{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2025/189 <br>KARAR NO\t: 2025/837<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 06/11/2024 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2024/327 Esas,  2024/462 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın 20.11.... tarihinde ...Belediyesi'nde temizlik işçisi olarak çalışmakta olduğunu, ...Mevki eski emniyetin arka yolunu temizlemek için traktörü park edip içinden temizlik malzemelerini alıp diğer işçilerle birlikte temizliğe başladıkları sırada ... plakalı ambulansın traktöre çarpması ile birlikte park halindeki traktörün hareket ettiğini ve müvekkilinin yaralanmasına sebep olduğunu, kazadan dolayı müvekkilinin sağ kaburgasında ve sol kolunda kırık, sağ yüz kısmında bulunan elmacık kemiğinde kırıklar oluştuğunu, kolundaki kırık nedeniyle ameliyata alındığını ve 23 vücut fonksiyon kaybına uğradığını, kazada Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/... esas sayılı soruşturma dosyasında alınan rapora göre müvekkilinin hiçbir kusurunun söz konusu olmadığını, ambulans şoförü ...'in kusurlu bulunduğunu, müvekkillerinin iş gücü kaybından dolayı sigorta şirketine müracaat edildiğini, arabuluculuk için toplantı yapıldığını fakat taleplerinin yerine getirilmediğini, müvekkilinin temizlik işçisi olduğunu, bu durumda emsal ücret araştırılması yapılması gerektiğini, müvekkilinin alacağı maddi tazminatın şu an için belirsiz olduğunu ancak alınacak uzman bilirkişi raporunda davanın belirli hale geldikten sonra ıslah etmek üzere fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden işletilecek avans faizi ile tahsiline, (sigorta yönünden poliçe limiti ile sınırlı olarak), 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalılardan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 161.464,54-TL olarak artırmış, bedel artırım dilekçesi ile talebini 533.633,40-TL olarak artırmıştır. <br>CEVAP<br>Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde ZMMS kapsamında olduğunu, iş bu kaza nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün kazadaki kusur tespitinin yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin ancak aktüerya uzmanı bilirkişi marifetiyle hesaplanacak gerçek zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuruna isabet eden oranda ve de teminat miktarı ile sorumlu olacağını, davanın kabulü anlamında olmamak kaydıyla dava konusu kazada öncelikle kusur incelemesi yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk Derece Mahkemesince, \"...Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin  2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre tespiti yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve  progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. <br>Kusur raporuna yönelik yapılan değerlendirmede ise ambulans sürücüsü davalı ...'in, sirenlerini zamanında açmamış olması, seyir sırasında kavşağa yaklaşması ve sol şeritte kırmızı ışıkta durmakta olan otobüs nedeniyle karşı yönden gelip dönüş yapan araçlar olabileceğini dikkate alarak hızını düşürmesi gerekirken, seyir yönüne yanan kırmızı ışığa rağmen hızını düşürmediğinden ve sirenlerini zamanında açmadığından kazanın oluşumunda tek asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. <br>Açıklanan nedenlere Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve istinaf ilamı doğrultusunda AGİ'siz asgari ücret üzerinden yeniden düzenlenen aktüerya bilirkişi raporu hükme esas alınarak ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/10-795 Esas, 2023/641 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacının ikinci kez sunduğu bedel artırım dilekçesi doğrultusunda maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir. <br>Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacının yaşı, meydana gelen kazada kusurunun bulunmaması, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi, davacının uğradığı manevi zarar\" gerekçesiyle \"Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; <br>533.633,40 TL'nin davalılardan (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 330.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden 20/11/..., davalı sigorta şirketi yönünden 01/08/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, <br>Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile;<br>50.000,00 TL'nin 20/11/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine,...