu, davacının kredi sözleşmesi ve senet düzenlemesine eşinin açıkça muvafakat ettiğini, bu kapsamda öncelikle eşten imza örneği alındığını, davacının eşinin de 27.03.2014 tarihli evrak ile 3 adet imza atmak suretiyle imzasını bankaya beyan ettiğini, davacının bir diğer asılsız iddiasının ise eşinin kefalete ilişkin yazılı bir izninin olmaması olduğunu, 27.03.2014 tarihli eş muvafakatnamesi ile kefil 'in eşi  ...'nun TBK'nın 584. maddesi gereğince eşinin dilediği bedel ve şartlarda müteselsil kefil olmasını kabul ettiğini beyan ettiğini, hesap kat ihtarnamesine ve icra takibine herhangi bir itirazı bulunmayan borçlunun bunca yıldan sonra kefaletinin geçersiz olduğu yönündeki iddialarının kötü niyetinin bir tezahürü olduğunu, davacı borçlu, aleyhine açılan icra takiplerini semeresiz bırakmak amacıyla yaklaşık 6 yıldır sistematik bir şekilde mal kaçırma operasyonları yürüttüğünü, bu kez de müvekkilinin alacağını tahsil için son çare haline gelen tasarrufun iptali davasını akamete uğratmak, müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirmek amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının bizzat kendisi tarafından yazılan ve imzalanan belgeleri inkar ederek bir sonuç elde edeceğini düşündüğünü, TBK'nın m. 583-584 uyarınca usulüne uygun olarak banka tarafından temin edilen davacı 'in kefaleti geçerli olduğundan müvekkilinin alacağına ulaşmasını geciktirme amaçlı ikame edilen kötü niyetli davanın reddini ve davacı tarafın alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"... Davalı taraf icra dosyasında temlik alan konumunda olup temlik veren bankanın tüm hak ve yükümlülüklerine tabidir. Taraflar arasındaki sorun kredi sözleşmesindeki kefalet hükümlerinin geçerli şekilde tanzim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.<br>TBK'nın 583.maddesi kefalet için belirli şekil şartları öngörmüş; buna göre kefaletin türü, kefalet miktarının kefilin eli ürünü olması gerekir. Aksi halde  kefalet geçersizdir. Alınan rapora göre kefalet miktarı, türü ve tarihine ilişkin ibarelerin davacı eli ürünü olmadığı anlaşılmakla davacının bu kefalet sözleşmesi ile bağlı olmadığı açıktır. Bu sebeple davanın kabulüne\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece kurulan hükmün eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak tesis edildiğini, raporun tesis edilebilmesi için temin edilen evrakların yeterli olmayıp, dava konusu kredi sözleşmesinin incelenebilmesi için davacı borçlunun imzasını içeren bir kısım belgelerin temin edildiğini, rapora göre bu belgelerdeki imzaların mukayese edildiğini, imzalar arasındaki mukayeseye raporda yer verilmediğinden imzalara ilişkin kapsamlı irdeleme ile beyanda bulunamadıklarını, bu hususların rapora beyan dilekçelerinde ileri sürülmüş olmasına rağmen Yerel Mahkemece göz ardı edildiğini, davacı borçlunun \"samimi imza asıllarının\" resmi kurumlardan toplanması akabinde imzaların incelenmesi için yeniden grafoloji uzmanlığı bulunan bilirkişi heyetine tevdii edilmesi gerekmekte iken getirtilmemesi ve bu hali ile söz konusu raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, bununla birlikte kredi sözleşmesinde yer alan imzaların davacıya ait olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ancak Yerel Mahkemece \"müşterek borçlu müteselsil kefil\", \"300.000-TL\", \"üçyüzbin türk lirası\" içerikli yazıların davacının eli ürünü olmadığından kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmadığı kanaatinde bulunulduğunu,  davacının yazı örneklerinin yine resmi kurumlardan getirtilmediğini ve kapsamlı olarak incelenmediğini beyanla Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen 14/02/2022 tarihli ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin incelenmesinde; Davalı temlik eden ... A.Ş. ile asıl borçlu ... arasında  300.000,00-TL limitle genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacı  ...'nun aynı limitle sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, eşi  ...'nun da muvafakatinin bulunduğu görülmüştür.<br>Dosya kapsamında bulunan Grofoloji Uzmanı tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; İnceleme konusu genel kredi sözleşmesinin 49. sayfasında; \"kefil olunan miktar\" bölümündeki \"300.00,00-TL\" ibarelerine ait yazı ve rakamların, \"yalnız\" bölümündeki \"üçyüzbin Türk Lirası\" içerikli yazıların ve \"tarihi\" bölümündeki \"27/03/2014\" içerikli rakamların davacının eli ürünü olmadığı belirlenmiştir.<br>Kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını düzenleyen TBK'nın 583. maddesinde \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.<br>Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.<br>Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen bu düzenlemede; kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olunması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadenin kefilin el yazısıyla yazılmış olması, kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşuludur. <br>Yasal düzenlemeler ile birlikte somut olay değerlendirildiğinde; Davaya konu kefalet sözleşmesinde; kefalet tarihinin ve kefil olunan miktarın yazıldığı; ancak tarih ve miktarlara ilişkin bu yazı ve rakamların kefilin eli ürünü olmadığının dosya kapsamına alınan grafoloji uzmanı bilirkişi raporu ile tespit edildiği anlaşılmaktadır. Kefalet, asıl borca bağlı ikincil nitelikte bir borçtur. TBK'da getirilen şekil şartı ile alacaklının, özellikle matbu evrak kullanan finans kuruluşlarının kötüniyetli davranışlarının önlenmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme ile artık kefilin el yazısı ile yazılması gereken hususların boş bırakılarak sonradan doldurulmasının önüne geçilmiştir. Bu durumda, kefalet sözleşmesinde kefalet tarihinin el yazısıyla yazılması kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartı olup, bu şarta aykırı olarak düzenlenen sözleşme ile kefilin sorumlu tutulması mümkün değildir. Yasadaki emredici kurala aykırı düzenlenen sözleşme karşısında menfi tespit talebinin ileri sürülmesi için bir süre öngörülmemiştir. Bu nedenle, geçersiz sözleşmeden sonra bir süre kefilin sessiz kalması veya kredinin kullandırılması geçersiz sözleşmeyi geçerli hale getirmeyeceğinden davacının geçersiz kefalet nedeniyle kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olmadığının kabulü gerekir. Diğer yandan, kanunun tanıdığı imtiyaz yetkisi ile bankacılık faaliyetini yürüten davalı bankanın sözleşmenin düzenlenmesi sırasında yasada emredilen geçerlilik koşullarını denetlemesi ve yasanın emredici hükümlerine uygun şekilde sözleşmeler düzenleyerek kredi alacağını teminat altına alması gerekir. Belirtilen şekilde işlem yapılmadan, geçersiz şekilde oluşturulan sözleşme ile feri nitelikte borç üstlenen kefilin sorumlu tutulmasını hukuk düzeni himaye etmez. Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı yanın istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.<br>6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı yanın imzaya bir itirazının bulunmamasına, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunmasına ve davaya konu kefaletin geçersiz olduğunun tespit edilmiş olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.101,80-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 525,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.576,35-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14/07/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"585d430e778dd171","SID":"19abdb45a55e0e37"}}