{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/698 Esas<br>KARAR NO:2025/1019<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:11/03/2025<br>NUMARASI:2021/224 E. - 2025/65 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... AŞ ile “...” ibareli markaların önceki sahibi müflis ... A.Ş. (İflas İdaresi) arasında imzalanmış olan ve İflas İdaresinin 22.12.2010 tarihli yazısı ekinde aslının aynıdır tasdikli suretleri gönderilen ve noter onaylı suretleri ekte sunulan, 29.03.1995 tarihinden itibaren 29.03.2004 tarihine kadar geçerli, “29.03.1995 tarihli Sözleşme” ve “05.05.1995 tarihli Ek Sözleşme” ile tanınmış “...” ibareli markaların, ... ve ...KULLANMA hakkının 49 yıl süre ile ... A.Ş.'ne verildiğini; 29.03.1995 tarihli ana sözleşmenin 3. maddesi gereğinin ifasına ilişkin olarak, 29.03.2015 tarihine kadar 20 yıl süreyle geçerli olmak üzere Kadıköy ... Noterliğinin 29.03.1995 tarihli ve ... yevmiye nolu “...\" ve .... yevmiye nolu12.04.1995 tarihli “...”nin imzalandığını ve bu iki sözleşmenin TürkPatent nezdinde tescil edildiğini; Bu sözleşmelerin tarafı olan dava dışı müflis ... A.Ş’nin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 15.07.1998 tarih ve 1998/78 E. 1998/414 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiğini ve Kayseri Genel İcra Dairesi ... (eski ... iflas) sayılı dosyasında işlem gördüğünü; Söz konusu sözleşmeler gereğince, inhisari lisans ve tekelci kullanma hakkı davacıya ait bulunan \"...\" ibareli markaların, davalı ... A.Ş. tarafından kullanıldığının ve inhisari lisans haklarına tecavüz edildiğinin tespit edilmesi üzerine, o tarihte \"...\" ibareli markaların sahibi konumunda olan davalı İflas İdaresi ve davalı ... firmasına, haksız ve hukuksuz kullanımın durdurulması ve tecavüzün önlenmesi amacıyla Beyoğlu ... Noterliği’inden 14.05.2004 tarihinde ihtarnamenin keşide edildiğini ve bu ihtar üzerine davalıların, vaki tecavüzü derhal durdurduğunu; davacının inhisari lisans hakkının bulunduğu “...” ibareli markalarla ilgili olarak 29.03.2015 tarihine kadar üretim ve pazarlama yapmak üzere davalı ... A.Ş. firması ile Altındağ 8. Noterliğinin 28.06.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “...”, aynı Noterliğin 30.06.2004 tarih ve ... yevmiye nolu “Başbayilik Sözleşmesi” ve 07.07.2004 tarihinde de “Başbayilik Ek Sözleşmesi” imzaladığını; davacının söz konusu markalar üzerindeki inhisari lisans hakkını aynen deruhte eden İflas İdaresinin 01.02.2007 tarihinde ... İFLAS sayılı dosyasından yapılan ihale ile 10 adet “...” ibareli markayı davalı ... A.Ş. firmasına sattığını; ...’nün, 08.01.2007 tarihli Taşınır Açık Artırma Şartnamesi ve Tutanağında “... ibareli markalar üzerinde davacının 29.03.1995 ve 12.04.1995 tarihli Lisans Sözleşmesine istinaden 20 yıl süre ile verilen lisans kaydı olduğunu ve artırma şartlarının 5. maddesinde “başkaca lüzumlu izahat ... İFLAS sayılı dosyasında görülebileceği” şartıyla ihale olunacağının yazılı olduğunu; İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasında görülen davada, mahkeme tarafından ... 19.10.2012 tarihli yazısı ile dosyasına getirtilen ... (İflas Dosyası) sayılı dosyasının onaylı tasdikli suretlerinden de görüldüğü üzere, huzurdaki davanın konusu olan alacak ve tazminatın dayanağı olan 49 yıl süreyle geçerli 29.03.1995 tarihli sözleşme ve 05.05.1995 tarihli ek sözleşme asıllarının ihale dosyasında bulunduğunun tespit edildiğini; İflas İdaresinin ihale dosyasında yer alan 26.01.2007 tarihli kararını ve müvekkile cevaben yazdığı anlaşılan ve müvekkile tebliğ edilmeyen aynı tarihli \"...satışa konu markalarda firmanıza ilişkin 20 yıllık inhisari lisans sözleşmesi dışında tescil, kayıt, takyidat şerhine rastlanmamıştır\" şeklindeki karar ve yazısı ile \"...\" ibareli markaların inhisari lisans kaydıyla ihale olunduğu kaydının bulunduğunu; Davalı ... firmasının da İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2020/24 Esas ve 2021/Karar sayılı dosyasında görülen davada, ihale dosyasından aldığı 26.01.2007 tarihli bu yazının fotokopisini delillerinin 16. sırasında sunmuş olduklarını; davalı ... A.Ş.’nin davacının 20 yıl süreyle geçerli inhisari marka lisans hakkının olduğunu bilerek markaları satın aldığının açık olduğunu; 2004 yılında davacı ile fason üretim ve başbayilik sözleşmeleri imzalayan ve 2012 yılına kadar ihtilafa sebebiyet vermeden uygulanmasını sağlayan davalı ... A.