{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2022/26 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1200<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/286 Esas  2021/784 Karar <br>DAVA\t\t: MENFİ TESPİT  <br>KARAR TARİHİ            : 19/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2025<br><br>İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/286 Esas ve 2021/784 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesiyle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin, davacı şirketin taşeron olarak üstlendiği 10 adet inşaatın pvc doğramaları için malzeme temini hususunda 06.09.2016 tarihinde sözleşme akdettiği, sözleşme metninde de belirtiği üzere toplam 155.000 TL bedelli 8 adet senedin davalıya teslim edildiği, ayrıca davalı firmanın daha sonra yapılacak alışverişlere ilişkin talebi üzerine her biri 10.000 TL bedelli 15.01.2017, 15.02.2017, 15.03.2017 tarihli 3 adet senedin 24.11.2016 tarihinde davalıya teslim edildiği, müvekkili şirketçe 25.10.2016 tarihli 20.000 TL bedelli, 25.11.2016 tarihli 20.000 TL bedelli, 25.12.2016 tarihli 18.750 TL bedelli ve 25.01.2016 tarihli 18.750 TL bedelli   toplam 77.500,00 TL bedelli 4 adet senedin ödendiği, ancak davalı şirketin tedarikçisi .... A.Ş ile olan bayilik sözleşmesinin sona ermiş ve davalı ...A.Ş'ye ait ürünlerin temini ve teslimi yapılamamaya başlandığı, bu nedenle taraflar arasında sözleşmede belirlenmiş projelerin davacı şirket tarafından sürdürülmeye devam edilmesinin imkansız hale geldiği, bu nedenle karşılığında mal teslimi yapılmayan senetlerin iadesinin davalıdan istendiğinden bahisle karşılığı mal teslim edilmeyen  25.02.2017 tarihli 18.750 TL bedelli, 26.03.2017 tarihli 18.750 TL bedelli, 27.04.2017 tarihli 20.000 TL bedelli, 28.05.2017 tarihli 20.000 TL bedelli, 15.01.2017 tarihli 10.000 TL bedelli, 15.02.2017 tarihli 10.000 TL bedelli, 15.03.2017 tarihli 10.000 TL bedelli toplam 107.500 TL bedelli 7 adet senetle ilgili olarak müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti açısından iş bu davanın açılması gereği doğduğundan bahisle iş bu senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekili sunmuş olduğu 20.08.2021 tarihli dilekçesiyle dava dilekçesinin talep ve sonuç kısmında belirtilen 26.03.2017 tarihli 18.750,00 TL, 27.04.2017 tarihli 20.000 TL, 28.05.2017 tarihli 20.000 TL olarak belirtilen senetlerin vade tarihlerinin sehven yanlış yazıldığı, iş bu senetlerin 25.03.2017 vade tarihli 18.750 TL, 25.04.2017 vade tarihli 20.000 TL, 25.05.2017 tarihli 20.000 TL'lik senetler olduğu belirtilerek dava dilekçesindeki maddi hatanın bu şekilde düzeltiği bildirilmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 155.000 TL'lik sözleşme imzalandığı, imzalanan bu sözleşme kapsamında davacı tarafça toplam 155.000 TL bedelli 8 adet senedin davalıya teslim edildiği, bu konuda taraflar arasında herhangi bir çekişmenin bulunmadığı,  ticari ilişki devam ederken davacının başka işlerine karşılık kesilen 25.11.2016 tarihli 17.037,49 TL ve 25.11.2016 tarihli 12.883,26 TL'Lik faturalara istinaden 15.01.2017 tarihli 10.000 TL, 15.02.2017 tarihli 10.000 TL ve 15.03.2017 10.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL'lik senetlerin alındığı, yine davacı tarafından bahsedilmeyen ve davacı tarafın bu iki işin  dışında başka işlere karşılık gelmek üzere 28.05.2017 tarihli 13.950 TL tutarlı başka çekinde davacıdan alındığı, davacı tarafça açılan iş bu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacı tarafından itiraz edilmeyen 25.11.2016 tarih 17.037,49 TL ve 25.11.2016 tarih 12.883,26 TL'lik faturalara istinaden alınan her biri 10.000 TL'lik 15.01.2017, 15.02.2017 ve 15.03.2017 tarihli toplam 30.000 TL'lik senetlere karşılık mal ve hizmetin davalı tarafça davacıya teslim edildiği, buna rağmen senet bedellerinin ödenmediği, davacının siparişini verdiği, ancak davalı şirket tarafından temini sağlanmamış herhangi bir mal bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı şirketin davacı şirketten almış olduğu tüm senetleri ....A.Ş'ye verdiği ve davacı şirketin işlerine karşılık gelen tüm malları da .... A.Ş'den aldığı, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı tarafça sipariş edilen malların tamamının ... A.Ş'den alınmış ve davacı tarafın sipariş vermemesi nedeniyle bir kısım malları uhdesinde tutmak zorunda kalması nedeniyle uğramış olduğu ve uğrayacağı muhtemel zararlar ile senetlerin ödenmemesi nedeniyle .... A.