{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/2429 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1308<br>KARAR TARİHİ\t: 09/07/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/766 Esas 2021/576 Karar<br>DAVA\t\t: Alacak <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/07/2025<br><br>\t      Davacı vekili ve Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesi ile cevaba cevap dilekçelerinde özetle;      davalılar tarafından adi ortaklık şeklinde oluşturulan iş ortaklığının İzsu tarafından 2013/10935 ihale kayıt numarası ile.... Atık Su Arıtma Tesisi 4.Faz İnşaat İşinin Yapımı ve yürütülmesi konusunda yüklenici olarak İzsu ile sözleşme imzaladığını, bu iş ortaklığı ile müvekkili arasında 08/09/2014 tarihli protokol ile inşaat malzemesi, hazır beton ve dökme çimento temini ve satışı hususunda anlaşma gerçekleştiğini, bu anlaşmaya istinaden iş ortaklığının borcuna karşılık .....A.Ş.tarafından 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu verildiğini, süreçte ana satıcı grup şirketleri ....San. A.Ş., ...A.Ş. Ve .....A.Ş.lerinde mevcut ... Atık Su Arıtma Tesisi 4.Faz İnşaat Şantiyesine teslim edilen inşaat malzemesi, çimento, hazır beton sair malzemelerin satışına ilişkin olarak iş ortaklığına dilekçede listesi yapılan faturaların düzenlendiğini, iş ortaklığının ticari defter kayıtlarına kaydedildiğini, yasal limit üstü faturalara ilişkin BA ve BS formları verildiğini, iş ortaklığının hakedişler kapsamına dahil edilerek bedellerin yapılan hakedişler ile iş ortaklığı tarafından tahsil edildiğini, en son faturanın 14/06/2015 tarihinde düzenlendiğini, borçların ödenmemesi, çeklerin karşılıksız işlemine tabi tutulması nedeniyle başkaca mal satışı yapılmadığını, ancak satışı yapılan mallara ilişkin iş ortaklığında hakediş yapıldığını, hakediş bedellerinin iş ortaklığı hesabına ödendiğini, alışverişin devamı süresinde inşaat betonlarının sınıflarına göre fiyatlarında 01/02/2015 tarihinden itibaren 5,00 TL+KDV artışı olacağına ilişkin 03/12/2014 tarihli müvekkilinin yazısının iş ortaklığı temsilcisine tebliğ edildiğini, yine ana satıcı .... San. A.Ş. tarafından iş ortaklığının fiyat sabitliğinin 01/02/2015 tarihinde bitmesi nedeniyle yeni fiyatların 30/01/2015 tarihli yazısı ile bildirildiğini, iş ortaklığının da beton sınıfı fiyat değişikliğini onayladığına ilişkin 31/01/2015 tarihli onay yazısını müvekkiline gönderdiğini, davalı tarafın verdiği çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle cari bakiye borcunun ödenmesine ilişkin İzmir 11.Noterliğinin 16/11/2017 tarih ve 10069 yevmiye nolu ihtarname ile 1.567.646,00 TL nin ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı .... A.Ş.nin cevabi ihtarnamede borçlandırıcı işlemin müşterek imza ile olmadığından müvekkilini bağlamadığını vekaleten bildirdiğini, malları teslim alan iş ortaklığının böyle bir itirazda bulunmasının hakkın kötüye kullanması olduğunu bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 301.000,00 TL bakiye mal bedelinin protokolün 4.maddesinde belirlenecek vadelerden itibaren akdi aylık %3 temerrüt faizi ile birlikte; bu şekilde talebin kabul edilmemesi halinde TTK'nun 1530.madde hükmü gereğince fatura tarihini izleyen 30 günün sonundan itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte; bu talebin de kabul edilmemesi halinde İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2016/18827 E.sayılı dosyası ile takip konusu edilen çeklerin keşide tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte; bu şekilde faiz talebinin kabul edilmemesi halinde  İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2016/18827 E.sayılı dosyası takip tarihinden (08/09/2016 tarihinden) itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte; yine kabul edilmemesi halinde İzmir 11.Noterliğinin 16/11/2017 tarih ve 10069 yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğ tarihi 22/11/2017 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte; bu şekilde faiz talebinin kabul edilmemesi halinde dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte; iş ortaklığı ortaklarından müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.