{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2071 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1031<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/09/2020 (Dava) - 27/04/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/507 Esas - 2022/388 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/06/2025<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/507 Esas-2022/388 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından, dava dışı.......Ticaret A.Ş lehine, diğer borçlu davalıların müteselsil kefaleti ile krediler kullandırıldığını, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesaplarının 05/11/2018 tarihi itibarıyla kat edilerek, borçlulara 07/11/2018 tarihli ihtarname gönderilmiş ise de halen borcun ödenmediğini, İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2020/7371 sayılı dosyasından davalı borçlular hakkında icra takibi ikame edildiğini, ancak davalı borçlular tarafından haksız olarak faize, fer'ilerine, faiz oranlarına, süresi ve miktarına olmak üzere icra takibine konu borca kısmen itiraz edildiğini, itiraz edilen alacak kısmı yönünden icra takibi durdurulmuş olmakla, takibin devamını teminen mahkemeye müracaat zorunluluğu doğduğunu, talep edilen işlemiş ve işleyecek faiz tutarı ile faiz oranı yasaya uygun olup, kredi sözleşmesi hükümlerine göre tespit edildiğini, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin 11.b.maddesi incelendiğinde tamamen geri ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için, kullanmış olduğu tüm kredilere bankaca uygulanan kredi faiz oranlarında muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceği hükmünün kararlaştırılmış olduğu, yine 13.4.maddesinde; “Taraflar; tüm sözleşme hükümlerinin haklarında geçerli olacağını kabul ve beyan ederler” şeklinde kabul edildiğini, hesap kat ihtarına konu kredilere uygulanan en yüksek akdi faiz oranı yıllık %33 olmakla işbu faiz oranının %50’sinin ilavesi suretiyle bulunan temerrüt faiz oranının yıllık %49,50 olduğunu, Business Kart ve Esnek Ticari Hesaptan kaynaklanan alacakları yönünden ise; 5464 sayılı yasanın 26/3. maddesi gereği takip tarihi itibariyle....Bankası’nın belirlediği temerrüt faiz oranının yıllık %18,60 olduğunu, akdi faiz taleplerinin ve faizin %5 gider vergisi taleplerinin de yasaya uygun olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 13.2.b maddesinde bankanın defter, kayıt ve belgelerinin münhasır delil olacağının kabul edildiğini belirterek, davalı borçluların İzmir 10. İcra Müdürlüğü’nün 2020/7371 sayılı icra takip dosyasına yaptığı kısmi itirazının iptali ile icra takibinin takip talebindeki kayıt ve şartlarla itiraz edilen kısım yönünden devamına, ayrıca davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe kısmi itirazda bulunan müvekkillerinin itirazlarında haklı olup davanın reddi gerektiğini, icra takibine dayanak borcun dava dışı ......Şirketinin kredi borcundan kaynaklandığını, müvekkillerinin ise kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olduklarını, her ne kadar kefilin sorumluluğu müşterek ve müteselsil olsa da asıl borçlunun sorumlu olduğu borç miktarı ile sorumlu olacağının da muhakkak olduğunu, bu nedenle .... Tic. AŞ’nin hukuki durumundan bahsetmek gerektiğini, anılı şirketin İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1009 sayılı dosyası üzerinden konkordatonun tasdiki davası ikame ettiğini ve konkordatosunun tasdikine karar verildiğini, davacı bankanın da proje kapsamında adi alacaklılar arasında olduğunu, yani davacı bankaya konkordato projesi kapsamında ve konkordatoya ilişkin mevzuat uyarınca ödeme yapılması gerektiğini, öncelikle adi alacağa faiz işletilmesinin kabulü mümkün olmadığı gibi faiz oranının ve uygulamasının da kabulünün mümkün olmadığını, İcra İflas Kanunu'nun konkordatoyu düzenleyen hükümleri uyarınca; adi alacaklının asıl alacak yanında alacağına faiz işletmesinin, asıl alacakla birlikte masraf ve ücreti vekalet talep etmesinin, bu kalemlerin tamamının