Ş tarafından davalı şirket hakkında yapılacak icra takibi nedeniyle uğranılacak zararlara karşılık talep ve dava hakkının saklı tutulduğunu, davalı şirket tarafından ödenmeyen her biri 10.000 TL'lik 2 adet senet ile ilgili olarak İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2017/3352 Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: <br>1-Davaya konu İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/3352 Esas sayılı dosyası getirtilmiş olup, dosyanın incelenmesinden davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhinde 24.11.2016 tanzim, 15.01.2017 vade, 10.000 TL bedelli, 24.11.2016 tarih 15.02.2017 vade tarihli 10.000 TL bedelli bonolara dayalı olmak üzere faiz ve fer'ileriyle 01.03.2017 tarihinde toplam 20.689,00 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı görülmüştür.<br>2-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtların talimat ile incelenmek suretiyle rapor alınmasına karar verilmiş olup, mali müşavir ... tarafından düzenlenen 28.05.2019 tarihli raporda; Mahallinde yapılan incelemelerde davacıya ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, yevmiye defterinin 1.sayfasında ... isimli sipariş avansları hesabında 185.000 TL olarak   2016 yılından 2017 yılına devrettiği, bahsi geçen hesabın kayıtlarının kapatılabilmesi için avansı alan davalının fatura keşide etmesi gerektiği, ancak davacıya ait ticari defter ve kayıtlarda davalı tarafından davacı adına keşide edilen bir faturanın mevcut olmadığı, ayrıca 25.10.2016 vadeli 20.000 TL, 25.11.2016 vadeli 20.000 TL, 25.12.2016 vadeli 18.750 TL ve 25.01.2017 vadeli 18.750 TL bedelli 4 adet senedin ödendiğinin tespit edildiği, ödenen senetlerin toplamının 77.500 TL olduğu, geriye kalan 25.02.2017 vadeli 18.750 TL, 25.03.2017 vadeli 18.750 TL, 25.04.2017 vadeli 20.000 TL, 25.05.2017 vadeli 20.000 TL, 15.01.2017 vadeli 10.000 TL, 15.02.2017 vadeli 10.000 TL ve 15.03.2017 vadeli 10.000 TL bedelli ödenmemiş senet toplamının ise 107.500 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>3-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı şirket kayıtları ve yine talimat ile alınan davacı şirket kayıtlarının karşılaştırılması açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi ... ..'dan alınan raporda ;  Davacı yasal defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi ve yine davalının yasal kayıtları kapsamında yapılan incelemeler ele alındığında taraflar arasındaki gerçek borç alacak ilişkisinin tam olarak ortaya konulabilmesi için rapor içeriğinde yer alan 123.445,21 TL'lik irsaliyelerin, faturaların ve yine irsaliyelere ilişkin olarak var ise düzenlenmiş faturaların ibrazının gerektiği, davalının davacı yana yaptığı mal teslimlerine esas olabilecek irsaliye, sevk irsaliyeleri ve dayanağı faturaların ibraz edilmemesi halinde davalının davacıya açmış olduğu icra takibine konu toplam 20.000 TL'lik senetlerin mal yönünden karşılıksız kalacağı, yine davalının davaya konu davacı tarafından iptali istenen senet bedellerine karşılık verdiği mal bedellerini irsaliye/faturalar ve benzeri yazılı belgeler ile kanıtlayamaması durumunda takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının davalıya dava konusu 7 adet 107.500 TL'Lik senet bedellerinden dolayı borçlu olmayacağı tespit edilmiştir.<br>4-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, düzenlenen 12.08.2020 tarihli ek raporda bilirkişi kök raporundaki görüşlerini muhafaza etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL : <br>Dava; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafça davalıya verilen davaya konu senetler karşılığında davalı tarafça teslim edilmesi gereken malların teslim edilmediği iddiasıyla bedelsiz kaldığından bahisle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekili sunmuş olduğu 20.08.2021 tarihli dilekçesiyle dava dilekçesinin talep ve sonuç kısmında belirtilen 26.03.2017 tarihli 18.750,00 TL, 27.04.2017 tarihli 20.000 TL, 28.05.2017 tarihli 20.000 TL olarak belirtilen senetlerin vade tarihlerinin sehven yanlış yazıldığı, iş bu senetlerin 25.03.2017 vade tarihli 18.750 TL, 25.04.2017 vade tarihli 20.000 TL, 25.05.2017 tarihli 20.000 TL'lik senetler olduğu belirtilerek dava dilekçesindeki maddi hatanın bu şekilde düzeltiği bildirilmiş olup, iş bu dilekçe mahkememizce esas alınarak değerlendirme yapılmıştır.