{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/2 <br>KARAR NO:2025/1057<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/10/2024<br>NUMARASI:2024/468 Esas -  2024/684 Karar<br>DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 28.05.2024 tarihinde yapılacak olağan genel kurul toplantısında azlık pay sahiplerinin finansal tabloların görüşülmesinin erteleme talebinde bulunmaları üzerine, ertelenen genel kurul toplantısının 05.07.2024 tarihinde yapıldığını, söz konusu toplantıda yönetim kurulu üyesi ...'nun bizzat hazır bulunmasına rağmen, tutanaktan anlaşılacağı üzere hemen her gündem maddesine muhalefet vermek üzere Av. ...'ya vekalet verdiğini ve adı geçen avukatın hemen her gündem maddesine ilişkin muhalefet beyanlarında bulunduğunu, gündemin 4. maddesinde yeni hesap döneminde görev yapacak yönetim kurulu üyeleri seçimi yapıldığını, şirket esas sözleşme hükümlerine göre B grubu pay sahiplerince aday gösterilen ... ile ...'nun yönetim kuruluna oy birliğiyle seçildiklerini, genel kurul kararlarının tescili için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapılan müracaatın uzun süre bekletildiğini, yönetim kurulu tescili yapılmadığı için şirketi temsile yetkili organ kalmadığını, bu nedenle şirket personel ücretlerini ve kredi taksitlerini ödeyemediğini, tedarikçilerine ödeme yapamadığını ve şirketin bir ay boyunca çok zor bir duruma düşürüldüğünü, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde şifahen yönetim kuruluna seçilen ...'nun noterden onaylı görev kabul yazısının temininin istenildiğini, adı geçen yönetim kurulu üyesinin ise böyle bir belgeyi vermekten imtina ettiğini, şirketin içinde bulunduğu zor durum nedeni ile 02.08.2024 tarihli yazı ile geçici tescil yapılması talebinde bulunmak zorunda kalındığını, bu yazı üzerine de itiraza konu geçici tescil yapıldığını, ... portalı üzerinden gönderilen elektronik postaya verilen ... kodlu 07.08.2024 tarihli yazıda; \"Yönetim Kurulu üyelerinin görev kabul beyanları istenilmekte olup, tescili talep edilen genel kurul tutanağında şahsen toplantıda hazır olduğu belirtilen ancak vekaleten oy kullanan ortağın yk üyesi seçilmesi nedeniyle ayrıca görev kabul beyanı vermemesi nedeni ile tereddüt yaşanmış olup, geçici tescil yapılmıştır\" şeklinde bir cevap verildiğini, TTK'nın 359. maddesi uyarınca gerçek bir kişinin yönetim kuruluna seçilmesi için tam ehliyetli olması haricinde herhangi bir şartın aranmamakta olduğunu,Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 69/1-h maddesi uyarınca pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanlarının bulunması gerektiğini, toplantı hazirun cetvelinden anlaşılacağı üzere ...'nun şirketin C grubu 1 adet payına sahip olduğunu, toplantıda bizzat bulunduğunu, B grubu pay sahiplerinin kendisini aday göstermesine itirazı olmadığını ve oy birliğiyle yönetim kurulu üyesi seçildiğini, ayrıca şirketin 2023 hesap döneminde de yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, dolayısıyla İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün tescil için herhangi bir tereddüt yaşaması ve ... isimli yönetim kurulu üyesi için görevi kabul ettiğine dair yazılı bir belge istenilmesinin yersiz ve dayanaksız olduğunu, kanun ve yönetmeliğin, yönetim kurulu üyesi olarak seçilen pay sahibinin toplantıda hazır bulunması veya hazır bulunmaması, vekaleten temsil edilmemesi gibi şartlar aramamakta olduğunu, yönetim kuruluna seçilen kişinin şirkette pay sahibi olmasının yeterli olduğunu, genel kurul toplantısına katılmasa dahi yönetim kuruluna seçilen pay sahibi olan kişiden görevi kabul ettiğine dair bir yazılı belge istenilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle şirketin 05.07.2024 tarihli ertelenmiş genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulu üyelerinin doğrudan tescili gerekirken yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak pay sahibi bulunan ...'ndan görevi kabul ettiğine dair yazılı beyanın bulunmaması nedeni ile yapılan geçici tescil işlemine itirazın kabulüne ve doğrudan tescil yapılmak üzere geçici tescil kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirerek ve sonuca bağladığını; yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, nitekim bu hususun, Türk Ticaret Kanunu'nun 32. maddesinde  ifade edildiğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili müvekkilinin tescil kararı vereceğini; aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, dava konusu yönetim kurulu seçimine ilişkin olarak seçilen yönetim kurulu üyelerinden ...'nun, görev