{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1226 <br>KARAR NO\t: 2025/1001<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/04/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2022/341 Esas,  2023/392 Karar<br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Erzurum ili ... ilçesi  ...Mah. ... .. Sk. No:...açık adres bilgilerine sahip binanın müvekkili şirket adına kayıtlı olduğunu ve hali hazırda süt ve süt ürünleri üzerine imalat yapan bir fabrika mahiyetinde olduğunu, söz konusu binanın faaliyete başlama tarihinin 19/04/2018, ruhsat tarihinin ise 29/01/2021 olduğunu, yine söz konusu binanın sigorta işlemlerinin 28/12/2020 tarihinden itibaren 1 yıl süreli olacak şekilde ...Sigorta AŞ'ye yaptırıldığını, iş bu binanın yapımının yakın bir tarihte tamamlandığından neredeyse sıfır bir bina durumunda olduğunu ancak binanın müvekkili şirkete teslimi tarihinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen binanın zemininde gözle görülebilir ayrılmalar, duvarlarında derin çatlaklar, tabandan tavana olacak şekilde duvar bağlantı noktalarında fabrika üniteleri arasında giriş çıkış yapılabilecek kadar boşluklar meydana geldiğini, yine binaya dışarıdan bakıldığında bina çatısında dahi yer yer alçalmalar-yükselmeler yani dalgalanmaların mevcut olduğunu, binanın üzerine inşa edildiği zeminin kaymasına ve çökmesine bağlı olarak belirtilen durumlar çerçevesinde bina üzerinde ileri derecede hasar meydana geldiğini, bu hasar sonucunda müvekkili şirketin ciddi anlamda zarara uğradığını ve mağdur olduğunu, davalı ...Sigorta AŞ. tarafından düzenlenmiş olan iş yeri sigorta poliçesinde yer kayması dahil olacak şekilde bir çok duruma karşı binanın teminat altına alındığını, ayrıca ilgili mevzuat hükümlerinin incelenmesinden davalılardan ...'nin ruhsat verme yetkisine haiz olduğu ve bu nedenle bu davadan sorumlu olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davalı borçluların yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı borçluların kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu likit alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı ...Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen poliçenin yangın sigortası genel şartları mucibince akdedildiğini, sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin iki yılda zaman aşımına uğrayacağını, dolayısı ile işbu haksız ve hukuka aykırı davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen poliçede tarım ve kırsal kalkınmayı destekleme kurumunun rehin alacaklısı (dain-i mürtehin) sıfatını haiz olduğu hususunun düzenlendiğini, işbu kurumun rehin alacaklısı (dain-i mürtehin) sıfatına istinaden, davacı tarafça mahkemeniz nezdinde görülen dava ikame edilmeden önce sigorta tazminatının ödenmesine ilişkin olmak üzere muvafakat alınması gerekirken işbu hususnun göz ardı edildiğini, dava dışı rehin alacaklısı tarafından muvafakat verilmediğinin tespiti halinde ise konu davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerekeceğini, olay mahallinde fiziki araştırma yapıldığını, sigortalı iş yeri ve çevre iş yerlerinin incelendiğini, hadiseye ilişkin olarak sigortalı iş yeri yetkilileri başta olmak üzere olaydan bilgi sahibi olan diğer kişi ve kurumlar ile görüşme sağlandığını, tüm bu incelemelerin neticesinde; dava konusu hasarın “mutad zemin oturması” sebebiyle meydana geldiğinin tespit edildiğini, dolayısı ile dava konusu hasarın poliçe genel ve özel şartlar uyarınca teminat kapsamı dışında kaldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Erzurum ... Bölgesi vekili cevap dilekçesinde özetle; Erzurum .... ...’nin yer seçimi yönetmeliğine uygun bir yerde kurulduğunu, süre gelen zaman boyunca söz konusu davacı tarafın ...’nin yer seçiminin hukuka uygun olmadığına ilişkin bakanlığa herhangi bir itirazda bulunmadığını, Erzurum .... ...’ye ait ilk imar planının .../04/2013 tarihinde onaylandığını, ... arazi kullanım kararlarının farklı tarihlerde onaylanan plan değişiklikleri ile son şeklini aldığını, 10/12/2020 tarihinde onaylanan revizyon imar planının halen yürürlükte olduğunu, 10/12/2020 onaylı revizyon imar planının 10/12/2020 tarihli ve...sayılı yazımız ile onaylanarak askı sürecinin başlatılması için Erzurum Valiliğine gönderildiğini, 