{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1032 <br>KARAR NO\t: 2025/569<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 30/03/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/332 Esas,  2023/314 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket bünyesinde ZMMS poliçesi ile sigortalı 06/06/2016 tarihinde sürücüsü ve maliki olduğu ...'nın sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile müvekkilinin ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı araç ... Erzurum ... ...kavşağına girdikleri sırada raaçların ön kısımları ile birbirleriyle çarpışmaları sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle asliye ceza mahkemesine dava açıldığı, kaza neticesinde müvekkilinin iyileşme sağlanmış ise de kazadan dolayı %8 engelli kaldığını, müvekkilinin maluliyet sebebiyle oluşan geçici ve daimi iş göremezliği nedeniyle alacaklarının maddi tazminat şuan belirsiz olduğu, ancak alınacak uzman bilirkişi raporu sonucunda davalarının belirli hale geldikten sonra davalarını ıslah edeceklerini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak maddi tazminat yönünden belirsiz alacak davası açma zarureti doğduğunu, müvekkilinin yaralanması sebebiyle oluşan daimi ve geçici iş göremezliği sebebiyle şimdilik 100,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden işletilecek avans faizi ile tahsilini (sigorta yönünden poliçe limiti ile sınırlı olarak), 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı ... (...) Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan dava hukuki dayanaktan yoksun olduğu için reddi gerektiğini, davacı tarafından yapılan başvuruda defalarca istenmesine rağmen taraflarına gerekli belgeleri sunmadıklarını, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; yaşanan kazada kendisinin mağdur olduğunu, ticari hayatının olumsuz etkilendiğini, kazada kendisinin haklı olduğunu, ancak maddi ve manevi tazminatın kendisinden istendiğini, bunu kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ...davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir.<br> Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 25/02/2021 gün ve ...-....01.02-2021/.../ ...sayılı kusur raporunda özetle; davacı sürücü ...'in %75 oranında kusurlu olduğunu, davalı sürücü ...'nın %25 oranında kusurlu olduğunu bildirir rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.  Mahkememizce kusura yönelik bu değerlendirmenin isabetli olduğu kanaatine varılarak kusur raporu hükme esas alınmıştır. <br>Aktüerya bilirkişisi ek raporunda özetle; davacının geçici iş göremezlik zararının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmış olması nedeniyle mükerrer ödeme yapılmasının gerekmeyeceğini, davacının %16 oranındaki maluliyeti ve %75 oranındaki kusuru göz önünde bulundurularak, güncel asgari ücret verilerine göre hesaplama yapıldığında toplam sürekli iş göremezlik zararının 123.099,18-TL olarak hesaplanabileceğini bildririr rapor düzenlendiği, davacının bu yönde dava değerini belirledği görülmüş, davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile, 123.099,18-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan  26/12/2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalının kusur durumu nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde oranlama yapılarak manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 8.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan  kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.\"  gerekçesiyle \"Davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile, 123.099,18-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 26/12/2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>Davacının manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile, 8.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan  kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maluliyet raporunda müvekkilinin maluliyetinin düşük tespit edildiğini, müvekkilinin belirtilen orandan daha yüksek maluliyete sahip olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, kusur raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bu itibarla müvekkil lehine hükmedilen tazminatın gerçek zararın altında olduğunu, müvekkilinin zararının daha yüksek olduğunu, kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin davayı açmakta haklı olduğunu, hakimin takdir hakkının bilemeyeceğini, bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceğinden HMK'nın 326. maddesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı açısından davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından başvuru sırasında sunulması gerekli olan belgelerin sunulmadığını, belgelerin müvekkiline teslim edildiğine ilişkin bir posta kağıdının dosyaya sunulmadığını, davanın açılmasına bizzat davacının neden olduğunu, poliçe genel ve özel şartlarına açık bir aykırılık meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu nedenle açılan davanın haksız olduğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece usule uygun olmayan raporlar dikkate alınarak karar verildiğini, raporda müvekkil sigorta şirketi