{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ : 14/07/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2022<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 14/07/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, davalının 2 adet senedi imzalayarak kendisine verdiğini, ancak senetlerde düzenleme tarihi bulunmadığından kambiyo senedi vasfını haiz olmadığını ve fakat adi senet niteliğinde olduklarını, bu senetlere dayanarak icra takibi yapıldığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini öne sürmüş itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişkinin mevcut olmadığını, adı geçen senetlerin müvekkilinin eskiden yetkilisi olduğu şirket tarafından davacının ortağı olduğu şirkete keşide edildiğini, ticari ilişkinin de bu iki şirket arasında olduğunu belirtmiş davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"...Davacı vekili borcun ödenmediğini öne sürmüş davalı ise kendisinin bu borcun tarafı olmadığını iddia etmiştir.<br>Bilindiği üzere her sözleşme ve hukuki işlem imzalayanları arasında hüküm ifade eder. Bu kapsamda bir senet düzenlenmesi de kambiyo hukuku kapsamında bir hukuki işlemdir ve keşidecesine borcu ödeme lehtarına da borcu talep etme yetkisi verir. Diğer yandan bir hukuki işlemin tarafının gerçek kişi olması gerekmeyip tüzel kişilerin de hukuki işlem ehliyeti vardır. Fakat bu ehliyeti yetkili organları ve temsilcileri vasıtasıyla kullanırlar. Bu kimseler adeta tüzel kişinin kendisidir. Fakat zaman zaman bir hukuki işlemin tarafının gerçek kişi mi yahut tüzel kişi mi olduğu noktasında tereddüt yaşanabilir. Böyle bir durumda tarafların imza atarken koydukları ifadelere ve sözleşme / hukuki işlemin bütününe bakılarak karar verilebilir. Nihayetinde bir şirket unvanı ve kaşesi altına atılan imzanın şirket adına atıldığına şüphe yoktur.<br>Bu kapsamda somut olay incelendiğine gerek senetlerde tarafların şirket kaşeleri üzerine imza atarak işlem yapması gerekse bunun BAM dairesi tarafından kararına da gerekçe yapılması göstermektedir ki takibe konu senet davalı tarafından değil ... şirketi tarafından imzalanmış ve ancak onun adına borç doğurabilir. Bu halde davalının bu senetlerden borçlu olmadığı gibi eldeki davada da davalı sıfatı yoktur. Sıfat yokluğu ise davanın usulü değil esası ile ilgilidir. Bu sebeple davanın esastan reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu bonolar üzerinde aynı el ürünü olan dört imza bulunduğunu, bu dört imzanın bir tanesinin kaşe üzerinde, diğerinin aynı içerikli diğer kaşe üzerinde, diğer iki imzanın ise kaşelerin dışında olup açığa atıldığını, yani bonolarda kaşe üzerine atılan imzaların yan taraflarında açığa atılan iki adet imza bulunduğunu, işbu imzaların davalı ... ... tarafından atıldığını, davalı imza inkarında bulunmadığını, bu nedenle iki adet bonoda açığa atılan imza nedeni ile davalı ... ...'in TTK'nın 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 613 ve 614/1. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayıldığından avalist olduğunu beyanla Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.02.2022 tarih ve... Esas ve ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, uyuşmazlık konusu senetlerin dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği zorunlu unsur olan düzenleme tarihini içermediği için bono vasfını taşımamakta olup, adi senet hükmünde olduğunun tarafların da kabulünde olmasına, davacı vekilince davalının avalist olduğu iddia edilmişse de; aval, sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olup dava konusu senetlerin adi senet olması sebebiyle davalının avalist olarak kabulünün mümkün olmamasına, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebi ile davalının kefil olarak da değerlendirilemeyeceğinden davanın reddine yönelik kararın isabetli olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle  karar verildi.14/07/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"005742687038db06","SID":"df9fb8f1f73cb86b"}}