{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3.HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1399 <br>KARAR NO\t: 2025/616<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/05/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/304 Esas,  2023/490 Karar<br>DAVA\t: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>Taraflar arasında görülen trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 17.09.... tarihinde...-Erzurum ... karayolunda ...plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kazada, davalının sigortalısı olan ve asli kusurlu olduğu tespit edilen ...plakalı araçta bulunan müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'ın yaralandıklarını, söz konusu olayın ardından... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından .../... soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturmada davalının sigortalısı olan ...plaka sayılı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kaza neticesinde müvekkillerden ...'ın Erzurum ... hastanesine; ..., ..., ...'ın ise Erzurum ... Hastanesine sevk edildiklerini ve yatarak tedavileri gördüklerini, müvekkillerinin tamamının ikametgâhı... ilçesi ... Mahallesi(Köyü) olduğundan taburcu olduktan sonra da tedavilerini devam ettirebilmek için uzunca bir süre Erzurum iline sık sık gidip geldiklerini, özellikle küçük ... henüz 10 günlük yeni doğan olduğundan kafatasındaki kırık nedeniyle 40-50 gün hastane yoğun bakımında yatırılmak zorunda kalındığını, yine ... 30, ... 7, ...'ın da yaklaşık 7 gün hastanede yatmak zorunda kaldığını, ...'ın inşaat ustası olduğunu, ... ve...’nın yüzlerindeki yara izlerinin kalıcı düzeyde olduğunu, bu bakımdan gerek müvekkillerinin söz konusu kaza nedeniyle iş ve güçten yoksun kalmış olmaları nedeniyle, gerek maluliyetleri nedeniyle gerekse maluliyetleri ya da yüzlerindeki kaza kaynaklı kalıcı izler giderilebilecek durumda ise bunun tedavisi için müvekkiller lehine maddi tazminat talep etme zorunluluğunun doğduğunu, asli kusurlu sürücünün kullanmakta olduğu ... plaka numaralı aracın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Zorunlu Trafik Sigortası ile sigortalandığını, söz konusu kaza nedeniyle ... Sigorta A.Ş.’ye başvuru yaptıklarını, kaza neticesinde ... haricindeki diğer tüm müvekkillerinin ağır bir biçimde yaralandıklarını ve neticede bir dizi operasyon geçirdiklerini ancak eski sağlıklarına tam olarak kavuşamadıklarını, vücutlarının farklı bölgelerinde kırıklar, yüzlerinde sabit izler, iç organlarda kalıcı hasarlar meydana geldiğini, bazı uzuvlarının iş göremez hale, bazıları ise aynı işi yapabilmek için çok daha fazla efor sarf etme ihtiyacını duyar hale geldiğini, davalı sigorta şirketine yönelik tazminat taleplerinin sadece maddi tazminata ilişkin olduğunu ve bu taleplerinin sigorta şirketinin teminat limiti ile sınırlı olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın kabulü ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. için olay tarihi olan 17.09.... tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkillere verilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili 07/02/2023 tarihli dava değerini artırım dilekçesi ile; 1.000,00 TL üzerinden açtıkları davalarını ... bakımından 1.603,12 TL geçici iş göremezlik, 139.707,37 TL sürekli iş gücü kaybı olmak üzere toplamda 141.310,49 TL'ye, ... bakımından 2.418,18 TL geçici iş göremezlik, 174.296,68 TL sürekli iş gücü kaybı olmak üzere toplamda 176.714,86 TL'ye, ... bakımından 360.000,00 TL'ye, ... bakımından 139.890,35 TL olmak üzere toplam da 817.915,30 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili sigorta şirketin ikametgahının... olduğunu ve bu nedenle görevli mahkemenin... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görevsizlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ayrıca dosyanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin poliçeye göre sakatlanma ve yaralanma halinde sorumluluğunun 360.