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar yerel mahkemece tam kabul kararı verilse de müvekkilinin maluliyetinin oldukça düşük belirlendiğini, maluliyete ilişkin düzenlenen raporda müvekkilinin maluliyetinin bu kadar düşük tespit edilmesinin müvekkilinin hakkını zedeler nitelikte olduğunu, her ne kadar dava açıldığı zamanda bir miktar manevi tazminat talep edilse de ülkemizde yaşanan ekonomik çalkantılar paranın alım gücünü yitirmesi nedeniyle tazminat miktarının güncellenerek karar verilmesi gerektiğini, bilirkişice asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkilinin temizlik işçisi olup asgari ücretin üzerinde bir maaş aldığını, taraflarınca ticari faiz talep edildiğini, yerel mahkemece buna göre hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili ek karara ilişkin istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazada öncelikle kusur incelemesi yapılarak bilirkişi raporu aldırılması gerekirken kusur oranında yeterli bir tespit yapılmadan bilirkişi raporu düzenlendiğini, hatalı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece yapılan yargılamada bilirkişi raporunda gerçek zarar hesaplamasının hatalı yapıldığını, raporda TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamalar ile faiz hesaplamalarının hatalı olduğunu, ayrıca asgari geçim indirimi uygulamasının kaldırılmasına rağmen raporda hesaplama yapılırken net asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu ve de başkaca bir kurum kuruluştan aldığı herhangi bir bedelin varlığının olup olmadığının tespiti yapılmadan hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tarihinin 20/11/... olması ve 2 yıllık dava zamanaşımı süresi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ikame edilmesi gereken hasmın ancak Sağlık Bakanlığı olabileceğini, müvekkiline yöneltilen husumetin Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı beyanlarla izah edildiği üzere ... tablosunun esas alınması gerektiğini, bilirkişinin davacının ömrünün sonuna kadar asgari ücretle çalışacağını fark ederek bir kayıp kazanç tutarı hesabı öngördüğünü, ... doğumlu davacının kaza tarihi itibariyle 59 yaşında olduğunu, ...'de ortalama erkek çalışma yaşının 60 olduğu dikkate alındığında yapılan hesap ile yapılması gereken hesap arasındaki farkın fazla olduğunun görüleceğini, geçmiş dönem hesabının 01/01/2022 tarihine kadar yapılması ve ilerleyen süreç için hesaplanacak maaş tutarının progresif rant usulü dikkate alınarak yapılması gerektiğini, hastaneye acil yetişmesi gereken hastayı yetiştiren müvekkiline görevini yerine getirdiği için asli ve tek kusur yüklenmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br>Dava; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalının sürücüsü olduğu ...plaka sayılı ambulansın yolda park halindeki traktöre çarparak traktörün hareket etmesi neticesinde davacının yaralanmasına sebebiyet verildiği iddiasıyla oluşan cismani zarara bağlı  bağlı maddi ve manevi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne hükmedilmiş, taraf vekillerince  kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-) Dairemizin 2022/1061 Esas 2024/1256 Karar sayılı ilamıyla kaza nedeniyle davacının maluliyet durumunun belirlenmesi, kusur tespiti, emsal ücret araştırması hususları yönünden ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmeyip herhangi bir kaldırma sebebi yapılmamış olması nazara alınarak tarafların aksi yöndeki istinaf itirazlarının kesinleşen unsurlar dahilinde reddi gerekmiştir.<br>Davacı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen 02.03.2022 tarihli kararına yönelik hükmedilen tazminata ticari faiz işletilmesi gerektiğine dair istinaf itirazı bulunmadığı ve bu husus ihdas edilen ikinci karar yönünden usuli kazanılmış hak oluşturacağı için davacı vekilinin ticari faiz işletilmesine dair istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. <br>2-) Haksız eylemin faili olarak davalı ...'e husumet yöneltilmesinde, aktüer hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılarak işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılmak suretiyle tazminatın belirlenmesinde, olayın meydana geliş şekli, davacıda oluşan daimi ve geçici maluliyet durumu, hak ve nesafet kuralları ölçüsünde manevi tazminatın tam kabulüne hükmedilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davalı ...'in aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br>3-) Bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960/9 K. sayılı kararı).