{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1973 <br>KARAR NO\t\t: 2025/928<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                         : 03/02/2016 (Dava) - 27/09/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2016/132 Esas - 2022/785 Karar<br>DAVA             \t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 12/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/06/2025<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2022 tarih ve 2016/132 Esas - 2022/785 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 22.08.2009 günü trafik kazası geçirdiğini ve bu nedenle davalı sigortaya karşı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 8.000,00.-TL'lik maddi tazminat davası açtığını, davanın halen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahk.'nin 2011/438 esasına kayıtlı olarak derdest olup, bir dahaki celsesinin 05.03.2015 günü görüleceğini,  derdest davada, İzmir Atatürk Eğt. Arş. Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu tarafından verilen 11.05.2011 tarihli raporda müvekkilinin %26 maluliyetinin olduğunun anlaşıldığını, hakettiği tazminat miktarı hesaplanırken, bu oranın dikkate alındığını ve 26.05.2012 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda müvekkilinin maddi zararının 31.210,49.TL. olduğunu belirttiğini, bu durumda eksik kalan dava değerinin (tazminat alacağının) 23.210,49.-TL. daha arttırılması talebi ile 05,07.2012'de davanın taraflarınca ıslah edildiğini, ancak sayın mahkemenin maluliyet oranını bir kez daha belirletmek istediğini ve bu kez dosyayı İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk ettiğini, İstanbul ATK 1 Aralık 2014 tarihli raporunda, müvekkilinin maluliyetinin %31.2 olduğunu belirttiğini, bu durumda basit bir orantılama hesabı ile; %26 maluliyet ile 31.210,00-TL. Tazminat tahakkuk ederse, %31.2 maluliyette 37.452,00-TL tazminat tahakkuk edeceğini, müvekkilinin daha 6.242,00 TL (yani dava değeri kadar) tazminat hak edeceğini, davada daha önce ıslah yolunun kullanıldığını ve bir daha ıslah edemeyecekleri için, birleştirme talebiyle yeni bir dava açmak zorunda kaldığını, işbu davayı açtıkları tarihte, bu tür davalara bakma görevi Ticaret Mahkemeleri'ne verildiği için, davayı mahkeme nezdinde açtıklarını, ancak Ticaret Mahkemelerinin de HMK uyarınca görev yaptığını ve Ticaret Mahkemeleri'nin olmadığı adli çevrelerde, ticari davalara, “Ticaret Mahkamesi Sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin bakması sebebiyle, bu hususun bir sakınca yaratmayacağını ileri sürerek, öncelikle işbu dosyanın, İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/438 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini ve yargılamanın daha eski dosya olan, İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası üzerinden görülmesine karar verilmesini, trafik kazasında yaralanıp sakat kalarak beden gücü kaybına uğrayan davacı için, fazlaya ilişkin haklar yine saklı kalmak üzere, dava değeri olan 6.242,00 TL'nin ilavesi ile ulaşılacak rakam olan 37.452,00 TL tazminatın, asıl dava tarihinden başlatılarak faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki davadaki talepleri ile ilgili olarak İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/438 E. sayılı dosyası ile aynı olay ve aynı taleplere istinaden müvekkili şirket aleyhine dava ikame ettiğini, dosyada karar verildiğini taraflarınca temyiz edildiğini, dosyanın şu anda Yargıtay incelemesinde olduğunu, bu nedenle huzurdaki davaya ilişkin derdestlik itirazları olduğunu, mükerrer olarak açılmış işbu davanın reddini talep ettiklerini, davadan önce davacı tarafın müvekkili şirkete vaki başvurusu üzerine 7/161465 no’lu hasar dosyası açıldığını ve iş bu hasar dosyası kapsamında, aktüerler siciline kayıtlı aktüerden alınan rapor doğrultusunda belirlenen, 7.775,00 TL maluliyet tazminatının 26.07.2011 tarihinde, 15.550,00 TL maluliyet tazminatının 11.10.2011 tarihinde, 412,94 TL ambulans masrafının 02.09.2010 tarihinde, 14,63 TL tedavi masrafının 12.03.2010 tarihinde, 1.547,54 TL tedavi masrafının 20.11.2009 tarihinde ve 9,16 TL tedavi masrafının 21.01.2010 tarihinde davacıya ödendiğini, bu meyanda davaya konu talepler bakımından, davacı başvurusuna müteakip davacı tarafından kayıtsız ve şartsız ibra edilmiş olan müvekkili şirket açısından davanın reddinin gerektiğinin tartışmasız olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte ...plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde, 107400713 numaralı 13/08/2009-13/08/2010 vadeli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, bu poliçedeki sakatlanma ve ölüm teminatının sigortalısının kusurlu olması halinde ve kusur oranı ile sınırlı olmak üzere kaza tarihi itibariyle kişi başına azami 150.000 TL olduğunu, müvekkili şirket sigortalısının dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacı yayanın müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu’na müzekkere yazılarak davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının ve yapılmış ise hangi koldan ödeme yapıldığının araştırılmasını talep ettiklerini, söz konusu ödemelerin tazminat hesabı yapılması halinde bu hesaplamadan düşürülmesi gerektiğini, müvekkili şirketten dava tarihinden daha önceki bir tarihten itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak, öncelikle derdestlik itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, derdestlik itirazlarının kabul edilmemesi halinde, davacı delillerinin taraflarına tebliğine, ödeme nedeniyle davanın reddine, davacının zararının daha fazla olduğunun ispatlanması halinde; yapılan ödemenin ve ödenen tazminatın