{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/126 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1236<br>KARAR TARİHİ\t: 26/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/580 Esas 2021/817 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 26/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/06/2025<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .....Ltd.Şti. ile davalı ..... A.Ş. arasında 27.11.2019 tarihinde (Kdv hariç) 100.000,00 TL bedelli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusu davalının ....Biyogaz Enerji Santrali Projesi için karbon emisyon azaltım sertifikası (VERRA/Verifled Carbon Standard)alım sürecinin davacı şirketin danışmanlığında yürütülmesi olduğunu, davacı şirket müdürü ..... yüksek lisans ve doktorasını ingiltere Sussex Üniversitesinin çevre, kalkınma ve politika bölümünde tamamlamış olup, uluslararası karbon emisyon azaltım sertifikasyon süreçlerinin yürütülmesi davacı şirketin uzmanlık alanı olduğunu, davacı danışman şirket sözleşmenin imzalandığı 27.11.2019 tarihinden 07.Ol.2020 tarihine kadar olan 40 günlük süreçte sözleşmenin 2.maddesinin 1,2,3,10,11,12,13 ve 14.'üncü fıkralarında sayılan işleri tamamladığı, tamamlanan işlere yönelik deliller delil listesinde sunulduğunu, sözleşmenin 4/a maddesinde sözleşme bedelinin %40'nın (40.000,00 TL+KDV) sözleşme imzalanması ile birlikte danışmana ödeneceği hüküm altına alındığı, ancak taraflar arasındaki 06.01.2020 tarihli yazışmalardan anlaşılacağı üzere davalı şirket personeli ... davacı şirket müdürü .....'e ilgili ödemenin ancak 2020 Şubat ayı içinde yapılabileceğini bildirdiğini, ayrıca sözleşmenin 2 nolu dipnotunda ön fizibilite raporunun hazırlanması sürecinde saha çalışmasının yapılması gibi ortaya çıkacak her türlü seyahat ve diğer masrafların proje sahibi davalıya ait olacağı kararlaştırılmışsa da danışman müvekkilin saha çalışması kapsamında Kemalpaşa ve Turgutlu' da bulunan 21 köy ve mahalleye gerçekleştirdiği seyahatlerin masrafları davalı tarafça davacıya ödenmediği, işbu masraf ödemelerinin de Şubat 2020 de yapılacağı 06.01.2020 günü davacıya bildirildiğini, ödeme takvimine ilişkin işbu yazılı öteleme bildiriminden 1 gün sonra 07.01.2020 tarihinde davalı şirket personeli ..... davacı şirket müdürü....'i arayarak herhangi bir haklı gerekçe göstermeksizin sözleşmenin tek yanlı olarak feshedildiğinin bildirildiğini, aynı gün davacı şirket müdürü ...... davalı şirketin bir diğer personeli ......'e gönderdiği mesajda davalı şirketi dava etmek istediğini beyan ettiği, .....'in gönderdiği cevapta \".... Bey bizde zor durumda kaldık, sözleşme yanlış kişi tarafından imzalanmış .... Beyin yetkisi yokmuş. Önümüzde daha çok proje var, bence aramızdaki dostluk bozulmasın.\" şeklinde yanıt verdiğini, davacı müvekkili danışmanlık sözleşmesini davalıya e-posta yolu ile göndermiş sözleşme davalı şirketin kaşesi basılmış ve imzalanmış bir şekilde davalı tarafından davacıya geri gönderildiği, sözleşme imzalandıktan sonra davacı ile davalı şirketin sigortalı personeli arasında sözleşme konularına ilişkin 100'ü aşkın yazışma gerçekleştiği, davacı sözleşmenin ayakta kaldığı 40 gün boyunca üzerine düşen edim borçlarını davalı personeli ile sürekli temas halinde kalarak yerine getirdiği, buna karşılık davalı şirketin sözleşmenin kurulmasından 40 gün sonra yetkisiz imza bahanesi ile sözleşmeyi feshetmesi ve davacıya hiçbir ödeme yapmaması dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 27.11.2019 tarihli sözleşmenin 11 .maddesinde taraflardan birinin sözleşmede yazılı hak ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde sözleşmenin toplam bedelinin halihazırda ödenmeyen kısmının %80'ini karşı tarafa ödeyeceği/iade edeceği hüküm altına alındığını, işbu cezai şart hükmü gereğince somut olayda davalının davacıya 80.000,00 TL+KDV ödeme borcu doğduğunu, davacı müvekkil İzmir 18.Noterliğinin 07012 yevmiye numarasında ve 25.06.2020 tarihinde ..... A. Ş.' ye ihtarname göndererek sözleşmenin 11 .maddesinde düzenlenen cezai şart bedeli olan 80.000,00 TL+KDV nin 7 iş günü içinde tarafına ödenmesini, aksi halde yasal yollara başvuracağını bildirdiğini, ..... A.Ş.'ye gönderdiği ihtarnameye İzmir 20.Noteri iğinin 08336 yevmiye numarasında ve 06.07.2020 tarihinde......A.Ş. tarafından cevap verildiği, Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan araştırmada davalının unvanında yer alan..... adının 15.06.2020 tarihinde ......olarak değiştirildiğinin görüldüğünü, davalının cevabi ihtarnamesinde uyuşmazlık konusu sözleşmeye..... A.Ş. olarak muhatap olduğunu, davacı danışman şirketten sözleşme konusu herhangi bir danışmanlık hizmeti alınmadığı, sözleşme konusu yükümlülüklerin danışman şirket tarafından yerine getirilmediği, bu sebeplerle sözleşmenin feshedilmiş olduğu davacıya bildirildiğini, davacıya 07.01.2020 tarihinde yazılı olarak bildirilen sözleşme fesih nedeni ile 06.07.2020 tarihli cevabi ihtarnamede bildirilen fesih nedeni birbirinden tamamen farklı olduğu, davalı şirketin dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini ilk elden kanıtlandığını, davacı şirketin sözleşme konusuna ilişkin yaptığı işler tahdidi olmamak üzere; .....Biyogaz ;Eneıji Santrali Projesi için..... Şirketi tarafından hazırlanan nihai ÇED raporu(534 sayfa),05.07.2019 tarihinde davalı şirket tarafından davacı şirket müdürü .... ...'in e-posta adresine gönderildiği, bu tarih itibariyle ÇED raporu incelenerek ön fizibilite çalışmalarına başlandığını, İtalya merkezi denetim firmasına..... ve Türkiye Merkezli ... Ltd.Şti.'ne .... Biyogaz Eneıji Santrali Projesi validasyon ön başvuruları davacı danışman tarafından yapıldığı, teknik dokümanlar hazırlanarak ilgili denetim firmalarına sunulmuş ve fiyat teklifleri alındığını,.... Biyogaz Eneıji Santralinin 10 kilometrelik radyanı içinde kalan Kemalpaşa'da 10, Turgutlu'da 13 mahalle listesi oluşturulduğu, 23 mahalle muhtarının isim ve iletişim bilgileri belirlendiği ve işbu liste 16.12.2019 tarihinde davalı şirket personeli .....'e iletilerek saha çalışmalarına başlanacağının bildirildiğini, 20.12.2019 tarihinde saha çalışması yapılarak Kemalpaşa ve Turgutlu'da belirlenen 23 köy ve mahalleye gidildiği .... Biyogaz Eneıji Santrali Yerel Paydaşlar îştişare toplantısına davet mektupları muhtarlara imza karşılığı verilmiş ve köy kahvelerine önceden hazırlanmış bilgilendirici duyuruların asıldığı, 27.12.2019 tarihinde .....Biyogaz eneıji Santrali Yerel Paydaşlar îştişare Toplantısına ilişkin Yeni Bakış Gazetesine ilan verildiğini, 02.01.2020 tarihinde ....Biyogaz enerji Santrali Projesi onaylanmış karbon standardı (VERRA/VCS) yerel paydaşlar iştişare toplantısı davet mailleri gönderildiğini, sözleşme konusu işlerin davalı şirketin bilgisi dahilinde davacı danışman tarafından yapıldığını kanıtlayan deliller delil listesinde mevcut olduğu, arz edilen nedenlerle davalı şirketin 06.07.2020 tarihli cevabi ihtarnamesinde davacıdan danışmanlık hizmeti alınmadığı, davacının sözleşme konusu yükümlülüklerini yerine getirmediği ve bu nedenle sözleşmenin şifahen feshedildiği iddiası maddi gerçeği tamamen aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle davaya konu 27.11.2019 tarihli