{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....-.....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/06/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas- ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: .....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: .....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 19/06/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 20/06/2025<br>  Taraflar arasında görülen davada  Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin Türkmenistan ülkesinde faaliyet gösteren ........ unvanlı şirketten 72.221,05 ABD doları karşılığında üre (karbamid) alımı konusunda anlaştığını ve yurt dışındaki satıcı firmaya gönderilmesi gereken  bedelin  66.021,05 ABD dolarının, satıcı işbu şirketin isteği ile müvekkili tarafından davalı şirkete ödenmesine rağmen yurt dışındaki şirketin satım konusu üre (karbamid) teslimini gerçekleştirmediğini, yapılan ödemeleri de iade etmediğini, bu konuda yapılan yazışmaların sonuçsuz kaldığını, yurt dışındaki satıcı şirketin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle, davalı şirketten ödemenin iadesi istenilmesine rağmen iade edilmediğini, bu nedenle davalı aleyhine takip başlatıldığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar  verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkiline  husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı firmanın, yapılamayan teslime ilişkin ödemeyi iade etme borcu kapsamında müvekkiline takip yapılmasının mümkün olmadığını zira müvekkil şirketin 3. kişi konumunda olduğunu, davacı şirketin ........ isimli firma ile ticari ilişkileri sonucu bildirmiş olduğu hesaba ödeme yaptığını, bu ödemenin havale edenin talimatıyla doğrudan bir havale olduğunu, havale alıcısının müvekkiline alacağını tahsil yetkisi verdiğini ve bu yetkinin geri alınmasının mümkün olmadığını savunarak,  davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"..İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; <br>Dava, \"itirazın iptali\" davasıdır.<br>6098 s. TBK'nin 555. maddesine göre, \"Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.\"<br>6098 s. TBK'nin 557/1. maddesine göre de, \"Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez.\"<br>6098 s. TBK'nin 559/1-2. maddesine göre ise, \"Havale eden, havale alıcısına verdiği yetkiyi her zaman geri alabilir. Ancak, havale alıcısının yararına, özellikle onun alacağını elde etmesi amacıyla verdiği yetkiyi geri alamaz. <br>Havale ödeyicisi, havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale eden, ona verdiği yetkiyi geri alabilir.\"<br>Somut olayda ; Davacı şirket tarafından, dava dışı 3. kişi ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle, 3. kişiye yapılması gereken ödemenin, 3. kişinin isteği ile davalıya yapılması ve 3. kişinin de edimlerini kendilerine karşı yerine getirmemesi üzerine, davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin davalıdan geri alınması istenilmektedir.<br>Davacı ile davalı arasındaki ilişki havale ilişkisi olup, dava dışı mal satan kişi havaleci (havale eden), davacı havale ödeyicisi ve davalı ise havale alan durumundadır. <br>Konya BAM 6. HD.'nin kaldırma kararı öncesi verilen önceki kararımızda da açıklandığı üzere;<br>Davalı taraf, hukuki yarar ve pasif husumet yokluğu itirazında bulunmuş ise de; davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunuğu ve dava konusu ödemenin davalıya yapılmış olması karşısında davalının pasif husumet sıfatının da bulunduğu görülmüş, davalı tarafın aksi yöndeki savunmaları kabul edilmemiştir.<br>Davacı tarafından davalıya, dava dışı 3. kişinin isteği ile havale yapıldığı sabittir.  Her ne kadar davacı tarafından, davalı havale alıcısına yapılan ödemenin iadesi istenilmiş ise de; davacı havale ödeyicisinin, bu havaleyi (ödemeyi) kabul etmesi ve davalı havale alıcısına ödemeyi yapması karşısında, 6098 s. TBK'nin 559 ve 557. maddeleri gereğince, davacının davalıya yaptığı ödemeleri geri isteyemeyeceği ve özellikle havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan (ürün/emtia tesliminin yapılmamış olması gibi) savunmaları davalıya karşı ileri süremeyeceği kabul edilmiştir. <br>Konya BAM 6. HD.'nin kararı gereğince tercümesi yaptırılan belgelerin içeriği de Mahkememizin kanaatini değiştirecek nitelikte görülmemiş, yukarıda yazılı yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere dava dışı ........'un havale eden sıfatıyla havale alıcısı olan davalıya verdiği yetkiyi yasal çerçevede her zaman geri alabileceği ve hatta 26/07/2022 tarihli yazısı ile  bu yetkiyi davalıdan geri aldığı belirlenmiştir. <br>Havale ödeyicisi sıfatına sahip olan davacının, 6098 s. TBK'nin 557 maddesi gereğince ancak davalı havale alan ile kendi aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilecek ve dava dışı havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremeyecek olması nedeniyle, davacının davalıdan ödenen bedelin iadesinin isteme şartlarının oluşmadığı sonucuna varılarak, davacının davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Davalı tarafından fer'i nitelikte tazminat talep edilmiş ise de; davacının takibi haksız olmakla birlikte, takibin kötüniyetli olarak yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediğinden ve iyiniyet karine olarak mevcut olduğundan, davalı tarafın 2004 s. İİK'nin 67/2. maddesi gereğince şartları oluşmayan fer'i nitelikteki tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiş...\" gerekçesiyle,  davacının davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine, davalının fer'i nitelikteki tazminat talebinin de  reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, Türk Borçlar Kanunu’nun 555/1 maddesine göre, havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse ifa ile yükümlü olduğunu ve ona karşı ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebileceğini, havale eden ile arasındaki ilişkiyi savunma olarak ileri süremeyeceğini ancak, müvekkilinin  ödemeyi havale amacıyla değil, dava dışı firma ile olan ticari ilişkisi nedeniyle  dava dışı firmanın talimatıyla yaptığını, müvekkili ile dava dışı firma arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, bu kapsamda 30/04/2022 tarihli sözleşme akdedildiğini ve dava dışı  firma tarafından müvekkiline 13/06/2022 tarihli fatura gönderildiğini, davalı tarafa yapılan ödemelerin açıklama kısmında 13/06/2022 ve ........ numaralı faturaya istinaden yapıldığının görüleceğini, müvekkilinin davalıya yaptığı ödemeyi dava dışı firmanın davalıya olan borcundan haberdar olmaksızın yine dava dışı şirketin talimatıyla yaptığını, bu kapsamda müvekkilinin taraflar arasındaki ilişkiden haberdar olmaksızın yaptığı ödemede havale ilişkisini çekince belirtmeksizin yapmış olduğunun kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin ödemeyi kendi borcuna istinaden yaptığını ve ödemenin açıklama kısmında da bu hususu belirttiğini, davalının , dava dışı firma ile ticari ilişkisinin olduğu ve ödeme yapıldığını ileri sürmüş ise de,  sunulan belgeler incelendiğinde davalının dava dışı firma ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığının dahi belirli olmadığını, davalı tarafından sunulan belgelerde, davalının farklı bir firma ile ticari ilişkisinin bulunduğu, davalının tamamen farklı bir firmadan olan alacağı için söz konusu ödemeyi mahsup ettiği, dolayısıyla müvekkilinden aldığı ödemeyi iade etmekten kaçınmasının haksız olduğunu, mahkemece taraflarınca sunulan deliller değerlendirilmediği gibi, ticari defter ve belgelerin incelenmesi için bilirkişi raporu alınmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ... E-... K. Sayılı ilamı ile ''....Mahkemece yapılan yargılama sırasında yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, kısa kararda kötüniyet tazminatı talebine ilişkin hüküm kurulmamasına rağmen gerekçeli kararda ve hüküm fıkrasında kötüniyet tazminatı yönünden değerlendirme yapılıp hüküm kurulması, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye sebebiyet  verdiği ve  HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğundan yerinde görülmemiştir. <br> İşin esasının incelenmesi halinde ise; 6098 sayılı TBK'nın 555. maddesinde ''Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.'' hükmü,<br>TBK'nın  556. maddesinde '' Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa, bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer. <br>    Havaleyi kabul etmiş olan havale alıcısı, havale ödeyicisine başvurarak havalede belirlenen süre içinde alacağını elde edememişse, bu alacağı, havale edene karşı yeniden ileri sürebilir.