{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2025/382 Esas<br>KARAR NO:2025/442<br><br>DAVA:Alacak<br>DAVA TARİHİ:15/09/2014<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA  : Davacı vekili 30/11/2011 günlü dilekçesi ile müvekkil şirketin ... markası altında ülke çapında faaliyet gösteren akaryakıt dağıtım şirketi olduğunu, davalılardan ...'un maliki bulunduğu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... mevki 1383 Ada 26 Parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde 12/06/2006 tarihinden itibaren 15 yıl süreyle intifa hakkı sahibi olduğunu, davalılardan ... Petrol şirketi ise taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda aralarındaki sözleşmelere istinaden müvekkil şirket bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, taraflar arasındaki dikey ilişkinin davalı şirket tarafından 13/06/2011 tarihinde sonlandırıldığını, müvekkil şirketin intifa süresinin tamamının nazara alınarak peşin ödediği intifa bedelinin geçersiz ve müvekkil şirket tarafından kullanılamayacak intifa süresine karşılık gelen 52.387,73 TL lik kısmının KDV'yle birlikte davalıya ödenme tarihinden itibaren tahsiline, ayrıca davalı ...'un elde ettiği semerelerin işletme yatırım destek bedelinin ve sabit yatırım bedelinin de dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Davalılar vekilinin 07/03/2012 günlü dilekçesi ile dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'na aykırı olduğunu, iddianın dayanağının tek tek gösterilmediğini, hangi vakanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmediğini ve yine talep sonucunun da açık şekilde belirtilmediğini vurgulayarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, ayrıca davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, bunun yanında yine esastan reddi gerektiğini vurgulayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>DEĞERLENDİRME:<br>Dava, davacı ... Pet. A.Ş tarafından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açılan iade ve alacak davasıdır. <br>... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası üzerinden yapılan değerlendirmede; Davalı yanın cevap dilekçesinde de açıklandığı şekilde dava dilekçesinin H.M.K 119/e-f-g-ğ hükümlerine göre eksiklik bulunduğu belirlenmekle mahkememizce bu hususun düzeltilmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği, bu hususun zuhulen yazıldığı, oysaki yasaya göre 1 haftalık kesin süre verilmesi yasanın amir hükmü olması karşısında mahkememizin bu şekilde bir ibare kullanması tarafları bağlamayacaktır.<br>Kesin süre sonucu dilekçesinde açıklama yapmış ise de yine H.M.K'nun yukarıda belirtilen maddelerine göre belirleme yeterli olmadığından talebin hangi davalılara yöneltildiği ayrı ayrı ve kalem kalem açıklanması istenmesine karşılık yeterli açıklıkta olmadığı gibi süresinde de verilmediği anlaşıldığından açılan davanın H.M.K'nun 119/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.<br>Mahkememizce (... Asliye Ticaret Mahkemesi) verilen bu karar Yargıtay 3.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2013/19323 E.2014/3734 K.sayılı11/03/2014 tarihli kararı ile \" HMK. da ise ilk itirazlar arasında dava dilekçesindeki eksiklikler sayılmadığı gibi, 119/2 maddesinde, dava dilekçesindeki eksikliklerin tamamlanması için bir haftalık kesin süre verilip, bu süre içerisinde eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağı durumlar arasında “Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri “, “iddia edilen her bir vakıanın hangi delille isbat edileceği” (m.119/1-e,f) sayılmamıştır.<br>Davacı yan dava dilekçesinde, süresinden önce sona eren (bayilik sözleşmesi)   nedeniyle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek,  tahsile karar verilmesini istemiştir. <br>Açıklanan bu niteliği ile dava ve hukuki sebep bu bayilik sözleşmesidir. Mahkemece açıklanan bu yönler ve HMK.'nun 33. maddesi hükmü gereğince hakimin kanunları re'sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara bağlaması gerekir.<br>O halde mahkemece, kesin süre içerisinde  eksikliklerin giderilmediğinden bahisle davanın 6100 Sayılı HMK'nın 119/2. maddesi hükmü gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. <br>Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan\" hükmü ile bozulmuştur. <br>Bozma sonrası tarafların beyanları alınarak, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, yargılamaya devam olunmuştur.