<br>Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı kararı).<br>Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.<br>Bu aşamada asgari ücret ile ilgili olarak gerçek zarar hesabına etkisi nedeniyle açıklamalar yapılması gerekmektedir.<br>  4857 sayılı İş Kanunu’nun 39.maddesine göre: “İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir belirlenir.”<br> Bu noktada “kamu düzeni” kavramına açıklık getirilmesinde yarar bulunmaktadır. Kamu düzeni; toplumun temel yapısını ve bireylerin güvenlik, huzur ve sağlık içinde yaşamaları için kamusal yararları koruyan; devletin güvenliğini, düzenini ve bireyler arasındaki ilişkilerde hukuku sağlamaya yarayan kurallar bütününün oluşturduğu hukuk düzenidir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara, 2021 Baskı, Cilt-I, s.636).<br>Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2004 tarihli, 2004/10-24 E., 2004/47 K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir.<br>Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarih 1991/9-102 E., 1991/267 K. sayılı kararında da belirtilmiştir.<br>Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumların da gözetilmesi gerekmektedir.<br>Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usulî kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usulî kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olacaktır. (Yargıtay HGK 2021/(21)10-188 E. 2022/87  K.)<br>  Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yerel mahkemece verilen ilk karar sonrası vaki istinaf başvuruları kapsamında; davacı vekilinin emsal ücret araştırmasına yönelik talebinin reddine karar verildiği görüldüğünden dairemizin kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama sırasında aktüerya hesap bilirkişisinden alınan 23.12.2021 tarihli bilirkişi raporu tarihi olan 2021 yılı verileri dikkate alınması gerekirken davalılar lehine ortaya çıkan usulü kazanılmış hak ilkesi göz ardı edilerek ek rapor tarihi olan 2024 yılı verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay HGK 2015/22-1848 E. .../628 K. HGK 2014/4-70 E. 2015/1680 K. Yargıtay 4. H.D 2021/2235 E. 2021/8654 K.) (Dairemizin 2022/1384 E. 2024/764 K. Sayılı kararı)<br>Eş söyleyişle 23.12.2021 tarihli raporda pasif dönem açısından zaten asgari geçim indirimi yapıldığı sabit olduğundan ve davacının asgari ücret düzeyi üzerinde gelir elde ettiğine dair istinaf itirazı yerinde görülmediğinden artık bu hususun davalı tarafça usuli kazanılmış hak oluşturacağının kabulü gerekmekle 2021 tarihli asgari ücret miktarı esas alınarak 161.464,54 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı  şekilde karar ihdası yerinde görülmemiştir. Usuli kazanılmış hak dengesini bozacak şekilde karar verilmiş olması resen dikkate alınması gerektiği yanında davalı ... vekilinin bu yöne işaret eden istinaf itirazının bulunduğu da gözetilerek bu yöndeki istinaf sebebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır. <br>Kaldı ki kabule göre de davacı vekili dosyaya sunduğu 12.09.2024 tarihli dilekçesiyle bedel arttırım talebinde bulunmuş ise de talep fazlası olan 372.168,86 TL üzerinden alınması gereken ıslah harcı ikmal edilmemiş, mahkemece harç tamamlanması yönünde davacı tarafa süre tanınmamıştır. Eş söyleyişle talep fazlasına hükmedilmiştir. Bu açıdan maddi tazminata yönelik harçlandırılan dava değeri 161.464,54 TL'den ibaret olduğu halde 533.633,40 TL üzerinden davanın tam kabulüne hükmedilmesi ve davalılar yararına yargılama giderine hükmedilmesi isabetli bulunmmaıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı ve davalı sigorta vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediğinden HMK 353-(1)/b-1 maddesince esastan reddine, davalı ... istinaf itirazlarının (3.) bentte yapılan açıklama dahilinde kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden harçlandırılan ve alacak istemine konu edilen 161.464,54 TL'lik dava değeri üzerinden davanın kabulüne yönelik dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>I-1-Davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 22.542,30-TL harçtan başlangıçta