{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 24/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2021<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 24/06/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket ve davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan diğer davalı arasında sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşme ile... İli, ...lçesine bağlı ... Köyü’nde bulunan ve davalı şirkete ait olan...maden ocağının ruhsatının işletme sahası ile birlikte müvekkili şirkete devri için yapılacak işlemler ve bunların finansmanı ile devir şartlarının düzenlendiğini, ayrıca danışmanlık hizmeti alımına ve şirket yetkilisi davalı ... yönünden rekabet yasağına ilişkin düzenlemeler yapıldığını, sözleşmenin 3. maddesinde müvekkili şirketin maden ocağına yapacağı yatırım ve devir sürecinin belirlenmiş olup, birinci aşamada maden ocağının işletmeye hazır hale getirilmesi ve gerekli altyapı ile makine teçhizatın alınması, personelin oluşturulmasının öngörüldüğünü, ocaktan direk satışların başlatılması ve ocaktan çıkacak ham madde ile harici fabrikalarda fason mal ürettirilmesinin hedeflendiğini, bu aşamada maden ocağının işletmenin fiili devrinin şu şekilde olacağını; ...nın tam temsil yetkisi ile donatılmış olarak ...’te Genel Müdür sıfatı ile istihdam edileceğini, ... ise daimi temsilci olarak atanacağını, aynı zamanda da ruhsat ve izinlerin devri için gerekli tüm belgelerin devreden ve devralan tarafından hazırlanıp bakanlık (... ) nezdinde gerekli işlemlerin hemen başlatılacağını, yatırımın ikinci aşamasında ise birinci aşamada başlatılan devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yapılacak işlerin planlanacağını, söz konusu hüküm doğrultusunda ...ün daimi nezaretçi, ...'nın da genel müdür sıfatı ile davalı şirketin bünyesinde görev yapmaya başladıklarını ve ekip kurularak gerek saha düzenlemeleri gerekse alt yapı çalışmalarının derhal başlatıldığını, işletme ruhsatının devrinin sağlanması için de idari mevzuat çerçevesinde gerekli belgelerin hazırlanması ve izinlerin alınması için işlerin takip edildiğini, gerek sahada gerekse idareler nezdinde tüm işlerin müvekkili şirket temsilcisi olarak davalı şirket bünyesinde istihdam edilen... tarafından yapıldığını, sahada yapılan işlerin masraflarının da, idarelere yapılan ödemelerin de müvekkili şirket tarafından karşılandığını, ayrıca personelin barınma ve ulaşım giderleri ile maaş ve SGK primlerinin dahi müvekkili şirket tarafından ya da müvekkili şirketten davalı şirkete gönderilen paralar ile ödendiğini, sözleşme bedelinin ilk ödemesi olan 200.000,00-TL'nin de 25.10.2017 tarihinde ödendiğini, ne var ki daha devir için gerekli evrakların hazırlanması aşamasında, davalı şirketin ... Genel Müdürlüğü nezdinde mevcut cezaları bulunduğunun öğrenildiğini, söz konusu cezalar hakkında davalı tarafça hiçbir bilgi verilmemiş olup, müvekkili şirketin kendisinden saklanmış olan bu cezaları sırf işlemlerin yürütülebilmesi için ödemek zorunda kaldığını, hatta sonradan davalı şirketin icra borçları dahi gündeme geldiğini ve bunların dahi müvekkili şirket tarafından ödendiğini, 2017 yılının Ekim ayından, 2018 yılının Nisan ayına kadar müvekkili şirketin sözleşme konusu maden ocağı için, ocak kendisininmiş gibi özenle ve basiretle para ve mesai harcadığını ve yatırım yaptığını, buna karşılık davalı tarafın sürekli olarak müvekkili şirketin güvenini zedeleyecek ve sözleşme konusu devrin gerçekleşmesini engelleyecek eylemlerde bulunduğunu, bunlardan ilkinin yukarıda izah edilmiş olup bir diğerinin de sözleşmeye konu edilen ruhsatların müvekkili şirkete teslim edilmemesi şeklinde yaşandığını, davalı şirket yetkilisinin ruhsatları vereceğine dair müvekkili şirketi oyalayıcı beyanları sırasında ruhsatların kaybolduğunun gazetede çıkan kayıp ilanından öğrenildiğini, sahada alt yapı