<br>Mahkememizce; davacı kayıtlarında tarafların iddia ve itirazları, sözleşme hükümleri talep kalemleri ve davacının celsede feragata yönelik beyanı da dikkate alınarak her bir davalının sorumluluğu yönünden denetleme yapılıp davacının tazmine konu var ise alacağının belirlenmesi için  bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişler \" Davacı  tarafın  noter tasdiklerini ihtiva eden 2005 - 2006 - 2011 yıllarına ait ticari defterleri incelemeye tabi tutulduğunu,   TTK. Mad. 69 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığını,  davalı ... Petrol şirketi ile arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu,   davacı şirket  davalılardan ...'un maliki bulunduğu ... İli, ... İlçesi, ... ... Mevki  1383 ada, 26 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinden 12.06.2006 tarihinden itibaren 15 yıl süre   ile intifa hakkına sahip olduğunu,  Davalılardan ... ...Şti ise söz konusu  taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda aralarındaki sözleşmelere istinaden  davacı şirket bayisi olarak faaliyet girdiğini,  taraflar arasındaki dikey ilişki davalı şirket tarafından 13/06/2011 tarihinde sonlandırıldığını,  Sabit Yatırım Bedelinin  ...'a ödendiğini, intifa bedeline ilişkin olarakda davacı tarafın davalı ...'a toplam (60.645,00 TL intifa bedeli+17.105,00 TL stopaj)  77.750,00 TL tutarlı ödeme yaptığını,  davada hukuki ihtilafın, davacı ile davalı yanlar arasında mevcut hukuksal ve ekonomik ilişkinin Rekabet Kurulu'nun tebliğ ve kararları nedeniyle  öngörülenden daha erken tarihte sonlanması gerektiği ile ortaya çıkan alacakların  davalılardan tahsil edilmesi talebinden ibaret olduğunu, davacı  şirket tarafından davalı ...'a 30.06.2006 tarihinde ödemiş olduğu  60.645,00 TL tutarlı İntifa ivaz bedelinin davacı şirket tarafından kullanılamayacak süresine karşılık gelen tutarın  40.433,69 TL olduğu, işlemiş faiz ve bu faizin KDV'si ile birlikte talep edebileceği tutarın 94.070,85 TL olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete 30.06.2006 tarihinde ödemiş olduğu 966.000,00 TL  tutarlı yatırım destek bedelinin davacı şirket tarafından kullanılmayacak süresine karşılık gelen tutarın 644.058,77 TL olduğu, işlemiş faiz ve bu faizin KDV'si ile davacı yanın davalı şirketten kullanılmayan yatırım destek bedelinden dolayı toplam 1.464.118,51 TL talep edebileceği, Davacı şirket tarafından davalı yanlara 17.08.2007 tarihinde ödemiş olduğu 1.454,01 TL tutarlı sabit kıymet bedelinin  davacı şirket tarafından kullanılamayacak süresine karşılık gelen tutarın 1.052,20 TL olduğu, işlemiş faiz eklendiğinde   2.391,93 TL talep  edebileceği, 3095 sayılı kanuna göre dava tarihi itibariyle değişen oranlarda avans faizi talep edebileceği, davalı ... Petrol ile davacı ... piyasadaki üretim ve dağıtam zincirinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren iki teşebbüs olduğunu, dava konusu olayda dağıtı ... ile bayi ... Petrol arasındaki bayilik sözleşmesinin esasen bir dikey anlaşma olduğu, dikey   anlaşmanın grup muafiyetinden  yararlanması İçin aranan koşulların başında sureye ilişkin sınırlama gelmesi olduğunu, Dolayısıyla dikey anlaşmanın bireysel veya grup muafiyetinden yararlanamayan 5 yılı aşan kısmı  4054 Sayılı RKHK m, 56 uyarınca geçersiz olacağını, Somut olayda taraflar arasındaki  uyuşmazlığa konu 23.5.2007 tarihli bayilik sözleşmesinin 1 yıl süreli olup, sürenin  en fazla 5 yıla kadar uzayabildiğini, bu sürenin bitiminde yazılı anlaşma ile yeniden 5 yılı geçmemek koşuluyla uzatılabildiğini, bunun yanında bayilik faaliyetlerinin yürütüldüğü taşınmazda ... lehine 12/06/2006 yılında tapu siciline tescil edilmiş bulunan 15 yıllık intifa bulunduğunu,   bayilik sözleşmesi ile hukuki ve ekonomik kaderi paylaşan ve aynı amaca hizmet eden intifa sözleşmesi bir bütün olarak değerlendirilmekte ve dikey anlaşma kapsamında kabul edildiğini, somut olaydaki 15 yıl süreli intifa hakkının ancak 5 yıl için hüküm ifade edebileceği, kural olarak dikey anlaşma kapsamındaki