\t      <br>CEVAP: Davalı .....Ticaret A.Ş. (yeni ünvanı .... Tic. A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı İzmir 36.Noterliğinin 15/08/2014 tarih ve 7244 yevmiye nolu sözleşme ile \".....Atık Su Arıtma Tesisi 4.Faz İnşaatı İşi\"nin yapılması amacıyla kurulduğunu, iş ortaklığının pilot ortağının müvekkili ..... Tic. A.Ş.olduğunu, diğer iki şirketin özel ortak statüsünde bulunduğunu, ortaklığın yönetimi ve temsilinin pilot ortak ve özel ortakların müştereken hareketleri ile mümkün olduğunu, bu bağlamda tüm iş ve işlemlerde iş ortaklığını .... ve .....'nın müştereken temsil ettiklerini, oysa, 08/09/2014 tarihli davacı dayanağı protokol, sonradan imzalanan sözleşme, protokol, fatura, çek vb.bütün belgelerin iş ortaklığını temsile yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, belgelerin bir geçerliliğinin bulunmadığını ve müvekkili ile diğer şirketleri bağlamadığını, iş ortaklığına ihale edilen iş sürerken asıl işveren tarafından beton sınıf değişikliği yapıldığının doğru olduğunu, ....Atıksu Arıtma Tesisi 4. Faz İnşaatı İşi, Anahtar Teslim Götürü Bedel bir iş olmasına ve sözleşme dosyası ekinde verilen projeler kesin uygulama projeleri olmasına rağmen; asıl işveren idarenin 03/12/2014 tarihli yazısı ile yönetim kurulu kararı gerekçe gösterilerek tesiste kullanılan beton sınıfında ve fore kazık demir miktarında değişiklik olması ihtimali olduğundan ikinci bir emre kadar işin durdurulması talimatı verildiğini, ardından asıl işveren idarenin, 23/01/2015 tarihli yazı ile tek taraflı olarak “fore kazık imalatları ile tüm proses yapılarında C25/30 ve C30/37 sınıfı beton kullanılması yerine TS EN 201-1 beton özellik performans, imalat ve uygunluk standardı gereğince XA3 sınıfına uygun C35/45 beton kullanılmasına” karar vererek müvekkili iş ortaklığına yapılacak işin ihale sözleşmesi eki teknik şartnamede belirtilenden farklı  şekilde yapılması yönünde talimat verdiğini, bu değişiklik sebebiyle davacının iş ortaklığı ile irtibatı olduğunu, ancak davacının söz konusu beton sınıf değişikliğini fahiş derecede iş ortaklığına yansıtmaya çalıştığını, davacının düzenlediği fatura içeriklerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an davacının dayandığı 08/09/2014 tarihli Protokol'ün geçerli ve bağlayıcı olduğu kabul edilse dahi, düzenlenen faturalar incelendiğinde davacının kendi dayandığı protokolde belirlenen birim fiyatlara dahi uymadığını ve kendi belirlediği birim fiyatlar üzerinden fatura düzenleyerek bu miktarların ödenmesini talep ettiğini, tüm faturalar tek tek incelendiğinde davacının fazladan kestiği faturalar yoluyla haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, faturaların Vergi Usul Kanunun hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini ve iş ortaklığının yetkilileri tarafından imzalanmadığını, bazı faturalarda ise imza dahi bulunmadığını, bu bakımdan söz konusu faturaların bağlayıcılığının bulunmadığını, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 08/09/2014 tarihli protokolün geçerli ve bağlayıcı olduğu kabul edilse dahi, protokolün 4.maddesinde belirlenen 90 gün vadenin 45 güne çekilerek tek taraflı olarak aradaki 45 gün için % 3 gibi fahiş bir oran üzerinden faiz uygulandığını, ayrıca söz konusu % 3 faizin KDV’sinin de (% 15) uygulanması suretiyle fatura düzenlendiğini, bu şekilde davacının kendi dayandığı protokole aykırı davrandığını, iş ortaklığı adına imza yetkilisi olmayan kişilerin imzaladığı belgelerin zaten geçersiz olan protokole geçerlilik kazandırmayacağını,  davacının dayandığı protokolde belirlenen sülfata dayanıklı çimento kullanılarak üretilen beton için kullanılacak çimentoyu İzmir ilinde sadece.....San. A.