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ayrıca aracın kaza anında sürücüsünün poliçede adı geçen ... olmaması halinde poliçe şartlarının geçerli olmayacağını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"...Somut olayda davacıların içinde yolcu olarak bulundukları ...plaka sayılı aracın 17/09/... tarihinde trafik kazasına karıştığı ve davacıların yaralandığı, davalı sigorta şirketinin ise kazaya karışan aracın ZMMS sigortacısı olduğu anlaşılmaktadır. Kaza sonrasında davacılar tarafından davalı sigorta şirketine 19/10/... tarihinde  başvuru yapılmış olup; açılan hasar dosyası sonrasında davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Meydana gelen kazada tarafların kusur durumlarının tespiti amacıyla dosya ATK'ya tevdi edilmiş olup; sunulan raporda davacıların içinde yolcu olarak bulundukları araç sürücüsünün nizamlara aykırı şerit ihlali yapar vaziyette seyredip karşı yön bölümde seyir eden diğer araç ile çarpışması nedeniyle %100 oranda kusurlu olduğu belirtilmiştir. <br>Davacılarda oluşan maluliyetin belirlenmesi amacıyla dosya Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmiş olup, düzenlenen raporda kaza tarihinde yürürlükte olan özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurul raporları hakkında da yönetmelik hükümlerine göre davacı  ...'da %2 oranında sürekli maluliyetin oluştuğu, 14 gün süre ile geçici iş göremezliğin meydana geldiği, davacı  ...'da %5 oranında sürekli maluliyetin oluştuğu, 50 gün süre ile geçici iş göremezliğin meydana geldiği,  davacı  ...'da %3 oranında sürekli maluliyetin oluştuğu, 50 gün süre ile geçici iş göremezliğin meydana geldiği, davacı ...'da ise %8 oranında sürekli maluliyetin oluştuğu, 30 gün süre ile geçici iş göremezliğin meydana geldiği belirtilmiştir. Davacılarda oluşan bu maluliyet oranlarına göre talep edebileceği tazminat tutarının belirlenmesi amacı ile dosya aktüer hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor alınmıştır. Davacı dava dilekçesinde davacılardan ...'ın inşaat ustası olduğunu belirterek aylık ortalama gelirinin tespit edilmesini talep etmiştir. Maluliyete uğrayan kişinin gelirini ispat etme yükümlülüğü kendi üzerinde olup; buna göre davacı ... gelirini belirleyen herhangi bir belge sunmadığından bu davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabul edilmiştir. Yine davacı küçükler ... ve ...'ın yaşları itibariyle gelir elde edecek dönemde bulunmadıkları, diğer davacı ...'ın ise ev hanımı olduğu anlaşılmakla bu davacılarında asgari ücret düzeyinde gelirleri bulunduğu kabul edilmiştir. <br>Davacılarda oluşan maluliyet oranları ve asgari ücret düzeyinde gelir elde ettikleri kabul edilerek TRH2010 yaşam tablosu esaslarına göre hesaplama yapıldığında; davacı ...'ın 1.603,12 TL geçici iş göremezlik zararı, 139.707,37 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 141.310,49 TL zararının bulunduğu, davacı ...'ın 2.418,18 TL geçici iş göremezlik zararı, 174.296,68 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 176.714,86 TL zararının bulunduğu, davacı ...'ın 383.412,81 TL sürekli iş göremezlik zararının oluştuğu, bu davacının 18 yaşından küçük ve fiili kazanç kaybının olmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararının oluşmadığı, yine davacı ...  ...'ın 139.890,35 TL sürekli iş göremezlik zararının oluştuğu, bu davacının da 18 yaşından küçük ve fiili kazanç kaybının olmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararının oluşmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu teminat limiti kişi başı sakatlanma ve ölüm için 360.000,00 TL olup kaza başı toplam limiti ise 1.800.000,00 TL'dir. Davalı sigorta şirketi yukarıda belirtilen yasa maddesi hükümleri gereğince poliçede belirtilen bu limitler kapsamında sorumlu olacaktır. <br>Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 09/02/2023 havale tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değeri ... yönünden 141.310,49 TL'ye, ... yönünden 176.714,86 TL'ye, ... bakımından poliçe limiti kapsamında 360.000,00 TL'ye, ... yönünden ise 139.890,35 TL'ye çıkardığını beyan etmiştir. Davacılarda oluşan toplam zarardan davalı sigorta şirketi yukarıda belirtilen yasa maddesi uyarınca sorumlu olduğundan,  \"  gerekçesiyle \"  Davanın KABÜLÜ İLE,1-141.310,49 TL miktarında maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 01/11/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,2-176.714,86 TL miktarında maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 01/11/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine,3-360.000,00 TL miktarında maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 01/11/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a velayeten ... ve ...'a verilmesine,4-139.890,35 TL miktarında maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 01/11/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a velayeten ... ve ... verilmesine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında hesaplanan maddi tazminatlar tüm davacılar bakımında eksik hesaplandığını, eksik hesaplama neticesinde düzenlenen raporlar doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu,  tanık dinletme ve emsal ücret araştırması yapılması talebinde bulunulmuş olmasına rağmen taleplerin reddedildiğini,  ...'IN gelir durumunun tespiti yapılmadan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılan rapor doğrultusunda hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen tazminatlara kaza tarihi olan 17.09.... tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerekmekteyken 01/11/... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasının  hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kusur raporuna karşı yapılan  itirazların  dikkate alınmayarak hata içeren adli tıp raporuna göre karar verildiğini, bu yönü ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların  müvekkili şirketi usulüne uygun bir şekilde temmerrüde düşürmediği halde ilk derece mahkemesi dava tarihi itibari ile faiz işletmesi gerekmekte iken başvuru tarihini esas alarak belirlenen tazminat miktarına bu tarih itibari ile faiz işletmiş olduğunu, bu yönü ile ilk derece mahkemesi ilamının kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesi  davacıların maluliyet oranını doğru şekilde tespit etmediğini, bu raporlara yapılan itirazın  dikkate alınmadığını, bu yönü ile ilk derece mahkemesi ilamının kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesi aktüer raporuna yapılan itirazların  dikkate alınmadığını hata içeren  aktüerya raporunun hükme esas alındığını, bu yönü ile ilk derece mahkemesi ilamının kaldırılması gerektiğini, ... yönünden ;  18 yaşında gelir elde etmeye başlayacağının kabulü ile 0 yaşından itibaren AGİ’li asgari ücretler üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bu yönü ile raporun açıkça usul ve yasaya aykırı hesaplandığını, dosyada bilgi ve belgelerden davalının  sigortalı araç sürücü ile soyadlarının farklı olduğunu, bu takdirde hatır taşıması indiriminin değerlendirilmesi gerektiğini,  başvurucunun ivazsız taşınmış olup  %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, ... yönünden Davacının gelirini gösterir herhangi bir evrakın dosyada bulunmadığını, ev hanımı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, aktif-pasif dönem ayrımı yapılmaksızın AGİ’siz asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından, başvurucunun ev hanımı olup olmadığı tartışılmadan gözetilmeden, aktif-pasif dönem ayrımı yapılarak AGİ dahil ücretler üzerinden hesap yapılmasının hatalı  olduğunu, ... yönünden  geçici iş göremezlik tazminatından müvekkili sigorta şirketinin her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini,  %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini,  %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, ... yönünden  başvurucunun, 18 yaşında gelir elde etmeye başlayacağının kabulü ile 2 yaşından itibaren AGİ’li asgari ücretler üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, hatır taşıması indiriminin değerlendirilmesi gerektiğini, davacı  ivazsız taşınmış olup  %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, 2022 yılı itibariyle AGİ uygulamasının kaldırılmış olması sebebiyle  ayrı bir başlık altında efor tazminat olarak hesaplamanın daha doğru olacağını, rapora itiraz edildiğini,  %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.  <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde ...plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kazada, sigortalısı olan ve asli kusurlu olduğu tespit edilen ...plakalı araçta bulunan müvekkilleri ..., ..., ... ve ...'ın yaralandıklarını iddia ederek maddi tazminat talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde dosyanın zaman aşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;<br>-Yargıtay içtihatları ile oluşturulan uygulama birliği çerçevesinde Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/...