{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                      T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2023/1222<br>KARAR NO\t \t: 2025/982<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>   <br>                <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t  <br>ESAS NO\t \t: 2020/476<br>KARAR NO\t\t: 2023/186<br>DAVA TARİHİ\t: 04.09.2020<br>KARAR TARİHİ\t: 02.03.2023<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 01.07.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 02.07.2025<br><br>İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.03.2023 tarih ve  2020/476 Esas, 2023/186 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2023 tarih ve 2023/1141 Esas, 2023/1146 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br> Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında fason dikim anlaşmasının mevcut olduğunu, davalı şirket farklı farklı model ürünlerden toplamda 15.360 adet tekstil ürününün dikim işlerinin tamamını gerçekleştirecek ve ürünün tüm maliyeti ile birlikte müvekkiline fatura edeceğini, müvekkili adına alınan kumaşların faturaları, sipariş formları ve sevk irsaliyelerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin kumaşlar için kendisi adına tanzim edilen fatura bedellerini aynı şekilde davalı şirkete fatura ettiğini ve davalı tarafça söz konusu faturaların kabul edilerek tarafların ticari defter kayıtlarına bu şekilde işlendiğini, toplamda 389.620-TL kumaşlar ve peluşlar haricinde nakit olarak ödeme yaptığını, iade edilen toplam kumaş bedelinin 121.973,23-TL olduğunu, müvekkilinden almış olduğu ürünleri iade edemediğini ve müvekkilinin ödemiş olduğu nakit bedelleri geri ödeyemediğini, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı konumda olduğunu, davalının malları ve faturalarını teslim aldığı ve bu zamana kadar buna ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin aynen devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz sonucunda %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin yanında HMK m.329 uyarınca davalının kötüniyetli olması nedeniyle müvekkilin tarafımıza ödeyeceği avukatlık ücretinin de karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>YANIT:<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin davalı şirkete iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığının ortaya çıkacağını, sayılan nedenlerle ve resen gözetilecek sair nedenlerle haksız davanın reddine, İİK madde 67 gereğince kötüniyetli alacaklı aleyhine dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ettiği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 02.03.2023 tarih ve 2020/476 Esas, 2023/186 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Somut olayda hükme esas alınan kök ve ek raporda, dosya içeriğinde fason dikim işinin yazılı ve ayrıntılı dökümü, teknik şartname, fason dikim işi tamamlanmış ve teslim edilmiş ürünlerin ayrıntılı dökümü, iade edilen kumaş varsa bunların ayrıntılı dökümü, yanlış dikilen ürünlerin dökümü, ürün numunesi, yanlış dikilen ürün numunesi ve hatanın ne olduğu (kabuledilebilir seviyede olup olmadığı), eksik olan ürünler gibi dava konusu hususları aydınlatabilmek adına net delillere rastlanamadığından bu hususlarla ilgili somut bir tespit ve değerlendirme yapılamadığınından davacının İzmir 21.İcra Müdürlüğü’nün 2020/3571 Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibari ile davalıdan  alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının  tespit edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği; buna göre  bilirkişiler  tarafından davacının  iade faturası düzenlediğine  dair tespit yapılamadığı, hangi ürünlerde  eksiklik olduğu, hangi ürünlerde ayıp olduğuna  dair  davacı tarafça yaptırılan bir tespit/ayıp ihbarı  bulunmadığı, dinlenen  tanık  beyanı ve tüm dosya kapsamından davacı tarafın davalının  dikim işlerinde gecikmeye sebebiyet verdiği,  bazı  ürünlerde eksiklik olduğu, bazı ürünlerin ise ayıplı olarak dikildiği, davalının aralarındaki anlaşmayı yerine getirmediği, davacıdan aldığı ürünleri iade etmediği ve davacının ödediği nakit bedelleri geri ödemediğini bu sebeple  davacının  davalıdan alacaklı olduğuna yönelik iddiasını ispata yarar delil sunmadığı, davacının yemin deliline dayandığından davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğunun hatırlatıldığı, davacının davalıya yemin teklif etmesi üzerine davalı şirket yetkilisinin Mahkememiz  huzurunda yemini eda ettiği böylece  davacının itirazın iptali  davasını  ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmiş, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 17.04.