Ş. ünvanlı şirketin ürettiğini, davacının da bu şirketin yetkili satıcısı konumunda olduğunu, dava dilekçesinde ısrarla sözü edilen ..... isimli kişiye verilen vekaletname ve bu vekaletnameye dayalı olarak imzalanan belgelerin de iş ortaklığını bağlamadığından, bu kişi tarafından imzalanan belge vd. kayıtların içeriğini kabul etmediklerini, davacının alacağının bulunmasının bir yana, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde bilakis müvekkilinin de yer aldığı iş ortaklığının davacıdan alacağı çıkacağını, bu sebeple çıkacak alacağın da takası ve mahsubunu istediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.<br>Davalı .... San.Tic.A.Ş.vekili cevap dilekçesinde; iddia konusu protokol ve işlemlerin yapılış sürecinde ve sonrasında müvekkili şirketin hiçbir bilgisinin olmadığı gibi onayının da mevcut olmadığını, protokol dahil hiçbir sözleşme ya da belgede müvekkili şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığını, davalı şirketler arasında kurulan İzmir 36. Noterliği’nin 7244 no’lu adi ortaklık sözleşmesinin ‘Ortaklığın Yönetimi ve Temsili’ başlıklı 4.maddesinde \"Ortaklığın borç ve taahhüt altına sokulması işlemlerinde pilot ortak ve özel ortakların müştereken yetkılı olduklarını bu işlerin dışındaki bilcümle tüm hususlarda yetkili olmak üzere….....münferiden hareket etmek üzere temsil ve ilzam edecektir.\" şeklinde davalıların sözleştiğini, davacı tarafından takibe konulan çeklerin ortaklık kaşesi üzerine tek imza atılmak suretiyle piyasaya sürüldüğünü, bu şekildeki işlemin müvekkilini bağlamadığını, dava konusu faturaların içeriğini kabul etmemekle birlikte iş bu faturaların Vergi Usul Kanunu m.231 gereğince şirket yetkilisi tarafından imzalanıp imzalanmadığının tespiti için imza incelemesi yapılarak davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanmamış faturaların düzenlenmemiş sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, faturaların usulüne uygun düzenlenmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sözleşmelerin ve yapılan işlemlerin iş ortaklığını ve müvekkilini bağladığı düşünülse dahi davacının bahsi geçen anlaşmalara uygun davranmadığını, fahiş komisyon ve faiz işlettiğini, idarenin yaptığı değişikliklere uygun davranmadığını ve dolayısıyla olması gerekenden fazla tahsilat yaparak haksız kazanç elde ettiğini ve etmeye çalıştığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.<br>Davalı..... A.Ş. (uyap kaydına göre yeni ünvanı ...... A.Ş.)nin davaya cevap vermemiştir.\t <br>MAHKEMECE: \"...Dava, TTK'nun 23.maddesi yollamasıyla TBK'nun 207 vd.maddelerine göre açılmış, menkul mal (inşaat malzemesi, hazır beton ve dökme çimento) satımından doğan bakiye mal bedelinin tahsili istemine ilişkindir.<br>Davalı şirketler tarafından İzmir 36.Noterliğinin 15/08/2014 tarih ve 7244 yevmiye nolu sözleşme ile \"..... Atık Su Arıtma Tesisi 4.Faz İnşaatı İşi\"nin yapılması amacıyla iş ortaklığı kurulduğu,<br>Bu iş ortaklığının 2013/10935 ihale kayıt numarası ile ..... Atık Su Arıtma Tesisi 4.Faz İnşaat İşinin Yapımı ve yürütülmesi konusunda yüklenici olarak İzsu ile sözleşme imzaladığı, <br>Yine iş ortaklığı temsil edildiğinden bahisle tek imza ile davacı arasında 08/09/2014 tarihli protokol ile inşaat malzemesi, hazır beton ve dökme çimento temini ve satışı hususunda sözleşme akdedildiği,<br>Bilahare davacı tarafından davalı iş ortaklığına muhtelif tarihlerde ve tutarlarda fatura düzenlenerek malzemeler temin edildiği, davalı iş ortaklığı tarafından davacıya ödemeler yapıldığı, bu arada iş ortaklığının kaşesi ve tek imzanın bulunduğu çeklerin düzenlenerek davacıya verildiği ve çeklerin karşılıksız çıktığı, <br>Davacı tarafından 1.567.646,00 TL borcun ödenmesi hususunda davalılara İzmir 11.Noterliğinin 16/11/2017 tarih ve 10069 yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiği, <br>Hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun: 08/09/2014 tarihli protokolün davalı iş ortaklığını temsilen tek imza ile düzenlenmiş olmasının davalılar yönünden geçerli ve bağlayıcı olup olmadığı, <br>Geçerli ise, tarafların sözleşmeye uygun davranıp davranmadıkları, yerine getirdikleri edimlerin neler olduğu, ve böylece sözleşme çerçevesinde davacı tarafından davalı iş ortaklığına temin ve satışı yapılan malzemelerin bedellerinin ne kadar olduğu, davalı iş ortaklığı tarafından davacıya yapılan ödemelerin tutarlarının ne kadar olduğu, temerrüt faizi ve başlangıcına ilişkin sözleşme hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediği, <br>Sözü edilen protokol geçerli değil ise, davacı tarafından davalı iş ortaklığına temin ve satışı yapılan malzemelerin rayiç bedellerinin ne kadar olduğu, davalı iş ortaklığı tarafından davacıya yapılan ödemelerin tutarlarının ne kadar olduğu, temerrüdün hangi tarihte gerçekleştiği, ıslah talebine konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarındadır.<br>TBK'nun 207.maddesi gereğince, satım akdinde satıcının asıl borcu malı alıya teslim ve mülkiyeti ona geçirmektir. Alıcının borcu ise, semeni yani malın bedelini ödemektir. <br>Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir (TBK.m.1). Bu bağlamda, \"Şirketi temsile yetkili olmayan kimseler tarafından yapılan sözleşmelerin şirketçe ifa edilmesi veya sözleşmeye göre şirketçe yapılan ifanın kabulü, sözleşmeye icazet verildiği anlamını taşır\" (Yarg. TD.nin 1972/4747 E, 5391 K.sayılı içtihadı)<br>Esas itibariyle ticari davalarda geçerli olan ticari delil sistemi gereğince, tarafların iddialarını ve savunmalarını \"ticari defterler\" ile ispat etmeleri mümkündür. Ancak, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m.22<br>İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (HMK m.190/1)<br>Maddi ve hukuki olgular ışığında olaya dönüldüğünde;<br>I-Davacıya ait ticari defter kayıt ve belgelerinin usulüne uygun düzenlendiği, davacı ticari defter kayıtlarına göre; davacı tarafın davaya konu ettiği ticari ilişki kapsamında 07/09/2014 ile 14/06/2015 tarihleri arasında muhtelif tarihlerde 76 adet ve 12.525.873,16 TL toplam bedelli fatura düzenlediği, buna karşılık davalı iş ortaklığı tarafından davacıya 2014 yılı içerisinde 5.468.994,22 TL, 2015 yılı içerisinde 5.662.228,00 TL olmak üzere toplam 11.131.222,22 TL ödeme yapıldığı, davacı alacağının 1.394.650,94 TL olduğu, <br>Davalı iş ortaklığına ait ticari defter kayıtlarına göre; davacı şirketin hesaplarının ....kodlu hesapta izlediği, 76 adet toplam 12.525.873,16 TL tutarlı faturaların kayıtlı olduğu, dava dayanağı karşılıksız çıkan 10/07/2015 keşide tarihli 482.000,00 TL ve 31/07/2015 keşide tarihli 542.823,00 TL lik 2 adet çek de dahil olmak üzere 1.563.646,00 TL toplam tutarlı 3 adet çekin kayıtlı olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturalar karşılığında nakit, havale, çek yoluyla muhtelif tarihlerde ödemeler yapıldığı, bu bağlamda 7.693.957,22 TL çek olarak (karşılıksız çıkan 1.563.646,00 TL 3 adet çek dahil) 336.793,00 TL nakit ve havale olarak ödeme yapıldığı, 31/12/2014 tarihi itibariyle davacı şirketin 921.425,85 TL alacaklı olduğu, bu bakiyenin davacı kayıtları ile uyumlu olduğu, 2015 yılı ve daha sonraki yıllar davalı taraf hesabından yapılan virmanlarla 31/12/2015 tarihinde davacı şirketin 465.818,00 TL alacaklı olduğu, 31/12/2016 tarihi itibariyle davacı şirketin 248.095,70 TL alacaklı olduğu, ancak 31/12/2016 tarihinde yapılan 1.246.555,24 TL toplamındaki virmanlarla bu hesaba borç kaydı verildiği ve bunun karşılığında davacı şirket hesabına virman yapıldığı, davacı şirketin adına açılmış hesapta 1.246.555,24 TL alacaklı gözüktüğü, bununla birlikte davacı şirketin 31/12/2016 tarihi itibariyle 1.246.555,24 TL+248.095,70 TL=1.494.650,94 TL alacaklı olduğu, 2017 ve 2018 yıllarında davacı şirket hesaplarına herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı; davalı iş ortaklığına ait 2014 ve 2015 yılları yevmiye defterlerinin kapanış onaylarının yapılmadığı, e-defter kayıtlarını GİB'e gönderimlerin ve beratların süresinde alınmadığı, yasal olarak müteakip üçüncü ayın son gününe kadar gönderilip beratların alınması gerekirken (Aralık ayı beratı için son gönderim ve berat alma günü kurumlar vergisi beyanname verme son günü olan 30 Nisan) defter beratları aylık beratlarının hiçbirinin zamanında alınmadığı, çok geç alındığı, söz konusu 4 yıllık beratın 11-15/02/2020 tarihinde (yargılama sırasında) alındığı,<br>Böylece, ... imzalı bilirkişiler  