tarafından mağdura herhangi bir ödeme yapılmadığını, bilirkişi heyeti raporuna göre kazanın oluşumunda müvekkil sigorta şirketi sigortalısı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunu, mağdurun geçirmiş olduğu kazaya bağlı olarak alınan medikal raporuna istinaden 30 gün geçici iş göremezlik, 15 gün geçici bakıcı gideri ve %16 oranında maluliyeti üzerinden hesaplama yapıldığını, muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlendiğini, ayrıca pasif dönemde aktif dönem geliri üzerinden %10 arttırım, -%10 iskonto uygulandığını, bu durumda sigorta şirketi aleyhine 9.628,75-TL fark bulunduğunu, bu farka rağmen mahkemece hükümde belirtilen şekilde karar verildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava,  trafik kazası sonucu meydana gelen yaralama nedeniyle maddi - manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı şirket bünyesinde ZMMS poliçesi ile sigortalı sürücüsü ve maliki olduğu ...'nın sevk ve idaresindeki araç ile müvekkilinin sürücüsü olduğu aracın çarpışmaları sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilinin kazadan dolayı % 8 engelli kaldığını iddia ederek daimi ve geçici iş göremezliği sebebiyle tazminatı ve manevi tazminat talep ettiği, davalı sigorta şirket vekilinin cevap dilekçesinde davacı tarafından yapılan başvuruda defalarca istenmesine rağmen taraflarına gerekli belgeleri sunmadıklarını, davalı ...'nın cevap dilekçesinde yaşanan kazada kendisinin mağdur olduğunu, ileri sürerek davanın reddini talep ettikleri, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;<br>-Yargıtay içtihatları ile oluşturulan uygulama birliği çerçevesinde Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK'nın 90 ıncı maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması dikkate alınarak işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün olmaması, TRH 2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplamasının yapılmasının gerekmesine, (Yargıtay 4. HD 2022/422 E. 2023/5853 K.) bu hususun yerel mahkemece de doğru şekilde kararda değerlendirilmiş olmasına, <br>-Davacının maluliyetinin kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre tespit edilmesine göre; davalı sigorta şirketinin tüm, davacı vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>a-6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” <br>\"Yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli kararda mahkemece alacaklardan sadece... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında her iki davalının sorumluluğuna hükmedilmiştir. <br>Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/... Esas, 1992.... karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.  T.C.  Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/16374 E. 2014/229 K.\"\t<br><br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2010/11-195E., 238K. Sayılı 28.04.2010 tarihli usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere: \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.\"<br>Somut uyuşmazlıkta gerekçeli kararda mahkemece davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında tahsiline karar verilen 123.099,18 TL davacının sadece sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olup davacının dava dilekçesindeki talepleri arasında yer alan geçici iş göremezlik tazminat talebi bilirkişi tarafından SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödemesi yapıldığı için hesaplanmamıştır. Ancak mahkeme tarafından sadece sürekli iş göremezlik tazminatı değerlendirilerek maddi tazminat yönünden davanın kabulü yönünde hüküm oluşturulmuştur. Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/... Esas, 1992/... karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle yerinde görülmemiştir. <br>b-Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça manevi tazminat talebini davalı sigorta şirketi hariç tutarak diğer davalılardan talep ettiği halde mahkemece hatalı değerlendirme ile davalı sigorta şirketi lehine manevi tazminatın red edilen kısmı üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde görülmemiştir. <br>Kamu düzeni yönünden re'sen yapılan incelemede;<br>a-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br><br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br><br>Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak  bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet  kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve  tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br><br>Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında davacı sürücünün emniyet kemeri takıp takmadığına ilişkin  kısmın \"tespit edilemedi\" şeklinde işaretlendiği, soruşturma aşamasında ATK .... Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 11.07.2017 tarihli raporda davacıdaki kemik kırığının orta (3) derecede olduğunun, boynunda kemik kırığı ve belinde ağrı olduğunun belirtildiği,  T.C. .... Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 21.01.2022 tarihli raporunda \" .... Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi otomasyon programından temin edilen Ortopedi Anabilim Dalınca düzenlenen 06...2016 yatış tarihli ... dosya nolu epikriz raporunda; araç içi trafik kazası nedeniyle acil servise getirilen hastanın ileri tetkik ve tedavi amaçlı Ortopedi Kliniğine yatırıldığı, genel durum orta, şuur açık, GKS:15, nörodefisit olmadığı, servikal bölgede hassasiyet olduğu, çekilen spinal BT'de C4-5 sağda non deplase lamina fraktürü olduğu, hastaya cerrahi müdahale düşünülmediği, servikal boyunluk ile takip önerildiği, önerilerle taburcu edildiği, .... Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi otomasyon programından temin edilen Radyoloji Anabilim Dalınca düzenlenen 06.06.2016 tarihli ... dosya nolu tomografi raporunda; C4 vertebra sağ laminasında, C5 vertebra sağ laminası ve sağ transvers proçesinde lineer fraktür hatları izlendiği, C5 vertebra düzeyindeki fragmante parçalar sağda kısmen nöral foramene ve foramen transversariuma deplase görünümde olduğu\" anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece davalı tarafça defi olarak ileri sürülmese dahi yukarıda emsal olarak belirtilen Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere davacının olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve zararın artmasında müterafik kusurunun etkisi olup olmadığı hususunda re'sen değerlendirme yapması gerekirken aksine hareketle gerekçede müterafik kusur konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla olayın oluş şeklide de nazara alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.<br>Dairemizce müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı hususu yönünden yargılamanın  uzamaması açısından re'sen yapılan değerlendirmede; Açıklanan vakıalar karşısında ilk derece mahkemesince KTK'nın 78. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği kullanılması gereken emniyet kemerinin takılmadığı, adli tıp raporlarında davacının boynunda kırık ve belinde ağrı olduğunun belirtildiği bu itibarla, davacının yaralanma sebebi de gözetildiğinde, davacının emniyet kemeri takmadan araç kullanması davranışının  ve yaralanmanın da boyun kırığı ve bel ağrısından kaynaklanması sebebiyle zararı artırıcı bir etken olduğu, (6098 sayılı TBK 52. md)  (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/3002 E. 2017/11192 K.) davacının kendi can güvenliği için tehlikeli biçimde emniyet kemeri takmadan araç kullanmak suretiyle zararın doğumunda etkili olduğu olayda müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13917 E. 2022/7676 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/4890 E. 2017/10968 K.) Bu durumda TBK'nın 51. maddesi uyarınca tazminattan Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen yöntemine uygun şekilde (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387  K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.). yani tespit edilen en son rakam üzerinden değil ilk başta tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden indirim yapılması şeklinde müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5622 E. 2021/7246 K.)<br>Tüm bu kriterler bir arada değerlendirildiğinde; Mahkemece, davacının olaydaki müterafik kusuru da dikkate alınarak tespit edilen maddi tazminat miktarına % 20 oranında müterafik kusuru indirimi yerine bu hususu olumlu veya olumsuz şekilde tartışmadan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b.2. Ve 355. Maddeleri gereğince İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>Somut olayda öncelikle bilirkişi tarafından belirlenen tazminat miktarı üzerinde Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla davalı sürücünün % 25 oranında, davacının % 75 oranında kusurlu olduğu dikkate alınarak davacının  uğradığı sürekli iş göremezlik zararı % 75 kusur indirimi yapıldıktan sonra toplam 123.099,18 TL, olup; dairemizce re'sen yapılan hesaplamada tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirim oranı bu miktar üzerinden yapılmış ve; <br>   123.099,18 TL <br>(% 75 kusur indirimi sonucu toplam zarar)<br> -   24.619,83 TL (% 20 müterafik kusur indirim miktarı)<br>=  98.479,35 TL olarak hesaplanmış olmakla davacının sürekli iş göremezlik zararının 98.479,35 TL olması gerektiği sonucuna varılmıştır.  <br>Davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik yaptığı istinaf sebeplerinin incelenmesinde; <br>Davacının tazminat istemi BK 56. maddeye dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. <br>\tManevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.<br>Somut olayda; davalı sürücü ...'nın % 25 oranında kusurlu olması neticesinde davacı % 16 oranında malul kalmıştır . Olayın oluş şekli, kazadaki kusur durumu, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın tarihindeki paranın alım gücü manevi tazminatın belirlenmesinde en önemli etkenlerdir. Ancak, manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Tüm bu kriterler bir arada değerlendirildiğinde; hükmedilen manevi tazminat miktarlarının; davacının olay anında emniyet kemeri takmaması ve olay anında başını ve vücudunu araç içerisinde bulunan sert sicimlere çarpması sonucu davacının boyundakı kırık ve belinde ağrı meydana gelmesi sebebiyle davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak, takdir edilecek manevi tazminat miktarının da müterafik kusur durumuna göre takdir edilmesi gerektiği, bu kapsamda yapılan değerlendirme olay tarihi ve olay tarihindeki ülkenin ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü ile, davacının maluliyet derecesi, davacının hayatı boyunca yaralanmanın acısını yaşayacağı gözetildiğinde, davacının müterafik kusuru dikkate alındığında dahi davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğu anlaşılmaktadır<br>Bu sebeple, olayın özellikleri ile yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınarak davacı lehine hükmedilen toplam 8.