alınan 9.084,14-TL harcın mahsubu ile bakiye 13.458,16-TL harcın davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına,<br>4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafınca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>II-Davalı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; mahkemece verilen hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; <br>\"1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; <br>161.464,54 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, iş bu tazminat bedeline davalı ... yönünden 20/11/..., sigorta şirketi yönünden 01/08/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, <br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-Davacının manevi tazminat davasının kabulü ile;<br>50.000,00 TL'nin 20/11/... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine<br>3-Harçlar Kanunu uyarınca;<br>a) Maddi tazminat yönünden 161.464,54 TL üzerinden hesap olunan 11.029,64 TL karar ve ilam harcından, ıslahla yatırılan 552,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.477,64 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>b)Manevi tazminat davası yönünden 50.000,00 TL üzerinden hesap olunan 3.415,50 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 170,77 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.244,73 ‬TL karar ve ilam harcının  davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; <br>a)Maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 19.289,13 TL  vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>b)Manevi tazminat yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,<br>5- Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 171,12 TL peşin harç,  1.826,00 TL ıslah harcı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 1.000,00 TL ATK fatura bedeli, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti  ve  872,65 TL posta gideri olmak üzere toplam 7.644,87 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>7-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00 TL'nin davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,<br>8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,\" şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>IV-Davalı ...'den alınan istinaf karar peşin harcının davalı ...'e iadesine,<br>V-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL başvuru harcı, 210,00-TL dosya masrafı olmak üzere toplam 1379,40-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,<br>VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VII-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvurusunda bulunan davalı ... tarafından tehiri icra talebi uyarınca varsa yatırılan teminatın iadesine,<br>VIII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/06/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br><br> MUHALEFET ŞERHİ<br><br>Asgari ücretin artışının, yargılamanın her aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğunun kabulü hâlinde bunun usuli kazanılmış haktan söz edilip sınırlandırılabileceğini ileri sürmek asgari ücretin kamu düzeni amacının uygulanamaz hale gelmesine neden olacaktır.<br> Asgari ücret kamu düzeni ile ilişkilendirilen kavramların başında gelmektedir. İşçinin taban ücretini belirleyen asgari ücret, işçilerin yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam seviyesini sağlamaları için gerekli olan en az ücreti ifade etmektedir. Adil bir ücret elde edilmesi, böylece çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzetilmesi amacına yönelik olarak yapılmakta olan asgari ücret değişikliklerinin kamu düzeni düşüncesi ile ilgili olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.<br> Bu minvalde karar gerekçesine yapılacak aktüerya hesabında, 23.12.2021 tarihli karara dayanak yapılan bilirkişi raporundaki asgari ücret verilerinin esas alınması gerektiği yönündeki ifadenin, maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması ve özellikle asgari ücretteki değişiklik kamu düzeninden olup resen dikkate alınması gerektiğinden, bu durumda usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile isabetli olmadığı kanaatindeyim.