kök raporu ve ek raporu, sahibi lehine delil teşkil eden davacıya ait ticari defter kayıt ve belgeler ile davalı aleyhine delil teşkil eden davalı iş ortaklığına ait ticari defter kayıt ve belgeler, İZSU'ya ait 25/01/2019 tarihli cevabi yazı ve ekleri kayıtlar gözetildiğinde, davacı ile davalı iş ortaklığını temsilen ..... tarafından imzalanan 08/09/2014 tarihli protokol ile inşaat malzemesi, hazır beton ve dökme çimento temini ve satışı hususunda sözleşmenin geçerli olduğu, zira bu sözleşmenin iş ortaklığı tarafından ifa edildiği, büyük oranda ve tutarlarda muhtelif tarihlerde davacı tarafa ödemeler yapıldığı, davacı tarafın teslim ettiği malları kabul ettiği ve işlerinde kullandığı, böylece sözü edilen 08/09/2014 tarihli protokole icazet verdiği, bu protokolün davacı ile davalı iş ortaklığını bağladığı; bu çerçevede, sözleşme kapsamında ve şartlarında teslim edilen mallardan dolayı davacının davalı iş ortaklığından dava tarihi itibariyle 1.394.650,94 TL bakiye mal bedeli alacağının bulunduğu anlaşılmıştır.<br>II-A)Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK.m.146).\tTBK'nun 154/2.madde hükmü uyarınca, davacı alacaklı, icra takibinde bulunmuşsa zamanaşımı kesilir. Süre yeniden işlemeye başlar. 25/03/2020 tarihli 7226 sayılı Kanunun geçici madde 1 hükmüne göre covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla zamanaşımı süresi 6 ay süre ile durur; 15 gün sonra süre yeniden işlemeye başlar. <br>Olayda, dava konusu alacak için davacı tarafından İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2016/18827 E.sayılı dosyası ile yapılan icra takibi ile 08/09/2016 tarihinde zamanaşımının kesildiği ve bu tarihten itibaren sürenin yeniden başladığı, ıslah tarihi 07/06/2021 gününe kadar satım sözleşmesinin tâbi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin sona ermediği, sözleşme tarihi 2014 yılı esas alınsa dahi sürenin sona ermediği anlaşıldığından, ıslah talebine konu bakiye mal bedeli alacağı ile ilgili olarak davalılar tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i hukuki dayanaktan yoksun bulunmuştur.<br>B)TBK'nun 117.madde hükmüne göre, \"muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle....borçlu temerrüde düşmüş olur.\"<br>Muaccel bir borcun borçlusu ifada bulunmayacağını bildirmiş veya hareket tarzından ihtarın faydasızlığı anlaşılmış ise ihtara gerek yoktur. <br>Olayda, davacı tarafın İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2016/18827 E.sayılı dosyası ile davaya konu alacağı da kapsar şekilde alacağın tahsilini davalı iş ortaklığından istemesine rağmen davalı tarafın icra takibine itiraz ederek ödeme yapmama iradesini gösterdiği ve bu aşamadan sonra yeni bir ihtarın faydasız olacağı, esasen icra takibi ile karşı tarafın temerrüde düşmesinin hukuki olgu olduğu anlaşıldığından sözü edilen icra takip tarihi 08/09/2016 temerrüt tarihi olarak kabul edilmiştir.<br>C)Tarafların durumuna, olayın özelliklerine ve şartlarına, tarafların durumuna, hukuki ilişkinin niteliğine, geçerli kabul edilen protokolün 4.maddesinin kapsamına (çeklere özgü olmasına) göre, olayda akdi aylık %3 temerrüt faizi ya da TTK'nun 1530.madde hükmünün uygulanmasına yönelik iddiaya itibar edilmemiştir. <br>D)İstanbul Anadolu 9.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/496 E-610 K.sayılı dosyasında -dava konusu alacağı da kapsayan- İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2016/18827 E.sayılı icra takibi iptali edilmiş ve aşamalardan geçerek kesinleşmiş ise de, takip hukukuna ilişkin ve şekli nitelikte olması, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi nedeniyle sözü edilen karar esasa etkili görülmemiştir.