Ş.’nin ihaleden önce bu sözleşmelerin varlığını bildiğini ve 20 yıl süreyle geçerli olan 29.03.1995 ve 12.04.1995 tarihli Marka Lisans Sözleşmelerinin tarafı haline geldiğini; davalı ... A.Ş. tarafından davacı aleyhine açılan Kartal FSHHM’nin 2008/39 Esas ve 2012/143 Karar sayılı dosyasında görülen ve Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen davada, uyarlanmış olan 29.03.2044 tarihine kadar 49 yıl süre ile geçerli ana sözleşmeyi kabul ettiğinin ve sözleşmeyi fesh etmediğinin de sabit olduğunu; bu şekilde,söz konusu markaları 01.02.2007 tarihli ihaleden satın alan davalı ... A.Ş.’nin davacı şirketle 2004 yılında imzaladığı ve 2015 yılına kadar geçerli olan fason üretim, başbayilik ve başbayilik ek sözleşmelerine sadık kalarak, sahibi olduğu ancak davacıya lisansını verdiği markalara ilişkin olarak 2012 yılına kadar herhangi bir ihtilafa mahal vermeden, davacı adına fason üretim ve başbayilik yapmaya devam ettiğini; davalı ... A.Ş.’nin söz konusu sözleşmelerin yüklediği edimleri 2004 yılından 2012 yılına kadar 8 yıl boyunca aksatmadan yerine getirmiş olduğunu; davalı ... A.Ş.’nin çoğunluk hissesinin sahibi olduğu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 08.01.2014 tarih ve 8481 sayısında tescil ve ilan edilen, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... tescil sıra nolu “... Melikgazi/Kayseri” adresinde “... A.Ş\". unvanı ile bir şirket kurmak suretiyle, sahip olduğu ve iş bu davanın konusu olan “...” ibareli bütün markalarını aynı yıl içinde bu yeni şirkete devrettiğini; davalı ... A.Ş.’nin bu şirketin çoğunluk hissedarı olduğu ve diğer ortak ve yönetim kurulu üyeleri ile temsile yetkili olanların dahi aynı kişilerden oluşması nedeniyle, davalı iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu; Davacı tarafından, fatura edilen alacaklarının ödenmesi ve vaki tecavüzün durdurulması için keşide edilen ihtarnamelere karşı, sözde bahaneler üreterek borçlarını ödemeyen davalının, sahibi olduğu markaları kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini bildirmesi üzerine, 10.10.2012 tarihinde, İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasında açılan davada, davalının \"...\" ibareli markaları sahibi sıfatıyla kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini beyan ettiği gibi, bu kullanımını ispatlamak için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan aldığı üretim izin belgelerini de anılan davaya 05.06.2017 tarihli beyan dilekçesi ekinde delil olarak sunduğunu; Davalının, “geçerli fatura düzenlemesi halinde ödeyeceğini” beyan ettiği ve müvekkil şirketin;07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince, Ocak-Şubat-Mart-Nisan ve Mayıs 2012 aylarına ait kar payı alacağı için, kanuna uygun ve geçerli olarak düzenlediği faturalarından,03.05.2012 tarihi itibariyle doğmuş cari hesap alacağı 579.251,27 TL ve 07.07.2004 tarihli Başbayilik Ek Sözleşmesi gereğince 01.06.2012 tarihinden sözleşmelerin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geriye kalan 34 aylık süre için, doğan, (10.000,-USD X 34 Ay = 340.000,- USD + %20 Kurumlar vergisi 68.000,-USD =) 408.000,- USD sözleşme tazminat alacağının bulunduğunu; Bunun için, davalı ... A.Ş. aleyhine, 29.03.2015 tarihine kadar doğmuş ve doğacak alacaklarının tespit ve tahsili için davacı tarafından 10.10.2012 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasında, fazlaya ilişkin sair dava ve talep haklarını saklı tutulmak suretiyle, dava açmak zorunda kaldığını, bu davanın ...'un iade temlik ve resmi muvafakatinin, dava açıldıktan sonra dosyaya sunulmuş olması nedeniyle, müvekkili şirkete aktif dava ehliyeti kazandırmayacağı gerekçesiyle usulden reddedildiğini; Bu dosyadan mahkemece alınan 27.10.2015 tarihli 3. Bilirkişi Kök Raporu ve 21.02.2017 tarihli Ek Bilirkişi Raporu doğrultusunda verilen, 09.02.2018 tarihli ilk kararının gerekçesinden de görüldüğü üzere; 20 yıl süreyle, 29.03.2015 tarihine kadar geçerli olan, Kadıköy ... Noterliği 29.03.1995 tarih ve ... yevmiye nolu ve 12.04.1995 tarih ve... yevmiye nolu “...” kapsamında imzalanan ve 29.03.2015 tarihine kadar geçerli fason üretim, başbayilik ve başbayilik ek sözleşmelerinin, davalı tarafından İFASININ İMKANSIZ hale gerildiğini tespit ve kabul eden mahkeme; bu kalemdeki, cari hesap ve tazminat alacağına ilişkin olarak, davanın kabulüne karar verildiğini; Ayrıca davalı ... A.