{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2025/1988 <br>KARAR NO:2025/1999<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/07/2025<br>NUMARASI:2025/556 E<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:04/09/2025  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ekiplerince yapılan 14.04.2020 tarihli incelemede; davalının; \"... Esenyurt, İstanbul\" adresinde müvekkili şirket ile ikili anlaşma olmaksızın sözleşmesiz bir şekilde dağıtım sistemine müdahale ederek mevzuata aykırı bir şekilde kaçak enerji kullandığı tespit edildiğini,  müvekkili Şirket yetkililerince yapılan tespite istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesinin 1/a bendi uyarınca ... tahakkuk numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanakları düzenlendiğini, davalının işbu kaçak elektrik kullanımına istinaden, davalı/borçlu adına; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda ... numaralı fatura ile 113040.000 KWH enerji tüketimi karşılığı  213.530,38 TL tutarında kaçak tüketim faturası  tahakkuk ettirildiğini, düzenlenen kaçak elektrik kullanımının karşılığı Davalı yan tarafından ödenmediğini ve müvekkili şirket, alacağının tahsili amacıyla  İstanbul ... İcra Dairesi ...  sayılı takip dos- yaları nezdinde davalı aleyhine icra takipleri başlattığını, davalı taraf haksız ve hukuka aykırı olarak, müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takiplerine itiraz ettiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; alacağının teminen borçlunun taşınmaz, taşınır malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiği görüldü.İlk Derece Mahkemesi'nce 28.07.2025 tarihinde: Dosyaya davaya konu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı dışında sair kanıt sunulmadığı, bu haliyle ihtiyati haciz kararı için gereken yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle Davacı tarafın ihtiyati haciz  talebinin REDDİNE karar verilmiştir.<br>İstinaf Başvurusu:Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı borçlunun dava konusu mahalde sözleşmesiz olarak elektrik kullandığı hususunun müvekkili şirket çalışanlarınca mahallinde düzenlenen... nolu tutanak ile tespit edildiğini,  bu tutanak gereğince 213.530,38 TL tutarında kaçak tüketim bedeli  tahakkuk edildiğini,faturanın son ödeme tarihinde tarihinde ödenmediğini, alacağın rehin ile temin edilmediğini, kaçak tespitine ilişkin tutanak ve diğer delillerin dosyaya sunulduğunu, ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispat ve diğer şartların oluştuğunu, dairemizin bu yönde emsal kararlarının bulun- duğunu beyanla,ilk derece mahkemesinin \"ihtiyati haciz talebinin reddine \" dair kararının kaldırılarak,  talebin kabulüne karar verilmesini istemiştir.İstinaf sebepleri  ve 6100 sayılı HMK'nun  355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağın tahsili hususunda girişilen takibe vaki  itirazın iptali talebine ilişkin olup  davacı vekili  alacağı güvence altına almak amacıyla  ihtiyati haciz talep etmiştir.Mahkemece ihtiyati haciz  talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada  uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı  noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir.Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal  bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır.Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “...” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca;\"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı  ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı,  kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün  kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden  şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden  her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden,  alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere,  haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından,  koşulların bulunması halinde \"ölçülülük ilkesi\" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Dosya kapsamından;1-)... çalışanlarınca, davalının  \"... Esenyurt, İstanbul\" adresinde, 24.09.2020 tarihinde yapılan kontroller sonucu, \"perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın, dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik  kullanıldığı\" tespit edilmekle, davalı adına Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesinin 1/a bendi uyarınca ... tahakkuk numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiği, 2.) Bilahare işbu kaçak elektrik kullanımına istinaden, davalı/borçlu adına ... numaralı fatura ile 113040.000 KWH enerji tüketimi karşılığı  213.530,38 TL tutarında kaçak tüketim faturası  tahakkuk ettirildiği, 3.) Faturanın son ödeme tarihinde ödenmemesi nedeniyle , davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosya üzerinden takip başlatılarak  213.530,38 TL asıl alacak + 4.327,55 İşlemiş faiz + 778,96 TL faizin KDV'sinden ibaret  toplam 218.636,89 TL alacağın tahsilinin talep edildiği,Davalı  vekilinin İcra Müdürlüğü'ne ibraz ettiği dilekçe ile; \"Müvekkilin takip alacaklısına herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Ayrıca Savcılığa suç duyurusunda bulunulacaktır. Zuhurdaki dosyada borca, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına, dayanağa, icra takibine ve tüm fer'ilerine itiraz etmekle birlikte icra takibinin durdurulmasını talep etmekteyiz. \" şeklinde beyanda bulunduğu,İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği,4-)  İtirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı  anlaşılmaktadır.Takibe konu alacağın varlığı ve miktarının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği tartışmasızdır.Davacının dayanağı olan tespit tutanağında  davalı şirketin unvanına yer verilmiş ise de, tutanağın davalının yokluğunda düzenlendiği ve tespit anında davalı şirket temsilcisinin hazır olma- dığı,ayrıca tutanakta yazılı adresin davalı şirketin adresinden farklı olduğu vs gözetildiğinde, ibraz olunan kayıtlara, mevcut delil durumuna ve yargılamanın bulunduğu aşamaya göre davalı  yönünden \"yaklaşık ispat\"ın sağlanmadığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı  değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.         <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa  karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/09/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e03b626b6afc55f2","SID":"e4bc344ede59632e"}}