-2020/... sayılı kararı ile KTK'nın 90 ıncı maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması dikkate alınarak işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün olmaması, TRH 2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılmasının gerekmesine, (Yargıtay 4. HD 2022/422 E. 2023/5853 K.) bu hususun yerel mahkemece de doğru şekilde kararda değerlendirilmiş olmasına, <br>-Davacıların ...plakalı ticari takside ücret karşılığı taşınmalarına göre olayda hatır taşımasının olmamasına, <br>-Davadan önce davacıların sigorta şirketlerine başvuru yapmalarına göre davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüte düşürülmesine göre sigorta şirketine yönünden belirlenen faiz başlangıcının isabetli olmasına,<br>-Davacıların maluliyet oranlarının olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik  hükümlerine göre tespit edilmesine,   <br>-Davacıların hükme esas alınan 22.01.2023 tarihli ek rapora yönelik itirazlarının olmamasına göre yargılama sırasında ileri sürülmeyen bir hususun istinaf aşamasında ileri sürülememesi nedeniyle davacı ...'ın geliri yönünden davalı lehine usulu kazanılmış hak oluşmasına, göre; davalı vekili ve davacılar vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>a-Yargılama aşamasında davacı ...'ın... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/... E. 2021/... K. sayılı kararı ile 4721 sayılı TMK'nun 407. maddesi gereğince hapis hali sona erinceye kadar kısıtlandığı ve kendisine dava dışı kızının eşi ...'ın vasi olarak atandığı anlaşılmaktadır. Uyaptan yapılan incelemede 01.12.2020 tarihli savcılık müddetnamesinde davacı ...'ın hak ederek tahliye tarihinin 28.11.2030, koşullu salıverilme tarihinin 30.07.2027 tarihi olduğu bu haliyle istinaf incelemesi tarihi itibariyle davacı ...'in kısıtlılık halinin devam ettiği anlaşılmaktadır. <br>Hemen belirtilmelidir ki, dava ehliyeti, 6100 sayılı HMK'nin 51. maddesinde (1086 sayılı HUMK'nın 38. maddesi), dava şartı olarak benimsenmiş, 03/03/1993 günlü ve 773/82 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da; dava şartlarının davanın açıldığı tarihten, hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır. Dava şartlarının, davanın açıldığı tarihte gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği tartışmasızdır. <br>Öyle ise; vesayet altına alınan davacı ...'in, davada yasal temsilcisi olan vasisi tarafından temsil edilmesi, vasinin 4721 sayılı, TMK'nin 462/8. maddesi gereğince husumete izin kararı alarak bizzat veya tayin ettiği vekil aracılığıyla yargılamayı yürütmesi gerekeceği kuşkusuzdur.  <br>Ne var ki, dosya içerisinde husumete izne ilişkin kararın olmadığı görülmüştür. Dava ve taraf ehliyeti dava şartlarından olup kamu düzenine ilişkindir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114,115). <br>Hal böyle olunca, öncelikle davacı ...'in vasisinin husumete izin kararı alarak davada yer almasının sağlanması gerekmektedir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/13166 E. .../13030 K. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2021/442 E. 2021/2420 K. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi .../4911 E. 2020/3925 K. \tYargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/863 E. 2021/1063 K. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/4-244 E. 2017/691 K.) <br>Bu durumda mahkemece, davacı ...'in yargılama sırasında kısıtlanması nedeniyle davaya vasisi aracılığıyla devam edip etmeyeceğinin tespiti için vasisi ...'a 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde tebligat yapılarak duruşmaya davet edilmesi; davaya devam edilecek ise 4721 sayılı TMK'nın 462 maddesi gereğince eldeki davanın takibine dair izin ve yetki alması için vasiye uygun bir süre verilmesi ve belirtilen eksiklikler giderildikten sonra işin esası hakkında oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek yargılama devam edilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>b-Dosya kapsamına göre, kaza tespit tutanağında ...plakala araç sürücüsü ...un şeride tecavüz etme kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava, trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kurulanı ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. İstinaf konu dosyada mahkemesince ATK'dan alınan bilirkişi raporunda  sürücü ...un % 100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece de ATK raporuna göre karar verilmiştir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan ATK raporu ile kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunup, mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/19917 E. 2017/10871 K. Aynı Daire 2016/15844 E. 2019/7502 K.)