{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\tT.C.<br>\tKONYA<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                           \tTÜRK MİLLETİ ADINA <br>                                                                                                                   \tGEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>BAŞKAN\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>ÜYE\t: ...  ...<br>KATİP\t: ...  ...<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR \t: 1- ... - TC:... ...<br>\t  2- ... - TC:... ...<br>\t  3- ... -TC:... ...<br>\t  4- ... - TC:... ...<br>\t  5- ... - TC:... ...\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: <br>Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,<br>HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TALEP :<br>Davacı vekili 14/10/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri hakkında muris ... tarafından haksız bir şekilde Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, murisin ölümünden sonra davalı mirasçılar tarafından icra takibine devam edildiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkisinin söz konu olmadığını, davalıların murisi ... her iki müvekkilin de iradesi dışında takibe konu bonoyu imzalattığını, müvekkillerinin takibe konu bonoyu verdiklerini hatırlamadıklarını, icra takibininde taşınmaz satış aşamasına gelindiğini, gerekli tedbirler alınmadığı takdirde kaçınılmaz zararların söz konusu olacağını beyanla öncelikle icra takibinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davalıların %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı tarafça süresi içinde dosya cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>Davalılar vekili duruşmadaki beyanlarında özetle; icra takibinin sürüncemede bırakılması yönelik iş bu davanın açıldığını, mahkemece verilmiş olan tedbir kararına ilişkin teminat bedelinin dosyaya yatırılmadığını, tedbirin kaldırılması gerektiğini ve açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkememiz 5/10/2024 tarihli tensip tutanağının (9-b) nolu ara karar ile;<br>\"İşbu menfi tespit davası nedeniyle, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olması nedeniyle her üç davacıdan da ayrı ayrı başvuru ve peşin harç alınması gerektiğinden;  dava açılırken ... yönünden dava açılırken harç alınmadığı anlaşılmakla;  dava değeri 3.000.000,00 TL olduğundan bu miktarın % 6,831 'inin 1/4 'ü karşılığı olan 51.232,50 TL peşin ve 427,60 TL başvuru harcı alınması gereken karar ve ilam harcı olduğundan, davacı için 51.232,10 TL peşin ve 427,60 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 51.660,01 TL HARCI ... ADINA TAMAMLAMAK üzere davacı tarafa tebliğden itibaren İKİ HAFTA KESİN SÜRE VERİLMESİNE, aksi halde bu davacı yönünden bundan sonraki hiç bir işleme devam olunmayacağının ve dava dosyasının işlemden kaldırılacağının ve nihayet üç ay içinde yenileme dilekçesi verilmez ve belirtilen eksik harç da tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı tarafa ihtarına.\" şeklinde karar verildiği anlaşılmış ve verilen kesin süre itibariyle davacı ... yönünden harçların yatırılmadığı anlaşılmıştır. <br>Mahkememiz 08/11/2024 tarihli ara karar ile; <br>\"1-İş bu dosyanın davacı ... yönünden 05/11/2024 tarihi itibariyle HMK 150. Maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına,<br>2-İşlemden kaldırma tarihinden itibaren nihayet üç ay içinde yenileme dilekçesi verilmez ve belirtilen eksik harç da tamamlanmazsa davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin dava taraflarına ihtarına...\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkememiz 12/02/2025 tarihindeki duruşmada verilen karar ile; \"...Davacı ... yönünden dosyanın tefriki ile yeni esas sayısına kaydına, yeni esas sayılı dosya üzerinden davanın açılmamış sayılması hususunun değerlendirilmesine, iş bu davaya davacı ... için devam edilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Ara karar gereğince dosya davacı ... yönünden tefrik edilerek mahkememiz 2025/118 esas sayılı yeni sırasına kaydedilmiş ve mahkememiz 13/02/2025 tarih,  ... Esas, ... karar sayılı kararı ile; HMK'nun 150/1 maddesinde düzenlenen 3 aylık dava yenileme süresinin 06/02/2025 tarihinde dolduğu, eldeki davanın bu süre içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından H.M.K'nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DELİLLER:<br>Mahkememizce, Konya  . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, celp edilmiş, mahkememizce davacının isticvap beyanı ve imza örnekleri alınmış, davacıya ait ıslak imzalarının bulunduğu evrak asılları celp edilmiş, İstanbul . Asliye Ticaret Mahkemesinin ...  talimat sayılı dosyası aracılığıyla sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi heyetinden bono üzerindeki imzaya ilişkin rapor alınmıştır. <br>Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; borçlusunun mahkememiz dosyası davacısı ... ve mahkememiz dosyasından tefrik edilen davacı ... olduğu, alacaklısının mahkememiz dosyası davalılarının murisi olan ... olduğu, bonoya dayalı olarak 3.000.000,00TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.