çalışmaları devam ederken, yöre halkı ile kurulan ilişkiler sırasında, sahanın geçmişi ile ilgili olarak, müvekkili şirket tarafından kabul edilemez olan bir takım bilgilerin davalı şirket yetkilisi tarafından gizlendiğinin anlaşıldığını, buna göre müvekkili şirketin resmi olarak devralmaya hazırlandığı sahanın geçmişte suç teşkil eden eylemlerde kullanıldığı, davalı şirketin bir önceki hissedarlarının döneminde şirket müdürünün kenevir imalatına iştirak etmesi nedeni ile hakkında soruşturma başlatıldığı, bu nedenlerle ocakta üretilen malın ihracı için gümrük izinlerinin alınamadığı yönünde bilgiler edinildiğini, müvekkili şirketin dahil olduğu şirketler grubunun gerek iç piyasada gerekse uluslararası ticari piyasada tanınan, prestij sahibi şirketler olduğunu, müvekkili şirketin gerek kendisinin gerek bağlı bulunduğu grubun gerekse şirket yetkililerinin itibarlarına düşecek en ufak bir gölgeye dahi tahammülü olamayacağını, ne var ki davalı şirket ve yetkilisinin sonuçlarını bildiği halde böyle önemli bir bilgiyi sakladıklarını, davalı şirket ve yetkilisinin müvekkili şirketin bağlı bulunduğu şirketler grubunu ve yetkililerini çok iyi tanımakta olup bu durumun sözleşme öncesi görüşmeler ve sözleşmenin imzalanması sırasında müvekkili şirketten kasıtlı olarak gizlenmiş olmasının müvekkili şirket yönünden sözleşmeden dönme nedeni olduğunu, zira davalıların sözleşme öncesi görüşmelerde dâhil olmak üzere sorumlu bulundukları dürüstlük kuralına uymadıklarını, davalı tarafların akde aykırı eylemlerinin bununla sınırlı kalmadığını, sözleşme konusu sahanın geçmişi ile ilgili yörede öğrenilen bilgilerin araştırması sürerken bu defa sahada karot alımı yapıldığının görenler tarafından bildirildiğini, şirket müdürü olarak görev yapan...’nın ve diğer çalışanların bilgisi dışında sahaya girilmesi karşısında durumun yerinde görülüp ve fotoğraflama yapılmış olup sorulduğunda karot alımının davalı şirket yetkilisinin bilgisi dâhilinde yaptırıldığının anlaşıldığını, bu durumun da sözleşmeye aykırı olup müvekkili şirkete devredileceği ve onun tarafından işletilmesi planlanan bir sahada başkaca bir maden için test yapılamayacağını, sonradan kaçak olarak yapıldığı da öğrenilen karot alımının bir başka maden için yaptırıldığının davalı şirket yetkilisinin sözleşme konusu sahada bir başka maden arama ruhsatı aldığının ve bunun pazarlamasına giriştiğinin öğrenildiğini, sözleşmede davalı şirket yetkilisi olan diğer davalı yönünden rekabet yasağının düzenlendiğini, buna göre davalı ...'ın hem kendi adına hem de eşi ve oğlu adına, “işbu sözleşme tarihinden itibaren 5 (beş) yıl boyunca, taraf şirketlerin faaliyet alanına giren ... , alçı taşı ve türevleri konusunda başka bir kurum, firma ya da kişiyle ortaklık kuramayacaklarını, bedelli ya da bedelsiz olarak üçüncü kişilere bu konularda bir hizmet veremeyeceklerini, kendi hesaplarına rakip bir işletme açmayacaklarını, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınacaklarını\" taahhüt ettiğini, davalı şirket yetkilisinin, tek ortağı ve yetkilisi olduğu bir diğer şirket olan ...Tic. A.Ş.'nin pomza üretim işletmesi amacıyla kurulu olduğu ve bu çerçevede kalmak kaydı ile yasak dışında bırakıldığının da sözleşmede kayıtlı olup, buna rağmen davalı şirket yetkilisi tarafından bu şirket adına üstelik müvekkili şirket tarafından devralınacak olan saha içinde bir başka maden arama ruhsatı çıkarıldığını, bu durumun hem rekabet yasağı hem de davalı şirketin devir vaadi yönünden sözleşmeye aykırılık oluşturmakta olduğunu, sözleşmenin 12. maddesinde davalı şirketin yetkilisi eli ile danışmanlık hizmetleri sunacağının kayıt altına alınmış olup davalı şirkete danışmanlık bedeli altında ödemeler yapıldığını ancak sözleşmede kayıtlı çalışma ve araştırmaların hiçbirinin gerçekleştirilmediğini, müvekkili şirkete danışmanlık hizmeti verilmediğini, devir