çekişmeli alacak olarak bildirilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkilleri tasdik olunan proje uyarınca ödeme yapacağından, asıl alacağın fer'ilerinden, faizden sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, temerrüt faizinin, akdi faizin sözleşme ile tek taraflı olarak bankaya bırakıldığına ilişkin maddenin kesin hükümsüzlükle batıl olduğunu, TBK’nın 27.ve 25.madde hükümlerine de ayrı ayrı aykırı olduğunu, aslolanın faiz talep edilememesi olmakla beraber davacı bankanın faiz talep edebileceği kabul edilse dahi, anılı sözleşme hükmü geçersiz olduğundan yasal faiz talep edilebileceğini, faiz gider vergisi alacak kaleminin de kabulünün mümkün olmadığını, öncelikle alacağa konu kredinin KKDF kredisi olması halinde faiz gider vergisi kesilmeyeceğini, uygulanacak vergi türü ve oranının farklı olduğunu, bu vergilerin kredi kullanımı sırasında peşin alındığı bilinmekte olup bu hususun da araştırılması gerektiğini, mükerrer tahsilatın kabulünün mümkün olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece; \"....İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1009 Esas sayılı dosyasında, davalılar ile dosyası tefrik edilen davalı ..Şirketinin konkordato talebinin reddine, dava dışı asıl borçlu .....Şirketinin davasının kabulüne karar verilmesinden sonra kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılması üzerine yeniden yapılan yargılama sonunda bu kez 2021/778 Esas sayısını alan dosyada; davalıların konkordato taleplerinden feragat etmeleri nedeniyle taleplerinin reddine, dava dışı asıl borçlu .....Şirketi ile hakkındaki dava tefrik edilen ....Şirketi hakkında 23/12/2021 tarihli karar ile her iki şirketin iflasına karar verildiği, davacı vekilinin davalılardan ......Şirketinin iflasına karar verilmesi nedeniyle diğer davalılar hakkındaki dosyanın da sürüncemede kalmasına yol açacak olması nedeniyle davalı şirket hakkındaki davanın tefrik edilmesi talebi haklı görülerek, anılan davalı şirket hakkındaki davanın tefrik edilip ayrı esasa kaydedildiği, davalı gerçek kişiler hakkındaki yargılamaya bu dosyada devam edildiği, davalılar vekili, asıl borçlu hakkındaki konkordato tasdik kararı nedeniyle ödeme projesinin davalı kefiller yönünden de geçerli olduğunu ve davacı tarafın işlemiş ve işleyecek faiz talebinde bulunamayacağını iddia etmiş ise de, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 2021/778 Esas sayılı dosyada davalılar hakkında verilmiş bir geçici ve kesin mühlet kararının bulunmadığı, yapılan yargılama sonunda davalıların konkordato taleplerinden feragat etmeleri nedeniyle taleplerinin reddine, dava dışı asıl borçlu .....Şirketi ile hakkındaki dava tefrik edilen ....Şirketi hakkında 23/12/2021 tarihli karar ile her iki şirketin iflasına karar verildiği, bu karardan önce asıl borçlu şirket hakkında geçici veya kesin mühlet kararı verilmiş olsa dahi davalıların kredi sözleşmesinin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri olup, davalılar hakkında verilmiş bir geçici ve kesin mühlet kararı bulunmadığı gibi dava dışı asıl borçlu şirket hakkında verilen geçici ve kesin mühlet kararlarının davalıların sorumluluğunun kefaletten kaynaklanması nedeniyle asıl borçludan bağımsız olup, davacı tarafın, davalılar hakkında takip yapmasına, sözleşme gereği akdi ve temerrüt faizi talep etmesine engel bulunmadığı dikkate alınarak, davalılar vekilinin aksi yöndeki iddiasının haklı görülmediği, TTK ve TBK'daki yasal düzenlemeler ile yerleşmiş yargı kararları ile ticari sözleşmelerde TBK'da düzenlenen genel işlem koşullarının uygulanmasının mümkün bulunmadığı gibi TBK'nın 88.maddesindeki sınırlamanın da ticari sözleşmelerde uygulama yerinin bulunmadığı, davaya konu sözleşmesinin ticari nitelikli genel kredi sözleşmesi olup, taraflarının tacir olması nedeniyle faiz oranını serbestçe kararlaştırabilecekleri birlikte değerlendirildiğinde, davalılar vekilinin aksi yöndeki iddiasının haklı görülmediği, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davaya