<br>Bu açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM :<br>Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve heyetin taktirine göre:\t<br>Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile açılan davanın KABULÜNE,\t<br>İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2016/18827 E.sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür teşkil etmemek kaydı ile,<br>1.394.650,94 TL bakiye mal bedelinin temerrüt tarihi olan İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün 2016/18827 E.sayılı icra takip tarihi 08/09/2016 dan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile açılan davanın kabulüne ilişkin kararının kabul edilen miktar yönünden usul ve yasaya uygun olmakla beraber, faiz başlangıç tarihi ve faiz oranı bakımından usul ve yasaya aykırı olduğunu, mezkur davanın TTK 23. maddesi yollaması ile TBK 207 vd. md. gereğince açılan sözleşme gereğince inşaat malzemeleri satımından doğan bakiye mal bedelinin tahsiline ilişkin olduğunu, mezkur kararın sadece faizin başlangıç tarihi ve işleyecek faiz oranın yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>faizin başlangıç tarihi yönünden; gerek mübrez kök ve ek bilirkişi raporlarında gerek ise mahkeme kararı gerekçesinde taraflar arasında akdedilen 08.09.2014 tarihli mal satımına ilişkin protokolün geçerli olduğunu, taraflar arasındaki protokolün mal tedariki/satışına ilişkin olduğunu, borçlunun temerrüd tarihinin TTK 1530/ıv maddesi gereğince belirlenmesi gerektiğini, TTK 1530/ıv maddesi gereğince ticari ilişkide düzenlenen her bir fatura tarihini izleyen 30.gün davalıların temerrüdü gerçekleştiğinden tahsiline karar verilen alacak miktarı kadar geriye hesaplanacak alacak ve her bir fatura için ayrı ayrı temerrüt tarihi belirlenmesi gerekir iken bu yönden taleplerinin kabul görmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>işleyecek temerrüt faiz oranı yönünden; taraflar arasındaki 08.09.2014 tarihli  protokolün geçerli olduğunun kabul edildiğini, mahkemece protokolün faize ilişkin 4. madde düzenlemesinin çeklere ilişkin olduğu belirtilerek talebe itibar etmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca TTK 1530/vıı maddesi gereğince alacaklıya yapılacak geç ödemelerde sözleşmede faiz kararlaştırılmaması veya bu hususa ilişkin düzenlemenin geçersiz olması halinde de uygulanacak faizi belirttiğini, akdi faizin kabul edilmemesi halinde de TTK 1530/vıı maddesi gereğince temerrüt faizine hükmedilmemesinin de  usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>Davalı .....Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen protokol ve devamında düzenlenen hiç bir belgede müvekkil şirket yetkilisinin  imzasının ve onayının bulunmadığını, öncelikle ilk derece mahkemesince ortaklık adına imza edildiği iddia edilen protokol ve diğer belgelerin hiç birinin müvekkil şirket yetkilisinin imzasını, onayını taşımadığından açık yasa hükümleri ve ortaklık sözleşmesinin temsile ilişkin hükümleri gereğince söz konusu protokol adi müvekkil şirket bakımından sonuç doğurmayacağını, iş ortaklığını borç altına sokmaya yetkisi bulunmayan diğer davalı şirket yetkilisinin imzası ile iş ortaklığının borçlanmasının söz konusu olmadığını, borçlu sıfatının son bulduğunu belirterek, eksik incelemeye dayalı hükmün kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüş, ayrıca  bir uzlaşma tutanağı sunarak davacı ve davalılardan ......arasında yapılan uzlaşma tutanağına göre .....ın adi ortaklı borcunu yüklendiğini, bu ndenle davacının kendilerine karşı bir talepte bulunamayacağını ileri sürmüştür. <br>Davalılar ..... A.Ş ile..... A.Ş vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağının dayanağı olarak sunduğu 08/09/2014 tarihli protokolün  geçerliliğinin bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, hükmedilen alacağın ispat edildiğinden bahsedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:    alacak  istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı taraf; davalılar tarafından adi ortaklık şeklinde oluşturulan iş ortaklığının İzsu tarafından 2013/10935 ihale kayıt numarası ile .... Atık Su Arıtma Tesisi 4.Faz İnşaat İşinin Yapımı ve yürütülmesi konusunda yüklenici olarak İzsu ile sözleşme imzaladığını, bu iş ortaklığı ile müvekkili arasında 08/09/2014 tarihli protokol ile inşaat malzemesi, hazır beton ve dökme çimento temini ve satışı hususunda anlaşma gerçekleştiğini, yapılan satışa istinaden davalıların oluşturduğu adi ortaklığın borcunu ödemediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. <br>Davalılar .....Tic. A.