<br>    Alacaklı olan havale alıcısı, havaleyi kabul etmek istemezse, durumu borçlu olan havale edene gecikmeksizin bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğan zararı gidermekle yükümlü olur.'' hükmü, <br>Aynı Yasa'nın 557. maddesinde '' Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez. <br>    Havale ödeyicisi, havale edene borçlu ise, borcu havale alıcısına ifa etmesi, havale edene yapacağı ifaya oranla daha fazla yük getirmiyorsa, borcu havale alıcısına ifa etmekle yükümlüdür. Bu durumda, havale eden ile aralarında aksi kararlaştırılmamışsa havale ödeyicisinin, ifadan önce havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına açıklamasına gerek yoktur. '' hükmü, <br>Yine TBK'nın 559. maddesinde de ''Havale eden, havale alıcısına verdiği yetkiyi her zaman geri alabilir. Ancak, havale alıcısının yararına, özellikle onun alacağını elde etmesi amacıyla verdiği yetkiyi geri alamaz. <br>    Havale ödeyicisi, havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale eden, ona verdiği yetkiyi geri alabilir. <br>Havale edenin iflası hâlinde, henüz kabul edilmemiş olan havale kendiliğinden sona erer.'' hükümleri yer almaktadır.<br>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, Öncelikle, davacı tarafça delillerinin toplanılmadığı ve mahkemece eksik inceleme yapıldığı iddia edilmiş olmakla yapılan incelemede, 26.9.2022 tarihli tensip zaptı ile taraflara delillerini ibraz etmek üzere tensip zaptının tebliği tarihinden itibaren 2 hafta süre verilmesine karar verildiği tensip zaptının davacı vekiline 02.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği, <br>24.11.2022 tarihli ön inceleme tensip tutanağının 30.11.2022 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği ve tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde delillerin ibraz edilmesinin ihtar edildiği, davacı tarafça 14.12.2022 tarihli delil listesi ibraz edildiği, <br>Ön inceleme celsesinin 10.05.2023 tarihinde yapıldığı, anılan celsede, 4 nolu ara kararla ''Davalının dava dışı  ........ unvanlı firmadan alacaklı olup olmadığı, bu dava içesinde davacı ile davalı arasında ihtilaflı olmadığından, davalı tarafın ticari defterlerinde dava dışı bu şirketten alacaklı olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına usul ekonomisi gereğince yer olmadığına'',<br>5 nolu ara kararla ''Davacı vekiline dosyaya sunmuş oldukları yabancı dildeki belgelerin tercümesini herhangi bir yeminli tercüme bürosuna yaptırarak tercümelerini dosyamıza sunmaları ve isterlerse tercüme masraflarına ilişkin belgelerin yargılama gideri olarak dosyamıza ibraz etmeleri için 1 ay süre verilmesine,''<br>9 nolu ara kararla ''Davacı vekiline isterlerse tanık listesi sunmaları ve her bir tanıklarının hangi konuda dinletmek istediklerini ayrıntılı olarak bildirmeleri için 1 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde tanık dinletmekten vazgeçilmiş sayılacağının kendilerine ihtarına (ihtarat yapıldı)'' karar verildiği,<br>Davacı vekili karar celsesinde '' Bizim tanığımız ........ olup, sunmuş olduğumuz delil listesinin 2. maddesinde bahsedilen mail yazışmaları davalı şirket çalışanı ........ ile yapılmıştır. Bu yazışmalar konusunda kendisinin tanık olarak dinlenilmesini isteriz. Ancak kendisinin ayrıntılı kimlik bilgisine ulaşamadık. Ayrıntılı kimlik bilgisinin davalı şirketten tespit edilerek bu şahsın yazışma içeriği konusunda dinlenilmesini istiyoruz. Bu yazışma davacı şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu yurtdışındaki ........ şirketi ile davalı şirket arasında yapılan mail yazışması olup yurtdışındaki bu şirket davalı şirkete mail göndererek davacı müvekkil şirkete olan yükümlülüklerini yerine getiremediklerinden davacı şirketin davalı şirkete yaptığı ödemenin davacı şirkete iadesi isteğini içermektedir. Tercümesi istenilen yabancı dildeki belgeler Rusça, Türmenistan Türkçesi ve İngilizce dillerine aittir. Yeni tercümana verebildik. Bu tercümesini sunmak istediğimiz belgelerde 3 husus vardır. Bunlardan bir tanesi Türmenistan şirketi ile davacı şirket arasındaki sözleşme, diğeri az önce bahsettiğimiz davalı şirket çalışanı ........'e hitaben gönderilen mail, üçüncüsü de yurtdışındaki şirketin kendilerine yapılacak ödemeyi davalı şirkete yapılması isteğini içeren yazışmalardır. Tercümeler yapıldığında bu hususlar ortaya çıkacaktır'' şeklinde,<br>Davalı vekilinin  ''Karşı tarafın geçen celse verilen kesin süre içerisinde tanık listesi sunmaması nedeniyle tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmesini isteriz. Karşı tarafın beyanlarındaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz'' şeklinde beyanda bulunduğu,<br>Mahkemece