Ş.’nin hiç bir hakkının bulunmadığı, 2003 ve 2005 yıllarında TürkPatent nezdinde 9 adet “...” ibareli marka tescil başvurusu yaptığını; Bu başvurulardan 6 adedinin TürkPatent tarafından reddedildiğini ancak ... nolu “... ...”, ... “... gül” ve ... nolu “gül ...” ibareli üç adet markayı her nasılsa kendi adına tescil ettirmeyi başardığını; Ayrıca davalı ... A.Ş.’nin 06.06.2003 tarih ve ... sayılı başvurusu ile “...” ibareli markayı, ... no ile ... Marka Ofisi (...) nezdinde de kendi adına tescil ettirdiğini, çeşitli ülkelerde geçerli olmak üzere, yine ihale alıcısının kendi adına tescil ettirdiğini gösteren 10.11.2004 tarih ve ... sayılı “...” ibareli marka tescil belgelerini sunduklarını; Yani davalı ihale alıcısının; hiçbir hakkı bulunmadığı bir dönemde tanınmış “...” markasını ulusal ve uluslararası kurumlar nezdinde tescil ettirmek suretiyle tecavüz ederek ileride yapılmasını muhtemel gördüğü ihalede, müflisin markalarını ele geçirmek için avantaj sağlama yönünde planlı hareket ettiğini ve bu dönemde markanın sahibi konumunda bulunan davalı İflas İdaresinin de bu durumu görmezden gelerek yol verdiğinin açıkça ortada olduğunu; “...” ibareli markaları sonradan dava dışı müflis şirketten devralan ... A.Ş.'nin artık ihtiyacı kalmadığı için ... “... ” ve ... nolu “gül ...” ibareli markaları 02.04.2014 tarihinde feragat nedeniyle iptal ettirdiğini; Oysa İcra İflas Müdürlüğü ile İflas İdaresi ve ihale alıcısı davalı ... A.Ş.’nin el birliği halinde, masanın menfaatini gözetmeden, sadece ihale alıcısının çıkarlarına uygun olarak, müflise ait çok değerli tanınmış markaları aceleyle ve hileli davranışlarla fesat karıştırılan ihalede satmak suretiyle, ihaleden çok önce planladıkları ve sistematik hale getirdikleri hileli davranışlar sonucunda emellerine ulaştıklarını, sonrasında ise davalı ... A.Ş.’nin söz konusu markaları aralarında organik bağ olan diğer davalı şirkete devretmiş olması nedeniyle, bütün “...” ibareli marka tescillerinin, yasal dayanaktan yoksun ve yolsuz olduğunu; Sonuç olarak geçersiz ve yok hükmündeki tesciller ile elde edilen ve şeklen markaların sahibi gözüken davalıların, söz konusu markalar üzerinde, kanunen geçerli bir tasarruf yetkileri dahi bulunmadığı halde, sahibi oldukları markaları kullanma hakkına sahip olduklarını ve en geniş anlamda kullanmaya devam edeceklerini ileri sürmek suretiyle, davacının \"...\" ibareli markalar üzerindeki inhisari lisans hakkına tecavüz edildiğini; ... şubesinden 03.06.2012 tarih ve ... sayılı fatura ile alınan “...” markalı ürünlerde bu markanın, sözleşme dışı şekil ve tasarımla kullanılmış olması ve müvekkil şirket adına fason üretildiğine dair bir kayıt bulunmaması nedeniyle, bu markalardaki müvekkilin ... markların sahibi davalının tecavüz etmekte olduğu tespit edilmiş ve bu durum davalı tarafından da kabul ve itiraf edildiğini; Davacı tarafından keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 05.06.2012/...ve 27.06.2012/... tarih/yevmiye no.lu ihtarnameleriyle, davalının ürettiği “...” ibareli ürünlerin davacıya teslim edilmesi ve davacının yazılı talimatı olmadan hiçbir kişi ve kuruluşa “...” ibareli mal teslimi ve satışı yapılmaması davalı tarafa ihtar edilmiş olduğunu;Davalının Beşiktaş ... Noterliğinin 18.06.2012/... ve 09.07.2012/... tarih/yevmiye no.lu ihtarnamelerinde, üretimine devam ettikleri “...” ibareli ürünleri müvekkili şirkete teslim etmeyeceğinin beyan edildiğini; 10.10.2012 tarihinde açılan 2020/24 Esas sayılı davanın açılmasından sonra, hukuki bir geçerliliği bulunmayan marka lisans sözleşmelerinin feshine ilişkin, davalı ... A.Ş'nin Kayseri ... Noterliğinden 07.11.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve aynı noterlikten 16.11.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ek ihtarnamesine karşı, müvekkil ... A.