intifa hakkı sözleşmesinin 5 yılı aşan kısmı 6098 sayılı TBK.27/11 uyarınca kısmi hükümsüzlük yaptırımına tabi olacağını, taraflar arasındaki 23/05/2007 tarihlisözleşme de intifa hakkının sona erdiği tarihten itibaren hüküm ifade etmeyeceğini; her iki hukuki işlemin birbirinni kaderini etkilemesinin sebebinin birlikte dikey ilişki oluşturmaları olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 11. Maddesinde mücbir sebep hükmünün değerlendirilmesinin talep edildiğini, somut olayda anılan sözleşmenin 11.maddesi ile mücbir sebep dolayısıyla edimlerin ifa edilmemesi halinde gereği veya hiç ifa etmemeden tarafların sorumlu olmayacağının düzenlendiğini, hali hazır dava konusunun temeli sebebsiz zenginleşme başka bir ifadeyle sözleşmesinin 5 yılı aşan süre yönünden geçersiz olmasına dayalı olarak tasfiye edilmesine ilişkin olduğunu, anılan alacak kalemleri edimin ifa edilmemesine dayalı olarak birer zarar kalemi olmayıp, sözleşmenin kalan süre yönünden geçersiz olmasına dayalı olan ve kararlaştırılan süre boyunca devam edeceği inancıyla ifa edilmiş edimlerin ifadesi anlamında olduğunu, bu nedenle bayilik sözleşmesinin 11.maddesine dayalı olarak mücbir sebep dolayısıyla iadeden kaçınmak mümkün olmamalıdır, ayıca rekebet kurulu kararları ve özellikle piyasaya yönelik düzenleme ve denetleme yetkisi göz önüne alındığında bu tür önlemlerin öngörülemez olduğu ve bu nedenle mücbir sebep teşkil ettiği sonucuna varılmasının mümkün olmadığını,\" rapor etmişlerdir.  <br>Netice olarak mahkememizce yapılan değerlendirmede de; davalı ... Petrol şirketi ile arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu,   davacı şirketin  davalılardan ...'un maliki bulunduğu  taşınmaz üzerinden 12.06.2006 tarihinden itibaren 15 yıl süre   ile intifa hakkına sahip olduğu,  davalılardan ... Tıbbi Malzemeler San.ve Tic.Ltd.Şti ise söz konusu  taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda aralarındaki sözleşmelere istinaden  davacı şirket bayisi olarak faaliyet girdiği,  taraflar arasındaki dikey ilişki davalı şirket tarafından 13/06/2011 tarihinde sonlandırıldığını,  Sabit Yatırım Bedelinin  ...'a ödendiğini, intifa bedeline ilişkin olarakda davacı tarafın davalı ...'a toplam (60.645,00 TL intifa bedeli+17.105,00 TL stopaj)  77.750,00 TL tutarlı ödeme yaptığını,  davada hukuki ihtilafın, davacı ile davalı yanlar arasında mevcut hukuksal ve ekonomik ilişkinin Rekabet Kurulu'nun tebliğ ve kararları nedeniyle  öngörülenden daha erken tarihte sonlanması gerektiği ile ortaya çıkan alacakların  davalılardan tahsil edilmesi talebinden ibaret olduğu tespit edilmiştir.<br>Davacı  şirket tarafından davalı ...'a 30.06.2006 tarihinde ödemiş olduğu  60.645,00 TL tutarlı İntifa ivaz bedelinin davacı şirket tarafından kullanılamayacak süresine karşılık gelen tutarın  40.433,69 TL olduğu, 40.433,69 TL nin %18 üzerinden KDV sinin 7.278,06 TL olup, talep edilebilecek toplam intifa ivaz bedelinin 47.711,75 TL olduğu,  davacı şirket tarafından davalı şirkete 30.06.2006 tarihinde ödemiş olduğu 966.000,00 TL  tutarlı yatırım destek bedelinin davacı şirket tarafından kullanılmayacak süresine karşılık gelen tutarın 644.058,77 TL olduğu, 644.058,77 TL nin %18 üzerinden KDV sinin 115.930,57 TL olup, talep edilebilecek toplam işletme yatırımı bedelinin 759.989,34 TL olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmiş, sabit yatırım bedelinin ise feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir.<br>Mahkememizce verilen karar Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 02/02/2021 tarih, 2020/6240 Esas, 2021/746 K.sayılı ilamı ile <br>\"1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.