Ş ve  ..... Tic. A.Ş. ; 08/09/2014 tarihli protokolün kendileri yönünden bağlayıcı olmadığını, davanın reddini talep etmişlerdir. <br> İlk derece mahkemesince; davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiş, faiz başlangıç tarihini de  İstanbul Anadolu 10. İcra md nün 2016/18827 esas sayılı dosyasında takip tarihi olan 08/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek  ticari faiz olarak belirlemiştir. <br>İlk derece mahkemesince taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, Davacı defterlerini inceleyen bilirkişi raporunda özetle;<br> 1) Davacı taraf defterlerinin, berat ve noter onaylarının süresinde yapıldığı, kayıtların genel kabul görmüş muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutulduğu, herhangi bir usulsüzlüğe rastlanmadığı, HMK Madde 222 ye göre kendi lehine delil olarak kullanılıp kullanılmayacağı hususunun değerlendirilmesi sayın mahkemenin takdirinde olduğu,<br>2) Davalıya sözleşme kapsamında yapılan toplam satışın 12.525.873,16 TL ve yapılan toplam tahsilatın 11.131.222,22 TL olduğu, yapılan satışların ve davacının işlemlerinin sözleşmeye uygun olduğu,<br>3) Davaya konu edilen, davacının düzenlemiş olduğu faturaların davacı defter kayıtlarında bulunduğu, yine dava konusu karşılıksız çıkan; 10.07.2017 keşideli 482.000 TL, 31.07.2015 keşideli 542.823 TL ve 31.07.2015 keşideli 542.823 TL lık olmak üzere toplam 1.567.646 TL bedelli çeklerin davacı şirket kayıtlarında olduğu, karşılıksız çıkması ve de takip başlatıldığı nedeni ile karşılık ayrılarak Şüpheli Alacaklar Hesabında takip edildiği, davalının cari hesabının 172.995,06 TL alacak bakiyesi verdiğini, neticede takip ve dava tarihi itibarı ile davacının davalıdan 1.394.650,94 TL alacaklı (1.567.646 TL - 172.995,06 — 1.394.650,94 TL) olduğunun tespit edildiği, davacının sözleşmeye uygun davrandığı sonuç ve kanaatine varıldığı,<br>4) Uyuşulmayan noktalar arasında bulunan 08.09.2014 tarihli sözleşmenin geçerli olup olmadığı hususu hukuki bir değerlendirmeyi gerektirdiği, ancak Sayın Mahkeme” nin bu konuda bizlerin olası teknik görüş talebi doğrultusunda, ortaklık sözleşmesinde, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) ile her türlü işleri ve bunlar arasında belirtilen, .... İşin gerektirdiği beyan ve taahhütlerde bulunmaya, iş ve işlemleri takip ve neticelendirmeye, sonuçlandırmaya, vekil tayin etmeye ve sözleşme hak ediş, havale ahzu kabza yetkisi de dahil bankalarda hesap açtırmaya, açılan hesaplara paralar yatırmaya çekmeye ahzu kabza yetkili olmak üzere .....yetkilendirildiği bu sayılanlar arasında ortaklığı borç ve taahhüt altına sokabilecek işler de olduğu ve bu nedenle de protokolü imzalamaya yetkili olduğu anlamına gelebileceği, davacı (satıcının) sözleşme konusu teslimlerini yerine getirdiği ve davalı iş ortaklığının bunları kabulünün gerçekleştiği göz önüne alındığında dava konusu protokolün geçerli olduğunun sonucuna varılabileceğinin mümkün olduğu kanaatinde oldukları belirtilmiştir. <br>Bilirkişiden bu kez taraf itirazları değerlendirilerek ve ortaklık defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle ek rapor alınmış, ek raporda;  ortaklık defterlerinde beratların zamanında alınmaması nedeni ile lehe delil olamayacağı, <br> Davacı şirket tarafından düzenlenen 76 adet ve 12.525,873,16 TL toplamındaki faturaların ve de dava konusu karşılıksız çıkan 1.563.646,00 TL toplamındaki üç adet çeklerin İş ortaklığı defter kayıtlarında bulunduğu, düzeltme ve virman kayıtlarının oldukça fazla olması nedeni ile fatura borcuna karşılık ödemelerin tek - tek çıkarılamadığı matematiksel hesaplama neticesinde 7.693.957,22 TL Çek olarak, (Dava konusu karşılısız çıkan 1.563.646,00 TL çekler dahil) 336.793,00 TL nakit ve havale olarak ödeme yapıldığı, <br>İş Ortaklığının defter kayıtlarına göre 31.12.2014 tarihinde davacının davalıdan 921.425,85 TL alacaklı olduğu ve davacı defteriyle uyumlu olduğu, 31.12.2015 tarihinde, davacının