danışmanlık sözleşmesinin 4/a maddesinde sözleşme bedelinin %40'nın (40.000,00 TL+KDV) sözleşme imzalanması ile birlikte danışmana ödeneceği hüküm altına alınmış olduğu halde, davalı şirket ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği, yine aynı sözleşmenin 2 nolu dipnotunda saha çalışmalarına yönelik her türlü seyahat ve diğer masrafların davalıya ait olacağı kararlaştırılmış ve danışman tarafından saha çalışması kapsamında Kemalpaşa ve Turgutlu'da bulunan 21 köy ve mahalleye seyahatler düzenlenmişse de işbu masraflar dahi davalı tarafça davacıya ödenmediği, davalı şirket danışmanın sözleşme gereği hak ettiği ücret ve masrafları ancak Şubat 2020'de ödeyebileceğini bildirerek müvekkili 40 gün oyaladığı, davacı bu süre zarfında sözleşmeden kaynaklı edim yükümlülüklerini aksatmadan yerine getirmeye devam ettiği, nihayet davalı şirket yetkilisi davacı şirket müdürünü 07.01.2020 tarihinde telefonla arayarak sözleşmenin davalı şirkette yetkisi olmayan bir kişi tarafından imza edildiği gerekçesi ile tek taraflı feshedildiğini şifahi olarak bildirdiği, somut olayda işbu cezai şart hükmü uygulama alanı bulmuş olup fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 20.000,00 TL tazminatın 14.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafından 13/10/2020 tarihinde tazminat istemli açılan davanın dava dilekçesi, her ne kadar elektronik tebligat ile davalı şirkete iletilmiş görünse dahi, davalı şirkete elektronik tebligat geldiğine dair herhangi bir bildirim yapılmadığını, davalı şirketin davayı 13/01/2021 tarihli tebligat ile öğrendiğini, bu nedenle öncelikle Tebligat Kanunu’na ilişkin her türlü şikayet, başvuru vb. haklarımızı saklı tuttuklarını, davacı tarafça dava dilekçesinde her ne kadar ..... Ltd. Şti. ile davalı şirket arasında 27/11/2019 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını iddia etmekteyse de, yapılan araştırmada tespit edildiği üzere, ilgili sözleşmede yer alan imza .... isimli şahsa aittir ve ..... ise hiçbir dönemde müvekkili şirket yetkilisi olmadığını, kendisinin hiçbir dönemde de müvekkili şirkette çalışması bulunmadığını, müvekkili şirketin bir temsilcisi olmadığı gibi herhangi bir temsil yetkisi hiç olmadığını, kaldı ki davacı yan da, dava dilekçesinin 2. Sayfasında ..... isimli kişi tarafından kendisine \"....Bey biz de zor durumda kaldık, sözleşme yanlış kişi tarafından imzalanmış, ....Beyin yetkisi yokmuş\" denildiğini beyan ederek bu hususu ispatlamış sayılacağını, oysa ki sözleşmeyi imzalayanların imzaya yetkisi bulunması gerektiği hukukumuzda açıkça düzenlendiğini, bilindiği üzere yetkisiz temsilcinin imzaladığı sözleşme kural olarak temsil edileni bağlamadğını,  bir kimse, yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir sözleşme yaparsa, bu kişi sözleşmeyi onaylamadıkça, alacaklı veya borçlu olmaz. Nitekim bu husus Türk Borçlar Kanunu'nun 47. Maddesinde de “Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde (…)” şeklinde düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle müvekkil şirket söz konusu danışmanlık sözleşmesinin tarafı olmadığından, huzurdaki davanın müvekkil şirket yönünden öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirkete herhangi bir hizmet vermediğini ve hiçbir dönemde de müvekkili şirkete davacı şirket tarafından bir danışmanlık sağlanmadığını, davacı tarafın her ne kadar söz konusu danışmanlık sözleşmesine dayanarak müvekkili şirkete bir hizmet sunduğunu belirtmekte ise de, ilgili sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, ödemelerin fatura karşılığı yapacağı belirtiltildiğini, ancak müvekkili