{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....-.....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/06/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas - ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: .....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/07/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 09/07/2025<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 27/06/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin enerji sektörü ve enerji sektöründeki ürünlerin ticareti ile uğraştığını, davalı tarafından verilen farklı tiplerde tüp siparişi ve bu siparişlerin depozito ücretleri hususunda müvekkili şirketin alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin 31.07.2023 tarihli, 66.548,16 TL bedelli fatura düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine Konya.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini, söz konusu fatura içeriğinin bir kısmının müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmakla birlikte bir kısmının da müvekkili şirketin ........ A.Ş. firmasının bölge yetkilisi olan ........ Tic. Ltd. Şti.'nden devraldığı bölge bayiliği sebebiyle devralınan cari bakiyelerden kaynaklandığını, bu devir işlemine ilişkin müvekkili şirket ile ........ şirketi arasında yapılan 20.11.2022 tarihli müşteri cari bakiye devir teslim tutanağında davalının önceki döneme ait kalan borçlarının gözüktüğünü, davalının hem müvekkilli şirkete hem de devir öncesi ........ şirketi ile bir ticari ilişkisi olduğunun görüleceğini, ayrıca davalının müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaya ilişkin TTK md. 21/2 gereğince süresinde bir itirazının bulunmadığını, bu nedenle fatura alacağı kabul edilmiş sayılacağını beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketle yaptığı tüm alım satımlardan kaynaklanan ödemeleri tam ve zamanında yerine getirdiğini, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının, müvekkilinin kendisi ile ticaretini bitirmesi üzerine haksız kazanç elde etme gayesiyle icra takibi başlattığını, faturadaki ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini, bu hususta da herhangi bir teslim tutanağı ya da irsaliye de bulunmadığını, müvekkilinin ........  Tic. Ltd. Şti.'ne karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu hususun müvekkilinin ticari defterleriyle ödeme dekontlarında da görüleceğini, müvekkilinin faturaya süresi içerisinde itiraz ettiğini ancak davacının tarafın kötüniyetli olarak fatura itiraz sistemi üzerinden bu itirazı almadığını, davacının kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek davanın reddi ile davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da  ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.<br>\tTek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022  gün ve 2021/(19)11-990 E 2022/1568 K sayılı ilamı) <br>\tKarinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/(19)11-926 E 2021/177 K sayılı ilamı) <br>\t6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>\t6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.<br>\tDavacı vekili, 07/03/2024 tarihli tavzih dilekçesi ile davaya ve takibe konu faturanın 56.400,00 TL'lik kısmının dava dışı ........ ... Ltd. Şti.'den temlik alınan alacağa, bakiye 10.148,16 TL'lik kısmının ise mal satışına dayalı olduğunu belirtmiştir.<br>\tDavacının alacağın temlikine dayalı olarak alacak isteminde bulunabilmesi için temlik edilen alacağın gerçek bir alacak olması gerekir. Temlik edilen alacağın gerçek bir alacak olmadığı durumlarda temlik sözleşmesi üçüncü kişiye karşı temlik alana hak bahşetmez. Dolayısıyla davacının temlik edenin davalıdan 56.400,00 TL tutarında alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir. Temlik edenin davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti amacıyla temlik eden ticari defterlerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiş ise de ihtarname tebliğine rağmen defter ibraz edilmediğinden bu konuda inceleme yaptırılamamıştır. <br>\tTarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 18/04/2024 tarihli bilirkişi raporu ile takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, yine davalının dava dışı temlik edene borçlu olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir.<br>\tTakibe konu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmaması karşısında davacının fatura nedeniyle alacaklı olduğu iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davacı bu yönde yazılı bir delil ibraz etmediği gibi davalı tarafa yemin teklifinde de bulunmamıştır. Dolayısıyla davacının faturaya konu hizmetin davalıya sunulduğunu usulünce ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tDavanın reddine karar verilmesi karşısında takibe itirazın haksız olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın varlığının ispatlanamaması tek başına kötüniyet göstergesi olamayacağından davalının tazminat isteminin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın reddine ve tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme içeren bilirkişi raporunun terditli incelemelerinden ve müvekkili şirketin aleyhine olan kısımlarının hükme esas alındığını, faturanın, müvekkil şirketin cari hesap özetleri ve hesap dökümleri incelendiğinde davalının itirazının aksine müvekkili şirketten aldığı ürünler karşılığında ödenmemiş borçları