{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\tT.C.<br>\tKAYSERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t    \t TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t             GEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t:  Esas<br>KARAR NO\t: <br><br>HAKİM\t: ... ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI\t:... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br>DAVALI \t:... (T.C. ... )...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - [ <br>DAVA\t: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 28/12/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 30/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 30/07/2025<br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı kooperatifin Kayseri ilinde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olup bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapılmış olduğunu, davalının ise davacı kooperatif üyesi olup davacı kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin etmiş olduğunu, davacı kooperatifin halen tasfiye sürecine girememiş olup 10 yıldan fazla süredir kooperatife üye olan kişilere ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konutunu teslim edememiş olduğunu, mağduriyetlerin çığ gibi büyüdüğü, üyelerin ve arsa sahiplerinin haklarının temin edilmesi hususunda umudunu yitirdikleri dönemde iflasa sürüklenmekte olan davacı kooperatifin, mağdur üyelerin bir araya gelişi ve gayretli çabalarıyla tekrar ayağa kalkmış ve üyelere ve arsa sahiplerine taahhüt edilen konutların yapımı ve teslimi ile seneler öncesine ait borçların ödenmesi için son süratle çalışmakta olduğunu, davacı kooperatifin, kapısına yıllardır kilit vurulan, inşaatlarının paslandığı, üyelerin dolandırıldığını düşündüğü, istifa eden üyelerin ve alacaklıların alacaklarından umudunu kestiği, iş yapamaz bir yer halinde olduğunu, bu süreçte kooperatifin durumunun kötüye gittiğini gören üyelerin büyük bir kısmı kooperatif üyeliğinden istifa etmiş olduğunu, Kooperatiften istifa eden üyelere yapılan ödemeler mevcut üyeler tarafından sağlanmış olduğunu, söz konusu istifalar çok olup ekteki grafikte görüleceği üzere kooperatifin 2006 senesinde üye sayısı 1692 iken 2016 yılına gelindiğinde bu sayı 156'ya düşmüş olduğunu, yine ikiz kuleler diye bilinen site inşaatı, 14 yıldır atıl durumdayken Melikgazi Belediyesi, söz konusu binanın yıkımı için karar vermiş ve yıkım çalışmalarına başlamış olduğunu, arsa sahiplerinin ve dairesine kavuşamamış üyelerin neredeyse tamamı haklarına kavuşmanın imkansız olduğunu düşündüğü ve kooperatifin bir daha asla ayağa kalkamayacağı algısının mevcut olduğu bir dönemde mağdur üyelerden bir grup kooperatifi ayağa kaldırmak ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla yönetim kuruluna aday olmuş ve oybirliğiyle seçilmiş olduklarını, bu süreçte ikiz kule sitesi a blok diye bilinen inşaat tamamlanıp üyelere teslim edilmiş, b blok inşaatı %99 seviyesinde olduğunu ayrıca 3 farklı blok inşaatına da başlanmış olduğunu, davacı kooperatifin tek gayesinin, inşaatları tamamlayarak yıllardır evini alamamış üyelere ve arsa sahiplerine haklarını teslim etmek, ödemesini alamayan alacaklıların alacaklarına kavuşturmak ve kooperatifi tasfiye etmek olduğunu, kooperatife atanan kayyım hazırladığı raporda, tapusunu teslim alan üyelerden kesin maliyet, aidat ve kira bedeli alınması gerektiği yönünde rapor hazırlamış, bu rapor doğrultusunda üyelere kesin maliyet bedeli alacağı çıkartılmış, bu hususta üyelere tebliğ edilmiş ve üyeler tarafından ödenmediği için 2019 yılında Kayseri Asliye Ticaret mahkemelerinde 160'dan fazla dava açılmış, bu davalarda davanın kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu kararlar istinaf mahkemesi tarafından da onandığını, İstinaf kararları davalılar tarafından temyiz edilmiş ve temyiz incelemesi sonucunda, davalıların üye olduğu, her türlü yükümlülüğe diğer üyelerle birlikte katlanması gerektiği, ancak kesin maliyetin inşaatlar bitmeden talep edilemeyeceği belirtilerek lehlerine verilen yerel mahkeme kararları erken dava gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş olduğunu, Yargıtayın söz konusu kararını kabul etmiş anlamına gelmemek kaydıyla, bahsi geçen kesin maliyet dosyalarının tamamında davalılar kooperatif üyesi olmadıklarını, kooperatif ile ilişiklerinin tamamen kesildiğini, ibra edildiklerini iddia etmiş olduklarını, bir nevi davaya konu uyuşmazlığın esas konusu davalıların üye olup olmaması hususu olduğunu, Yargıtay, ilgili kararında söz konusu uyuşmazlığa noktayı koymuş ve davalıların üye olduğu hususunda karar vermiş olduğunu, Yargıtayın ilgili ilamında bu husus \" Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir.\" şeklinde ifade edilmiş olduğunu, bununla birlikte Yargıtay ilgili ilamında \"İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir.\" şeklindeki ifadeyle kooperatifin üyelerden aidat talep edebileceği, aksi yöndeki taahhütlerin geçersiz olduğu belirtilmiş olduğunu, söz konusu Yargıtay kararının ardından verilen istinaf mahkemesi kararlarından da anlaşılacağı üzere davalı, istifa edip etmediğine bakılmaksızın aidat borcunu ödemek zorunda olduğunu, her ne kadar davanın konusu kira alacağına ilişkin olsa da söz konusu kira alacağı, Türk Borçlar Kanununda düzenlenen kira akdi ile bir ilgisi bulunmadığını, davanın konusu kooperatif genel kurul kararları ile alınan yalnızca tapusunu teslim alan üyelerin ödemesi gereken bir alacak kalemine ilişkin olduğunu, kooperatif hukukunun en temel ilkelerinden birisi eşitlik ilkesi olduğunu, Yerleşik içtihata ve doktrin görüşüne göre kooperatif hukukundaki eşitlik nispi bir eşitliği temsil etmekte olduğunu, tapusunu alamamış, 15 senedir ödeme yapmasına karşın tapusuna kavuşamayan üyelerle, tapusunu teslim alıp 15 senedir kooperatiften temin ettiği konutta oturan üyenin durumunun eşitlenmesi için kira isimli bir alacak kalemi ödenmesine karar vermiş olduğunu, 2019 tarihli genel kurulda alınan karar uyarınca, tapusunu teslim alan üyeler, mevcut aidat bedelinin %40'ı oranında kira ödeyeceğine karar verilmiş olduğunu, bu noktada taraflarınca kira alacağı hususunda daha önce dava açılmış, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi o dönem çıkan kanun maddesi olan Kooperatifler Kanunu geçici madde 11'e itibar ederek davamızın reddine karar vermiş, taraflarınca söz konusu karar istinaf edilmiş, istinaf tarafından yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiş olduğunu (Ek-5: Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi ...ı İlamı), devamında bahsi geçen dosyada bilirkişi raporu aldırılmış olup söz konusu bilirkişi raporlarında davacının kooperatifin kira alacağına hak kazandığı yönünde kanaat bildiren rapor tanzim edilmiş olduğunu, söz konusu istinaf kaldırma kararı ve bilirkişi raporları sonrasında yerel mahkeme tarafından da davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, yine taraflarının talebi üzerine Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetimi başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesinin 2022/126E. 2023/29K. Sayılı 16.02.2023 tarihli kararının 11 nolu paragrafında \"üyenin yükümlülüğünün kooperatif tasfiye oluncaya kadar yükümlülüklere katlanmak.\" olduğu hususunu hükme bağlamış olduğunu, bu şekilde haklı davanın anayasa mahkemesi kararıyla dahi ispatlanmış olduğunu, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını belirterek, 45.680-TL kira alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı kooperatife ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde her ne kadar söz konusu kira alacağı talebinin TBK'da düzenlenen kira akdi ile bir ilgisinin olmadığı gerekçesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu beyan edilmiş ise de iş bu davada görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi gereğince, davacı tarafından talep edilen alacak kalemi \"KİRA\" niteliğinde olduğundan, iş bu davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemeleri'ne ait olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/5970 Esas 2022/1094 Karar sayılı ve 15.02.2022 tarihli ilamının dikkate alınması gerektiğini, 21.04.2019 TARİHLİ GENEL KURUL DIŞINDA ÜYELERDEN KİRA ALINACAĞINA İLİŞKİN BAŞKACA BİR GENEL KURUL KARARI BULUNMAMAKTA olduğunu, buna göre, kabul anlamına gelmemek üzere; davacı kooperatifin kira talep edebileceği tarih aralığının 21.04.2019-23.02.2020 olduğunu, KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ'NİN ... ESAS ...KARAR SAYILI İLAMININ BEKLETİCİ MESELE YAPILMASI GEREKMEKTE olduğunu, davacı tarafından, 2019 Mayıs - 2023 Ekim tarihleri aralığında aidat bedelinin %40'ı kadar kira bedelinin talep edildiği anlaşılmakta olduğunu, öncelikle bu bedelin hesaplanabilmesi için toplanması gereken aylık aidat bedellerinin tespiti önem arz etmekte olduğunu, alacağa konu edilen dönemlerde kooperatif tarafından yapılan genel kurullar da aidat miktarı yıl yıl farklı olarak belirlenmiş olduğunu, 21.04.2019 tarihli genel kurul sonrası tapusunu erken teslim alan üyelerden kira alınacağına dair herhangi bir genel kurul kararının olmadığı, hatta 21.