güncellenerek güncellenen tutarın tazminattan indirilmesine, müvekkili şirketin sorumlu bulunması durumunda; sorumluğunun açıkladıkları çerçevede ve azami limit ile sınırlı olacağını, müvekkili şirket sigortalısının kusuru bulunmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davacıların taleplerinin reddine, müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca sigortalısının kusuru nisbetinde ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan Adli Tıp Kurumu’ndan kusura ilişkin rapor alınmasına, kusur durumuna göre Hazineye kayıtlı aktüer aracılığı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına, müterafik kusurun tazminattan düşülmesine, müvekkili şirketin dava açılmasına sebep olmadığından tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"....Kaza tarihi olan 22.08.2019 tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre düzenlenen İstanbul ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 01.12.0214 tarihli 12954 sayılı davacının %31,2 oranında maluliyetini oluştuğuna ilişkin raporun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, davacının bakiye sürekli iş göremezlik zararının, davalı sigortalısının %75 kusur oranına isabet eden Yargıtay'ın yerleşen uygulamaları ile benimsenen progresif rant (%10 artırım ve iskonto, TRH 2010 tablosu esasına dayalı) yöntemi ile yapılan aktüer bilirkişinin 26.07.2020 tarihli raporundaki hesaplamalara göre 118.545,95 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin KTK.nın 85 ve  91. Maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, asıl davadan önce ödenen 7.775,00 TL ödeme ile asıl davada hüküm altına alınan 31.210,49 TL maddi tazminat, kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitinden mahsup edildiğinde bakiye poliçe limiti olan (150.000,00 TL poliçe limiti – 7.775,00 TL - 31.210,49 TL)= 111.014,51 TL ile sınırlı olarak  davalı sigortanın sorumlu olduğu, bilirkişi hesap raporunun Yargıtay yerleşik uygulamalarına uygun olarak düzenlendiği ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, davacı vekilinin 08.08.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile davacı için sürekli iş göremezlik tazminatı isteğini yükselterek 111.039,51 TL olarak talep ettiği anlaşılmakla davacının maddi tazminat davasının davalının sorumluluğu bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğu gözetilerek davasının kısmen kabulüne, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 98, 90 ve poliçenin geçerli olduğu dönemde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2. maddeleri uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup bu sürenin sonunda, ödememe hâlinde temerrüdün gerçekleşeceği, KTK'nın 99. maddesine göre davacının, davalı sigorta şirketine asıl ve ek dava açılmadan önce sürekli iş göremezlik zararının ödenmesi için başvuruda bulunduğu, başvuru tarihi tam olarak tespit edilemese de davalı sigorta şirketi tarafından  28.07.2011 tarihinde 7.775,00 TL tazminat ödendiği, davalı sigorta şirketinin en geç kısmi ödeme tarihi olan 28.07.2011 tarihinde temerrüde düştüğü, ancak asıl davada davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin asıl dava tarihi olarak belirlendiği, davacı vekilinin asıl davada verilen bu hükmü temyiz etmediği, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin asıl davada dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğüne ilişkin kabulün davalı lehine usulü kazanılmış hak teşkil ettiği....\" gerekçesiyle davanın KISMEN KABULÜ ile 111.014,51 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 04.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, daha önce davacıya yapılan ödemelerin davacının saptanan kusuru dikkate alınmaksızın poliçe limitinden düşüm yapılarak karar verildiğini, daha önce yapılan ödemelerin güncel değeri dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, zorunlu mali mesuliyet sigortasına dayalı olarak sürekli işgöremezlik zararının  tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, alınan raporda  İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/438 Esas sayılı dosyasında hükme esas alınmış olan maluliyet raporu ile daha sonra alınan ATK raporu arasıdaki fark esas alınarak zararın hesaplanmış olmasının yerinde olduğu, bunun yanı sıra zararın yerleşmiş Yargıtay içtihatları uyarınca TRH 2010 ve progresif rant yönteminin kullanılması ile hesaplanması gerektiği, buna göre İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/438 Esas sayılı dosyasında hükme esas alınmış olan aktüer raporda PMF yaşam tablosu kullanılması sebebiyle yaşam süresinin daha az olarak hesaplanmış olmasının eldeki davada alınan aktüer raporda gözetilmesinin de doğru olduğu, davalı tarafça yapılan ödemelerin dava tarihinden sonra olması nedeniyle güncellenmeden indirilmesinin yerinde olduğu ve bu ödemelerin infazda gözetilmesi gerekmesine ve ayrıca kusurun aktüer raporda gözetilip tazminat miktarından düşülmesine göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin  İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/132 Esas - 2022/785 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 7.583,40 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.896,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.687,40 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), <br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansında  kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın temyize tabi bulunması nedeniyle, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi.  12/06/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"804f740de9c16c68","SID":"aa7f0c9156849bd2"}}