10/12/2020 tarihli ve ... sayılı yazıları ile planın onaylandığından ve askıya çıkartılacağından ilgili kurumlara bilgi verildiğini, Erzurum ... II. ... ile Erzurum Valiliği...Müdürlüğünün ilan panolarında 15/12/2020 tarihinde 7 gün süreyle ilana çıkarıldığını ve ilan süresince herhangi bir itiraz olmadığını, bölgeye ilişkin imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarında yapı yasaklı alan kararı bulunmadığını, ayrıca imar planlarına süreleri içinde bu konuda davacı dahil hiçbir bir itirazda bulunulmadığını, dolayısıyla yer seçimi mer’i mevzuat kapsamında hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini ve daha sonrasında hazırlanan imar planlarında da bu konuda herhangi bir itiraz olmaksızın planların kesinleştirildiğini,  söz konusu yer seçimi işlemine yönelik bugüne dek herhangi bir iptal kararı verilmediğini, işlemin geri alınmasının veya kaldırılmasının da söz konusu olmadığını, Erzurum... Bölgesi olarak,  ... Proje  ve Erzurum ... Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/... değişik iş dosyasıyla  alanında uzman olan  kişilerce hazırlanan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere bölgede kapsamlı zemin araştırması yapıldığını, hareketin jeolojik kökenli alt etkenler tarafından lokal olarak gerçekleştiğini, kayma olayının bölgesel ölçekte olduğunun belirlendiğini, kayaçların dokusal özenkleri nedeniyle de, belirtilen tüm yer değiştirmelerin Erzurum ... Bölgesi'ni de kapsayan bölgessel bir karakteri olduğunu, bu hususta bölgeye ilişkin imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarında yapı yasaklı alan kararının bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk Derece Mahkemesince; \"...Somut olayda davacıya ait iş yerinin davalı sigorta şirketi nezdinde 28/12/2020-28/12/2021 tarihleri arasında iş yeri ekstra sigorta poliçesi kapsamında sigortalanmış olup; poliçede bina değeri 4.666.612,06 TL olarak belirlenmiş ve sigorta teminatları içerisinde yer kayması riskinin teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Davacı sigorta poliçesine konu edilen iş yerinin meydana gelen heyelan nedeniyle hasarlandığını belirterek sigorta poliçesi kapsamında tazminat talebinde bulunmuş olup; davalı sigorta şirketi ise meydana gelen zararın mutat zemin oturmasından kaynaklandığını, bu nedenle teminat kapsamı dışında kaldığını ileri sürmektedir. Mahkememizce yapılan keşifte davacıya ait binada ciddi zararların oluştuğu gözlemlenmiş olup, dosya arasına ibraz edilen bilirkişi raporlarında bu zararın taşınmazın bulunduğu bölgede yaşanan yer kaymaları/heyelanlardan kaynaklı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca taşınmazın bulunduğu... Bölgesine ilişkin Erzurum Valiliği tarafından hazırlattırılan Kasım 2021 tarihli jeolojik veri raporunda da, bu bölgede heyelanların meydana geldiği, derin bir kayma yüzeyinin tespit edildiği, bölgenin yapılaşmaya uygun olmadığı, bu sahanın terk edilerek başka bir alanda yeniden yapılaşmanın daha uygun olacağı belirtilmiştir. Gerek dosya arasına ibraz edilen bilirkişi raporunda gerekse Erzurum Valiliğine hitaben düzenlenen jeolojik veri raporunda davacıya ait taşınmazın bulunduğu bölgede yer kaymaları ve heyelanların meydana geldiği, davacıya ait taşınmazdaki zararın yer kaymalarından kaynaklı olduğu açıkça tespit edilmiş olup bu haliyle taşınmazda oluşan zararların sigorta poliçesi kapsamında teminat dahilinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Her ne kadar davalı sigorta şirketi taşınmazda oluşan zararın mutat zemin oturmasından kaynaklı olduğunu ileri sürmüş ise de; mahkememizce yapılan keşif esnasında da görüldüğü üzere taşınmazın duvarlarında, zeminden tavana kadar 12 cm'ye kadar ulaşan açılmaların olduğu, duvarlarda boydan boya gözle görülür çatlamaların oluştuğu, binada genel itibariyle kuzeye doğru yatma ve eğim oluştuğu, bu eğimin gözle görülebilir biçimde rahatlıkla tespit edilebildiği, duvarlarda oluşan ayrılmaların zemine kadar indiğinin gözle görülebildiği, binanın içerisinde ve dışarısında ki duvarlarda yatma ve eğimin rahatlıkla görülebildiği, bir kısım yerlerde 20 cm'ye kadar boşluk oluşacak şekilde duvarda ayrılmaların bulunduğu dikkate alındığında; bu hasarların mutat zemin oturmasından kaynaklı olabilecek makul