bulunduğununu gösterdiğini, davalının müvekkili şirketten sürekli ticari anlamda ürün satın aldığını, bilirkişi raporunda da görüleceği üzere bu faturalardan sonuncusu olan dava konusu takibe dayanak edilen faturanın temel fatura özelliğine haiz olduğunu ve açık fatura niteliğinde düzenlendiğinin tespit edildiğini, temel faturanın ihtirazi kayıtla reddedilemeyeceğini, bu nedenle usulüne uygun olarak düzenlenen dava konusu faturanın müvekkili şirket yönünden alacak olarak kabul edildiği bilirkişi görüşüne itibar edilmesi gerektiğini, temel faturanın red veya iptal imkanının bulunmadığını, sadece iade fatura düzenlenmesi yoluyla kayıtlara girmeyeceğini ve davalı tarafından iade faturasının da düzenlenmediği belirtildiği için davalının ticari defterinde kayıtlı olmaması hususu dikkate alınmadan dava konusu fatura yönünden borçlu olduğunun kabulünün gerektiğini, mahkemece bu hususların dikkate alınmadığını, fatura içeriğinin bir kısmı müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmakla birlikte bir kısmının da müvekkili şirketin ........ A.Ş. firmasının bölge yetkilisi olan ........  Tic. Ltd. Şti.'nden devraldığı bölge bayiliği sebebiyle devralınan cari bakiyelerden kaynaklandığını, bu devir işlemine ilişkin müvekkili şirket ile ........ şirketi arasında yapılan 20.11.2022 tarihli müşteri cari bakiye devir teslim tutanağında davalının önceki döneme ait borçlarının gözüktüğünü, davalının hem müvekkili şirkete hem de devir öncesi ........ şirketi ile bir ticari ilişkisi olduğunun görüldüğünü, bunun yanında dava dışı ........ Ltd. Şti. ile müvekkil şirket arasında cari bakiye devirlerinin kabul edildiğini ve bu hususta taraflar arasında 20.11.2022 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme kapsamında dava dışı şirketin davalı adına borç olarak devrettiği 18.456,50 TL devir bakiyesinin açık şekilde görüldüğünü, mahkemece bilirkişi raporunda bu kayıtların ticari defterde bulunmaması sebebine dayanarak taraflar arasındaki borçtan mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defterinde olmayan ödeme kayıtlarının kendi lehlerine değerlendirildiğini ve borç ödemesi olarak sayıldığını, müvekkili şirketin ticari defterlerinin lehine delil olma özelliğinin dikkate alınmadığını, davalı tarafa ait defterlere ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde, dava dışı ........ Ltd. Şti.'ne yapılan ödemelere ilişkin dekontu bulunmayan ancak ticari defterlere ödeme olarak geçen ödeme kayıtlarının raporda hatalı bir şekilde davalının borcundan mahsup edildiğini, ödeme dekontlarına ilişkin defter kaydı bulunmadığı gibi banka kayıtlarının da bulunmadığını, bu bedellerin davalıya iade edilme ihtimali bulunduğu gibi bizzat davalı tarafından ödeme sonrası iptal edilme ihtimalinin de bulunduğunu, bu şekilde ihtimale dayalı bir duruma haiz olan ve defter kayıtlarında bulunmayan ödemelerin taraflar arasındaki hesaptan mahsup edilmesinin uygun olmadığını, kaldı ki davalının defterinde taraflar arasında alacak verecek olmadığı kaydın bulunduğunu, bilirkişi raporunda dava dışı ........ şirketine davalı tarafından gönderilen 14.930,00 TL'nin iadesine yönelik hatalı değerlendirme yapıldığını, mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, davalının müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaya süresi içerisinde itiraz etmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Somut olayda davacı tarafından davalı adına düzenlenen 31/07/2023 tarihli 66.548,16 TL tutarlı faturaya dayalı olarak 66.548,16 TL fatura bedeli, 621,27 TL de işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.169,43 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, söz konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının faturanın 56.400,00 TL'lik kısmının temlik aldığı alacak, 10.148,16 TL'lik kısmının da kendi tarafından davalıya yapılan satışa ilişkin olduğunu beyan ettiği, davacı tarafından sunulan 20/11/2022 tarihli temlik belgesinde, dava dışı ........  ...Ltd.Şti.'nin ........'ye davalıdan olan 18.456,50 TL tutarındaki alacağını temlik ettiğinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. <br>\tİtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olup, davacı şirket  31/07/2023 tarihli 66.548,16 TL tutarlı faturaya dayalı olarak icra takibi başlatmıştır. Takibe konu fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı için davacının faturaya konu malların teslimini yazılı delillerle ispat etmesi gerekmekte olup, davacı bu yönde yazılı bir delil sunmamış, mahkemece hatırlatılmasına rağmen karşı tarafa yemin teklifinde de bulunmamıştır. Davacı faturadaki 56.400,00 TL'lik kısmın temlik aldığı alacak olduğunu beyan etmiş ise de kendi sunduğu temlik belgesine göre temlik alan davacı şirket olmayıp ........'dir. Ayrıca ........'nin temlik aldığı tutar da 18.456,50 TL olarak yazmaktadır.                   <br>\tBu sebeplerle davacı davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/07/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br><br><br>   \t  Başkan ...                    Üye ...   \t                  Üye ...   \t               Katip ...<br>         e-imzalıdır                       e-imzalıdır                       e-imzalıdır                     e-imzalıdır<br><br><br> <br><br>.....<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e6b001d2a1f134a6","SID":"29117b469ea8e9ea"}}