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; İlk derece mahkemesi dosyasında mündemiç belgelerden de anlaşılacağı üzere davalı şirket ile müvekkili şirket arasında fason dikim anlaşması yapıldığını, davalı şirketin farklı model ürünlerden toplamda 15.360 adet tekstil ürününün dikim işlerinin tamamını gerçekleştirecek ve ürünleri tüm maliyetiyle birlikte müvekkile fatura edeceğini, davalı .... şirketi dikimini yapacağı kumaşları dava dışı ..... San. A.Ş.'den müvekkili şirket adına siparişini verdiğini ve teslim aldığını,  teslim alınan tüm kumaşların bedelini öncelikle müvekkiline ödediğini, davalı maliyete ekleyeceği kumaşları müvekkili şirkete aldırdığını, bir süre sonra maddi sıkıntı içerisinde olduğunu ve bu sebeple ürünlerde kullanılacak peluşları da satın alamadığını beyan etmesi üzerine yine müvekkili tüm iyiniyetiyle..... ve .... firmalarıyla anlaşarak peluşların da davalıya teslimini sağladığını, müvekkili tüm bu kumaş ve peluşlara ek olarak, davalıyla arasındaki mesajlaşmalarda da görüldüğü üzere davalının nakit ihtiyacında olduğunu söylemesi üzerine toplamda 389.620,00-TL nakit ödeme yaptığını, işi belirlenen sürede tamamlayamayacağını anlayan davalı şirket, tarafımızca satın alınıp davalıya teslim edilen kumaşların bir kısmını iade ettiğini, iade etmiş olduğu toplam kumaş bedelinin 121.973,23-TL olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki anlaşma kapsamında davalı şirket ürünleri dikimini tamamladıktan sonra tüm maliyeti ile faturalandırılacağını, ürünlerin birim fiyatına kumaş, peluş, etiket vb. giderleri dahil olacağını ancak müvekkilin iyiniyetle davalı şirketin talebi üzerine hammaddeleri de alması müvekkilinin bu malzemeler bakımından davalıya mükerrer bir ödeme yapmasına neden olduğunu, bu hususun kabulü durumunda ilk bilirkişi raporunda hesaplandığı gibi müvekkili aleyhine ortaya çıkan borç ya da tarafların ticari defterleri arasında oluşan fark 910.987,68-TL olduğunu, davacının tamamlayarak müvekkiline gönderdiği ürün sayısı 4162 olduğuna göre geç teslim edilen ürünlerden yapılması gereken indirim hesaba katılmasa dahi ürün başına düşen birim fiyat yaklaşık 261,00-Türk Lirası olduğunu, birim fiyatın 2017 yılı bakımından müvekkilin ürün fiyatlarına bakıldığında fazla olduğunu, işi belirlenen sürede tamamlayamayacağını anlayan davalı şirketin müvekkili yanca satın alınıp davalıya teslim edilen kumaşların bir kısmını iade ettiğini, toplam kumaş bedelinin 121.973,23 TL olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davamızın kabulünü, tehir-i icra talebimizin kabulüne ve istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar müvekkili aleyhine İzmir 4. İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan 2023/5386 sayılı icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili  tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>Taraflar arasındaki uyumazlık eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp,  sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 474- 478. maddeleri  ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. <br> 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. <br>Somut olayda; davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de sözlü bir anlaşma yapıldığı her iki tarafın da kabulündedir.  Davacı iş sahibi, davalının sözleşme gereğince üstlendiği edimi gereği gibi ifa etmediğini, ayıplı ve eksik işler bulunduğunu, ayrıca davalıya nakdi ödemeler de yapıldığını, toplamda takip miktarı kadar alacağı bulunduğunu, davalının başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.  Davalı yüklenici ise davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Dosyada, denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporların düzenlediği,  taraf ticari  defterleri arasındaki farkın davacı tarafça düzenlenen  fatura bedelinden kaynaklandığının tespit edildiği, davacının ayıp iddiasını kanıtlayamaya yarar bir delil sunmadığı, raporda belirtilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı için  ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacının dosyaya bu iddianın ispatı bakımından ispata yeterli bir delilin sunulamamış olması nedeniyle dava  dilekçesinde açıkça dayanmış olduğu \"yemin\" delilinin hatırlatıldığı, davalı şirket temsilcisinin duruşmaya katılarak yemini eda ettiği anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.03.2023 tarih ve  2020/476 Esas, 2023/186 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 615,40-TL istinaf maktu karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 435,5‬0-TL harç bedelinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı vekili tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>  <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"277b8ba5672e95e1","SID":"208d07f25040f469"}}