<br>Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen 06.09.2016 tarihli sözleşme gereğince davalı tarafça  davacıya teslim edilecek mallar karşılığında toplam 155.000 TL bedelli 8 adet senedin davacı tarafça davalıya teslim edildiğini, bu senetlerden toplam 77.500 TL'lik ilk 4 tanesi karşılığında malların teslim edildiğini, sözleşme kapsamında davacı tarafça davalıya teslim edilen 25.02.2017 vade tarihli 18.750 TL, 25.03.2017 vade tarihli 18.750 TL, 25.04.2017 vade tarihli 20.000 TL ve 25.05.2017 vade tarihli 20.000 TL olmak üzere toplam 77.500 TL'lik senetler karşılığında malların teslim edilmediği gibi ayrıca daha sonradan davalı ile yapılacak alışverişlere ilişkin olarak davacı tarafça davalıya teslim edilen her biri 10.000 TL'lik 15.01.2017 vadeli, 15.02.2017 vadeli ve 15.03.2017 vadeli olmak üzere toplam 30.000 TL'lik senetler karşılığı da malların davalı tarafça davacıya teslim edilmediğinden bahisle  toplam 107.500 TL'lik 7 adet senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili ise, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında toplam 155.000 TL'lik 8 adet senedin davacı tarafça davalıya teslim edildiği hususunun çekişmesiz olduğu, ayrıca daha sonrasında taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında davalı tarafça davacı adına düzenlenen 25.11.2016 tarihli 17.037,49 TL ve 25.11.2016 tarihli 12.883,26 TL'lik faturalara istinaden davacı tarafça davalıya her biri 10.000 TL'lik 15.01.2017  vade tarihli, 15.02.2017 vade tarihli, 15.03.2017 vade tarihli toplam 30.000 TL'lik senetlerin verildiği ve fatura muhteviyatı malların davalı tarafça davacıya teslim edildiği, iş bu senetlerden 15.01.2017 ve 15.02.2017 vade tarihli olanlarla ilgili olarak ödenmemesi nedeniyle İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2017/3352 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafça sipariş verildiğinde mal tesliminin sağlandığı, bu nedenle davacı tarafça siparişi verilmiş olup, teslimatı gerçekleştirilmeyen herhangi bir mal bulunmadığı, davalı şirketin sözleşme kapsamında almış olduğu tüm senetleri malı temin ettiği dava dışı .... A.Ş'ye verildiği ve davacının siparişini vermiş olduğu tüm malları da ....A.Ş'den teslim aldığı,  cevap dilekçesi ve daha sonradan mahkememizce oluşturulan ara kararı gereğince sunulan 12.01.2021 tarihli dilekçe ile de davalı şirket ile bayiliğini yaptığı .... A.Ş arasındaki tedarik ilişkisi nedeniyle davacının sözleşme gereği davalıya teslim ettiği 8 adet senedin ...A.Ş'ye teslim edildiği ve davalının gerektiği kadar malı toplu olarak ... A.Ş'den tedarik ettiği, davacı tarafça sipariş edildiği takdirde sipariş edilen malların davacıya gönderildiği, ancak davacının sipariş vermemiş olması nedeniyle davalının önceden temin ettiği bir kısım malların kendi elinde kaldığı, bu malları da kendi uhdesinde tuttuğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Taraflar arasındaki ihtilaf, dava konusu senetler karşılığında davalı tarafça teslim edilmesi gereken malların davacıya teslim edilip edilmediği, bu kapsamda senetlerin bedelsiz kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>Bir sureti dosyaya sunulan ve taraflarca imzalandığı ihtilafsız olan 06.09.2016 tarihli sözleşmenin incelenmesinden toplam 155.000 TL bedelli 8 adet senedin davalı tarafça davacıya teslim edilecek mallar karşılığında davacı tarafça davalıya teslim edildiği, dava konusu senetlerden 25.02.2017 vadeli 18.750 TL bedelli, 25.03.2017 vadeli 18.750 TL, 25.04.2017 vadeli 20.000 TL ve 25.05.2017 vadeli 20.000 TL bedelli toplam 77.500 TL'lik 4 adet senedin iş bu sözleşme  kapsamında davacı tarafça davalıya teslim edilen senetlerden olduğu, davaya konu diğer her biri 10.000 TL'lik 15.01.2017 vadeli, 15.02.2017 vadeli ve 15.03.2017 vade tarihli toplam 30.000 TL bedelli 3 adet senedin ise sözleşme dışındaki taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalıya teslim edildiği hususunun ihtilafsız olduğu, senetlerin tamamında \"bedeli malen alınmıştır.\" ibaresinin bulunduğu görülmüştür.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile alınan rapora göre , dava konusu senetlerinde içerisinde bulunduğu ve davacı tarafça davalıya teslim edilen toplam 185.000 TL bedelli senetlerin tamamının davacıya ait ticari defterlerde sipariş avansları hesabında kayıtlı olduğu, bu senetlerden dava konusu olmayan toplam 77.500 TL'lik 4 adet senedin ödendiğinin kayıtlı olduğu, bu senetler karşılığında davalı tarafça düzenlenmiş herhangi bir faturanın davacı kayıtlarında yer almadığı tespit edildiği bildirilmiştir.