prosedürünün gerekliliklerinden biri olması nedeni ile ... ’den bir heyet gelip saha incelemesi yaptığını ve geçmiş yıllarda daimi nezaretçi defterinin gereği gibi tutulmaması ve tasdikinin yapılmaması nedeni ile yeni bir ceza daha düzenlendiğini, gerek sahanın ve davalı şirketin geçmişinde uyuşturucu imalatı ile ilişkilendirilen vakaların mevcut olması, gerek madenin münhasıran müvekkili şirket işletmesinde olmasını engeller şekilde başka bir ruhsat alınmış olması, gerek davalı şirket yetkilisinin alenen rekabet yasağına aykırı hareket ederek,  sahada başka maden için ruhsat çıkartıp bunun pazarlamasına girişmesi, gerek geçmiş dönem defterlerinin usulüne uygun olmaması nedeni ile kesilen cezanın ödenmemesi sureti ile devrin gerçekleşmesinin engellenmesi, gerekse sözleşmede kayıtlı edimlerin yerine getirilmemesi nedenleri ile devir prosedürüne devam edilemeyeceğini ve müvekkili şirket yönünden maden ocağı ve ruhsatın devralınmasının kendisinden beklenemez hale geldiğinden sözleşmeden dönülmesinin gerektiğini, sözleşmenin 9. maddesinin sözleşme ile amaçlanan devrin gerçekleşmemesi durumunda, devreden tarafından devralana, kayıtsız şartsız, 750.000,00-TL ödeneceğini, devrin devredenden kaynaklı sebepler ile gerçekleşmemesi halinde ise devralan tarafından yapılan ödemelerin iade edileceğinin kayıtlı olduğunu, yine sözleşmenin yedinci maddesi üçüncü kişilere yapılan ödemelerin rücuen tazminini düzenlemekte olduğunu, devrin gerçekleşmemesi sonrasında müvekkili şirket tarafından sözleşmeden dönüldüğünün sözleşmede düzenlendiği şekilde davalı şirket yetkilisinin kayıtlı e- posta adresine gönderilen e-posta ile bildirildiğini, aynı bildirimde sözleşmede kayıtlı ödemelerin yapılmasının ve müvekkili şirket tarafından yapılan masraf ve ödemelerin iadesinin istendiğini, davalılar tarafından yapılan bir ödeme olmadığı gibi yapılan görüşmelerden de bir sonuç alınamadığını, Antalya 1. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyasından icra takibine girişilmek zorunda kalınmış olup, müvekkili şirketin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davalı şirket ve müşterek borçlu diğer davalıdan, sözleşmede kayıtlı 750.000,00-TL ile müvekkili şirket tarafından yapılan harcama, ödeme ve masrafların 433.394,00-TL’sinin tahsili, davalı şirket yetkilisinden ise, rekabet yasağına aykırılık nedeni ile doğmuş bulunan 250.000,00-TL cezai şartın tahsilinin talep edildiğini, davalı şirket ve yetkilisi tarafından takibe haksız şekilde itirazda bulunulduğunu ve takibin durmasının sağlandığını belirterek yapılan haksız itirazların ayrı ayrı iptali ile her iki borçlu yönünden takibin devamına, haksız itiraz nedeni ile davalıların ayrı ayrı asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; müvekkillerinin davacı ile yapılan sözleşmeye ve sözleşmenin devamındaki süreçte yapılan yazışma ve görüşmelere uygun hareket ettiklerini, sözleşmesel yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiklerini, TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen “dürüstlük kuralına” sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını, kesinlikle “kötüniyetli” ya da “ticari örf ve adete aykırı” davranışta bulunmadıklarını, müvekkillerinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak müvekkillerinden ....Ş’ye ait olan Denizli ili, ... İlçesi, ... köyünde bulunan ... ruhsat numaralı ... Maden Ocağı ve İşletme Sahasının Tüm Haklarının davacıya devri ile ilgili olarak üzerlerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, maden ruhsatının devrine ilişkin yasal düzenleme 3213 Sayılı Maden Kanunu'nun 5. maddesinde ve 21.09.2017 tarihli ve (RG 30187) Maden Tüzüğü’nün 82. maddesinde düzenlendiğini, maden ocağı ruhsatının davacı şirkete devri için gerekli tüm işlemlerin müvekkillerince yerine getirildiğini ve devirde yasaya ve yönetmeliğe aykırılık söz konusu olmadığı için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının devir onayı verdiğini, sözleşmenin 8. maddesinde \"Devir işlemlerinin tamamlanmasından önce devralanın yatırım kararından vazgeçmesi halinde, devralan, durumu devreden’e ait olan aşağıda kayıtlı elektronik posta adresine göndereceği bir bilgilendirme notu ile bildirecektir. Devralan, devirden vazgeçtiğini bildirdikten sonra, işletme için yapmış olduğu ve gider olarak kabul edilen masraflarını talep edemez.