de ''Davacı tarafın geçen celse kesin süre içerisinde adres olmasa dahi isim bildirilmek suretiyle tanık listesi ibraz etmemesi ve ayrıca davacı tarafın dinletmek istediği tanığın dinlenmesinin esasa etkili görülmemesi nedeniyle davacı tarafın tanık dinletme talebinin reddine'',<br>''Davacı tarafın tercümelerini sunmak istediği belgelerin içeriğini açıklaması ve bu içeriklerin tercümesinin beklenilmesinin esasa etkili görülmemesi, yaklaşık 4 aylık süreç içerisinde bu tercümelerin de sunulmamış olması nedeniyle davacı tarafa tercüme sunması için yeniden süre verilmesine yer olmadığına karar verildi'' şeklinde kurulan ara kararlar sonrası davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Ancak, mahkemece davacı tarafa, yabancı dildeki delillerin tercümesi için gerekli gider de belirtilmek sureti ile ihtarlı ara karar kurularak delillerin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılması...''  gerekçesiyle, kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dairemiz kaldırma kararı sonrası, davacı tarafından sunulan evrakların tercümesi hususunda bilirkişi raporu alınmış  ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Somut olayda, davacı tarafça, dava dışı şirket ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ürün satın alındığı, satım bedelinin takip ve dava konusu miktarının, dava dışı şirketin talebi üzerine davalı şirketin hesabına yatırıldığı, dava dışı şirket tarafından ürün teslimi yapılmadığından davalıdan yatırılan bedelin iadesinin talep edildiği ancak, davalı tarafından iade edilmemesi nedeniyle aleyhine takip başlatıldığı iddia edilmiş, davalı tarafından ise, dava dışı şirket ile aralarındaki hukuki ilişki nedeniyle dava dışı şirketten alacaklı oldukları ve dava dışı şirketin alacağını davacı şirket aracılığıyla ödediği, davacının yatırılan paranın iadesini isteyemeyeceği savunulmuştur.<br> 6098 sayılı TBK'nın 555. maddesinde ''Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.'' hükmü düzenlenmiştir. <br>TBK'nın  556. maddesinde '' Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa, bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer. <br>    Havaleyi kabul etmiş olan havale alıcısı, havale ödeyicisine başvurarak havalede belirlenen süre içinde alacağını elde edememişse, bu alacağı, havale edene karşı yeniden ileri sürebilir.<br>    Alacaklı olan havale alıcısı, havaleyi kabul etmek istemezse, durumu borçlu olan havale edene gecikmeksizin bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğan zararı gidermekle yükümlü olur.'' hükmü yer almaktadır. <br>Aynı Yasa'nın 557. maddesinde '' Havale ödeyicisi, çekince belirtmeksizin havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına bildirirse, ifa ile yükümlü olur ve ona karşı, ancak aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden doğan savunmaları ileri sürebilir; havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden doğan savunmaları ileri süremez. <br>    Havale ödeyicisi, havale edene borçlu ise, borcu havale alıcısına ifa etmesi, havale edene yapacağı ifaya oranla daha fazla yük getirmiyorsa, borcu havale alıcısına ifa etmekle yükümlüdür. Bu durumda, havale eden ile aralarında aksi kararlaştırılmamışsa havale ödeyicisinin, ifadan önce havaleyi kabul ettiğini havale alıcısına açıklamasına gerek yoktur. '' düzenlemesi bulunmaktadır. <br>Yine TBK'nın 559. maddesinde de ''Havale eden, havale alıcısına verdiği yetkiyi her zaman geri alabilir. Ancak, havale alıcısının yararına, özellikle onun alacağını elde etmesi amacıyla verdiği yetkiyi geri alamaz. <br>    Havale ödeyicisi, havale alıcısına havaleyi kabul ettiğini açıklamadığı sürece havale eden, ona verdiği yetkiyi geri alabilir. <br>Havale edenin iflası hâlinde, henüz kabul edilmemiş olan havale kendiliğinden sona erer.'' hükümleri yer almaktadır.<br>Yargıtay 11. HD'nin  2015/5736 E-12572 K. sayılı ilamında da belirtildiği  üzere,  TBK'nın 559. maddesi uyarınca davacının tek taraflı olarak havaleden rücu imkanı bulunmamaktadır. <br>Bu durum karşısında, taraf iddia ve savunmaları, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davacı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,  <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  19/06/2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br><br>.....<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29f302704901d1fc","SID":"67f3194b3f6b36e8"}}