konu sözleşme nedeniyle kullandırılan kredilerin KKDF kredisi olmayıp davacı banka tarafından dava dışı müşterisi borçlu şirkete kullandırılan farklı nitelikteki birçok ticari krediyle, kredi kartı ve tazmin olan çek sorumluluk tutarlarından kaynaklandığı, buna göre işlemiş ve işleyecek faizin %5'i oranında BSMV alınmasının yasal hükümlerin gereği olduğu anlaşılmakla,  davalılar vekilinin aksi yöndeki iddialarının da haklı görülmediği, davalılar tarafından, davaya konu icra dosyasında talep edilen 1.600.593,15 TL asıl alacak ile 9.088,49 TL masraf alacağına itiraz edilmemiş olup, yalnız bu alacaklar dışında kalan işlemiş ve işleyecek faiz ile BSMV'ye itiraz edildiği, toplanan delillerden sonra davaya konu sözleşme hükmü gereği, davacı bankaya ait defter ve kayıtlar ile deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle uyuşmazlığın çözüldüğü, tüm dosya kapsamına göre; kefalete ilişkin tüm şekil şartlarının yerine getirildiği, sözleşmede kefalet sorumluluk miktarının dava konusu alacaktan yüksek olarak belirlendiği, TBK'nın 583.maddesinde aranan şekil şartlarının tamamının mevcut olduğu, sözleşmenin 11/b maddesinde ise temerrüt halinde davacı banka tarafından muacceliyet tarihinde uygulanan faiz oranının %50 oranında fazlasının temerrüt faizi olarak belirlendiği, dava dışı borçlu şirkete sözleşmeden kaynaklanan farklı nitelikte krediler ve kredi kartları kullandırıldığı, çek defteri verildiği, sözleşmede 06/09/2018 ve 06/10/2018 tarihlerinde ödenmesi kararlaştırılan taksitlerin ödenmemesi nedeniyle muacceliyetin oluştuğu, davacı bankanın 07/11/2018 tarihli kat ihtarnamesini düzenlediği ve kat ihtarnamesinin 09/11/2018 de dava dışı borçlu şirket ile davalılara tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içinde ödememe yapılmaması üzerine 11/11/2018 tarihinde dava dışı borçlu şirket ile davalıların temerrüdünün oluştuğu, dava dışı borçlu şirket ile davalılar tarafından kat ihtarnamesine itiraz edilmediği, her ne kadar dava dışı borçlu şirket konkordato talebine başvurmuş ve davasının kabulüne karar verilmiş ise de, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluklarının dava dışı borçlu şirketten bağımsız olup, dava dışı borçluya konkordato süreci nedeniyle tanınan haklardan yararlanmalarının mümkün bulunmadığı gibi, mahkemece verilen hükümden önce dava dışı borçlu şirketin iflasına karar verildiği, buna göre davacıların asıl alacak ile akdi faiz ve temerrüt faizinden sorumluluklarının bulunduğu, raporda ayrıntılı olarak açıklanıp hesaplandığı üzere dava dışı borçlu şirketin takip tarihi itibariyle 1.483.193,01 TL asıl alacak borcunun olup, taraflarca sözleşme hükmü ile somut bir faiz oranı kararlaştırılmamasına rağmen sözleşmenin ilgili maddelerinde bankaca uygulanan faiz oranlarının uygulanacağının kararlaştırılmasına göre Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/14648 E. - 2015/137 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/2998 E.-2021/3204 K., 2020/4893 E.-2021/1099 K. sayılı  ilamları ile çok sayıda Bölge Adliye Mahkemesinin benzer ilamlarında da belirlendiği üzere temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz olup ....... Bankasına bildirilen faiz oranının doğrudan hükme esas alınmasının ve talep edilebilecek akdi faiz ve temerrüt faiz oranlarının ..... Bankasına bildirilen azami faiz oranlarını geçmesinin mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, davacı bankaya .... Bankasına bildirilen faiz oranları ile müşterilerine fiilen uygulanan faiz oranlarını gösterir listenin sunulması konusunda yazılan müzekkereye verilen cevaba göre davacı tarafın, davalılardan bilirkişi raporunda tespit edilen akdi ve temerrüt faiz oranlarından daha yüksek oranda faiz talep etmediği dikkate alınarak, taraflarca sözleşme uyarınca kararlaştırılan akdi ve temerrüt faiz oranlarına göre hesaplanan asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle davacı bankanın 399.276,42 TL işlemiş faiz ve 20.043,80 TL BSMV alacağının