<br>Bu nedenlerle, mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü ya da... Teknik Üniversitesi'den seçilecek 3 kişinden oluşan uzman bilirkişi heyetinden alınan ATK kusur raporu ile kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre tarafların olaydaki kusur oranlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi davacıların tazminat talebi hakkında sonucuna göre bir  karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>c-İşçiye  ücreti dışında ödenen asgari geçim indirimi 01/01/2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5615 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değişik 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile getirilmiş olup bireyin veya ailenin  asgarî geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır. Bu nedenle ücretin eki değildir, ücret olarak nitelendirilemez. Ev hanımı olup herhangi bir işte çalışmayan davacının zararının hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Bu duruma göre ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı durumlarda dikkate alınamayacağı açık olup tazminat hesaplamasında esas ücrete dahil edilemez. Asgari geçim indirimi bedeli, fiili çalışmanın karşılığı olan bir ödeme olup fiilen çalışmayan kişiler için efor kaybı tazminatı hesaplanırken ücrete dahil edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5329 E. 2024/4771 K. Aynı Daire 2012/13504 E. 2013/9315 K. Dairemizin  .../1600 E. 2021/512 K. Sayılı kararı)<br>Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı...'nın hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve hükme esas kabul edilen bilirkişi raporunda; davacı...'nın aktif çalışma devresi olarak kabul edilen süre için Asgari Geçim İndirimi (AGİ)  dâhil edilmiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla ev hanımı olan davacı ... için gelir getirici bir işte fiilen çalışmayan  ve  01.01.2022 tarihinden itibaren Asgari Geçim İndirimi uygulamasının da kaldırılmış olması  nedeniyle davacı ... için, iş gücü kaybı (efor kaybı) tazminat hesabı yapılırken tazminat hesabının yapıldığı tüm dönemlerde (aktif dönem olarak kabul edilen dönem için de) AGİ dâhil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir. Bu nedenle bilirkişi raporu hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı ...'ın aktif dönemi olarak kabul edilen süreç için de AGİ dâhil edilmemiş net asgari ücret üzerinden tazminat hesabının yapılması (pasif dönem hesabının hükme esas alınan rapordaki gibi yapılması) için rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken  yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olup davacı ...'ın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının asgari geçim indiriminin dikkate alınmak suretiyle belirlenen ücretle  hesaplanması doğru görülmemiş kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>Kazada yaralanan ...'ın kaza tarihinde herhangi bir işte çalışmadığı, ev hanımı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece, hükme esas alınan aktüer raporunda ...'ın ev hanımı olduğu ve asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Söz konusu zararın hesaplanması sırasında esas alınan asgari ücret, bir çalışmanın karşılığı değil ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı ev hanımı olan destekten dolayı uğranılan zararın hesaplanması sırasında dikkate alınamayacağı açıktır.<br>Buna göre; kazada yaralanan ...'ın ev hanımı olması göz önüne alınarak, zarara ilişkin gelirinin AGİ’siz net asgari ücret üzerinden yapılması ve aktif-pasif devre ayrımı yapılmaksızın tüm hesap süresi pasif devre kabul edilerek AGİ’siz net asgari ücret üzerinden hesap yapılarak sonuca ulaşılması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. (Bknz. Yargıtay 17. HD'nin 2016/15183 Esas, 2019/7030 Karar sayılı ilamı)<br>d-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. .../3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br>Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak  bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet  kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve  tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br> Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yukarıda da belirtildiği üzere dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında davacıların emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunun belirtildiği, soruşturma aşamasında alınan ifadelerde olay tarihinde 14 yaşında olan davacı ...'