kabul beyanı vermesi gerektiği halde ibraz etmediğinden ama kendisinin seçildiği genel kurulda seçimine ilişkin kararı vekaleten yetkilendirdiği kişi kabul ettiğinden, genel kurulun tescili bakımından başkaca bir eksiklik ve yine genel kurulun geçerliliğine halel getirecek bir husus da bulunmadığından, mevzuata uygun genel kurulun tescil işleminin, görev kabul beyanı eksikliğine rağmen ve bu nedenle  geçici olarak yapıldığını, genel kurulun seçimi kararları borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm doğurabilmesi için karşı tarafça kabulünün gerekmekte olduğunu, çünkü genel kurul kararları olağan, olağanüstü, olumlu ve olumsuz kararlar, talimat ve tavsiye kararları ile nihayet huzurdaki dava konusunda olduğu gibi seçim kararları olmak üzere muhtelif türlere ayrılmakta olduğunu, genel kurul kurulun seçime ilişkin kararı da borçlar hukuku anlamında öneri niteliğinde olduğundan, seçim kararının hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi için de karşı tarafça kabul edilmesinin gerekmekte olduğunu, gerçekten de şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki ilişkinin başlayabilmesi için, seçilen kişi tarafından şarta bağlanmaksızın açıkça bir kabul iradesinin var olmasının gerekli olduğunu, nitekim hukuki ve cezai sorumluluğu bulunan bir göreve kişinin iradesi hilafına seçilmesinin de mümkün olmaması gerektiğini, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 69/f.1.h maddesi ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 30/f.3 maddesi gereğince de, genel kurula katılmayan ortakların da görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyan sunması gerektiğinin düzenlendiğini, bazı özel  hallerde görev kabul beyanının, kişinin görevi kabul ettiğinin ispat aracı olarak müvekkili kurum tarafından aranmakta olduğunu, yönetim kurulu seçiminin yapıldığı genel kurula katılan pay sahiplerinin yönetim kuruluna seçilmeleri durumunda, kural olarak kendilerinden bu görevi kabul ettiklerine ilişkin bir belgenin, müvekkili kurum tarafından talep edilmemekte olduğunu, zira seçime ilişkin genel kurul tutanağını imzalamak suretiyle seçilen kişinin görevi kabul ettiğine dair iradesini ortaya koymuş olduğunun değerlendirilmekte olduğunu, bununla birlikte dava konusu genel kurulda, vekaleten toplantıya katıldığı için yönetim kurulu üyeliğine seçilen ...'nun, görev kabul beyanı anlamını taşıyacak şekilde tutanağı imzalayamadığını ve bu nedenle de müvekkili kurum tarafından aranan görev kabul beyanı yerine geçecek bir belge mahiyetinde olarak tutanak imzasının tescil evrakı ile sunulamadığını, ancak dava konusu genel kurulda seçilen yönetim kurulu üyelerinden ...'nun, genel kurulda vekaleten temsil etmesi için  yetki verdiği kişinin, kendisinin seçimine itiraz etmediği gibi kendisinin seçimi lehinde oy kullandığını, ayrıca genel kurulun mevzuata uygun yapıldığını ve genel kurul kararlarının tesciline  halel getirecek bir hukuka aykırılık da tespit edilmediğini, görev kabul beyanı evrakının, sonradan tamamlanabilecek ve kendisi tarafından verilmesi muhtemel bir evrak olduğu düşünülerek dava konusu tescil talebinin reddedilmediğini ve tescil başvurusu sırasında görev kabul beyanı ibraz edilmemiş olduğundan, anılan kişinin rızasının bulunup bulunmadığı noktasındaki tereddüt nedeniyle, mevzuata uygun olarak genel kurulun geçici olarak tescil edildiğini, ayrıca kural olarak davanın, hasımsız ya da menfaati olan ortak tarafından, şirkete karşı açılması gerektiğini, yani tereddüt hasıl olan hususun çözümüne müvekkili kurumun hiçbir şekilde taraf olmadığını, bu nedenle müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Feri müdahiller vekili beyan dilekçesi ile;davacı şirketyet kililerinin, 05.08.2024 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 28.05.2024 ve devamı niteliğindeki 05.07.2024 tarihli genel kurul kararlarını ve 01.08.2024 tarihli temsil-ilzama ilişkin 23 numaralı yönetim kurulu kararını geçici tescil kapsamında tescil ve aynı tarihli ve 11136 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiklerini, bu tescilin, hem dayanağı olan yönetim kurulu kararın yokluğu hem de geçici tescili düzenleyen TTK'nın 32. maddesi ve ilgili mevzuat hükmümlerine aykırı olması nedeniyle usulsüz olarak gerçekleştirildiğini ve terkininin gerektiğini, bu hukuka aykırı tescil işlemine karşı müdahiller tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/483 esas sayılı dosyasında geçici tecile itiraz ve terkini talebiyle 12.08.2024 tarihinde dava açılmış olduğunu, bu davanın huzurdaki davadan