{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:22/11/2024<br>DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:09/07/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin elektronik, ses, aydınlatma, ışık, fiber optik teknoloji sistemleri ve inşaat sektöründe 1991 yılından beri ticari faaliyetini sürdürdüğünü, 2019 yılından itibaren Türkiye’de döviz kurlarında yaşanan anormal dalgalanmaların, ekonomik ve finansal istikrarı önemli ölçüde etkilemiş, bu durum özellikle şirketlerin üzerinde büyük baskılar yarattığını, döviz kurlarındaki ani ve büyük değişikliklerin, ithal girdilere bağımlı olan şirketler için üretim maliyetlerinde ciddi artışlara yol açtığını, üretim maliyetlerindeki artışın temel nedenleri arasında enerji, işgücü ve hammadde maliyetlerindeki yükselişlerin yer aldığını, enerji fiyatlarındaki artışların, işletmelerin işleme süreçlerinde kullanılan makinelerin ve ekipmanların çalıştırılması için gerekli olan elektrik ve diğer enerji kaynaklarının maliyetlerini artırdığını, bu nedenle, enerji maliyetlerindeki artışların doğrudan üretim maliyetlerini etkilemekte ve işletmelerin kârlılığını azalttığını, üretim maliyetlerinin bir diğer önemli unsuru olan işgücü maliyetlerindeki yükselişin ise, işletmelerin personel maliyetlerini ve üretim süreçlerinin genel maliyetlerini artırdığını, bu durumun ise işletmelerin maliyetleri dengeleme çabalarını ve verimliliklerini oldukça etkilediğini, Türkiye’nin enerji, hammadde ve ara mallar gibi birçok kritik girdiyi ithal etmesinin, kur artışlarının üretim maliyetlerini yükseltmesine neden olduğunu, bunun en önemlisinin de enerji fiyatlarındaki artışın, üretim maliyetlerinin yükselmesine ve bu maliyet artışının nihai ürün fiyatlarına yansımasına yol açtığını, bu durumun, sanayi üretimini ve genel ekonomik faaliyetleri olumsuz etkilediğini, bunun yanı sıra, kur dalgalanmaları, şirketlerin rekabet gücünü ve pazar dinamiklerini de önemli ölçüde etkilediğini, ithalata dayalı sektörlerde maliyetlerin artmasının, bu sektörlerin rekabet gücünü zayıflatttığını, ithal girdilere bağımlı olan sektörlerin, artan maliyetler karşısında rekabetçi fiyatlar sunmakta zorlandığını ve piyasa paylarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını, bir diğer önemli unsurun da şirketlerin yatırım kararları da kur dalgalanmalarının etkisiyle belirsiz hale geldiğini, yatırım maliyetlerinin öngörülemezliği, uzun vadeli planlama yapmayı zorlaştırdığını ve bazı yatırımların ertelenmesine neden olduğunu, özellikle büyük sermaye gerektiren projelerin, kur dalgalanmalarının yarattığı belirsizlikler nedeniyle askıya alındığını, şirketlerin, büyüme hedeflerini revize etmek zorunda kaldığını ve iç piyasaya yönelik çalışan şirketlerin, tüketici talebindeki düşüşten olumsuz etkilendiklerini, şirketlerin yatırım kararlarının aksaması ile de inşaat ve teknoloji sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketlerin mali açıdan olumsuz etkilendiğini, sonuç olarak, 2019 yılından itibaren yaşanan anormal kur dalgalanmalarının, Türkiye’deki şirketler üzerinde derin ve geniş kapsamlı etkiler yarattığını, maliyet artışlarından finansal risklere, rekabet gücünden yatırım kararlarına kadar birçok alanda şirketlerin, bu süreçte büyük zorluklarla karşılaştığını, kur dalgalanmalarının, şirketlerin stratejik kararlarını yeniden gözden geçirmelerine ve risk yönetimi konusuna daha fazla odaklanmalarına neden olduğunu, gelecekte benzer ekonomik dalgalanmalara karşı daha hazırlıklı olmak için şirketlerin kur riskini yönetme konusunda daha proaktif ve stratejik yaklaşımlar geliştirmeleri gerektiğini, bu dönemde esneklik göstererek ayakta kalmayı başaran bazı şirketlerin, kur dalgalanmalarının olumsuz etkilerinden kaçınabilmiş olsa da, birçok şirketin finansal zorluklar nedeniyle faaliyetlerini sürdüremediğini, kredi faiz oranlarındaki ani ve büyük artışların, müvekkili şirketlerin finansman maliyetlerini önemli ölçüde artırdığını, bu sektörün, genellikle büyük ölçekli yatırımlar ve yüksek sermaye gerektiren projelerle şekillendiğini, yüksek