şirkete davacı tarafından hiçbir dönemde herhangi bir fatura kesilmediğini, bu nedenle de müvekkili şirket ile davacı .... şirketi arasında herhangi bir cari hesap bulunmadığını, dolayısıyla davacı şirket tarafından müvekkil şirkete hiçbir şekilde danışmanlık hizmeti sağlanmadığı sabit olduğundan huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,Davanın, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan cezai şart istemine yönelik alacak davası olduğu anlaşılmıştır. \t<br>\tDosyanın incelenmesinde; taraflar arasında 27/11/2019 tarihli, davalı şirketin geliştirmekte olduğu sera gazı emisyon azaltım yaptıracak olması beklenen ....Biogaz Enerji Santrali projesi için davacı şirket tarafından yaratılacak emisyon azaltımlarının sertifikalandırılmasına yönelik danışmanlık, ön fizibilite çalışmalarının yürütülmesi ve proje hizmetleri verilmesi, VCS projesine kayıt süreçlerinin yönetimi, projenin onaylanması ve doğrulanması için bağımsız denetmenlerin seçilmesi ve atanması ve kredilerin tahsil edildiği ilk senenin sonuna kadar sürdürülecek süreçlerin yerine getirilmesi konulu ve bu çerçevede tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenen sözleşme düzenlendiği, davacı tarafça kendi yükümlülüklerini yerine getirdiği, sözleşme kapsamında sözleşmenin 2 nolu dipnotunda belirtildiği üzere saha çalışmalarına yönelik her türlü seyahat ve diğer masrafların davalıya ait olacağının kararlaştırıldığı, kendilerince saha çalışması kapsamında Kemalpaşa ve Turgutluda bulunan 21 köy ve mahalleye seyahatler düzenlendiği, bu masrafların dahi davalı tarafça ödenmediği, 40 gün süre ile davacı tarafça yükümlülükler yerine getirilmek sureti ile çalışılmış olduğu, buna rağmen davalı tarafın davacıya ödeme yapmadığı ve mütakiben 07/01/2020 tarihinde davacı şirket müdürü telefonla aranarak sözleşmenin davalı şirkette yetkisi olmayan bir kişi tarafından imza edildiği gerekçesi ile tek taraflı feshedildiğinin davacı tarafa bildirildiği, sözleşmenin 11. Maddesinde yer alan taraflardan birinin sözleşmede yazılı hak ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde sözleşmenin toplam bedelinin hali hazırda ödenmeyen kısmının %80'inini karşı tarafa ödeyeceği hükmünün yer aldığı belirtilerek sözleşmedeki cezai şart nedeni ile tazminat davası açıldığı, davalı tarafça süresi içerisinde sunulmayan beyan dilekçesinde; dava konusu alacağa dayanak teşkil eden sözleşmenin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığının belirtildiği, mahkememizce 31/12/2020 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı uyarınca davalı şirkete dava konusu sözleşmedeki imzaya ilişkin beyanda bulunmak üzere isticvap davetiyesi çıkarıldığı, isticvap davetiyesinin davalı şirkete e-tebligat yoluyla 18/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin isticvap davetiyesinde belirtilen hususlara ilişkin bir beyanda bulunmadığı, bu sebeplerle davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmenin davalı tarafça imzalandığı kabul edilerek yargılamaya devam olunduğu, ayrıca davalı tarafın karşı tarafa ödeme yaptığına ilişkin bir beyan ve iddiasının olmadığı, sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığı yönünde iddialarının olduğu, sözleşme kapsamında tarafların hak ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tazminat alacağının bulunup bulunmadığı yönünde dosyanın çevre mühendisi ve SMMM'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı tarafın 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerinde, davalı tarafa düzenlenmiş her hangi bir faturanın kayıtlı olmadığı, davalı tarafından davacı