\" düzenlemesi yapılmış olup, davacının iddia ve taleplerinin bu maddeye de aykırılık teşkil etmekte olduğunu, sözleşmenin 9. maddesinde; \"... Ticaret A.Ş. adına ruhsat ve izinlerin alınamaması halinde, devreden tarafından devralan’a 750.000,00-TL hiçbir ihtirazı kayıt, defi ya da itiraz öne sürülmeksizin nakden ödenecektir.\" düzenlemesi yapılmış olup, davacı yanın 750.000,00-TL'lik talebinin haksız ve yersiz olduğunu, davacı yanın sözleşmeye ve kanuna aykırı olarak ve yasal bir neden olmaksızın sözleşmeden caydığını belirterek, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere tazminata hükmolunmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"TBK'nın 125/3. maddesinde, sözleşmeden dönme hâlinde borçlunun, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edememesi halinde alacaklının, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceğine dair düzenleme ile birlikte incelendiğinde istenebilecek zararın menfi zarar olduğu, menfi zararın istenebilmesi için maddenin aksi yorumu ile talep eden alacaklının kusursuz olmasının gerektiği oysaki incelenen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde maden işletme ruhsatının devri için yasal bir engel bulunmamasına rağmen davacının devirden vazgeçtiği, sözleşmeden dönmesine dayanak teşkil eden hususların da ispatlanamadığı, her ne kadar davalı şirket hakkında cezai işlem uygulanmışsa da söz konusu cezaların davalı şirket tarafından ödendiği bu şekilde davalıların kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, alacaklı olan davacının alacağını ispat edememiş olduğu onun kötüniyetli olarak davrandığını göstermeyeceği gibi aksi de davalılarca ispat edilemediğinden kötüniyet tazminatına da hükmedilmeyerek\" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin sonlandırılmasının birden fazla haklı nedene dayalı olduğunu, Mahkemece haklı nedenlerin tamamının araştırılmadığını, bir kısım delillerin incelenmediğini, gelen yazı cevaplarının doğru değerlendirilmediğini, hukuki niteleme ve kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, dava konusu icra takibinde talep edilen 433.394,11-TL'nin (masraf ve iade alacakları) müvekkili şirketin sözleşme hükümleri uyarınca sahada yaptığı işler için yaptığı masraflar, sözleşmede istihdam edileceği kayıtlı iki kişinin istihdam masrafları, davalı şirket ve yetkilisi adına idarelere ve hatta özel hukuk kişilerine ödenen borçlar, devir prosedürü gereği yürütülen işlemler için resmi makamlara ve özel hukuk kişlerine yapılan ödemeler ve davalı şirkete ödenen sözleşme bedelinin iadesine ilişkin olduğunu, bu alacak talebinin ispatı için dava dilekçesi ekinde belgeler sunulduğunu ayrıca taraf defterlerinin incelenmesi talep edilmişse de bu konularda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, oysa sözleşmenin karşılıklı edimler yükleyen bir sözleşme olduğunu, sonlandığı hususunda ihtilaf bulunmadığı gibi bu hususun gerekçeli kararda da kayıtlı olduğunu, bu noktada sözleşmenin 7. maddesindeki (geçmiş dönem borçlarından devredenin sorumlu olması) ve 9. maddenin ikinci cümlesindeki iade yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeler bir tarafa bırakılarak ve üstelik Kanun'da yazanın aksi bir yorum ile TBK'nın 125/3. maddesi uyarınca hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sözleşmenin 7. maddesinde \"İşbu protokolün, imzalanmasından önce, var olan