{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">        <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2022/14 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1197<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/108 Esas 2021/80 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ            : 19/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2025<br><br>Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/108 Esas ve 2021/80 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı şirket ile müvekkili arasında müvekkiline ait ...plakalı araç ile öğrenci servis taşıma işinden kaynaklı olarak davalı şirkete hizmet verildiğini, müvekkilinin bu hizmet karşılığı 2019 yılı Eylül ve Ekim ayları hak edişlerine istinaden 12.272,00 TL tutarlı ödenmediğini, noter ihtarnamesine rağmen ödeme yapılmadığını bu sebeple icra takibine giriştiklerini, arabuluculuk başvurusundan netice alınamadığını, davalının itirazının soyut kaldığını, borcun sona erdiğini veya ödendiğini resmi bir belge ile ispat etmek zorunda olduğunu, bu tarz bir belge sunamadığını iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili duruşmalarda dilekçesini tekrar ederken, davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki anlatımlarında; müvekkili şirketin fatura konusu mal ya da hizmeti davacıdan hiç almadığını, davacı ile müvekkili arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, alınmayan hizmete dair fatura düzenleyerek ihtar çekme yoluna gittiğini, arada bir sözleşme bulunmadığından faturaya itiraz etme imkanının olmadığını, faturanın TTK'nun 23. Maddesi gereğince bağlayıcı olamayacağını, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, faizin şartlarının oluşmadığı iddia ederek, davanın reddini ve davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2020/3760 sayılı takip dosyası getirtilmiş, ihtarname örneği incelenmiş.... Kolejine müzekkere yazılarak, davacıya ait aracın öğrenci taşıma işinde kullanılıp kullanılmadığı sorulmuş, tarafların ticari defterleri getirtildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. <br>Yapılan yargılamaya, taraf vekillerinin iddialarına, icra dosyasına, ticari defterlere .... Kolejinin cevabi yazısına, noter ihtarnamesine, bilirkişi raporuna ve oluşan vicdani kanıya göre; Davacının davalı şirket aleyhine faturalı alacaktan dolayı icra takibi yaptığı, itiraz üzerine takibin durduğu süresi içerisinde bu davanın açıldığı, davalının taşımacılık işi ile iştigal ettiği, öğrenci taşımacılığının yapıldığı belirtilen okulun cevabi yazısına göre; davacının aracının bu işlemde kullanılmadığı, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre davacının ticari defterlerinde icra takibine dayanak faturanın kayıtlı olduğu, davalının defterlerinde ise böyle bir kaydın bulunmadığı, her iki defterin de usulüne uygun olarak tutulup açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılması nedeniyle delil niteliğinde kabul edilebileceği, HMK.'nun 222. Maddesi gereğince davalının ticari defterlerinde, davacının defterlerini doğrulayan bir kayıt bulunmaması nedeniyle davacının defterlerinin, davacı lehine delil olarak olarak kabul edilemeyeceği, bunun yanında davacının aracının taşıma hizmetinde kullanıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı gibi adı geçen okul kayıtlarında da bu taşıma hizmetine rastlanılmadığı, bu itibarla davanın sübut bulmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile kötü niyet talebinde bulunmuş ise de, dosya kapsamına yansıyan davacı tarafın kötü niyetli bir tutumunun bulunmamadı, takibin davalı defterlerinde kayıtlı olmasa da bir faturaya dayalı olarak yapıldığı... \" gerekçesi ile; Davanın REDDİNE, Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında,  müvekkiline ait olan .... plakalı araç ile öğrenci servisi taşıma işinden kaynaklı olarak müvekkilince davalı şirkete hizmet verildiğinin dosyada yer alan 30.11.2021 tarihli 52154 nolu, 12.272,00.TL tutarlı fatura ile sabit olduğunu, fatura alacağının ihtarname ile davalı şirkete bildirilmesine rağmen ihtarnameye davalı şirketin cevap vermediğini, takibe dayanak faturaların müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, delil listesinin 8. Bendinde  2019 yılı Eylül ve Ekim aylarına ait müvekkiline ait aracın servis taşımacılığı yaptığına dair..... Koleji kamera kayıtlarına delil olarak dayanılmış ise de bu delilinin mahkemece araştırılmadığını, okulun kamera kayıtlarının incelenmediğini, tanıklarının dinlenmediğini, eksik inceleme yapıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, taşıma hizmetinden kaynaklı fatura alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Manisa 3. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 02/09/2021 tarih ve 2020/240 Esas ve 2021/198 Karar sayılı kararı ile Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kurulması nedeniyle dosyanın Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine kesin olarak karar verildiği, buna göre verilen bu kararın kesinleşmiş bir görevsizlik kararı olmadığı anlaşılmıştır. <br>Uyuşmazlık, 10/11/2020 tarihinde açılan eldeki davada görevli ve yetkili mahkemenin gönderme kararını veren Manisa 3. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi mi, yoksa 01.09.2021 tarihinde faaliyete geçen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.<br>Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2022 tarih ve 2022/1073 Esas 2022/2686 Karar sayılı ...Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri'nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik kararı ile ''...Genel anlamda bir mahkemenin görevi belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir. Bilindiği üzere, ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama yoktur. Genel mahkemelerin bakacakları davalar, belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer. Buna karşılık özel mahkemeler, belirli kişiler arasında çıkan veya belirli uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Diğer bir ifadeyle, özel mahkemeler özel kanunlarla kurulmuş olup özel kanunlarda belirtilen davaları yürütür.<br>Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup, HMK’nın 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK’nın 115. maddesine göre ise dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Diğer taraftan görevsiz mahkeme davanın esası hakkında karar veremez. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukukî ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukukî niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. Görev nedeniyle dava dilekçesinin reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20).<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “asliye hukuk mahkemelerinin görevi” başlıklı 2. maddesi; “Dava   konusunun   değer  ve   miktarına   bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.” hükümlerini içermektedir.<br>6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5. maddesinin 1. fıkrası; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesi tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmünü, 5. maddesinin 3. fıkrası ise; “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.” hükümlerini içermektedir.<br>Görüldüğü üzere, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re’sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.<br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanuni hakim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir. <br>Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanuni hakim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde “…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkanı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.” denilmektedir.