<br>Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde taraflar arasındaki 06.09.2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafça davalıya verilen 8 adet toplam 155.000 TL'lik senetten toplam 77.500 TL'lik ilk 4 senet karşılığı malın davalı tarafça davacıya teslim edildiği ve bu senet bedellerinin de bu nedenle ödendiği, ancak sözleşmede belirtilen 77.500 TL'lik diğer 4 adet senet karşılığı malların davacı tarafça davalıya teslim edilmediği, bu nedenle iş bu senetlerin bedelsiz kaldığı iddia edilmiş olup, esasında davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ve mahkememizce oluşturulan ara kararı gereğince dosyaya daha sonradan sunulan 12.01.2021 tarihli dilekçe içeriğinde de açıklandığı üzere davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme gereğince sipariş verildikçe dava dışı .... A.Ş'den  temin edilen malların davacıya teslim edildiği, bu kapsamda taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında davacı tarafça siparişi verilen tüm malların teslim edildiği, ancak sözleşme gereğince davacı tarafça davalıya teslim edilen 8 adet senet karşılığı malın dava dışı ... A.Ş'den temin edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça sipariş edilmeyen malların davalı uhdesinde bulunduğu bildirilmiş olduğundan esasen davalı tarafça davaya konu 4 adet senet muhteviyatı malların teslim edildiğinin iddia edilmediği ve bu kapsamda davaya konu    06.09.2016 keşide tarihli 25.02.2017 vade tarihli 18.750,00 TL, 25.03.2017 vade tarihli 18.750,00 TL, 25.04.2017 vade tarihli 20.000,00 TL, 25.05.2017 vade tarihli 20.000,00 TL'lik senetler karşılığında malların davalı tarafça davacıya teslim edilmediği anlaşılmakla bu senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verme gereği doğmuştur.<br>Yine davaya konu 06.09.2016 tarihli sözleşme dışındaki taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yine davalı tarafça davacıya teslim edilecek mallar nedeniyle davacı tarafça davalıya verildiği dosya kapsamı ile sabit olan ve her biri 10.000 TL'lik 15.01.2017 vadeli, 15.02.2017 vadeli, 15.03.2017 vade tarihli toplam 30.000 TL bedelli 3 adet senet karşılığı mallarında davalı tarafça teslim edilmediğinden bedelsiz kaldığı davacı tarafça iddia edilmiş ise de mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde iş bu 3 adet faturanın davalı tarafça davacı adına düzenlenen 25.11.2016 tarih 17.037,49 TL ve 25.11.2016 tarih 12.883,26 TL'lik faturalara istinaden davalı tarafça davacıya teslim edilen mallar nedeniyle davalıya verildiği, bu nedenle iş bu senetler karşılığı malların davalı tarafça teslim edilmiş olmasına rağmen davacı tarafından senet bedellerinin ödenmediğinden davacı tarafın iş bu senetlerin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı savunulmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında da oluşturulan ara kararı gereğince iş bu fatura muhteviyatı malların teslimine ilişkin olarak 12.01.2021 tarihli dilekçesi ekinde bir kısım sevk irsaliyeleri sunulmuş olup, davacı tarafça dosyaya sunulan 20.02.2018 tarihli dilekçe ile sunulan sevk irsaliyelerinin dava konusu senetlerle ilgisinin bulunmadığı, taraflar arasında pek çok alışveriş olduğu, iş bu irsaliyelerinde dava konusu senetler dışındaki alışverişlerle ilgili olduğu iddia edilmiştir. Davaya konu her biri 10.000 TL bedelli 3 adet senet incelendiğinde her bir senet metninde \"bedeli malen alınmıştır.\" ibaresinin bulunduğu, bu kapsamda iş bu senetler karşılığı malların teslim edildiğinin karine olarak kabul edilmesinin gerektiği, bu kapsamda dava konusu bu 3 adet senet karşılığı malların teslim edilmediği yönündeki iddianın davacı tarafça ispatlanmasının gerektiği, ancak  bu yönde yazılı bir delilin dosya içerisinde yer almadığı gibi davalı tarafça dava konusu senetlere ilişkin olduğu belirtilen sevk irsaliyelerinin taraflar arasındaki başkaca ticari ilişkiye ilişkin olarak düzenlenen sevk irsaliyeleri olduğu yönündeki davacı iddiasını ispatlar nitelikte bir delilinde dosya içerisinde yer almadığı, ayrıca davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığından davaya konu her biri 10.000 TL bedelli 15.01.2017 vadeli, 15.02.2017 vadeli ve 15.03.2017 vade tarihli toplam 30.000 TL senetten dolayı davacı tarafça açılan davanın ispatlanamadığı...