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kiraya ilişkin kararın da sonraki dönemlerde devam edeceğine dair bir belirlemenin olmadığı görülmekte olduğunu, bunun yanında kabul anlamına gelmemek üzere kira talep edilebilecek dönem aralığının 21.04.2019-23.02.2020 tarihleri arasını kapsadığı anlaşılmakta olduğunu, mahkemece bu itirazları dikkate alınmayıp, davacının talep ettiği diğer dönemler için de genel kurulda alınan aidatın %40'ı oranın da kira talep edilebileceği kanaatine varılsa dahi, bu seferde dönemsel olarak üyelerden talep edilebilecek aylık aidat bedellerinin tespiti gerekecek olduğunu,  bir kısım üyeler tarafından davacı kooperatif aleyhine Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/917 Esas 2023/237 Karar sayılı davası ile 28.11.2021 tarihli genel kurulun iptali, olmadığı taktirde yoklukla malül olduğunun tespiti talep edilmiş olup, mahkemece yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, Davacı kooperatif tarafından bu karar istinaf edilmiş olup, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ..Karar sayılı ilamından anlaşıldığı üzere, 28.11.2021 tarihli genel kurul ve bu genel kurulda alınan kararlar (aidat bedeli de dahil) yok hükmünde olup, bu genel kurul kararı doğrultusunda aidatı bedelinin %40'ı oranında yapılacak hesaplamanın da doğru olamayacağı izahtan vareste olduğunu, bu itibarla,  Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin .... Esas .. Karar sayılı ilamının temyiz edilmesi sebebi ile söz konusu 28.11.2021 tarihli genel kurul toplantısının yoklukla malül olduğuna yönelik kararının BEKLETİCİ mesele yapılmasını talep ettiklerini,  davalının ZIMNEN peşin ödemeli üye STATÜSÜNDE olduğunu, davacı kooperatif tarafından 2019 yılı Haziran ayına kadar hiçbir şekilde davalıya herhangi bir borç kaydı oluşturulmadığı gibi o tarihe kadar bir alacak talebinde de bulunulmamış olduğunu, yine davalının 21.04.2019 tarihli genel kurula kadar da hiçbir genel kurula da çağrılmamış olduğunu, Hazirun cetvellerinde dahi ismi bulunmadığını, açıklandığı üzere 21.04.2019 tarihine kadar kooperatif defter ve kayıtlarında herhangi bir borç kaydı oluşturulmaması, aidat ve genel gider talebinde bulunulmaması, bununla ilgili ihtarname keşide edilmemesi, genel kurullara dahi çağrılmadığı gibi hazirun cetvellerinde dahi adının geçmemesi davalının peşin bedelli üye olduğunun kooperatifçe zımnen kabul edildiğinin de açık göstergesi olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 23. Hukuk dairesinin 2016/2959 Esas,2019/332 karar sayılı ve 07.02.2019 tarihli içtihadının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/846 Esas,2021/327 Karar sayılı ve 23.03.2021 tarihli kararının, Yargıtay 23. Hukuk dairesinin 2017/1290 Esas,2020/3232 karar sayılı 26.10.2020 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini, anılan Yargıtay HGK, Yargıtay 23. HD kararlarında da açıkça izah edildiği üzere davalıdan 21.04.2019 tarihine kadar uzunca bir süre inşaat finansmanı için aidat istenilmemiş, bilançolarda, hesap cetvellerinde, faaliyet raporlarında, genel kurullarda ve üye kayıt defterlerinde; bu yönde bir borç kaydı yer almamış olması davalının peşin bedelli üye olarak davacı kooperatif tarafından ZIMNEN kabul edildiğini göstermekte olduğunu, dolayısı ile davalıdan kira bedelinin talep edilmesi de hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından kira bedeli talep edilmiş olup, iş bu davanın zaman aşımı itirazı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, öncelikle iş bu davada kira bedelinin talep edilmiş olması sebebi ile davanın görevsizlik sebebi ile usulden reddine karar verilmesini, davanın zaman aşımı sebebi ile reddine karar verilmesini, 28.11.2021 tarihli genel kurulun ve bu genel kurulda alınan kararların yoklukla malül olduğuna yönelik verilen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/1896 Esas 2023/2095 Karar sayılı ilamının, davacı kooperatif tarafından temyiz edilmiş olması sebebi ile ve bu kararın da iş bu davanın mahiyetine (aylık aidat bedelinin %40'ı oranında hesaplanmasına vs) etki edeceğinden, bu aşamada bekletici mesele yapılmasına, davanın esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>YARGILAMA VE GEREKÇE<br>Dava, Davalının davacı kooperatifin üyesi olup olmadığı, davacının kira alacağı talebinin yerinde olup olmadığı ve yerinde ise davalının eşitlik ilkesi de dikkate alınarak ne kadar kira borcu olduğu hususlarına ilişkindir.