bulunduğu, işleyecek faiz yönünden kredi kartı ile kredili mevduat hesabından kaynaklanan 162.101,44 TL'lik alacak bölümüne %18,60 ve değişen oranlarda kalan 1.321.091,57 TL alacak bölümüne ise %49,50 oranın temerrüt faizinin talep edilebileceği anlaşılmakla, davalılar ..... ve .....hakkındaki nakdi alacağın faiz ve faiz oranı ve faizin fer'ileri yönünden yaptıkları itirazın iptaline ilişkin davanın kısmen kabulü ve davalıların davaya konu İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7371 sayılı dosyasında asıl alacağa ait faiz, faiz oranı ve faizin fer'ilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptaline, takibin nakdi alacak için talep edilen ve davaya konu 399.276,42 TL işlemiş faiz ve 20.043,82 TL faizin gider vergisi ile, işleyecek faiz yönünden; takip tarihinden itibaren asıl alacağın, 162.101,44 TL'lik bölümüne %18,60 ve 1.321.091,57 TL'lik bölümüne %49,50 oranında ve .....Bankası  faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişen oranlarda işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, davacı tarafın 133.178,06‬ TL işlemiş faiz ve 6.578,90‬ TL faizin gider vergisine ait fazlaya ilişkin isteminin reddine, davalıların davanın kabul edilen alacak bölümü yönünden itirazlarının haksız olup, alacağın likit olduğu göz önünde tutularak kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar vermek gerekmekle, sonuç olarak; 1-a)Davalılar ..... ve ..... hakkındaki nakdi alacağın faiz ve faiz oranı ve faizin fer'ileri yönünden yaptıkları itirazın iptaline ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ve davalıların davaya konu İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7371 sayılı dosyasında asıl alacağa ait faiz, faiz oranı ve faizin ferilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptali ile; takibin nakdi alacak için talep edilen ve davaya konu 399.276,42 TL işlemiş faiz ve 20.043,82 TL faizin gider vergisi ile, işleyecek faiz yönünden; takip tarihinden itibaren asıl alacağın, 162.101,44 TL'lik bölümüne %18,60 ve 1.321.091,57 TL'lik bölümüne %49,50 oranında ve .......Bankası faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişen oranlarda işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, b)Davacı tarafın 133.178,06‬ TL işlemiş faiz ve 6.578,90‬TL faizin gider vergisine ait FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİNİN REDDİNE, c)419.320,24‬TL alacağın %20'si oranındaki 83.864,05‬‬ TL icra inkar tazminatının, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı banka vekili tarafından; \"....Kararın hatalı olup kaldırılması gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada yapılan hatalar sebebi ile alacağın eksik hesaplandığını, bu hatalı rapora göre karar tesis edildiğini, yapılan incelemede 11/11/2018 tarihinden takip tarihi olan 04/09/2020 tarihine kadar temerrüt faizi talep edilebilecekken akdi faiz talep edilmiş olması sebebi ile taleple bağlılık ilkesi gereği hesap yapıldığının raporda mütalaa edildiğini, hukuka uygun takip talebindeki şart ve koşullarla takibin devamına karar verilmesi gerekirken rapordaki maddi hata sebebi ile alacağın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, takip talebi ile alacağa işlemiş faiz oranlarının doğru oranlar olduğunun bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini, ancak bu oranlara göre yapılmış hesaplamada hataya düşüldüğünü, işletim sabit kredi ve tazmin olan çek yaprakları bakımından raporda asıl alacak bakiyesinin 360.883,11 TL, faiz tutarının 86.279,49 TL, BSMV %5 4.313,97 TL şeklinde belirtildiğini, 360.883,11 TL'ye 669 gün yıllık 13,50 faiz oranına göre hesaplanacak faizin 89.296,32 TL olması gerekirken ve bu faizin BSMV'sinin 4.464,81 TL olması gerekirken raporda yer alan faiz ve BSMV alacaklarının eksik hesaplandığını, faiz tutarı kredi kartı ve kredili mevduat hesabı bakımından 62.886,49 TL, BSMV%5 3.144,31 TL, akdi faiz 3.144,31 TL, BSMV 157,22 TL olmak üzere 165.402,97 TL olarak hesaplandığını, Business Kart ve Esnek