hasarlar niteliğinde olmadığı, hasarların bina dışında ve mimarı projeden ayrı gerçekleşen etkenlerden kaynaklı olarak ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacıya ait taşınmazlarda oluşan hasarların yer kaymasından kaynaklı olduğu sonucuna varılmış olup; davalı sigorta şirketi bu nedenle poliçe teminat limiti kapsamında oluşan zarardan sorumludur. <br>4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Yasası'nın 1. maddesine göre bu yasanın amacı organize sanayi bölgelerinin kuruluş, yapım ve işletilmesi esaslarını düzenler. Aynı kanunun 2. maddesine göre bu yasa organize sanayi bölgelerinin ve üst kuruluşlarının oluşumunu, organlarını, işleyişini, yönetim ve denetimini düzenleyen hükümler ile bunlarla ilgili kişi ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen hükümleri kapsar. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Yasası sadece Organize Sanayi Bölgesi (...) içindeki gerçek ve tüzel kişiler yönünden düzenleme getirmekte olup özel bir kanundur. ...’de yer alan kuruluşlar, ... Yasası’nın 20. maddesine göre, alt yapı ihtiyaçlarını ...’nin tesislerinden karşılamak zorundadırlar. ...’nin izni olmaksızın alt yapı ihtiyaçları başka yerden karşılanamaz ve bu amaçla münferiden tesis kurulamaz. Davalı Erzurum ... ..., bölgede faaliyette bulunacak olan ticari işletmelere yer ve alt yapı hizmeti  sunmakta olup; davacıya ait ticari işletmeye ilişkin ruhsat düzenleme görevini anılan yasal düzenleme gereğince yerine getirmektedir. Belirtilen yasa maddeleri dikkate alındığında davalı Erzurum .. ... yetki alanı içerisinde bulunduğu bölgede yer temin ve alt yapı hizmetleri ile ruhsat işlemleri görevini üstlenmiş olup; davacının bu bölge içerisinde yer alması nedeniyle davalı Erzurum ... ... işbu dava nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır. <br>Davacı tarafından davalılar hakkında taşınmazında meydana gelen zararların tahsili talebi ile icra takibi başlattığı ve takipte asıl alacak tutarının 10.172.305,04 TL olarak belirtildiği, davalıların itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak amacı ile mahkememizde açmış olduğu işbu davada dava değerini 4.666.612,06 TL olarak belirttiği, davacı vekilinin duruşma esnasındaki beyanında poliçede teminat altına alınan bina değeri üzerinden itirazın iptalini sağlamak amacı ile işbu davayı açtıklarını beyan ettiği, davacıya ait taşınmazın davalı sigorta şirketi nezdinde iş yeri ekstra poliçesi kapsamında sigortalandığı ve yer kaymasının poliçe kapsamında teminat altına alındığı, bina değer yönünden poliçe limitinin 4.666.612,06 TL olarak belirlendiği, davacıya ait taşınmazda yer kayması nedeniyle hasarlar oluştuğu ve bilirkişi raporuna göre oluşan hasarların giderilmesinin ve taşınmazın bu haliyle kullanılmasının mümkün olmadığının belirtildiği, yapı bedelin in 12.910.383,00 TL olarak belirlendiği, davacının taşınmazında oluşan zararın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, bu haliyle her iki davalında oluşan bu zarar nedeniyle poliçe teminat limiti kapsamında sorumluluklarının bulunduğu...\" gerekçesiyle <br>\"...Davanın KABULÜ ile; <br>Davalıların Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2022/...Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 4.666.612,06 TL asıl alacak üzerinden devamına, <br>Takipte asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz uygulanmasına,<br>Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut durumda davalılar ilamsız icra takibine dayanak yapılmak suretiyle taraflarına tebliğ edilen tespit dosyası bilirkişi raporları ve iş yeri ekstra sigorta poliçesi ile borçlu olduklarını bilmelerine rağmen icra takibine kötü niyetli ve haksız olarak itiraz ettiklerini, davalıların söz konusu takibe kısmen itiraz etme durumları varken borcun tamamına ilişkin genel itirazda bulunmalarının bile haksız itiraz yapıldığını gösterdiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da kabul edildiği üzere davalıların poliçe teminat limiti kapsamında sorumlu oldukları ve ilamsız icra takibine itiraz ederken poliçe teminat limitinin dışında kalan kısmı için itiraz etme durumları varken genel itirazda bulunmalarının haksız olduğunu belirterek kararın kaldırılması, davalıların takip konusu likit alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı ...Sigorta Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme nezdinde hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde yeterli ve gerekli incelemelerin hiçbir şekilde yapılmadığını, hasarın oluş şekli ile sebebi gerekli ve yeterli şekilde incelenmediğini, illiyet bağı hususunun kanıtlanmadığını, hükme esas bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların fahiş olduğunu, zamanaşımı hususunun hasar tarihinin net bir şekilde tespit edilmesinden sonra değerlendirilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, aktif husumet yokluğu itirazının hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, bahsi geçen tüm eksikliklerin tamamlanması akabinde sigorta hukuku bilirkişisinden görüş alınması gerekirken işbu hususun ihmal edildiğini, müvekkili şirket nezdinde yapılan incelemeler neticesinde hasarın poliçe vade aralığından önce meydana geldiğinin tespit edildiğini, dolayısı ile hasar bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, somut olay bakımından davacı sigortalı tarafça 6102 sayılı TTK poliçe genel ve özel şartları uyarınca öngörülen yükümlülüklerin ihlal edildiğini, bununla birlikte yerel mahkemece işbu husus gözetilmeksizin hüküm kurulduğunu, dava konusu talebin teminat kapsamı dışında olduğunu, müvekkili şirketin ancak sigorta bedeli teminat limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu tutulabileceğinin izahtan veraset olduğunu, lehe vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı Erzurum ... Bölgesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının açtığı tespit davalarının tüm davalı kurumlara tebliğ edildiği ve tespite katıldıkları yönündeki iddialarının aksine müvekkiline bu davalarla ilgili ulaşan bir tebligat olmadığını, bölgeye ilişkin imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarında yapı yasaklı alan kararının bulunmadığını, ayrıca imar planlarına süreleri içinde bu konuda davacı dahil hiçbir itirazda bulunulmadığından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yer seçimi yapılan bölgede müvekkilinin parsel bazlı sorumluluğundan bahsetmenin hukuka aykırı olduğunu, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br> Dava, davacıya tahsis edilen taşınmaz ve üzerindeki inşa edilen fabrika binasında meydana gelen zararın davalılardan tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. <br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, taraflar vekillerince kabul/reddedilen talepler yönünden kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-) HMK'nın 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur.  Bilirkişi raporu, kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.<br>Somut olayda mahallinde icra edilen keşif sonrası hükme esas alınan  jeoloji mühendisi, inşaat mühendis ve mimar bilirkişi heyetinin hazırladığı asıl ve ek bilirkişi raporlarının uyuşmazlığın çözümü noktasında bilimsel yeterlilik içermediği görülmektedir.  Raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.<br>2-) Zararın ispatı esasen davacıya düşmekte ise de hakim gerçek zararın miktarının ispat edilip edilemediğini gözeterek, ispat edilememişse bu zararı kendisi yasada belirtilen koşullarla tespit edecek; ardından da bu zararın giderilebilmesi için tazminat miktarını yine kanunda aranan usul ve esaslar çerçevesinde belirleyecektir. Gerçek zararın kapsamı belirlenirken de varsa davacının müterafik kusuru olup olmadığının resen değerlendirilmesi, şayet bölüşük kusur tespit edilir ise iş bu kusura isabet eden oranda tazminat tutarından indirilmesi gerekmektedir.  <br>Somut olayda davacının binanın yapım aşamasına rolü/etkisi, zemin etüdünün yapılması, bina taşıyıcı unsurlarının denetimi vs yönde alması gereken bir önlem olup olmadığının belirlenmediği, şayet böyle bir durum söz konusu olacak ise de alınacak önlem ya da önlemlerin ortaya çıkacak zararın artmasına sebebiyet verip vermeyeceği hususunun irdelenmediği, bu surette eksik araştırma kapsamında esasa dair hüküm tesis edildiği görülmektedir.  <br>3-) Dosyada mübrez \"işyeri ekstra sigorta poliçesi\" uyarınca 28.12.2020 ila 28.12.2021 tarihleri arasında \"yer kayması\" klozu dahilinde söz konusu fabrikanın sigortalandığı görülmekle birlikte alınan teknik raporda sayılan diğer faktörlerin yanında; fabrika binasının hemen hemen bütün bölümlerinin zemin, duvar ve tavanlarında çatlak ve yarıkların oluştuğunun bildirildiği, fabrika binasının temeline doğru inen açılmalar ve çökmelerin olduğu, ....Bölgesi için 2012 yılında yapılmış olan \"İmar Planına Esas Etüt\" çalışmasında heyelandan bahsedilmediği, ... Bölgesinin muhtelif yerlerinde yaşanan kaymaları araştırmak için 2021 yılında yapılan detaylı sondaj çalışmasında alanın tamamında heyelan olduğu ve heyelanın devam ettiğinin bildirildiği, onarım masrafının çok maliyetli olması nedeniyle bu alanda yeni bina yapılmaması ve yeni bir alan belirlenmesi gerektiğinin bildirildiğinin ifade edildiği görülmektedir. Varılan nihai kanaate göre mevcut yapı bedelinin hesaplanması yapılmış olmakla birlikte her iki davalının zarardan sorumlu tutulmasıyla ilgili yasal mevzuat dahilinde bir inceleme yapılmamıştır. Söz gelimi, zararın ne surette ortaya çıktığı ve zararın oluştuğu tarihin hangi tarih ya da tarih aralığına isabet ettiği, zarara etki eden unsurların somut olarak neyi ihtiva ettiği, zemindeki durum haricinde zararın oluşumuna etki eden başkaca faktörler olup olmadığı, sigorta hukuku açısından binada meydana gelen hasarın işyeri ekstre sigorta poliçesi uyarınca hangi klozla ilişkilendirilmesi gerektiği, zararın teminat kapsamına dahil edilmesi gerekip gerekmediği etraflıca araştırılmamış, rapora vaki itirazlar teknik açıdan yetersiz tespitlerle karşılanmamıştır. <br>4-) O halde mahkemece öncelikle; organize sanayi bölgesinin inşasına dair yer seçimi, söz konusu fabrika binasının yapımına dair teknik/mimari proje, yapı ruhsatı ve sair yönde  bina yapımına ve yapı denetimine dair tutanak ve belgeler de dahil olmak üzere tüm belge ve bilgilerin ilgili kurumlardan celbi, davacının yapının inşası aşamasındaki konumu ve sorumluluğunun tespitiyle yapım aşamasında gerekli jeoteknik çalışmaları yaptırıp yaptırmadığı, yahut bu konuda mevzuattan kaynaklanan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının üstlendiği ya da üstlenmesi gereken sorumluluk dahilinde alması gereken önlem olup olmadığı, önlem alması durumunda bunun zarara ne kadar etkili olacağı, eş söyleyişle davacının 6098 sayılı TBK 52. Maddesi mucibince zararın meydana gelmesi yahut artmasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı,  davalı ...'nin sorumluğunun niteliği keza davalı sigorta şirketinin sigorta mevzuatından kaynaklı olarak  poliçe kapsamı ve T.T.K hükümleri değerlendirilerek sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, teknik olarak zararın teminat dahilinde kalıp kalmadığı, zararın niteliği, illiyet bağı, meydana geldiği tarih aralığı, zarara zemindeki aksaklık dışında başkaca unsurların etki edip etmediği,  hasarın tam hasar mı yoksa kısmi hasar mı olup olmadığının tespiti yönünde tercihen sigorta mevzuatı konusunda uzman sigorta hukukçusu bilirkişi, ... mevzuatı konusunda uzman inşaat mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak yeni heyet nezdinde dosya kapsamında aldırılan asıl ve ek raporların değerlendirildiği, tarafların iddia ve itirazlarını karşılar nitelikte, hüküm kurmaya ve denetime olanak sağlayacak şekilde ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması ve hasıl olacak sonuç dairesinde esasa dair hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. (emsal için bknz. Yargıtay (kapatılan) 17. H.D.2017/2173 E. 2020/1756 K. Sayılı ilamı)<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davalı Erzurum .... ....Müdürlüğü vekili ve davalı ...Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvuralarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre davacı ...Gıda ... Ltd. Şti vekilinin  istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalılar vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA, <br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılması nedenine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına, <br>4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine, <br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>7-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 20/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc829c408729f380","SID":"5f51e345a1dc1f27"}}