Ş.'de, Kadıköy ... Noterliğinden 20.11.2012 tarih ve ... yevmiye nolu ve karşı ihtarnameyi keşide ederek, usulsüz ve kanuna aykırı olan, geçersiz lisans feshini kabul etmediğini ihtaren bildirildiğini; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas ve 2021/85 Karar sayılı dosyasından verilen, 09.02.2018 tarihli, 2012/229 Esas ve 2018/83 Karar sayılı ilk kararının gerekçesinden de görüldüğü üzere; 20 yıl süreyle, 29.03.2015 tarihine kadar geçerli olan Kadıköy ... Noterliğinden 29.03.1995 tarih ve ... yevmiye nolu ve aynı noterliğin 12.04.1995 tarih ve ... yevmiye nolu “...”ne dayanılarak, 2004 yılında imzalanan ve 29.03.2015 tarihine kadar geçerli 28.06.2004 tarihli fason üretim, 30.06.2004 tarihli başbayilik ve 07.07.2004 tarihli başbayilik ek sözleşmelerinin, davalı tarafından ifasının imkansız hale getirildiğini tespit ve kabul eden mahkemenin davanın kısmen kabulüne kararı verdiğini; Davalılarca, davacının “...” ibareli markalar üzerindeki inhisari lisans hakkını kullanılmasına bizzat engel olmak, güçlük çıkarmak ve katlanmamak suretiyle müvekkilin haklarına tecavüz edildiğini; Tarafların aralarında kurmuş oldukları hukuki ilişkinin şartlarına uygun olarak borçlarını ifa etmeleri gerektiğini, borcunu ifa etmeyerek alacaklının zararına sebep olan borçlunun, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davanın dayanağı olan sözleşmelerin yüklediği borçtan kurtulmak adına, bu sözleşmeleri kasten ihlal eden davalıların, süreklilik arz eden haksız eylem ve tecavüzleri nedeniyle, davacı ... A.Ş.'nin sözleşmelerden doğan maddi haklarını elde etmesine engel olmalarından dolayı uğradığı zararın ve doğmuş alacaklarının tahsili ile 28.06.2000 tarihinden 31.12.2005 tarihine kadar yoksun kalınan kazanç miktarını SMK’nın 151/c. maddesine göre ve ana sözleşmenin 9. maddesi gereğince iki katı tutarının USD olarak hesaplanarak davalılardan tahsilini talep ettiklerini;Dava konusu ana sözleşmenin 9. maddesindeki \"...herhangi bir nedenle bu anlaşmanın uygulanamaması halinde, izin veren uğranılacak zararın ya da olası gelir kaybının iki katı tazminat ödemeyi peşinen kabul etmiştir\" hükmü gereğince iki katının ödenmesini talep ettiklerini; 2004 yılında akdedilen ve davalılar tarafından ihlal edilerek, ifası imkansız hale getirilen 28.06.2004 tarihli ... Üretim Sözleşmesi, 30.06.2004 tarihli ... Sözleşmesi ve 07.07.2004 Başbayilik Ek Sözleşmesinden doğan alacak ve sözleşme tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili için iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu; Bu sebeplere binaen (a) SMK’nın 151/c maddesi esas alınmak suretiyle, 28.06.2000 tarihinden itibaren 29.03.2015 tarihine kadar, Yoksun kalınan kazancın, sözleşmenin 9. Maddesi gereğince iki katı tutarının USD cinsinden hesaplanarak tespitine, HMK 107. md. gereğince belirsiz alacak davası olarak ileride arttırılmak kaydıyla şimdilik 10.000,- USD'nın dava tarihinden itibaren işleyecek 3195 sayılı yasa gereğince bankalarca ABD dolarına uygulanan faiz cinsinden en yüksek yıllık vadeli döviz mevduat faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline, (b) ... ve ... KULLANMA hakkına ilişkin sözleşmelere dayanılarak imzalanan ve davalılar tarafından, 01.06.2012 tarihi itibariyle, İfası İmkansız Hale Getirilen, Altındağ ... Noterliğinin 28.06.2004 tarihli ve ... sayılı ...Üretim Sözleşmesi, Altındağ 8. noterliğinin 30.06.2004 tarihli ve... sayılı ... Sözleşmesi ve 07.07.2004 tarihli ... Ek Sözleşmesinden doğan 579.251,27 TL. Cari hesap alacağımızın, 08.05.2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ... Faizi ile birlikte, 408.000,- USD tazminat alacağımızın ise, (01.06.2012 tarihinden, sözleşme süresinin bitim tarihi olan 29.03.2015 tarihine kadar geçen 34 aylık süreye ilişkindir) 09.07.2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek, 3195 sayılı yasa gereğince bankalarca ABD dolarına uygulanan faiz cinsinden en yüksek yıllık vadeli döviz mevduat faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin önce 2012/229 Esas ile sonradan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile yeni 2020/24 Esas alarak kesinleşen dava dosyasından verilen karardan sonra aynı tür dilekçe ile İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/133 Esas dosyasının 27.01.2022 tarih 2021/133 Esas ve 2022/10 Karar sayılı reddedilen gerekçeli kararından sonra dava hakkını kötüye kullanarak Sayın Mahkeme huzurundaki davanın açılmış olduğunu; Dava dışı müflis ... A.Ş.’nin Devlet tarafından 1993 yılında özelleştirilip, hakim ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan, hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik nedeniyle savcılık soruşturmaları ve mahkumiyet kararı bulunan ...'ün 1995 yılına kadar şirket muhasebecisi olup sonradan sahte belgelerle yönetim kurulu başkanı olarak atadığı şirketin içine boşaltarak İflasına sebebiyet verildiğini; Dava konusu 49 yıllık süreli sahte sözleşmelere konu edilen “...” markalarının 2007 yılında icradan satılmasına kadar mülkiyet sahibi olan ve şu an ... sayılı Esası ile 22 yıldır iflas tasfiyesi süren gayr-ı faal müflis ... A.