tarafa yapılmış olan her hangi bir ödemeye ilişkin olarak da kayıt bulunmadığı, çevre mühendisi tarafından yapılan incelemelerde ise, davacı tarafın sözleşmenin 2. Maddesine göre 40 günlük süreçte bahsi geçen 1,2,3. fıkralarda sayılan işlerin tamamlandığına ilişkin dosyada her hangi bir belgenin bulunmadığı, ancak 10,11,12,13 ve 14. fıkralarda sayılan işlerin tamamlanmış olduğu, davaya konu 27/11/2019 tarihli danışmanlık sözleşmesinin 11. maddesinde taraflardan birinin sözleşmede yazılı hak ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde sözleşmenin toplam bedelinin hali hazırda ödenmeyen kısmının %80'ininin karşı tarafa ödemesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, davalı tarafça sözleşme nedeni ile davacı tarafa hiç bir ödeme yapmadığı,  sözleşmenin  4/a maddesi uyarınca sözleşme bedelinin 100.000,00 TL olarak belirlendiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 11. Maddesi uyarınca bu bedelin %80'ininin davalının davacıya ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, her ne kadar sözleşmenin tarafı şirket  ... A.Ş. olarak görülse de, davalı şirketin 08/06/2020 tarihli Genel Kurul kararı ile ünvanının .... ... ŞİRKETİ olarak değiştirildiği, davacının sözleşme gereği danışmanlık hizmeti kapsamında üzerine düşen yükümlülüklerin bir kısmını yerine getirmiş olmasına karşılık sözleşme gereğince davalı tarafın davacıya yapılan işlerin karşılığı hiç bir ödeme yapmadığı, İzmir 18. Noterliğine 25 Haziran 2020 tarih ve 7012 sayılı ihtarnamesi ile sözleşme gereğince sözleşme bedelinin %80'lik kısmının ödenmesi ihtarını içerir  davalıya ihtarname gönderildiği, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığı, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bilirkişi raporunda belirlenen 80.000,00 TL tazminatı davacıya ödemesi gerektiği kanaatine varılmakla, 80.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile; \"Davanın KABULÜNE, 80.000,00 TL tazminatın 14/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesinde her ne kadar ... Ltd. Şti. ile müvekkili şirket arasında 27/11/2019 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını iddia etmekteyse de, yapılan araştırmada tespit edildiği üzere, ilgili sözleşmede yer alan imzanın ... isimli şahsa ait olduğunu ve ...'ün ise hiçbir dönemde müvekkili şirketin yetkilisi olmadığını, kendisinin hiçbir dönemde de müvekkili şirkette çalışmasının bulunmadığını, müvekkili şirketin bir temsilcisi olmadığı gibi herhangi bir temsil yetkisinin hiç olmadığını, kaldı ki davacı yanın da, dava dilekçesinin 2. sayfasında ... isimli kişi tarafından kendisine \"..... Bey biz de zor durumda kaldık, sözleşme yanlış kişi tarafından imzalanmış, .....Beyin yetkisi yokmuş\"  denildiğini beyan ederek bu hususu ispatladığını, bilindiği üzere yetkisiz temsilcinin imzaladığı sözleşmenin kural olarak temsil edileni bağlamayacağını, bir kimse, yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir sözleşme yaparsa, bu kişi sözleşmeyi onaylamadıkça, alacaklı veya borçlu olmayacağını, nitekim bu hususun Türk Borçlar Kanunu'nun 47. Maddesinde de “Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde (…)” şeklinde düzenlendiğini, davacı tarafın her ne kadar söz konusu danışmanlık sözleşmesine dayanarak müvekkili şirkete bir hizmet sunduğunu belirtmekte ise de, ilgili sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, ödemelerin fatura karşılığı yapacağının belirtildiğini, ancak müvekkili şirkete davacı tarafından hiçbir dönemde herhangi bir fatura kesilmediğini, bu nedenle de müvekkili şirket ile davacı ... şirketi arasında