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın çok düşük kaldığı anlaşılmakla, takdiren tüm bu verilere göre davacı için 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış, bu itibarla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 Sayılı HMK 'nın 352/1-b-2 maddesi uyarınca  esasa ilişkin yeniden aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>I-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>II-Davacı vekilinin  istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile yerel mahkemece verilen hükmün  HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine,<br>III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 98.479,35 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 26/12/2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,<br>2-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan  kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Harçlar Kanunu uyarınca;<br>a)Maddi tazminat yönünden tahsili gereken 6.727,12 TL karar ve ilam harcından, ıslah ve tamamlama harcı toplamı 423,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.304,12 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,<br>b)Manevi tazminat yönünden tahsili gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 102,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.946,49 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; <br>a)Maddi tazminat yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan   15.756,696 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  <br>b)Manevi tazminat yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  <br>c-Maddi tazminat yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan   100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı sigorta şirketine verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 102,81-TL peşin harç, 190,00-TL ıslah harcı, 233,00-TL tamamlama harcı, 1.723,00-TL adli tıp fatura bedeli, 1.350,00-TL bilirkişi ücreti ve 695,10-TL e-tebligat, tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam yapılan 4.348,21-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranları nazara alınarak;<br>a-) Maddi tazminat yönünden 3.478,56 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>b-) Manevi tazminat yönünden 227,21-TL'nin davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>c-) Arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.360,00-TL'nin davanın kabul red oranları nazara alınarak 1.088,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 272,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine,\" şeklinde HÜKÜM TESİSİNE;<br>IV-İstinaf aşamasında alınması gereken 8.408,90-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 2.102,22-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.306,68-TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den  alınarak hazineye irat kaydına,<br>V-İstinaf başvurusu sırasında davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>VI-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>VII-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 492,00-TL Başvuru harcı ile 249,00-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 741,00-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,  <br>VIII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>IX-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17.04.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br><br>                                                          MUHALEFET ŞERHİ<br><br>Kaza tespit tutanağında emniyet kemeri belirsiz olarak işaretli olup, mevcut yaralanmanın davacının emniyet kemeri takmamasından kaynaklandığı sabit olmadığından müterafik kusur indirimi yapılamayacağı, ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/3 maddesinde; \"Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.\" denilmekte olup, Dairemizce ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm kaldırılarak yeniden hüküm tesisi nedeniyle istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdiri gerektiği kanaatinde olduğumdan, müterafik kusur uygulanması gerektiği ve maddi tazminat yönünden davacı lehine takdir edilen vekalet ücreti yönünden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  2024/1618 Esas 2024/1903 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/289 Esas 2024/3925 Karar sayılı ilamları da aynı yöndedir.)</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"110671411ae8a173","SID":"efc3d649501db484"}}