{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1398 <br>KARAR NO\t: 2025/608<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/05/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2021/339 Esas,  2023/497 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.11.2020 tarihinde Erzurum İli... yolu mevki ... Hastanesi Önünden karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya müvekkiline, davalı Sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki aracın çarpışması neticesinde müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, davalı sürücünün meydana gelen kazanın gerçekleştiği mevkide trafik kuralları ve azami hız sınırına uymadığını ve neticede karşıdan karşıya geçmekte olan müvekkiline çarptığını, çarpma neticesinde ağır yaralanan müvekkilinin, uzunca bir süre Erzurum ...Hastanesinde şuuru kapalı bir şekilde yoğun bakım ünitesinde kaldığını, , takip eden süreçte diğer servislerde tedavisinin devam ettiğini, gerçekleşen kaza neticesinde müvekkilinin maluliyetinin meydana geldiğini, meydana gelen olay sonucunda olayla ilgili olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını, dosyanın derdest olduğunu, soruşturma aşamasında ve kaza tespit tutanağından anlaşılan veriler üzerine kazada ... plakalı araç sürücüsü ...'nın tali, yaya ...'ün asli kusurlu görüldüğünü, bu kapsamda kusur incelemesi yapılması gerektiğini, davalı tarafa zorunlu başvuruların yapıldığını, görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla, davanın niteliğinin HMK 107. Madde gereği belirsiz alacak davası olarak kabulüne, toplanacak olan tüm delillere göre haklı davanın tüm yönlerden kabulü ile, her bir kalem yönünden ayrı ayrı fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalarak alacak miktarlarının belirli hale gelmesinden sonra, alacak kalemlerini artırma haklarını da sağlanması kaydı ile; müvekkilinin uğramış olduğu maluliyet nedeniyle uğramış olduğu geçici iş kaybı nedeniyle 500,00 TL sürekli iş kaybı nedeniyle 500,00 TL, bakıcı gideri olarak 1.000,00 TL olmak üzere toplam  2.000,00 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 27.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizleri ile birlikte; davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketinden poliçe miktarı ile sınırlı olmak üzere, diğer davalılardan aracı işleten ...İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile araç sürücüsü ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ve sürücü ...'dan, kaza tarihi olan 27.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekilinin 11/01/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden dava değerini toplam 47.782,75‬-TL  olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP:<br>Davalı ... Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ... plakalı aracın, sigortacı şirket tarafından tanzim edilen, 21.05.2020-2021 vadeli ... poliçe no’lu trafik sigorta poliçesi  ile sigortalı olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası meblağ sigortası olmadığını, zarar sigortası olduğundan, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini, ayrıca davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu davaya konu meydana geldiği iddia edilen kazada kusur durumlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, davacı yanın kazaya ilişkin maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek  maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınması gerektiğini,  01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar gereği geçici iş göremezlik zararı, bakıcı, ulaşım ve tedavi giderleri, sağlık giderleri teminatına alınmadığını, ayrıca sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu ve sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını açıkça belirtildiğini, davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurunun bulunmaması nedeniyle reddine, davacının kalıcı maluliyeti bulunmaması nedeniyle reddine, teminat dışı olan bakıcı gideri, geçici iş göremezlik tazminatı, hastane masrafı, refakatçi ücreti, bakıcı gideri ve sair taleplerinin reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ...İnşaat Sanayi Ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın tüm iddialarının gerçeklikten uzak, soyut ve hukuki mesnetten yoksun iddialar olduğunu, bu itibarla açılan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasındaki uyuşmazlığın adi alacak davası olduğunu, istenilecek faizin yasal faiz, görevli mahkemenin ise Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini, dava açılmadan önce davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, başvuru yapılmamış olması durumunda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, somut uyuşmazlıkta oluştuğunu iddia edilen maddi zararların poliçe limitleri kapsamında kalması durumunda bu zarar sigorta şirketi tarafından karşılanacak olduğunu, davacı yanın talep ve tahsil edebileceği bir zararı kalmayacağından bu durumda müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın esastan reddi gerekeceğini, somut uyuşmazlıkta araç ruhsatında her ne kadar müvekkili şirket malik olarak gözükse de esasında