herhangi bir cari hesap bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporunda mali yönden yapılan incelemelerde de \"davacı tarafın 2019-2020 yıllarına ait ticari defterlerinde davalı tarafa düzenlenmiş herhangi bir faturanın kayıtlı olmadığı, davalı tarafından davacı tarafa yapılmış olan herhangi bir ödemeye ilişkin olarak da kayıt bulunmadığı\" ifadelerine yer verilerek ispatlandığını, dolayısıyla müvekkili şirket ile davacı ... şirketi arasında herhangi bir cari hesap bulunmadığı hususunun bilirkişilerce de tevsik edildiğini, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete hiçbir şekilde danışmanlık hizmeti sağlanmadığı sabit olduğundan huzurdaki davanın reddi yönünde karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece verilen hükmün hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı cezai şart alacağı istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Davacı taraf, davalı ile danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusu davalının .....Biyogaz Enerji Santrali Projesi için karbon emisyon azaltım sertifikası (VERRA/Verifled Carbon Standard)alım sürecinin davacı şirketin danışmanlığında yürütülmesi olduğunu, davacı danışman şirket sözleşmenin imzalandığı 27.11.2019 tarihinden 07.01.2020 tarihine kadar olan 40 günlük süreçte sözleşmenin 2.maddesinin 1,2,3,10,11,12,13 ve 14.'üncü fıkralarında sayılan işleri tamamladığı, sözleşmenin 11 .maddesinde taraflardan birinin sözleşmede yazılı hak ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde sözleşmenin toplam bedelinin halihazırda ödenmeyen kısmının %80'ini karşı tarafa ödeyeceği/iade edeceği hüküm altına alındığını, işbu cezai şart hükmü gereğince somut olayda davalının davacıya 80.000,00 TL+KDV ödeme borcu doğduğunu,  davalı şirkette yetkisi olmayan bir kişi tarafından imza edildiği gerekçesi ile tek taraflı feshedildiğinin şifahi olarak bildirildiği, olayda işbu cezai şart hükmü uygulama alanı bulduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 20.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı taraf davanın süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı şirkete dava konusu sözleşmedeki imzaya ilişkin beyanda bulunmak üzere  çıkarılan isticvap davetiyesinin davalı şirkete e-tebligat yoluyla tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket yetkilisinin isticvap davetiyesinde belirtilen hususlara ilişkin beyanda bulunmadığından sözleşmenin davalı tarafça imzalandığı kabul edilmesinin gerekmesine, sözleşmenin 11. maddesinde taraflardan birinin sözleşmede yazılı hak ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde sözleşmenin toplam bedelinin hali hazırda ödenmeyen kısmının %80'nin karşı tarafa ödemesi yönündeki hüküm bulunduğunun, davacı tarafça sözleşme edimleri yerine getirilirken fatura düzenlenmeden önce davalı şirketin ödeme yapmayacağını beyan edip sözleşmeyi tek taraflı feshederek sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden davacının cezai şartı talep edebileceğinin anlaşılmasına  göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/10/2021 tarih, 2020/580 Esas ve 2021/817 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 5.464,80 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan, 59,30 TL maktu harç ve 1.306,90 TL nispi harç olmak üzere alınan toplam 1.366,20 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 4.098,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,  <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2025<br><br><br>\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06c2aaa94f5a6c92","SID":"43947d1f045602b1"}}