Ş. olduğunu; Davalı müvekkil ... A.Ş.’nin davaya konu “...” markalarını 2007 yılında ... iflas sayılı dosyasından çıkarılarak kesinleşen icra ihalesinden aldığını;Davalı şirketin 50 yıllık ticari itibara sahip olduğunu; Diğer davalı ... A.Ş.’nin “...” markalarını 2007 yılında icradan satın alan ... A.Ş.'den kısmi bölünme yoluyla 31/12/2013 tarihinde kurulmuş olduğunu; Dava konusu olaylar açısından kuruluşundan 20 yıl önce iflas eden müflis ... A.Ş. ile davacı şirket arasında var olduğu iddia edilen 29.03.1995 tarihli 20 yıl süreli sözleşme ve varlığı iddia edilen 05.05.1995 tarihli 49 yıl süreli ek sözleşmeler ile ilgisinin olması mümkün olmadığını; Davalı şirketlerin ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sağlayan faal ticari şirketler olduğunu; 29.03.1995 tarihli sözleşmenin Kadıköy ... Noterliği'nde 29/03/1995 tarihinde ...yevmiye numarası ile imzalanan 20 yıl süreli olarak TürkPatent nezdindeki “...” marka sicilinde şerhli ve inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi olduğunu; Davacı tarafça bu sözleşme konu edilerek de İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin 2020/24 Esas dosyasında husumet yöneltildiğini; 05.05.1995 tarihli 49 yıl süreli ek sözleşmenin varlığının hiç kimsece bilinmeyen ve her dava da farklı metin ve tarihlerle üretilerek davacı yanca dava konusu yapılan müsvette kağıt parçalarından oluşan ve ilk defa İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas dosyasında faklı bir tarih ile varlığı görülerek iddia konusu olan, noterlikçe düzenlenmemiş ve vaki sahtecilik iddiaları üzerine dava konusu edildiğinden İstanbul Anadolu 1. FSHHM kararlarında şekil noksanlığından dolayı geçersiz olduğuna hükmedilen müsvette metin olduğunu; Davacının aynı dilekçeyi bundan yaklaşık 6 ay önce kullanarak dava ikame ettiğini ve harfi harfiyen aynı olan bu dilekçe ile açılmış davanın düştüğü İstanbul Anadolu 2. FSHHM tarafından 2021/133 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde 27.01.2022 tarih 2021/133 Esas ve 2022/10 Karar sayılı kararı ile davanın reddedildiğini; Dava dilekçesindeki “29.03.1995 tarihli 49 yıl süreli sözleşme ve 05.05.1995 tarihli 49 yıl süreli ek sözleşmelerden kaynaklanan....” şeklinde kapsamı çizilen dava konusu edilen ve var olduğu iddia edilen 29.03.1995 tarihli ve 05.05.1995 tarihli sözleşmelere davalıların taraf olması, hükümlerinin bağlayıcı olması ve husumet atfedilmesinin hayatın olağan akışı ile eşyanın tabiatı tahtında mümkün olamayacağını; Davalı müvekkili ... A.Ş.’nin 2014 yılında kurulmuş bir şirket olup, kendisinin varlığından tam 29 yıl önce imzalanmış sözleşme ile bağlı olması ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini; Davalı müvekkil ... A.Ş.’nin de davacı yanca varlığı iddia edilen 29.03.1995 tarihli ve 05.05.1995 tarihli metinlere taraf olmadığını; Taleplerinin muhatabının dava dışı müflis ... A.Ş. iflas idaresi olması gerektiğini; Davacı Yanın, Müvekkili Şirketlerden herhangi bir alacak talebi var ise, davacı şirket müvekkili şirketlerden olan doğmuş ve doğacak tüm alacak taleplerini dava dışı ...'a devretmiş olduğundan, davacı şirketin aktif dava ehliyetine sahip olmadığını; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/24 Esas sayılı dosyası mündericatında bir örneği bulunan ve imzaları inkar edilmeyen 26.01.2011 tarihli temliknameye göre, davacı şirketin davalı müvekkil şirketler ile olan akdedilmiş/akdedilecek sözleşmeler ve sair surette fatura edilmiş veya edilecek doğmuş ve doğacak alacaklarının tamamını bütün ferileri ile birlikte ...'a - mevcut borçlarına mahsuben- temlik etmiş olduğunu; Temlik metninden temlikin ivazlı bir temlik olarak tek taraflı irade beyanı ile rücu imkanı olmayacak şekilde ihdas edildiğini; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2020 tarih 2018/2087 Esas ve 2020/1142 Karar sayılı ilamında buna vurgu yapıldığını; Bu nedenle hakkı devralanın devir ile -başkaca bir işleme gerek kalmaksızın- dava hakkını kendiliğinden kazanacağı gibi, devreden de alacağın temliki ile birlikte dava hakkını kendiliğinden kaybedeceğini; Davacı şirketin temlik alan ...'u davada vekaleten temsil etme ehliyetinin de mevcut olmadığı anlaşılmakla, davanın