ın aracın ön koltuğunda ...'in kucağında  seyahat ettiği, olay tarihinde tarihinde henüz 10 günlük olan davacı ...'ın da annesi...'nın kucağında arka koltukta seyahat ettiği;<br> T.C. ... Dekanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda; davacı ... yönünden \" ... Devlet Hastanesince düzenlenen 17.09.... tarih ve 3609 sayılı genel adli muayene raporu fotokopisinde; yapılan fizik muayenesinde GKS 15, oryante, koopere olduğu, başının çeşitli bölgelerinde yaklaşık 1x1, 2x1 boyutlarında kesileri olduğu, ileri bir merkeze sevk edildiği, Erzurum ... Hastanesince düzenlenen 17.09.... tarih ve ... rapor numaralı genel adli muayene rapor fotokopisinde; sağda 6-7. kot deplase fraktür, solda kotta non deplase fraktür, hemotoraks, pnömotoraks olmadığı, CZ corpus anteriorda tear drop fraktür olduğu,\"<br>davacı ... yönünden \"...Hastanesi otomasyon programından temin edilen Genel Cerrahi Kliniğinde düzenlenen 17.09.... yatış 20.09.... çıkış tarihli ... dosya nolu epikriz raporunda; 17.09.... tarihinde araç içi trafik kazasına bağlı, dalak laserasyonu nedeniyle genel cerrahi yoğun bakım ünitesine yatırıldığı, genel durumu orta, şuur açık, oryante ve koopere, tansiyon arteryel; 122/71 mmHg, nabız: 88/dk, oksijen saturasyonu: 098, hemoglobin değeri: 11,2 mg/dl olduğu, batın muayenesinde batında hassasiyet olmadığı, vital bulguları stabil olduğu, hastaya takip kararı verildiği, burun kemiğinde kırık olduğu, kulak burun boğaz kliniğinin değerlendirdiği, ödem nedeniyle iki gün sonra rekonsültasyon önerdiği, hastanın hemogram ve vital takiplerinin yapıldığı, takip ve tedavisinin genel cerrahi yoğun bakımda devam ettiği, çekilen BT ve grafilerinin değerlendirilmesinde, nazal kemikte hafif sola deplase fraktür hattı izlendiği, sol frontal kesimde ciltte laserasyon ve cilt altı yumuşak dokular içerisinde amfizematöz hava dansiteleri ile yumuşak dokularda hemoraji ile uyumlu dansite-kalınlık artışı olduğu, sfenoid sinüste seviye veren muhtemel hemorajik içerik ile uyumlu dansite artımları izlendiği, sfenoid sinüs sol kesiminde şüpheli nondeplase fraktür hattı olduğu, solda kavernöz sinüs komşuluğunda intrakranial hava dansiteleri olduğu, dalak alt pol düzeyinde periferden hilusa doğru uzanım gösteren birkaç ayrı odak boyunca seyirli, dalak laserasyonu ile uyumlu hipodens görünümler izlendiği, dalak normalden büyük olduğu, dalak komşuluğunda mayii olduğu, pelvik bölgede hafif-orta derecede mayii olduğu, mesanede sondaya ait görünüm olduğu, simfizis pubis düzeyinde hafif diastaz ve vakum fenomeni ile uyumlu görünüm izlendiği,<br>davacı ... yönünden \" ...Hastanesi otomasyon programılıda temin edilen Çocuk Cerrahi Kliniğince düzenlenen 17.09.... yatış 18.09.... 84  tarihli ....dosya nolu epikriz raporunda; araç içi trafik kazası geçirdiği, arâç içi trafik kazası nedeni ile acile getirilen hastanın, takip anmtaçlı kliniğe yatırıldığı, bölgesinde yarası olduğu, sağ kaş üzerinde kemik dokuya “Uzanan kesi olduğu, Cerrahi Kliniğince sütur atıldığı, batın muayenesi doğal, akut batın hali düşünülmeği hastaya kliniğe yatış önerildiği, hasta genel pediatriye yatırıldığı, hastanın kan tetkikleri alındığı, rutinlerine bakıldığı, akut patoloji izlenmemesi üzerine, takibinde sıkıntısı olmayan hastanın önerilerle taburcu edildiği, ... Araştırm Hastanesi otomasyon programından temin edilen Radyoloji Anabilim Dalınca düzenlenen 17.09.... istem tarihli batın USG de; aa dalak ve huy a böbrek değerlendirilebildiği kadarıyla normal parankim bütünlüğünde olduğu, batında izlenebildiği kadarıyla serbest mayii mesane duvar ve lümeni normal olduğu, abdomen BT, ekstremite BT, kranial BT normal olduğu, <br>davacı ... yönünden \" a) ...Hastanesince düzenlenen 17.09.... tarih ve ... sayılı adii muayene rapor fotokopisinde; fizik muayenesinde genel durumu orta, huzursuz görünümde olan hastanın yenidoğan refleksleri normoaktif olduğu, diaper dermatiti olduğu, tansiyon arteyel; 86/60 mm /hg, nabız: 170/dk, solunum sayısı: 64/dk