Ticari Hesaptan kaynaklanan alacak bakiyelerine doğru yer verilmiş ise de genel toplamın yer aldığı tabloda kredi kartı ve esnek hesap alacağına ilişkin akdi faiz alanına faizin BSMV'si için hesaplanmış tutarın yazıldığını, yani toplamın tamamen farklı olması gerekirken maddi hata sebebi ile yanlışlık yapıldığını ve bu hatayı içerir bilirkişi raporuna göre oluşturulmuş kararın da haksız ve hukuka aykırı sonuçlar ihtiva ettiğini, rapordaki alacak hesabında tahsilat tarihlerindeki tahsilatlar düşülmek suretiyle faiz hesabı yapıldığını, ancak buna rağmen raporun 22.sayfasında eksik olarak hesaplanmış faiz alacağından dahi düşüm yapıldığını, asıl alacak olarak hesap kat tarihinin esas alınması gerektiğini (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 1078 Esas-3602 Karar, 93/7913 Esas-1994/8190 Karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 24245 Esas-19892 Karar), müvekkili bankanın kayıtlarına uygun hesap kat ihtarında belirtilen tutarların asıl alacak olarak kabul edilmesi ve bu tutarlar üzerinden faiz hesaplanması gerektiğini, yapılan hesaplar hatalı olup bir kısmının da maddi hata içerdiğini, bu rapora göre oluşturulan mahkeme kararının da hatalı olduğunu, bir kısım gayri nakit alacaklarının hesap kat tarihinden sonra nakde dönüştüğünü, ancak yapılan hesaplamada işbu alacaklar yönünden faiz hesabı yapılmadığını, hükmün tüm nakit alacağı kapsar şekilde kurulmamasının hatalı olduğunu, ayrıca hali hazırda devam eden gayri nakit alacaklar için hüküm tesis edilmediğini, genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca müvekkili bankanın hem asıl kredi borçlusundan hem de müteselsil kefillerden depo talebinin usul ve yasaya uygun olduğunu, çek sorumluluk bedelinin ödenmesi halinde gayri nakdi olarak takip edilen riskin nakde dönüşeceği ve herhangi bir bildirime gerek olmaksızın sözleşmede yazılı temerrüt hüküm ve faiz oranları geçerli olacağı hususunun davalı borçlular ile imzalanan genel kredi sözleşmeleri ile hüküm altına alındığını, 9.21.maddesinin; ‘Müşteriye teslim edilen çek karnesindeki her bir çek yaprağı için bankanın ilgili mevzuat kapsamında ödemekle sorumlu olduğu tutarlar nedeni ile müşteri hesabına gayri nakdi kredi risk girişi yapılır.Çek sorumluluk bedelinin ödenerek riskin nakde dönüşmesi, çek asıllarının iadesi, çeklerin hükümsüz kaldığına dair kesinleşmiş mahkeme kararının ibrazı veya ilgili mevzuat kapsamında gayrinakdi risk sona erene kadar işbu gayrinakdi risk kaydı müşteri hesabında devam eder. banka tarafından çek sorumluluk bedelinin ödenmesi halinde gayrinakdi olarak takip edilen risk nakde dönüşecek ve herhangi bir bildirime gerek olmaksızın sözleşmede yazılı temerrüt hüküm ve faiz oranları geçerli olacaktır. Banka, müşteriye verdiği çek karnelerinin geri verilmesini geçerli bir nedene dayanarak her zaman isteyebilir. ayrıca müşteri kredinin kapatılması halinde kullanılmayan çek karnesi ve çekleri bankaya iade edeceğini kabul eder’ hükmüne havi olduğunu, yine genel kredi sözleşmesinin 10.9.maddesinde kredinin müteselsil kefalet karşılığı kullandırılması ve müteselsil kefillerin sorumluluğunun; 'müteselsil kefiller; bankanın merkez ve tüm şubelerinde müşteri lehine açılmış veya açılacak her türlü krediler ile bu kredilere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak tüm borç ve taahhütlerinden, mevzuattan kaynaklanan çek garanti tutarlarından (çek kanunu uyarınca banka’nın ödemekle yükümlü olduğu yasal ödeme tutarlarından) ve gerek yalnız olarak, gerekse diğer kişilerle birlikte asaleten veya müteselsil kefil sıfatıyla, krediler sebebiyle doğmuş ve doğacak bütün borçlarından, banka’ya karşı, kefalet limitine kadar; müteselsil kefil sıfatıyle imza tarihinden itibaren 10 yıl süreli olarak sorumlu olduklarını, kabul, beyan ederler’ şeklinde düzenlendiğini, söz konusu hükümler uyarınca müvekkili bankanın mevzuat gereği ödemek zorunda kaldığı/kalacağı çek garanti tutarlarının temerrüt faizi ile birlikte davalı/borçlulardan talep