HMK'nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca aktif husumet nedeniyle reddine karar verildiğini;Dava zamanaşımı  süresinin 5 (beş) yıl olduğunu; Davacının 1995 tarihli sözleşmeye istinaden 2021 yılında (yani tam 26 yıl sonra) alacak iddiasında bulunmasının haklı zamanaşımı itirazına sebebiyet verdiğini; Sayın Mahkeme nezdinde davacı yanca ikame edilmiş olan davada vaki derdestlik, husumet,aktif dava ehliyeti yokluğu ve zamanaşımı itirazlarım varken ve müvekkil şirketler dava konusu olan 29.03.1995 tarihli ve de 05.05.1995 tarihli metinlerinin hiç bir şekilde tarafı değilken davanın esasına yönelik olarak müvekkil şirketlerin davacı şirkete hiç bir sıfat ve nem altında borcu olmadığını bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiği beyan ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; Mahkememizin yargılamasına konu uyuşmazlığın az yukarıda ifade edildiği üzere  01.06.20212 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 29.03.2015 tarihine düzenlenen faturalardan kaynaklı alacakların tahsili davası olduğu açıktır. Az yukarıda ifade edildiği üzere bu dönemi kapsayan temliknameye göre davacı şirketin davalı ile olan akdedilmiş/akdedilecek sözleşmeler ve sair surette fatura edilmiş veya edilecek doğmuş ve doğacak alacaklarının tamamının bütün ferileri ile birlikte ...'a  mevcut borçlarına mahsuben temlik edildiği temliknamenin 26.01.2011 tarihinde yazılı olarak yapıldığı açıktır.  21/07/2020 tarihli Konsolosluk onaylı belge olduğu belge incelendiğinde, bu belgenin Hakkı devralan devir ile başkaca bir işleme gerek kalmaksızın dava hakkını kendiliğinden kazanacağı gibi, devreden de alacağın temliki ile birlikte dava hakkını kendiliğinden kaybeder.Yani, alacak devredildiği takdirde, devredildiği tarihten itibaren o mal veya hakka dayanan dava hakkı da, asıl hakka bağlı olduğundan devredilmiş sayılır. 21/07/2020 tarihli Konsolosluk onaylı belge incelendiğinde belgenin Mahkememizin 2012/229 E. (Yeni Esas Numarası 202/24E. ) Sayılı dosyasındaki dava konusu alacağın tahsiline ilişkin muvafakat kapsamında olduğu, muvafakatin TBK'nın 184. Maddesinde belirtilen ve yazılı şekilde temlikin yapılmasını içeren şekilde olmadığı, devir etmek isteyen tarafın tek taraflı irade beyanı şeklinde olduğu ve devreden ve devralanın karşılıklı örtüşen temlik iradelerini içermediği sabittir. Bu durum dikkate alındığında dava konusu  01.06.20212 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 29.03.2015 tarihine düzenlenen faturalardan kaynaklı alacakların usulüne uygun olarak davacı tarafa devredilmediği, bu haliyle davacı tarafın usulüne uygun hak sahibi olmadığı dikkate alındığında davacıya aktif taraf sıfatı kazandırmayacağı, yine inhisari lisans sözleşmesi ile davacı şirketin alacaklarını temlik alan ...'u davada vekaleten temsil etme ehliyetinin de mevcut olmadığı anlaşılmakla,\" Davanın aktif husumet yokluğundan reddine, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, eksik inceleme  ve subjektif algılamalara dayalı, usul, yasa ve doyanın maddi gerçeğine aykırı, müvekkilinin \"mülkiyet hakkını\" ve \"adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını\" ihlal eden, kararının hatalı olduğunu, söz konusu dava açıldığı andan itibaren müvekkili şirketin, \"aktif dava ehliyetinin bulunduğu\" dosya içeriğindeki belgeler ile sabit olduğunu, 09.07.2012 tarihli temliknamede 09.07.2012 temlik alan ... A.Ş. temlik eden ... ( Ek: 26.01.2011 tarihli temlikname\" şeklinde, devreden ve devralanın karşılıklı örtüşen temlik iradelerini içeriği ve yazılı olarak düzenlendiği için, yasanın aradığı geçerlilik şartını taşıdığını dava dışı ...'un; 18.11.2020 tarihinde T.C. Düsseldorf Başkonsolosluğu Noterliği huzurunda alınan temlik beyanıyla, müvekkili şirket ile imzaladığı 09.07.2012 tarihli Ek Protokol ve bu protokol gereğince düzenlenen 09.07.2012 tarihli temliknamede adına atılı imzanın kendisine ait olduğunu ve bu temlikname ile alacaklarını, ... A.Ş.'ne temlik etmiş olmakla, davalı ... A.