<br>2-Davalıların temyiz istemlerine gelince, dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>3-Davalı ...’un, davacı ile diğer davalı arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinde herhangi bir imzası bulunmayıp, davalı ... intifa konusu taşınmazın maliki konumundadır. Bu nedenle bu davalı yönünden, işletme yatırım bedelinin de tahsili şeklinde hüküm kurulması doğru değildir. Davalı ... işletme yatırım bedelinden sorumlu tutulamaz. Bu davalının diğer temyiz istemleri yerinde değilse de, hükmün bu davalı yönünden işletme yatırım bedeli yönünden bozulması gerekmiştir. <br>4-Davalı  ... ... Ltd. Şti. vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemece davacı şirket tarafından davalı şirkete ödenen yatırım destek bedelinin davacı şirket tarafından kullanılmayacak süresine karşılık gelen tutarın tahsiline karar verilmiş ise de, mahkemece davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinde söz konusu yatırım bedelinin iadesine ilişkin hüküm bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın, şayet sözleşmede işletme yatırım bedelinin iadesine ilişkin hüküm bulunmadığı takdirde, davacı şirketin sözleşmenin kuruluş tarihinde davalı şirkete vermiş olduğu işletme yatırım bedelini talep edemeyeceği gözetilmeksizin intifa hakkı süresinin dikkate alınarak kıstalyevm metodu uygulanarak işletme yatırım bedelinin tahsili şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı  ... ... Ltd. Şti. yönünden bozulması gerekmiştir. \" bozulmuştur.<br>Karar Düzeltme talebinin ise, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 22/03/2022 tarihli,  2021/4367 Esas,  2022/2243 Karar sayılı ilamı ile \"Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre ve özellikle davacı vekilince dosyaya sunulan 11.12.2018 tarihli protokolün davalı tarafça teyit edilmesi halinde mahkemesince değerlendirilecek olmasına göre davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine\" karar verilmiştir.<br>Bozma ile gelen dosya yukarıdaki esasa kaydedilerek, Yargıtay Bozma ilamına uyularak  yargılamaya devam olunmuştur.<br>Mahkememizin 27/06/2022 tarihli duruşmasında davacı vekili,  Mahkemenizin bozulan kararı temyiz aşamasındayken taraflar arasında sulh protokolü düzenlendiğini,  Karar düzeltme kararında protokolün mahkemesince değerlendirilmesine karar verildiğini,  Bozmaya protokol kapsamında bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmiş, davacı vekili ise bozma ilamına uyulmasını, ve beyanda bulunmak için süre  talep ettiği, mahkememizce sözlü yargılama için taraflara süre verilmiştir.<br>Davalılar vekili   sözlü yargılama ara kararından rücu talepli dilekçe sunduğu görülmüş olup, davalılar vekilinin sözlü yargılama ara kararından rücu talebinin mevcut dosya kapsamı itibariyle yerinde görülmeyip reddine karar verilmiştir.<br>Bozma ilamı sonrasında mahkememizce ... esas sayılı dosya üzerinden yapılan değerlendirme; <br>Mahkememizce bozma öncesinde davanın kısmen kabulüne toplam intifa ve işletme yatırım bedellerinin kdv dahil olmak üzere 807.701,09 TL'nin (47.711,75 TL intifa ve 759.989,34 TL işletme yatırımı) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine, sabit yatırım bedelinin ise feragat nedeni ile reddine karar verilmiş olup;  Bozma ilamında davalı ... işletme yatırım bedelinden sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş olmakla, davalı ...'un 759.989,34 TL işletme yatırım bedelinden sorumlu olduğuna dair önceki hükümdeki ifadeler çıkarılmış ve bu davalı yönünden işletme yatırım bedeli talebinin (fazla talebin reddine) karar verilmiştir. Yine bozma ilamında  davalı  ... ... Ltd. Şti. yönünden sözleşmede işletme yatırım bedelinin iadesine ilişkin hüküm bulunmadığı takdirde, davacı şirketin sözleşmenin kuruluş tarihinde davalı şirkete vermiş olduğu işletme yatırım bedelini talep edemeyeceği gözetilmeksizin intifa hakkı süresinin dikkate alınarak kıstalyevm metodu uygulanarak işletme yatırım bedelinin tahsili şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş olmakla, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi mahkememizce denetlenmiş olup, sözleşmede işletme yatırım bedelinin davacıya iade edileceğine dair bir düzenlemeye rastlanılmadığından, davalı ... Petrol...Ltd Şti'nin de 759.989,34 TL işletme yatırım bedelinden sorumlu olmayacağı kanaati ile, bu miktardan sorumlu olduğuna dair önceki hükümdeki ifadeler çıkarılmış ve bu davalı yönünden de işletme yatırım bedeli talebinin (fazla talebin reddine) karar verilmiştir.