nedenlere dayalı olarak, madenin işletilmesi ya da izinlerin alınması süreçlerinde, idari mali, cezai veya teknik yönlerden, ortaya çıkabilecek her türlü engellerden, devreden sorumlu olup, bu nedenle yasal merciler tarafından uygulanacak her türlü yaptırım kararları ile, üçüncü kişiler tarafından talep edilebilecek her türlü tazminat ve alacaklar vs. haklar da devredenin sorumluluğundadır. Devralanın, bu nedenlerle, yasal mercilere veya üçüncü kişilere ödeme yapmak zorunda kalması halinde, devreden,  kendisine yapılan ilk rücuen alacak talebinde bu meblağları ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği gibi, devralanın bu nedenlerle uğrayacağı zararları tazmin etmeyi de kabul ve taahhüt eder, \" hükmü ile müvekkili şirket tarafından geçmişten gelen borç ve cezalar nedeni ile yaptığı ödemelerin davalı şirketten talep edebileceğinin düzenlendiğini, yine 9. maddede açıkça \"Devrin, devreden (ya da şirketin geçmişinden kaynaklı herhangi bir işlemden dolayı gerçekleşmemesi durumunda) mevcut izinlerin devam edebilmesi için idari mercilere ödenmiş olan tüm bedelleri, İşbu geri ödemelerin yapılabilmesi için devreden tarafından devralana ayrıca ödenecektir. İşbu geri ödemelerin yapılabilmesi devredene 30 gün süre verilir. Devralan maden ocağını, yapılması gereken zorunlu işler dışında devredene almış olduğu koşullarda geri iade eder.\" düzenlemesi ile davalı şirketin, adına yapılan ödemelerin iadesi borcu altına girdiğini, müvekkili şirketin ifa talep etmediğini, 25 Nisan 2018 tarihinde karşı tarafa gönderilen sonlandırmaya ilişkin bildirimde; devir işleminden vazgeçildiğini, sözleşmede kayıtlı geri ödemelerin yine sözleşmede yer alan 30 günlük süre içinde yapılması ve ayrıca zarar ziyan talep edildiğinin ihtar edildiğini, bu bağlamda müvekkili şirket tarafından TBK md. 125/2'de yer aldığı şekilde ifadan (devir) vazgeçtiğinin bildirildiğini ve zarar talep edildiğini, bu zararın içerisinde ödenen sözleşme bedeli ve diğer masrafların da mevcut olduğunu, bunlar yönünden gerekli araştırma ve incelemenin de yapılmadığını, yine TBK'nın 112. maddesi uyarınca, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu, davalı tarafların sözleşmenin sona ermesi ve devrin gerçekleştirilememesindeki kusurları ve bunlara dair dosya kapsamında toplanan delillerin yer aldığını, davalı tarafın kusursuzluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, cezai şart alacağı yönünden; dava konusu icra takibinde talep edilen 250.000,00-TL cezai şart alacağının takip talebinde de kayıtlı olduğu üzere yalnızca devreden şirketin yetkilisi olan davalı ...'tan talep edildiğini, sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenen rekabet etmeme yasağının davalı ... için düzenlenmiş bir edim olduğunu, bu madde ile davalı şirket yetkilisi ...'ın sadece sözleşme süresince değil, devir gerçekleşip sözleşme tasfiye edilse dahi 5 yıl süre ile; taraf şirketlerin sözleşmeye konu faaliyet alanına giren işlerde rekabet yaratacak bir iş yapmayacağını, eşinin ve oğlunun da yapmamasını sağlayacağını taahhüt ettiğini, davalı şirket yetkilisinin bu taahhütle birlikte ayrıca gerek kendisinin, gerekse eşi ve oğlunun bu yasağı ihlal etmesi halinde 250.000,00-TL cezai şart ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiğini, Mahkemece incelenmeyen deliller arasında da yer verdikleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün 10.12.2020 tarih e-... sayılı yazısında ...'