Ş.'nden, hiçbir alacağının bulunmadığını da ikrar ettiğini, ... bu güne kadar davalılardan her hangi bir dava ve talepte bulunmadığını, dosyadaki bilirkişi raporlarında davalıdan müvekkili şirketin alacak kaydının bulunduğu tespit edildiğini, temlik veren dava dışı ...'un her hangi bir alacak kaydı bulunmadığını, temlik verenin mal varlığından çıkan alacağın temellük eden müvekkili şirketin malvarlığına dahil olduğunu da ispatladığını, mahkemenin  09.07.2012 tarihli temliknameyi görmezden geldiğini, yanlış anlam yüklediği 21.11.2020 tarihli  muvafakat nameyi değerlendirerek karar verdiğini, daha önceki açılan davalarının noksanlıktan usulden reddine karar verildiğini,  noksan dava şartı huzurdaki davanın açıldığı anda  temlikname ve  21.11.2020 tarihli Konsolosluk Noterliği temlik beyanı kapsamında tamamlanarak yeniden açılan davanın mahkemenin dikkatinden kaçtığını,Davalının yasal defter kayıtlarına göre de müvekkilin bu davanın açıldığı tarihten itibaren, taraf sıfatının bulunduğunu  ispatladığını, huzurdaki davanın konusu olan alacaklar sözleşme ilişkisi nedeniyle doğduğunu, \"hukuki durum\" devredilmediğinden dolayı, bu yönüyle de müvekkilin aktif dava ehliyetinin mevcut olduğunu, sözleşmenin devrinde sözleşme ilişkisinden doğan tüm haklar ve borçlar sözleşmeyi devralana geçtiğini,  müvekkilin inhisari lisans hakkına dayanarak, davalı ile imzaladığı ve 2015 yılına kadar 20 yıl geçerli fason üretim ve başbayilik sözleşmeleri ile 2044 yılına kadar 49 yıl süreyle geçerli izin sözleşmesi ve ek sözleşmesi ile 2015 yılına kadar 20 yıl süreyle geçerli Marka Lisan Sözleşmeleriyle sağlanan, \"...\" ibareli markalardaki... tarafı olan davalının, 26.01.2011 tarihli Temliknamede rızasını içeren imzası bulunmadığından bu sözleşmelerin devrinin söz konusu olmadığını, bu sözleşmelerin  taraflara yüklediği edimlerinin de devir konusu edilmediğini, müvekkilin ... LİSANS sözleşmesine  vaki tecavüzden kaynaklanan tazminatın tespit ve tahsili için bu davayı açmak zorunda kaldığını,  sadece fatura edilen alacaklarının değil, iki madde halinde tazminat alacaklarının da mahkemece eksik ve hatalı değerlendirildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporlarına müvekkilince itiraz edildiği halde, itiraz etmeyen davalılar yönünden bilirkişilerin bu raporda bildirdikleri görüş ve tespitleri kesinleştiğinden müvekkil yönününden usuli kazanılmış hak doğduğunun gözetilerek, davamızın kabulü yönünde hüküm kurulması gerektiğini, bilirkişi ek raporunda mahkeme tarafından verilen hesaplama görevi, eksik yapıldığından yaptıkları itirazlarının mahkemece değerlendirmeden karar verildiğini, davalının dava konusu markalarda hiçbir hakkı bulunmadığını halde 28.06.2000 tarihinden itibaren başladığı tecavüzüne, bu markaları satın aldığı 2007 yılından itibaren de marka sahibi sıfatıyla,  zincirleme/sistematik olarak, tecavüzüne devam ettiği de bilirkişilerin kök ve ek raporlarında tespit edildiğini, tecavüzün başladığı tarihten 29.03.2015 tarihine kadar, müvekkilin bu kapsamda yoksun kalınan kazanç miktarının, mahkemece dosyada alınan örnekseme lisans sözleşmeleri kapsamında, SMK’nın 151/c. Maddesine göre ve ana sözleşmenin 9. maddesi gereğince iki katı tutarının USD olarak hesaplamasına ilişkin taleplerinin dikkatinden kaçırmış olan bilirkişilerin, bu kalemde hesaplama yapmadan, eksik hesaplamaya dayalı rapor düzenlediklerini, bilirkişinin tespitleri Kurumlar Vergisinin ilave edilmeden hesaplandığı için eksik hesaplandığını, Kurumlar Vergisinin ilavesiyle toplam 579.251,27 TL olarak talep edildiği dikkatten kaçtığını, 408.000, USD bazındaki alacaklarının 07.07.2004 tarihli ... Ek Sözleşmesi gereğince, kurumlar vergisini ilave ederek hesapladığı halde, 495.301,82 TL bazındaki alacağın kurumlar vergisinin ilave edilerek hesaplamadıklarının açık olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davanın talepleri neticesinde kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemece verilen kararın  hüküm ve sonuç olarak yasaya ve dosya mündericatına uygun hakkaniyetli olduğunu, ancak yanlış anlaşılmalara ve kötüye kullanıma sebebiyet verebilecek ve de yasaya uymayan yazım - kelime - ifade hatasının düzeltilmesi ve de davanın reddedilmesi ile olması gereken vekalet ücreti hakkındaki yerleşik yargıtay içtihatları ile uyuşmayan ücreti vekalet hükmünün düzeltilerek onanmasını talep ettiklerini, kararın \"HÜKÜM\" kenar başlığından önceki paragrafın sondan 3. satırında \"...kazandırmayacağı, yine inhisarı lisans sözleşmesi ile davacı şirketin alacaklarını temlik alan...\" ifadesindeki dava konusu yapılan Lisansın, davacının hüküm altına alınmasını istediği iddiası değilde herkesçe kabul edilip tartışılmayan inhisarı olarak akdedildiğini ve yazılmış ve/veya kaleme alınmış olmasından kaynaklı olduğunu, kararın \"GEREKÇE\" kenar başlığını altında \"...sözleşmenin 1. maddesinde; davacı tarafın kullanımının \"münhasır olmayan kullanım\" olarak düzenlendiği...