İş Ortaklığından 465.818,00 TL alacaklı olduğu, 31.12.2016 tarihinde, davacının İş Ortaklığından 1.494.650,94 TL alacaklı olduğu, 2017 ve 2018 yıllarında davacı şirket hesaplarında herhangi bir kayda rastlanmadığı, dava tarihi itibarı ile davacının İş Ortaklığından 1.494,650,94 TL alacaklı olduğu, belirtilmiştir. <br>Tüm dosya kapsamına ve dosyaya sunulan denetime elverişli ve açık  bilirkişi raporlarına göre taraf defterlerinin  birbirini doğruladığı, davacı tarafça düzenlenen tüm faturaların davalı adi  ortaklık defterlerinde kayıtlı olduğu, bununda mal teslimine karine oluşturduğu, davalılar sonradan onayları olmadan birim fiyatların arttırıldığını ileri sürmüş iseler de faturaları deftere kaydetmekle fatura içeriğini de kabul etmiş oldukları karinenin aksini de sunulan delillerle ispat edemedikleri anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığı oluşturan  08.09.2014 tarihli  protokolün  ..... tarafından imzalandığı, davalılar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinde;  ortaklığın borçlandırılmasında müşterek imza olması gerektiği belirtilmiş ise de; herhangi bir sınırlandırma getirilmeden İzsu ile yapılan tüm iş ve işlemlerde  .....yetkilendirildiğinden, protokol konusu işin de İzsu ile ilgili bir iş olmasından dolayı Dairemizce; protokolün adi ortaklığı bağlayacağı kanaatine varılmıştır. <br>Taraf defterlerine göre davacının davalıdan  1.394.650,94 TL alacaklı olduğu sabit olduğundan asıl alacak yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığından davalıların istinafları yerinde bulunmamış, davalı ......'nın sunduğu uzlaşma tutanağı içeriğinden de borcun adi ortaklığı oluşturan şirketler yönünden üstlenildiğinin açıkça belirtilmediği değerlendirildiğinden bu yöne ilişkin istinafta yerinde bulunmamıştır.<br>Davacının istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki protokolün 4. Maddesi çeklerle ilgili olduğundan iş bu davadaki talep edilen alacağa uygulanamayacağı,  davacı her ne kadar TTK 1530/4 maddesi uyarınca temerrüt faizi talep etmiş ise de; taraflar arasındaki ticari ilişkinin mal satım sözleşmesine ilişkin olması, işin tedarik sözleşmesine dayalı olmaması nedeni ile 1530/4 maddesinin somut olayda  uygulama yeri olmadığı, davacı tarafın Anadolu 10. İcra md nün 2016/18827 esas sayılı dosyasında karşılıksız çıkan çekleri takip konusu yapmakla ve davalı tarafları da borçlu göstermiş olmakla bu icra dosyasındaki takip tarihi itibariyle davalıların temerrüde düşmüş oldukları, ilk derece mahkemesince bu takip tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilerek faizin takip tarihinden itibaren başlatılmasında bir isabetsizlik olmadığı kanaatine varılmıştır. <br> Sonuç olarak dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına  göre davacı  ve davalı vekillerinin  istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/10/2021 tarih ve 2018/766 Esas 2021/576 Karar sayılı kararına karşı davacının ve davalıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ...... Tic. A.Ş'de alınması gereken 95.268,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 23.818,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 71.450,60 TL'nin davalı ... ...Tic. A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar ..... Tic. A.Ş ile ..... A.Ş (yeni ünvan ...... Anonim Şirketi) 'den alınması gereken 95.268,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 23.817,15 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 71.451,45 TL'nin davalılar ..... Tic. A.Ş ile .....A.Ş (yeni ünvan ...... Anonim Şirketi) 'den alınarak hazineye gelir kaydına, <br>5-Davacı ve Davalılar tarafından yapılan istinaf masraflarının üzerlerinde bırakılmasına, <br>6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,<br> 7-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Kararın resen taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;  HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/07/2025\t        <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e89eb35025d91157","SID":"5adf809ae7fc1424"}}