faiz oranları, şirketlerin bu tür yatırımlarının maliyetini artırarak şirketlerin kredi kullanımlarını sınırladığını, şirketlerin, yüksek maliyetli kredilerle finansman sağlamak yerine, yatırım projelerini ertelemeyi veya iptal etmeyi tercih ettiklerini, ortaya çıkan bu durumun da müvekkili şirketlerin satış hacimlerinde ciddi bir düşüşe neden olduğunu, artan finansman maliyetlerinin, şirketlerin likidite yönetimini de zorlaştırdığını, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin, yüksek faiz oranları nedeniyle kredi kullanmaktan kaçındığını, bu durum nakit akışlarında sıkıntılara yol açtığını, finansman erişimindeki zorlukların, şirketlerin kısa vadeli borçlarını ödemekte zorlanmalarına ve faaliyetlerini sürdürmede sorun yaşamalarına neden olduğunu, yüksek faiz oranlarının, yatırım projelerinin getiri beklentilerini düşürdüğünü ve risklerini artırdığını, bu durumun, şirketlerin uzun vadeli planlama yapmalarını zorlaştırdığını ve yeni yatırımlardan kaçınmalarına yol açtığını, özellikle teknolojik yenilikler ve kapasite artırımı gibi stratejik yatırımların, finansman maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle ertelendiğini, finansal yapısı ve alacak borç dengesi bozulan müvekkili şirketlerin ve şirket ortakları nın konkordato talebi ile belirli bir süre haciz ve muhafaza baskısı altında yaşamadan işletme faaliyetini sürdürmeyi amaçladıklarını, müvekkili şirketler ve şirket ortaklarının aleyhine cebri icraya başlanılarak, haciz ve muhafaza tedbiri işlemlerinin yapılması halinde, müvekkillerinin konkordato ön projesinde somut veriler ile açıkladıkları borçlarını ödeme imkanını kaybedeceklerini, bu durumda müvekkili şirketleri iflas edecek, şirketin mevcut borçlardan dolayı yüksek oranlarda temerrüt faizi yükü altına gireceğini ve istihdam ettikleri kişilerin istihdam olanağının da ortadan kalkacağını, davacı müvekkillerinin borçlarını ödeyemez duruma düşmesinin, muhtemel sonuç olarak iflâs etmesinin, sadece davacı müvekkiller bakımından değil, alacaklılarının da menfaatine aykırı olacağını, bu gerekçelerle davacı müvekkillerinin  borçlarının tasfiyesi ve şirketin ticari faaliyetinin devam ettirilmesi amacıyla müvekkilleri tarafından 'Konkordato Ön Projesi' hazırlandığını, neticeten; incelikle davacı şirketlerin ve şirket ortaklarının faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi amacıyla tensip kararıyla birlikte İİK m. 287, 288, 294 ve 295 inci maddeler hükmü gereğince derhal davacı müvekkiller bakımından 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK m. 206/1 sırasındaki alacaklar hariç olmak üzere, 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan vergi, her türlü harç, ceza ve SGK alacakları (prim ve idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılamaması, haciz, ihtiyati haciz, e- haciz, ihtiyati tedbir, satış ve muhafaza işlemlerinin uygulanmamasına, evvelce başlatılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip yapılmamasına, işletmenin devamını engeller başkaca taleplerin kabul edilmemesine, davacı müvekkiller hakkında başlatılmış olan veya başlatılacak olan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tüm icra takiplerinde satışların durdurulmasına, rehinli mallara ilişkin muhafaza tedbiri alınmamasına ve uygulanamamasına, davacı müvekkillerin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3.kişilerce haciz, muhafaza ve/veya her ne şekilde olursa olsun tahsil edilmesinin önlenmesi ve bu hak ve alacaklarının davacı müvekkillere ödenmesine, davacı müvekkillerin takip borçlusu olduğu takipler kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik İİK m. 89 kapsamında haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların mahsup ve takas haklarının kullanmalarının önlenmesine, Mahkeme tarafından uygun görülecek diğer tedbirlerin alınmasına, geçici mühlet sonrasında kesin mühlet kararı verilmesine, davacı müvekkillerinin konkordato taleplerinin kabulüne ve yasada öngörülen bu hususla ilgili gereken kararların alınmasına ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacı gerçek kişilerin konkordato talep eden şirketlerin ortağı ve yetkilisi, şirketlerin borçlarına müşterek ve müteselsil kefil,  iflasa tabi olmayan gerçek kişi konumunda oldukları, her ne kadar ortağı ve yöneticisi oldukları şirketlerin mali durumlarının bozulduğu ve şirketlerin konkordato davası açmak zorunda kaldıklarını ve kendilerinin de şahsi mal varlığı ile adı geçen şirketlere müteselsil kefil olarak bankalara karşı, borç ve yükümlülük altına girdiği, müteselsil kefil olarak asıl borçlu sıfatıyla sağlamış oldukları teminatların aleyhine yürütülmesi riski doğduğundan bahisle eldeki davayı açmışlarsa da davacıların dilekçe ekinde sunmuş olduğu ön proje ve eklerinin İİK'nın 286. maddesinin aradığı niteliklere haiz olmadığı, davacıların tamamen ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlere atıfta bulunarak şirketlerin mali durumu hakkında açıklamada bulunulduğu, davacıların kendi şahsi mal varlıklarına ilişkin sunmuş olduğu belgelerin ve  taleplerinin doğrudan doğruya davacı şirketlerle bağlantılı olduğu, konkordato ön projesinin davacı gerçek kişiler yönünden ayrı bir proje niteliğinde olmayıp, projelerinin başarısının müşterek ve müteselsil kefili oldukları ... Elektronik Sanayi...A.Ş.'nin borçlarını ödemesi halinde mümkün olabileceği, bir başka anlatımla davacılar yönünden ayrı ve bağımsız bir konkordato ön projesinin bulunmadığı, davacılardan ...'ün şahsi 3.900.000,00 TL banka borcu bulunduğu, revize ön projede kaynak göstermediği, sahibi olduğu taşınmazları ortağı olduğu ... Elektronik firmasının borçlarının ödenmesinde kaynak olarak gösterildiği, davacı ...'ın sadece 140.393,00 TL şahsi borcu bulunduğu, davacı ...'ın revize ön projede belirtilen şahsi borcu bulunmadığı, davacı ...'ün şahsi banka borcu bulunmadığı, sahibi olduğu gayrı menkulleri üzerinde ortağı olduğu ... firması borçları için ipotek tesis  edildiği, , ... Elektronik firmasınan borçlarına tüm mal varlıklarıyla müştereken ve müteselsilen kefil olduğu, davacı ...'ün şahsi borcunun bulunmadığı, %70 ortağı olduğu ... Elektronik firmasının ( bu firma ayna zamanda ... Dış Ticaret A.Ş'nin %100 pay sahibidir) borcu için tüm mal varlığı ile müştereken ve müteselsilen kefil olduğu ve sahibi bulunduğu taşınmazları şirketin konkordato projesinde borçların ödenmesi için kaynak olarak  gösterdiği anlaşılmakla;  davacılar tarafından açılan davanın reddine ...\" şeklinde karar<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince  verilen müvekkileri hakkında konkordato talebin reddine ilişkin kararının duruşma açmadan ve borçlular dinlenmeksizin verilmesi sebebi ile yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, dosyaya sunulan 21.11.2024 tarihli dilekçelerinin ibraz tarihi itibariyle konkordato komiser heyetince henüz dosyaya sunulan bir komiser heyeti raporu bulunmadığından komiser heyeti raporuna ilişkin beyan ve itirazları dinlenilmeksizin konkordato talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen konkordato taleplerinin reddine ilişkin kararın, mevcut fiili durum ve müvekkili şahısların konkordato projelerinin borçların tasfiyesine yapacakları katkısının dikkate alınmadan tesis edildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, konkordato istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacıların konkordato taleplerinin reddine karar verilmiştir.  <br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, şirket ortağı olan davacıların kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmamalarına, borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmamasına, kefiller yönünden projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbir, faaliyet ve hedefi içermemesine, tamamen borçlu şirketin projesi üzerine temellendirilmesine, sonuç olarak konkordato başarısının borçlu şirketlerin konkordatosunun başarısına bağlanmasına, konkordato taleplerinin usulüne uygun olmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 2400 sayılı İİK'nın 293. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f3527bba665fce9","SID":"089f026693506b5b"}}