<br>DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:<br>Dava bonodan ve bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>Davalıların murisi tarafından davacı aleyhine Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile, keşidecisinin davacı ..., lehtarının davalıların murisi ... olduğu, 30/10/2023 tanzim ve 01/11/2023 vade tarihli, 3.000.000,00TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, davacı vekilince, söz konusu bonodaki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığı, müvekkilinin davalıların murisine bir borcunun olmasını gerektirir hukuki ilişkinin bulunmadığı hususlarını ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, davalıların ise vekili marifetiyle sunduğu dilekçelerinde yukarıda özetlendiği gibi davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır.<br>İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).<br>İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle borcun düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira, davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve  E:... , K:... ;  12.10.2011 gün ve E:... , K:... ; 04.12.2013 gün ve E:... , K:... ; 14.05.2014 gün ve E:... , K:... ; 17.04.2015 gün ve E:... , K:... sayılı ilamları).<br>Davacı vekili tarafından imza inkarında bulunulduğundan sahtecilik ve grafoloji uzmanlarından oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması lüzumlu olmuştur. <br>Sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi uzmanı heyeti tarafından mahkememize sunulan 16/04/2025 tarihli raporda özetle;<br> \"...İnceleme konusu “Keşidecisi ..., Kefil ... , alacaklısı ... olan 3.000.000 TL bedelli, 30.10.2023 tanzim tarihli, 01.11.2023 vade tarihli senet” ön yüzünde yer alan borçlu imzaları ile mukayese imza örnekleri arasında  yapılan karşılaştırmada;<br>Senet borçlu imzası ile ...'nun mukayese imza örnekleri arasında bir kısmı karşılaştırma tablosunda işaretlenerek gösterilmiş olan imza eğim ve ölçüsü, imzanın başlangıç ve bitiriliş çizgi hareketleri, grama yapılanmasının şekil ve biçimlendirilişi ile iç gövde büklümleri, bağlantı ve orantıları, genel görünüm, işleklik ve baskı derecesi gibi kaligrafik özellikler bakımından önemli düzeyde benzerlik olduğu saptandığından, senette yer alan il adet borçlu imzasının ...”nun eli ürünü OLDUĞU...\" kanaatleri bildirilmiştir. <br> Söz konusu raporun bilimsel verilere dayalı, gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış ve davacının imza sahteliği iddiası yerinde görülmemiştir.<br> Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamında ve yine ... esas, ... karar sayılı ilamında uyguladığı üzere, bononun boş olarak verildiği ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddialar ile bononun aslında hatır senedi olduğuna yönelik iddiaların yazılı delille ispatı gerekmektedir. Davacı vekili tarafından her ne kadar müvekkili ile davalı arasında borç doğurucu bir işlem bulunmadığı iddia edilmiş ise de, bononun illetten mücerret borç ikrarı niteliğini haiz alacağı kanıtlayan belge niteliğinde olması ve aksinin ancak yazılı delille ispatının gerekmesi karşısında söz konusu iddia yerinde görülmemiştir.<br>Davaya emsal Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 10/03/2023 tarih ve  ... Esas ... Karar sayılı kararı: \"... HMK 226. Maddesi gereğince konusu suç teşkil eden vakıalar yemine konu olamayacağından bu hususta davalıya yemin teklif edilmesi de mümkün değildir. Ayrıca kambiyo senetlertinin ticari defterlere kayıt edilmesi zorunluluğu bulunmadığından dava konusu çekin davalı defterine kaydedilmemiş olması davalının çekten alacaklı olmadığı anlamına gelmez. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" şeklindedir.<br> Davacı vekili yemin deliline dayanmış ise de, yukarıda yer verilen İstinaf Mahkemesi kararında belirtildiği üzere bedelsiz senet veya kötü niyetli iktisap iddiaları taraf yemini deliliyle ispata elverişli olmadığından yemin delili hatırlatılmasına lüzum görülmemiştir. \tAyrıca bono bedelinin senetle ispat kuralının üzerinde olması, davalının açık rıza göstermemesi, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir belge bulunmaması hususları karşısında davacının tanık dinletme talepleri kabul edilmemiştir.<br>Bu itibarla sübut bulmayan davanın reddi gerekmiştir.<br>Dava konusu icra takibi fiilen durdurulmadığından ve dosya kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı infaz edilmediğinden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-DAVANIN REDDİNE, <br>2-Dava konusu icra takibi fiilen durdurulmadığından ve dosya kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı infaz edilmediğinden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, <br>3-İİK'nun 72/4.maddesi gereğince dosya kapsamında verilen 17/10/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, <br>4-Hazine tarafından karşılanan 3.600,00TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>5-Dava açılırken alınan 51.232,50TL peşin harçtan, Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40TL harcın mahsubu ile fazla alınan 50.617,10TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, <br>7-Davalılar tarafından yapılan 87,50TL vekalet harcı yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, <br>8-AAÜT'ye göre hesaplanan 384.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>9-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/05/2025      <br><br>Başkan ...                   \tÜye ...                    Üye ...                        Katip ...<br>e-imzalıdır                    e-imzalıdır                 e-imzalıdır               e-imzalıdır  <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d013e003c7b87863","SID":"12fbce23d12d6d18"}}