<br>Melikgazi Tapu Müdürlüğüne ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğüne, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. <br>Bilirkişi heyetinden alınan 15/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Davacı kooperatifin 21.04.2019 tarihli genel kurulunda konutunu teslim almış <br>üyelerden aidatının %40’ı oranındaki kira alınmasına karar verilmiştir. Bu karar <br>doğrultusunda davalıya teslim edilen 125 m2 daire için Mayıs/2019 döneminden <br>Ekim /2023 dönemine kadar hesaplanan kira tutarı 45.680 TL’dir. Genel kurulda <br>kira bedelinin ödenmemesi halinde işleyecek faize ilişkin bir karar alınmamıştır. <br>Davacı taraf da dava tarihinden itibaren yıllık %18 oranında faiz talebinde <br>bulunmaktadır. Davacının raporumuz ekinde yer alan davalı ile olan ilişkilerini <br>gösteren muavin defterlerinde kira tahakkuku ve tahsiline ilişkin bir kayıt <br>bulunmamaktadır.  <br> Davalı cevap dilekçesinde 21.04.2019 tarihli genel kurul dışında üyelerden <br>kira alınacağına ilişkin başka karar olmadığını, buna göre davacının kira talep edebileceği dönemin 21.04.2019-23.02.2020 tarihleri arasını kapsadığını iddia etmiştir. Ancak böyle bir sınırlamadan bahsetmek mümkün değildir. Genel kurulca <br>verilmiş kararların, sonradan başka bir genel kurul kararıyla değiştirilmediği ya da <br>mahkeme kararı tarafından iptal edilmediği sürece yürürlükte olacağı ve <br>uygulanması gerekeceği doğaldır. Dosya kapsamında yapılan incelemede genel kurul <br>kararının aksine yeni bir genel kurul kararı alınmadığı ve genel kurul kararının <br>iptaline ilişkin dava açılmadığı görülmüştür. Bu durumda genel kurul kararı <br>geçerliliğini korumaktadır.  \" sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır. <br>Davacı vekilinin sunmuş olduğu 28/07/2025 tarihli dilekçesinde, davalı ile sulh olduklarını, davadan feragat ettiklerini, sulh gereği tarafların birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin olmadığını, yine sulh gereği hazine lehine ödenmesi lazım gelen her türlü harç, yargılama gideri davalı tarafından ödeneceğini, bu kapsamında mahkememizce hüküm tesis edilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu 28/07/2025-29/07/2025 tarihli dilekçelerinde, davacı taraf ile sulh olunduğunu, davacının feragat beyanı kapsamında işlem yapılmasını ve sulh gereği hazine lehine ödenmesi lazım gelen her türlü harç yargılama giderinin davalı müvekkilinin üzerine bırakılacağını, sulh gereği tarafların birbirlerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin olmadığını, feragat beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. <br>HMK'nun 307. maddesi gereğince feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup HMK.nın 311 maddesi gereğince de feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuran ve davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğundan, davacının feragat dilekçesi nazara alınarak davanın feragat nedeniyle reddine, HMK.nın 312 ve devamı maddeleri gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;<br>1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu 22. Maddesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının 2/3'üne isabet eden 410,27-TL karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 780,11-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 369,84‬-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafça yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>5-Davacı ve davalı vekillerin 28/07/2025-29/07/2025 tarihli dilekçeleri dikkate alınarak davacı ve davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>6-Davalı vekilinin 29/07/2025 tarihli dilekçesi dikkate alınarak, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>7-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran davacı tarafa iadesine, <br>Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 30/07/2025<br><br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br> ¸e-imzalıdır  <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1b8b99244f78064","SID":"dd79a1323af7421d"}}