<br>Dikkat edilecek olursa Anayasa’daki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş ve uyuşmazlığın doğduğu tarihte bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde davanın, mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması öngörülmüştür. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir. <br>O halde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.04.2019 tarihli ve 2017/11-10 E., 2019/401 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.<br>Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir. <br>4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun geçici 1. maddesi; “Aile Mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde, yargı çevresinde ve görev alanına giren sonuçlanmamış dava ve işler, yetkili ve görevli aile mahkemelerine devredilir.” hükmünü içerdiğinden, bu yasal düzenlemeye istinaden diğer mahkemeler, Aile Mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işleri bu mahkemelere devretmiştir. <br>Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 07.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile yeni kurulan (Alanya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Manisa, Muğla, Sakarya ve Tekirdağ) asliye ticaret mahkemeleri ile mevcut bulunan (Adana, Ankara, Ankara Batı, Antalya, Bakırköy, Bursa, Denizli, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gebze, İskenderun, İstanbul, İstanbul Anadolu, İzmir, Karşıyaka, Kayseri, Kocaeli, Konya, Mersin, Samsun, Şanlıurfa ve Trabzon) asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevreleri belirlenmiştir. Ancak halihazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. <br>O halde, yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan doğruya görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye gönderilmesine olanak bulunmadığından, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun, 07.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile müstakil asliye ticaret mahkemelerinin görev sınırlarının belirlenmesi kararı sonrası asliye ticaret mahkemesi olmayan ilçelerde asliye hukuk mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların devredilerek, asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin kararı yerinde değildir. <br>Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin kesin  kararları arasındaki uyuşmazlığın bu çerçevede giderilmesi gerekmiştir.  <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun, 07.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile müstakil asliye ticaret mahkemelerinin görev sınırlarının belirlenmesi kararı sonrası asliye ticaret mahkemesi olmayan ilçelerde asliye hukuk mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların devredilerek, asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun bulunmadığı,  Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun, 07.07.2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile müstakil asliye ticaret mahkemelerinin görev sınırlarının belirlenmesi kararı öncesinde asliye ticaret mahkemesi olmayan ilçelerde asliye hukuk mahkemesinin asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların görülmeye devam edilmesi gerektiği; şeklinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairelerinin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlıklarının bu şekilde giderilmesine,<br>5235 sayılı Kanun m.35/1-(3) bendi uyarınca, kesin olarak YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,..'' karar verilmiştir.<br>Ayrıca Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 21.02.2022 tarih ve 2022/1760 Esas 2022/2689 Karar sayılı İlamı ile ''...Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle çeşitli adlar altında yapılan kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir.<br>A... 1. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'nce, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararı ile 01/09/2021 tarihi itibariyle A... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin faaliyete geçirildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.<br>A... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce ise, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararında halihazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, dosya yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilmiştir. Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararıyla 01/09/2021 tarihi itibariyle A... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin faaliyete geçirildiği, davanın 08/02/2016 tarihinde açıldığı, 07/07/2021 tarihli ve 608 sayılı kararda derdest dosyaların devredileceği yönünde bir ibare bulunmadığı anlaşıldığından, dosyanın A... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince A... 1. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,...'' karar verilmiştir. <br>Açıklanan bu hukuki ve maddi olgular karşısında somut olay irdelendiğinde; dava tarihi 10/11/2010 olup, davanın 01/09/2021 tarihinden önce açıldığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararında; kurulmasına karar verilen Asliye Ticaret Mahkemeleri' nin yargı çevrelerinin kuruldukları illerin \"mülki sınırlarını\" kapsayacak şekilde belirlenmesine ve kararın 01/09/2021 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilmiş olup, halihazırda açılmış davaların il merkezlerinde yeni kurulan Asliye Ticaret Mahkemelerine devredileceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığından yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan doğruya görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye gönderilmesine olanak bulunmadığından somut uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan Manisa 3. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi olduğundan mahkemece yanlış gerekçe ile gönderme kararı verilmesi ve yanlış gönderme kararı üzerine Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yargılama yapılarak işin esası hakkında karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olduğundan doğru görülmemiştir.<br>Ayrıca kabule göre de; davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, taşıma hizmetinin verildiği iddiasını ispatla yükümlü olan davacının iddialarını yazılı delille ispat edemediği takdirde davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözönünde bulundurulmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Bu itibarla; 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1)-a-3. maddeleri gereğince yerel mahkeme kararının re'sen kaldırılarak dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi uyarınca yetkili ve görevli olan Manisa 3. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ne gönderilmesine,  kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.    <br> HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2021 tarih ve 2021/108 Esas 2021/80 Karar  sayılı hükmün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-3 maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA, <br>2-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemizce verilen istinaf başvurusunun kabul ve kaldırma kararında belirtilen esaslar doğrultusunda dava dosyasının yetkili ve görevli MANİSA 3. ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Karardan bir örneğin istinaf kaydının kapatılması ve gerekli işlemlerin yapılması için Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, <br>4-Kararın re'sen kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın kaldırılması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatıran davacıya iadesine,<br>6-İstinaf kanun yolu başvurusu aşamasında istinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,<br>7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider/delil avans iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br>\t\t\t <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f846f34584b10569","SID":"d4b5574144ab0eb8"}}