<br>Şöyle ki; <br>1-) Bir hakkın usulü kazanılmış hak oluşturması için bu hakkın doğması ve yargılama sırasında oluşması gerekir. Kısaca taraf bu durum ve olgu gerçekleştiği halde itiraz etmemiş olmalıdır. Nasıl doğmamış bir hak için vazgeçilmeyeceğine göre doğmayan bir hak da usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Eş söyleyişle dava konusu tazminatın miktarı, malûliyet oranı ve tazminata esas ücretin miktarının değişmesi ile artmaktadır. Dolayısı ile dava konusu değişmektedir. <br>2-) Beden tamlığına karşı işlenen haksız fiillerde zararın gerçek miktar ve şümulü zamanla daha iyi anlaşılabileceğinden \"gerçek belli iken varsayıma gidilemez\" ilkesi gereğince zararlandırıcı olaya maruz hak sahiplerinin tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması zorunludur. Bir diğer anlatımla gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu amaçla gerçek zararın hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanması kabul edilmektedir.<br>3-)  Hâkim, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretin uygulanması kamu düzeni gereği olduğundan söz gelimi dosya ilk derece mahkemesinde elinde olup yargılamaya devam edilecek olsa hüküm tarihine en yakın asgari ücretin esas alınarak rapor tanzimi gereği yasanın açık hükmüyken aynı zamanda derece mahkemesi olup Yargıtay'dan farklı olarak maddi denetim de yapabilen Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde de bilirkişi raporu aldırılabilecek olduğu halde, asgari ücretin belirlenmesine dair çoğunluk görüşü kapsamında önceki tarihli verilerin esas alınmasını beklemek hukuka aykırı bir anlayışın ortaya çıkmasına sebep olacaktır. <br>4-) Hal böyle olmakla ilk derece mahkemesince verilen hükmün, tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiren bir sebepten dolayı kaldırılmış olması nedeniyle, yeniden alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak hesaplama yapılması, asgari ücretin yukarıda izahına çalışılan hukuki mahiyeti itibariyle de işin doğası gereği sayılmalıdır.  Zira asgari ücret çalışanın yaptığı işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam seviyesini sağlaması için gerekli olan en az ücreti ifade etmekte olup tarafların bu duruma herhangi bir etkileri olmadığı vaka olduğu gibi muhtemel uzayan yargılama süresi itibariyle de olağan asgari yaşam standartının elde edilmesi noktasında  geçmiş dönemdeki verilerin esas alınması; günümüz ekonomik koşullarında  tazminat hakkı için yargıya başvuran tarafın mağdur edilmesi gibi bir sonuç da doğurabilecektir.  <br>5-) Yukarıda yazılı açıklama kapsamında; Dairemizce verilen kaldırma sebeplerine göre yeniden aktüer raporu alınması gerektiğine işaret edilmiş olmakla kaldırma kararından önceki ilk derece mahkemesi kararına esas miktarın asgari ücretin hukuki mahiyeti de dikkate alınarak usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını, yargılama süresinin uzunluğu da dikkate alındığında bu durumun davacı açısından ayrı bir mağduriyete sebebiyet vereceğini, asgari ücretteki değişikliklerin usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunduğu ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetileceği dikkate alınarak; ilk derece mahkemesince sunulan ıslah dilekçesiyle yetinilerek eksik harç ikmal edilmeden talepten fazlasına hükmedilmesi hatalı olmakla birlikte, bedel arttırım  dilekçesi minvalinde talep fazlasına konu miktar üzerinden davacıya süre verilerek eksik harcın tamamlanmak üzere neticesine göre işlem yapılması gerektiğini düşündüğümden Dairemizin karar gerekçesine bu yönüyle katılmadığımı bildiririm.<br>6-) Öte yandan bilindiği üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre karar tarihi esas alınmak suretiyle vekalet ücretine hükmedilir. Bu nedenle davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin denetime tabi son kararın verildiği tarihteki AAÜT'ye göre belirleneceği kuşkusuzdur. <br>Somut olayda, kaldırma kararından önce karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre nispi vekalet ücretine hükmedildiğinden, kaldırma kararından sonra da hükmedilecek nispi vekalet ücretinin yeni karar tarihindeki AAÜT'ye göre belirlenmesi gerektiği halde Dairece ihdas edilen kararda, davalılar yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle kaldırma kararından önceki nispi vekalet ücretine hükmedilmesini de doğru bulmuyorum. (emsal için Yargıtay 1. H.D. 2023/6026 E. 2023/7659 K. Sayılı ilamı)</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"25f0647263bd73d3","SID":"d5d57399e58ced2e"}}