\" gerekçesi ile; Davanın KISMEN KABULÜNE, davaya konu her biri davacı şirket tarafından davalı şirket lehine keşide edilen 06.09.2016 keşide tarihli 25.02.2017 vade tarihli 18.750,00.TL, 25.03.2017 vade tarihli 18.750,00.TL, 25.04.2017 vade tarihli 20.000,00.TL, 25.05.2017 vade tarihli 20.000,00.TL'lik senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 06/09/2016 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirketin üstlenmiş olduğu projelere ilişkin 155.000-TL'lik sözleşme imzalanmıştır. Bunun karşılığında da 8 adet toplam 155.000.00.TL bedelli senetler alındığı hususunda taraflar arasında herhangi bir çekişmenin olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunu ve feshedilmediğini, davacı şirketin yargılama süresince müvekkili şirketin dava dışı tedarikçi ...AŞ. ile olan bayilik sözleşmesinin sona erdiği ve... AŞ'ne ait ürünlerin temini ve teslimini müvekkili şirketin yapamamaya başladığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete siparişini verdiği, müvekkili şirket tarafından da temininin sağlanmadığı herhangi mal veya hizmetin söz konusu olmadığını, davacı ile yapılan 06/06/2016 tarihli anlaşma uyarınca davacının işlerine karşılık gelen malların müvekkil şirket tarafından .... A.Ş.'den alınmış olması ve davacı tarafın sipariş vermemesi nedeni iş bu malları uhdesinde tutmak zorunda kalması nedeni ile uğramış olduğu ve uğrayacağı muhtemel zarar ile senetlerini ödememesi nedeni ile .... A.ş. tarafından müvekkili şirket hakkında icra takibi açılması durumunda uğrayacağı tüm zararlara karşı talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, ayrıca sırf ....A.Ş. İle bayilik sözleşmesinin sona ermiş olmasının davacı ile yapılan sözleşme uyarınca müvekkilinin üstlenmiş olduğu yükümlülükleri yerine getiremeyeceği anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun şekilde anlaşma gereği davacıya teslim borcu olan malları dava dışı şirket ...AŞ'den teslim alındığını, müvekkili şirketin deposunda olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete sipariş vermemesi nedeniyle müvekkilinin temin ettiği bu malların elinde kaldığını, müvekkili şirketin, davacı ile yapılan sözleşme uyarınca sipariş verilmesi ve davaya konu senetlerin ödenmesi durumunda sözleşme kapsamındaki tüm işlerin davacı tarafa teslim edilebilecek durumda olduğunu, bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını ve bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının ödeme güçlüğü çekmesinden dolayı kötüniyetli eldeki davayı açtığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, kambiyo senedine dayalı olarak borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>''...Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.<br>Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).<br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).<br>Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).<br>Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK'nın 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.<br>Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def'îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.<br>Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartlarını içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmî ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.<br>Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.<br>Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def'îdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.<br>Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'îni dermeyan etme hakkını vermektedir.<br>Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmî bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun 25.11.2021 tarih ve 2017/(19)11-893 Esas 2021/1499 Karar sayılı İlamı)<br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacıdan avans olarak aldığını kabul ettiği senetlere karşılık davacıya mal teslim ettiğini ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;   <br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2021 tarih ve 2017/286 Esas  2021/784 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 5.294,02.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 1.323,50.TL harcın mahsubu ile bakiye 3.970,52.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t<br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f1b424626900998","SID":"2a07fe5dab7d8e3a"}}