edebileceğinin, ayrıca çek garanti bedelleri ödenmemiş çekler ile ilgili olarak depo talebinde bulunulabileceğinin açık olduğunu, kararda bu hususa yer verilmemiş olmasının kararın eksikliğini gösterdiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak müteselsil kefillere karşı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı banka vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı banka ile davadışı şirket arasındaki genel kredi sözleşmesinde davalıların da müteselsil kefil olduğu, borcun ödenmemesi üzerine 05.11.2018'de hesabın kat edildiği ve ihtara rağmen yine ödenmediğinden 04.09.2020 tarihinde dava konusu ilamsız icra takibine geçildiği, davalıların sadece faiz oranına ve tutarına yönelik itirazları üzerine de kısmi itirazın iptaline dair eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece, bankacı bilirkişiden rapor alınarak hüküm tesis edildiği ve istinafa yalnızca davacı banka vekilinin geldiği anlaşılmakta olup, bu kapsamda yapılan değerlendirmede; icra takibinde 58 adet çek yaprağı bakımından 102.880-TL'nin depo edilmesi talep edildiği halde, mahkemece bu hususta gerekçe kısmında olumlu-olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmadığı gibi bu husustaki hükmün de eksik bırakıldığı görülmekle, her bir talep bakımından mahkemesince değerlendirme yapılması zorunluluğu nedeniyle re'sen de gözetilmesi gereken bu husustaki davacı banka vekili istinaf itirazlarının kabulü ile istinaf incelemesi mümkün olacak şekilde bir karar verilmek üzere mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş; sözleşmenin kefillerle ilgili çek depo bedelinden sorumluluğa dair ilgili maddeleri ve davacı banka vekilinin bu konudaki itirazları gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.<br>Her ne kadar davacı banka vekili bilirkişi raporuna yönelik olarak, birtakım maddi hesap hatalarından bahisle istinaf isteminde bulunmuş ise de, dosyadan yapılan incelemede bilirkişi raporunun davacı banka vekiline usulünce tebliğ edildiği, ancak banka tarafından rapora yönelik hiçbir itirazda bulunulmadığı görülmektedir. Bu durumda, davalı taraf yararına usuli müktesep hak oluşturan hususlar nedeniyle davacı banka vekilinin, istinaf aşamasında ileri sürdüğü rapordaki maddi hesap hatalarına dair itirazlarının kabulü mümkün görülmemiştir. Bununla birlikte, davalıların takibe itirazlarının yalnızca faize yönelik kısmi bir itiraz olmasından dolayı, icra takibinde talep edilmiş olan asıl alacak tutarı kesinleştiğinden, bilirkişi raporunda asıl alacak tutarının daha düşük olarak esas alınması doğru olmamıştır. Asıl alacak bakımından eldeki davada bir talep sözkonusu olmadığından, takipteki asıl alacak tutarının hükümde esas alınacağı açıktır. Bu noktada, mahkemece kurulan hükümde, takibin devam edeceği koşulların asıl alacak, faiz ve fer'ileri bakımından bir bütün olarak, infazda sıkıntıya yol açmayacak şekilde açıkça belirtilerek hüküm tesis edilmesi gerekliliğine dikkat edilmemiş olması da doğru olmamış, kararın bu nedenlerle kaldırılması gerekmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş; takipteki asıl alacak tutarının kesinleştiği gözetilerek, bilirkişi raporundaki dava konusu faiz hesabına dair hususların da -rapora itiraz olmadığından- davalı yararına kesinleştiği gözetilerek, infazda sorun olmayacak şekilde usule uygun hüküm tesis edilmesinden ibarettir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;  davacı banka vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı banka vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/507 Esas - 2022/388 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davacı banka vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı banka tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacı bankaya iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davacı banka tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  25/06/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"378c7c689691fe82","SID":"8d63cf02b8f55a25"}}