önce açıldığını,ayrıca hukuka aykırı 28.05.2024 tarihli genel kurul kararının iptali için ... Anonim Şirketi aleyhine Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2024/758 esas ve hukuka aykırı 05.07.2024 tarihli genel kurul kararının iptali için Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/208 esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını, davalı kurumun  “ ….görev kabul beyanı evrakının, sonradan tamamlanabilecek ve kendisi tarafından verilmesi muhtemel bir evrak olduğu düşünülerek dava konusu tescil talebi reddedilmemiş ve tescil başvurusu sırasında, görev kabul beyanı ibraz edilmemiş olduğundan anılan kişinin rızasının bulunup bulunmadığı noktasındaki tereddüt nedeniyle, Mevzuata uygun olarak, genel kurul geçici olarak tescil edilmiştir.” beyanının eksik ve yanıltıcı olduğunu, çünkü ...'nun Ticaret Sicil’e 05.08.2024 tarihinde dilekçe ibraz ederek, görev kabul evrakı imzalamadığını ve MERSİS’ten görev kabul onayı vermediğini açıkça belirterek tescilin yapılmaması gerektiğini belirttiğini, cevap dilekçesinde belge ve bilgiden hiç bahsedilmeksizin görev kabul evrakının sonradan tamamlanabileceğinden söz edilmesinin hilafı hakikat olduğunu, MERSİS üzerinden evrak onaylanıp barkot numarası alınmadan elden sunulan başvurunun tescil isteminin reddedilmesinin gerektiğini, olayda gerekli prosedürün uygulanmadığını, evraklara MERSİS üzerinden barkot numarası alınarak gönderilmediğini, aksine adeta arka kapıdan elden Ticaret Sicil Müdürlüğüne iletildiğini, tescil isteminin sırf bu nedenle reddedilmesi gerekirken, geçici kabule karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, bu haliyle davalı kurumun, kendi yayınladığı usul kurallarını ihlal ettiğini, genel kurul kararlarının tesciline ilişkin bir yönetim kurulu kararı olması gerektiğini, ancak bu yönde usulüne uygun alınmış bir kararın mevcut olmadığını, yetki kabulü yapmamış bir kişinin yönetim kurulu üyesi seçilmişçesine yönetim kurulu üyesi olarak tescil ve ilan olunduğunu, ...’nu temsil eden vekilin, yönetim kurulu üyeliğine yapılan atamayı kabule özel yetkisinin olmadığını, geçici tescili yapılan şirket genel kurul kararının batıl olduğuna ilişkin yeterli delil ve bilgi Ticaret Sicil Müdürülüğüne sunulmuş olduğundan, tescil talebinin resen reddedilmesi gerektiğini, şirketin temsil ve ilzamına ilişkin 1 Ağustos 2024 tarihli 23 numaralı yönetim kurulu kararının toplantı yapılmaksızın alınmış olduğunu ve yok hükmünde olduğunu, tüm bu nedenlerle dosyanın, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/483 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini veya bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 05.08.2024 tarihli ...Şirketinin geçici tesciline ilişkin kararının kaldırlarak geçici sicil kaydının silinmesini ve davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...6102 Sayılı TTK'nun 32/4. maddesinde belirtildiği gibi, çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunacaktır. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinecektir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılacaktır.Eldeki davada davacı tarafça, doğrudan geçici tescilin kaldırılarak kesin tescil yapılması talebiyle dava açılmış bulunmaktadır.Esasen öncelikle, geçici tescile neden olan tereddütün giderilmesi için dava açılması veya gerekli hukuki işlemlerin yapılması, bunun sonucuna göre de ticaret sicile tescil başvurusunda bulunulması gerekmektedir. Bu anlamda geçici tescilin kaldırılarak kesin tescile dönüştürülmesi talebiyle açılan davada davalı ticaret sicil müdürlüğünün pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 34. maddesi hükmü dikkate alındığında; ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının, geçici tescil kararını veren ticaret sicil müdürlüğüne husumetin yöneltilerek açılması gerektiğini, dava konusu somut olayda; ticaret sicil memurunun kararına itiraz davası, geçici tescil kararını veren ticaret sicil müdürlüğüne husumet yöneltilerek açıldığını, dolayısıyla açılan davada davalı ...'nün pasif husumet ehliyeti bulunduğunu, ilk derece mahkemesince; davanın esasına girilerek olumlu ya da olumsuz şekilde karar verilmesi gerekirken pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu somut olayda; Müvekkili Şirket'in Yönetim Kurulunda \"Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsil Edilmesi\" esasının belirlendiğini, bu hususun Esas Sözleşme'nin \"Yönetim Kurulu\" başlıklı 8. maddesinde açıkça hüküm altına alındığını, müvekkili Şirket'in 05/07/2024 tarihli ertelenen Genel Kurul