olduğu, hastanın erişkin acilde beyin tomografisi ve ekstremite grafileri çekildiği, beyin tomografisinde sol pariyetooksipitalde lineer fraktür hattı, sağ temporal bölgede cilt altında subgaleal hematom, bilateral lateral ventriküllerde silinme (beyin ödemi) sol frontoparyetalde ve sağ temporalde subaraknoid kanama ile uyumlu alanlar izlendiği, ekstremite grafileri, batın ultrasonografisi, toraks tomografi ve spinal tomografisinde özellik saptanmadığı, çekimleri yapıldıktan sonra yenidoğan yoğun bakım ünitesi tarafından devralındığı, hasta çocuk cerrahisi, beyin cerrahisi bölümlerine danışıldığı, akut cerrahi patoloji düşünülmediği, hasta monitörize edilerek takip edildiği, altı saatlik aralıklarla hemotokrit, kan şekeri takibi yapılması planlandığı, destek tedavileri uygulandığı, belirtildiği, b) ...Hastanesi otomasyon programından temin edilen Çocuk Kliniğinde düzenlenen 17.09.... yatış tarihli .... dosya nolu epikriz raporunda; hasta çok sayıda travma, subaraknoid kanama tanılarıyla yeni doğan yoğun bakım ünitesi 2. düzeye yatırıldığı, çekilen beyin tomografide subaraknoid kanama ile uyumlu görünüm olduğu, sol parietooksipitalde lineer fraktür hatları izlendiği, ekstremite reflekslerinde ek patolojiye rastlanmadığı, yapılan batın USG'de karaciğer, dalak ve her iki böbrek parankimi doğal olduğu, batında serbest mayi olmadığı, vertebra ve ekstremiteleri, akciğerleri görüntüleme amaçlı çekilen tomografide ek patolojiye rastlanmadığı, hastanın orali kapatıldığı, total 140 cc/kg/günden mayi başlandığı, sol alt ekstremitede atma şeklinde konvülzüyon izlenen hastaya 20mg/kg'dan fenobarbital yüklendiği, 12 saat sonra idame tedaviye geçilmesi planlandığı, kontrol beyin tomografi ile beyin cerrahiye danışılan hastanın tomografisinde yaygın subaraknoid ve kontüzyo serebri ile uyumlu görünümün devam ettiği, mevcut haliyle acil nöroşirurjikal cerrahi girişim gerektirecek patoloji izlenmediği, antiödem ve antiepileptik tedavinin devamı önerildiği, EEG normal olarak raporlanarak taburcu edildiği, anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece davalı tarafça defi olarak ileri sürülmese dahi yukarıda emsal olarak belirtilen Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere davacının olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve zararın artmasında müterafik kusurunun etkisi olup olmadığı hususunda re'sen değerlendirme yapması gerekirken aksine hareketle gerekçede müterafik kusur konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla olayın oluş şekli, emniyet kemerlerinin takılı olmaması ve çocuk yaştaki ...'ın ön aracın koltuğunda davacı ...'in kucağında, yine olay tarihinde 10 günlük olan davacı ...'ın annesinin kucağında yasal mevzuata aykırı olarak seyahat etmeleri de nazara alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387  K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5622 E. 2021/7246 K.)<br>e-Davalı sigorta şirketine sigortalı aracın ticari taksi olması sebebiyle avans faiz talebinin yerinde olmasına göre; Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu, bu durumda gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, açıkça talep edilmesi hâlinde Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi öngörülmektedir. (HGK  2020/(17)4-170 E.  2022/698 K.)<br> Somut uyuşmazlıkta kazaya karışan ...plakalı araca ait poliçede kullanım tarzının taksi olduğu aracın ticari araç olduğu görülmektedir. Bu nedenle mahkemece koşulları oluştuğu halde avans faize hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yasal faize hükmedilmesi uygun görülmemiş, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulüne karar verilmiştir. <br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda;  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekili ve davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemeye göre, kararın HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davalı vekili ve davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile dosyanın yeniden usulü kazanılmış haklara riayet edilerek yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacılar vekili ve davalı  vekilinin istinaf itirazlarının AYRI AYRI KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, <br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"479e418ec8b0abf2","SID":"bb68f738d35a15fe"}}