<br>Mahkememizce verilen bu karar, Yargıtay 11.HD'nin 2023/5057 esas 2024/8087 karar sayılı ilamı ile \"Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı vekili, 27.04.2021 tarihli karar düzeltme dilekçesi ile somut uyuşmazlığa ilişkin Mahkemece verilen 30.04.2018 tarihli 2014/948 E., 2018/373 K. sayılı karar temyiz aşamasındayken müvekkili ile davalılar arasında 11.12.2018 tarihli sulh protokolü imzalandığını ileri sürerek Mahkemece bu protokole göre karar verilmesini istediği,  Dairemizin 22.03.2022 tarihli  2021/4367 E., 2022/2243 K. sayılı karar düzeltme ilamında, davacı tarafça sunulan protokolün Mahkemece değerlendirileceği gerekçesiyle davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddedildiği görülmüştür. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Davalılar vekili, davacının sunduğu protokolün cebri icra tehdidi altında imzalandığını, protokolün teknik anlamda sulh protokolü olmayıp, ödeme protokolü olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Söz konusu protokol içeriğine bakıldığında işbu somut dosyaya atıfta bulundukları ve sulh protokolü şeklinde hükümler yazıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf protokolün altındaki imzaları inkar etmediği gibi protokolün ikrah altında imzalanmak zorunda kalındığını savunmasını da ispatlayamamıştır. 11.12.2018 tarihli protokolün ihlali iddiasından kaynaklanan uyuşmalıklar ise ancak ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecektir. Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 314 üncü maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye değin sulh yapılabilir. Anılan Kanun'un 315 inci maddesinin birinci fıkrası \"...Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir...\" hükmünü düzenlemiştir. Bu durumda Mahkemece davacı tarafça ibraz edilen ve davalı tarafı da bağlayan 11.12.2018 tarihli sulh protokolü nazara alınarak karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçesiyle bozulmuş, Yargıtay 11.HD'nin 2025/826 esas 2025/1929 karar sayılı karar düzeltme ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir. <br>En son bozma ilamı sonrasında netice olarak mahkememizce yapılan değerlendirme;<br>Mahkememizin son kararını bozan Yargıtay 11.HD'nin 2023/5057 esas 2024/8087 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 314 üncü maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye değin sulh yapılabilir. Anılan Kanun'un 315 inci maddesinin birinci fıkrası \"...Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir...\" hükmünü düzenlemiştir. Bu durumda davalının sulh sözleşmesinin dikkate alınamayacağına yönelik beyanları ile davacı tarafın sulh sözleşmesine göre karar verilmesine yönelik talepleri, yine davacı tarafın protokol hükümlerinin davalı tarafça yerine getirildiğine dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce davacı tarafça ibraz edilen ve davalı tarafı da bağlayan 11.12.2018 tarihli sulh protokolü nazara alınarak karar vermek gerektiği kanaati ile, sulh  protokolü kapsamında HMK 315/1 maddesi uyarınca dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Taraflar 11/12/2018 tarihli sulh protokolü kapsamında sulh olduğundan, HMK 315/1 maddesi uyarınca dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL  karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan 15.076,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 14.460,80 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, <br>3-Tarafların düzenlediği 11/12/2018 tarihli sulh protokolü kapsamında mahkememizin 2014/948 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasında  verilen karardaki yargılama giderleri ve vekalet ücreti üzerinde de anlaşılıp sulhe dahil edilmiş olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücreti hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına,<br>4-Sulhten sonra yapılan yargılama giderlerinin tarafların üzerinde bırakılmasına, <br>5-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya  iadesine,<br>Dair, dava dosyasının daha önce Yargıtay denetiminden geçmiş olmasından dolayı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay Temyiz yolu açık olmak üzere  davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/06/2025<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>e-imzalıdır   <br>Üye ...<br>e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>e-imzalıdır  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ae2e7de4671e044","SID":"c05c75c506137639"}}