müvekkili şirketin araç işleten sıfatı bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle; görev itirazları dikkate alınarak dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine huzurdaki dava açılmadan önce davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, başvuru yapılmamış olması durumunda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, aksi halde müvekkili şirketin sorumluluğunu gerektirir icrai ya da ihmali bir eylemin bulunmaması, hukuki ve teknik olarak kusurlandırılamaması ve kusursuz sorumluluk hallerinden birinin bulunmaması, davacı yanın kendi dikkatsizliği, tedbirsizliği ve ağır kusuru sebebiyle kazaya sebebiyet vermesi, davacının herhangi bir maddi kaybının olmaması ve bu nedenle hukuki kıymete mazhar bir zararının bulunmaması, nedenleriyle yasal dayanaktan mahrum, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmamış ise davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta oluştuğunu iddia edilen maddi zararların, poliçe limitleri kapsamında kalması durumunda bu zarar sigorta şirketi tarafından karşılanacak olduğunu, davacı yanın talep ve tahsil edebileceği bir zararı kalmayacağından bu durumda kendi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın esastan reddi gerektiğini, davacı tarafça karar altına alınması istenen nihai talep hukuka uyarlık arz etmemekte olup neticede şahsının sorumluluğunu gerektirir icrai ya da ihmali bir eylemin bulunmaması, hukuki ve teknik olarak kusurlandırılamaması ve kusursuz sorumluluk hallerinden birinin bulunmaması sebebiyle açılmış davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle görev itirazının dikkate alınarak dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine huzurdaki davanın açılmadan önce davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, başvuru yapılmamış olması durumunda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, aksi halde yasal dayanaktan mahrum, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin  2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olanErişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Davacı dava dilekçesinde bakıcı gideri olarak 1.000,00 TL tutarın talepte bulunmuş ancak yapılan yargılama neticesinde bakıcı gideri zararının 697,41 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı dava değerini belirlediği dilekçesinde bu tutar üzerinden davanın kabulünü talep etmiş ise de davanın açıldığı esnada 1.000,00 TL bakıcı gideri talep ettiğini belirttiğinden bu talebin 697,41 TL tutarındaki kısmı kabul edilmiş fazla istem reddedilmiştir.  Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 47.782,75 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı sigorta şirketi yönünden 17/02/2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden 27/11/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. <br>Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalının kusur durumu nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde oranlama yapılarak manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin 27/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...İnşaat San. Tic. A.Ş ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 47.782,75 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı sigorta şirketi yönünden 17/02/2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden 27/11/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazla istemin reddine, <br>Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin 27/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...İnşaat San. Tic. A.Ş ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili ve davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 21/04/2022 tarihinde kusur raporu aldırıldığını, ancak yargılama esnasında kusur oranının henüz kesinleşmeden aktüerya bilirkişi raporu alındığını, 14/12/2022 tarihinde kendilerine tebliğ edilen söz konusu rapora karşı itiraz sürelerinin dolamasının beklenmesini mazeret dilekçelerinde belirtmelerine rağmen rapora karşı itiraz süresi dolamadan davacı tarafın talebi doğrultusunda dosyanın doğrudan aktüerya bilirkişisine gönderildiğini, kazanın meydana gelmesinde davacı tarafın tek ve asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, ATK raporunda davacının 45 gün süreyle bakıcıya ihtiyacının olduğu ve 90 gün süreyle iş göremezlik süresi olduğunun değerlendirildiğini, ancak söz konusu değerlendirmenin hangi gerekçe ile yapıldığının belirtilmediğini, bu yönüyle raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere davacının çiftçi olduğunu, bu nedenle asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını, yine bilirkişi raporunda hesaplamada AGİ'siz asgari ücretin esas alınacağının belirtilmesine rağmen 2020 ve 2021 yıllarında AGİ'li ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, bu yönüyle bilirkişi hesaplamasının hatalı olduğunu, bakiye ömür yönünden de bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bu yöndeki itirazlarının mahkemece göz ardı edilerek hatalı hüküm kurulduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; diğer davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunan ödemeye ilişkin müvekkiline husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin aracın işleteni olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu kazaya ilişkin taleplerden sorumlu olmasının da mümkün olmadığını, her şeyden önce dava konusu aracın uzun süredir diğer davalı ...'nın kullanımında bırakıldığını, fiili hakimiyetinin müvekkilinde bulunmadığı gerçeği karşısında davanın müvekkili yönünde reddine karar verilmesi gerektiğini, davalılardan sürücü ...'nın yayaya ikazla zamanında etkin tedbir almadığı gerekçesi ile %20 kusur oranı verildiğini, söz konusu kusur oranı kesinleşmeden, bu husustaki itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, kazanın meydana gelmesinde tek kusurlu yanın davacı olduğunu, araç sürücüsü davalı ve dolayısıyla müvekkil şirkete kusur izafe edilemeyeceğini, davacının kaza ile ilgisi olmayan başka bir olaydan ötürü beyninde mermi çekirdeği olduğunu, bu hususta araştırma yapılarak kaza ile davacının kaza sonrası sağlık durumuna ilişkin gelişmelerin daha önceki sağlık durumundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, iyileşme süresinin önceki rahatsızlığına ilişkin kazanın etkisinden farklı olarak yaşanıp yaşanmadığının değerlendirilmesi gerekirken mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmaksızın eksik ve hatalı incelemeye dayalı raporlara istinaden hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline yüklenen kusurun ve maluliyetinin hatalı hesaplanması nedeniyle aktüerya hesaplamasının da hatalı olarak yapıldığını, ücretin davacının çiftçi olmasına rağmen sanki düzenli bir geliri varmış gibi asgari ücretten hesaplandığını, AGİ'siz asgari ücretin esas alınacağı beyan edilmesine rağmen hükme esas alınan raporda AGİ dahil hesaplama yapıldığını, bakiye ömür hesabında davacının kaza ile ilgisiz sağlık durumunun göz önüne alınmamasının aktüerya raporunda hatalı sonucu ulaşılmasına neden olduğunu, bu yönünle raporun hükme esas alınmayacağını, hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu,  tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava,  trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya müvekkiline, davalı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki aracın çarpışması neticesinde müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, davalı sürücünün meydana gelen kazanın gerçekleştiği mevkide trafik kuralları ve azami hız sınırına uymadığını kaza neticesinde müvekkilinin maluliyetinin meydana geldiğini, iddia ederek maddi ve manevi tazminatı talep ettiği, davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesinde  davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararı, bakıcı, ulaşım ve tedavi giderleri, sağlık giderleri teminatına alınmadığını, ayrıca sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu ve sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını açıkça belirtildiğini, davalı ...İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde somut uyuşmazlıkta oluştuğunu iddia edilen maddi zararların poliçe limitleri kapsamında kalması durumunda bu zarar sigorta şirketi tarafından karşılanacak olduğunu, araç ruhsatında her ne kadar müvekkili şirket malik olarak gözükse de esasında müvekkili şirketin araç işleten sıfatı bulunmadığını, davacı yanın kendi dikkatsizliği, tedbirsizliği ve ağır kusuru sebebiyle kazaya sebebiyet vermesi, davacının herhangi bir maddi kaybının olmaması ve bu nedenle hukuki kıymete mazhar bir zararının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, davalı ...'nın cevap dilekçesinde somut uyuşmazlıkta oluştuğunu iddia edilen maddi zararların, poliçe limitleri kapsamında kalması durumunda bu zarar sigorta şirketi tarafından karşılanacak olduğunu, davacı yanın talep ve tahsil edebileceği bir zararı kalmayacağından bu durumda kendi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın esastan reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf talebinde bulunan davalı ...İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin ve davalı ...'nın ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda,  mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, manevi tazminat miktarının makul seviyede olduğu, davalı şirketin aracı uzun süreli kiraladığını ispat edemediği anlaşıldığından, davalı ...İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin ve davalı ... vekilini istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı ... vekili ve davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf aşamasında alınması gereken 4.630,24-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 1.160,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.470,24-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf aşamasında alınması gereken 4.630,24-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 1.157,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.472,69-TL harcın davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına,<br>4-İstinaf başvurusu sırasında davalı ... vekili ve davalı ...İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57faebaedc46d41b","SID":"a050ac76de6a5cbc"}}