Toplantısı'nda da kanuna ve esas sözleşmeye uygun şekilde Yönetim Kurulu üyeleri seçildiğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin ayrıca görevi kabul beyanı vermeleri gerektiği hususu gerek yasal mevzuatta ve gerekse de esas sözleşmede bulunmadığını, kaldı ki; Yönetim Kurulu üyesi seçilen ... Müvekkili Şirket'in 05/07/2024 tarihli ertelenen Genel Kurul Toplantısı'nda vekaleten temsil edilmiş olup vekaleten oy kullanan ... , ... ve ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine \"evet\" oyu, diğer üyelerin seçimine ise \"hayır\" oyu kullandığını, şirket esas sözleşmesi'nin \"vekil tayini\" başlıklı 15. maddesi kapsamı dikkate alındığında ...'nun, Genel Kurulun toplantısında kendisini diğer pay sahipleri arasından tayin ettiği vekil vasıtasıyla temsil ettirmesi usul, yasa ve esas sözleşmeye uygun olup vekilin ... ve ...'nun yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine ilişkin olarak \"evet\" oyu kullanması aynı zamanda \"Yönetim Kurulu Üyeliği Görevinin Kabul edilmesi\" anlamında olduğunu, İstinaf başvurularının kabulü ile; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle açılan davanın reddine dair verilen 03/10/2024 tarih 2024/468 Esas ve 2024/684 Karar sayılı ilamın kaldırılarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın esası hakkında talebimiz gibi davanın kabulüne,  İstinaf harç ve giderleri de dâhil olmak üzere tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, 05.07.2024 tarihli genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulu üyelerinin geçici tescil kararına itirazın kabulü ve doğrudan tescil yapılmak üzere geçici tescil kararının kaldırılması  istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı ve kesin tescil koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı şirketin 05.07.2024 tarihli genel kurul kararı davalı ticaret sicil müdürlüğü tarafından 05.08.2024 tarihinde geçici olarak tescil edilmiş ve 05.08.2024 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş olup, davacı tarafça, geçici tescil kararına yapılan itirazın kabulü ve kesin tescil yapılmak üzere geçici tescil kararının kaldırılmasına  karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 32/1. Maddesine göre, sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.Anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre ise, tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.TTK'nın 32/4. Maddesine göre ise çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34. Maddesine göre de tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise kararın şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı, tescil edilecek olguların gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığı, üçüncü kişilerde yanlış bir izlenim yaratacak nitelik taşıyıp taşımadığı ve kamu düzenine aykırı olup olmadığı ticaret sicil müdürlüğünce incelenecek hususlar arasındadır.Husumet tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Davanın sonucunda verilecek karar, kimin hakkını etkileyecekse husumetin o kişi ve kuruma yöneltilmesi gerekir.Somut olayda davalının yaptığı geçici tescil işlemine itiraz edilerek geçici tescilin  kesin tescile dönüştürülmesi talep edilmiş olup, davalının yaptığı işlemlere karşı dava açıldığından davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığına yönelik mahkeme kabulü yerinde değildir.Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 30/3.maddesinde \"Genel kurul toplantısında hazır bulunmayanların yönetim kurulu üyeliklerine seçilmesi halinde, bunların bu göreve aday olduklarını veya görevi kabul ettiklerini belirten yazılı beyanlarının bulunması şarttır\" düzenlemesi yer almakta olup, somut olayda davalı ticaret sicil müdürlüğünce ...'nun görev kabul beyanı ibraz edilmediği için 05.07.2024 tarihli genel kurulun tescil işlemi, geçici olarak yapılmıştır. ...'nun da yer aldığı feri müdahiller tarafından ikame edilen geçici tescil işlemine itiraz ve terkini istemli İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/483 esas sayılı dosyası derdest olup, istinafa konu eldeki davanın, geçici tescil edilen hususun kesin tescile dönüştürülmesi istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde ...'nun görev kabul evrakını imzalamadığı ve MERSİS’den görev kabul onayı vermediği anlaşılmakla kesin tescilin koşulları oluşmamıştır. Buna göre davacının geçici tescil işlemine itirazın ve doğrudan tescil yapılmak üzere geçici tescil kararının kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f6732c9a8eda785","SID":"c1f8b1a88d102fe3"}}