ın yetkilisi olduğu bir diğer (...) şirketi için devre konu sahada ayrı bir arama ruhsatı aldığının kayıtlı olduğunu, müvekkili şirkete devredilecek sahada başka bir şirketi için 07.03.2018 başlangıç tarihli arama ruhsatı alan davalının rekabet etmeme sözüne aykırı davrandığını, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca cezai şart talep etme hakkına sahip olduğunu, sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenen cezai şartın, ifaya ekli bir cezai şart olmadığının bizzat sözleşmeden görülebildiğini, sadece şirket yetkilisi için düzenlenmiş devir yükümlülüğü ile doğrudan ilgisi olmayan, rekabet etmeme yükümlülüğüne bağlı bir ceza koşulunun ifaya ekli olmasının  mümkün de olmadığını, cezai şartın konusunu her türlü edimin oluşturabileceğini, bu bağlamda yapmama borçları için de cezai şart kararlaştırılabileceğini, önemli olanın cezaya bağlanmış bir borç bulunması olduğunu, sıklıkla iş sözleşmelerinde, danışmanlık, lisans, know-how gibi özellik arz eden sözleşmelerde yer bulan rekabet yasağı ve buna bağlanan cezai şartın ifaya ekli bir cezai şart olmayıp, ifayı engelleyen bir cezai şart olarak nitelendirildiğini beyanla somut olayın gereklerine, dayanak sözleşme hükümlerinin hukuki niteliğine, dosya kapsamındaki belge ve delillere aykırı; eksik inceleme, hatalı değerlendirme ve hukuki nitelemeler neticesinde kurulan hükmün istinafen incelerek kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, taraflar arasında düzenlenen maden ruhsatı ve işletme sahasının devri sözleşmesi gereğince tazminat talebine dair itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında düzenlenen Denizli İli, ... İlçesine bağlı ... Köyü’nde bulunan ve davalı şirkete ait olan ... maden ocağının ruhsatının işletme sahası ile birlikte davacı yana devri için sözleşme akdedilmiş olup davacı yan, sözleşme gereğince davalı yanca yükümlenilen edimlerin yerine getirilmediği ve davalı tarafın kusurundan kaynaklı sebeplerle sözleşmenin ifa edilemediğini iddia etmişse de; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, dosya kapsamına alınan deliller ve delil değerlendirilmesi nazara alındığında sözleşmesinin ifası imkansızlaşmadığı gibi davalı yanın sözleşme kapsamında yükümlendiği edimleri yerine getirmediğinin davacı yanca ispat edilememesine, dosya kapsamında bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü yazı cevabında davaya konu maden ruhsatının devri ile ilgili işlemlerin başlatılmasında bir sakınca bulunmadığının belirtilmiş olmasına, davalı şirkete kesilen cezaların davalı şirket tarafından ödenmesi ve devre konu ocakta üretilen malın ihracı için gümrük izinlerinin verilmediğine ilişkin bir durumun bulunmadığı hususları nazara alındığında davalı yanın sözleşmenin ifasını engeller nitelikte bir eylemi ya da davalı yana bu hususta atfedilecek bir kusur bulunmamasına, davacı yanca sözleşmenin ifasının ondan beklenilemeyecek derecede zorlaşacağını da ispat edememesine, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde düzenlendiği üzere somut olayda devrin imkansızlaşması veya ruhsat izinlerinin alınamaması durumu söz konusu olmadığından davacı yanın sözleşmenin 9. maddesinde düzenlenen tazminata hak kazanamamasına, yine devir işlemlerinin devralan davacıdan kaynaklı nedenlerle tamamlanamamış olması ve davacının yatırım kararından vazgeçmiş olması sebebiyle sözleşmenin 8. maddesi gereğince yapılan masrafların da talep edilemeyeceğine, her ne kadar davacı yanca sözleşmenin 11. maddesi gereğinde davalı ...'ın rekabet yasağını ihlal ettiğinden bahisle cezai şart talep edilmişse de; davacının sözleşmenin ifasını sağlamaya yönelik herhangi bir talepte bulunmamış olması ve sözleşme sebebiyle ödediği bedellerin iadesini talep ettiğinden sözleşmeden döndüğünün kabulünün gerekmesine, sözleşmeden dönmenin bozucu yenilik doğuran bir hak olması sebebiyle de tekrar sözleşme hükmüne dayanarak cezai şart talep edilemeyeceğine (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/3-751 Esas ve 2024/465 Karar sayılı ilamı), İlk Derece Mahkemesince tüm deliller toplanılmış olup delillerin değerlendirilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle  karar verildi. 24/06/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2f53ef2353d152c","SID":"6ab812901ce4b99a"}}