\"  kanaat ve tespiti ile uyuşmadığını ve  çelişkiler içerdiğini, davacın davasının \"Temlikten kaynaklı Davacının Aktif Dava Ehliyeti ve Husumet\" yokluğunun kesin hüküm sabit olduğu bahse konu aynı mahkemenin kesinleşmiş kararından bahsederken \"Lisansın İnhisari olmadığı hususunda Kesin Hüküm ile sabit olduğu altı çizilmişken\", yeni gerekçe ilamında bu şekilde betimlenmesinin \"sehven\" olarak adlandırılıp düzeltilmesi gerektiğini, mahkeme davayı reddederken artık Yargıtay ile sabit bulmuş nispi harca tabii davalarda dava şartından dolayı red halinde maktu ücrete hükmedilemeyeceği bağlayıcı emsaline aykırı şekilde davrandığını, aktif husumetten reddedilen davaya nispi vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek mahkemece verilen kararın talepleri doğrultusunda düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının hakikate ilişkin beyanlarını görmezden geldiğini ve bu beyanları çürütecek hiç bir belge dahi sunmadan, aynı konuyu istinaf dilekçesine taşımasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının davanın esasına ilişkin kesin hükümden bahsetmesinin usulsüz olduğunu, davalının mahkeme ilamında, \"sehven ya da yazım hatası\" bulunduğuna dair söylemlerinin de yerinde olmadığını kararı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalının, noksan dava şartı nedeniyle reddedilen davayla örtüşmeyen, emsal Yargıtay kararına dayanarak, aksini iddia etmesine rağmen,Mahkemenin maktu Avukatlı Ücreti tayini yerinde olduğunu belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile, müvekkilinin istinaf isteminin kabulünü mahkeme kararının kaldırılmasının davanın kabulünü talep etmiştir. <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı tarafından dava dilekçesi ile;  29.03.2044 tarihine kadar, 49 yıl süreyle geçerli olan 29.03.1995 tarihli Sözleşme ve 05.05.1995 tarihli Ek Sözleşme ile 20 yıl süreyle geçerli olan Kadıköy ... Noterliğinin 29.03.1995 tarih ve ... yevmiye nolu ve  aynı Noterliğin 12.04.1995 tarih ve ... yevmiye nolu Marka Lisans Sözleşmelerinin, Müvekkili ... A.Ş.'ne verdiği inhisari lisans ve tekelci kullanma hakkına;Davalıların 28.06.2000 tarihinden itibaren başlayan ve halen dahi, devam eden zincirleme haksız eylem ve vaki tecavüzleri nedeniyle, (tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek bakımından) 29.03.2015 tarihine kadar, yoksun kalınan kazanç miktarının, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 151/c. maddesine göre; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” esas alınmak suretiyle,  ana sözleşmenin 9. Maddesi gereğince iki katı tutarının USD olarak tespiti ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve Bu sözleşmelere dayanılarak, 2004 yılında akdedilen ve davalılar tarafından ihlal edilerek, ifası imkansız hale getirilen, 28.06.2004 tarihli ... Üretim Sözleşmesi, 30.06.2004 tarihli ... Sözleşmesi ve 07.07.2004 ... Ek Sözleşmesinden doğan alacak ve sözleşme tazminat alacağının,  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili  talep ve dava edilmiştir. TPMK kaydına göre; ... tescil nolu, 19/06/1991 tescil tarihli, ... tescil nolu, 16/09/1992 tescil tarihli, ... tescil nolu ... tescil tarihli markanın ... GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.İstanbul Anadolu 2012/229 Esas 2018/33 Karar sayılı kararın istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bam 16 HD nin 2018/2087 Esas 2020/1142 Karar sayılı ilamı ile, dosyada temlikten rücu edildiği temlik alanın onayının bulunduğu veya hükümsüzlüğü yönünde bir karar alındığı hususlarında herhangi bir belge bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne karar verildiği ve İstanbul Anadolu 2. FSHHM' nin  2020/24 esas 2021/85 karar sayılı ilamı ile davanın aktif husumetten reddine karar verildiği ve iş bu kararın istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bam 16 HD nin 24/09/2021 gün,  2021/1279 esas 2021/1612 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak  karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/04/2021 gün 2020/24 E. 2021/85 K. sayılı dosyasında davacının ... AŞ.  Davalının ... AŞ. olduğu mahkeme gerekçesinde, \" Dosya kapsamı ile davacı şirketin davalı şirketle imzaladığı ve bu davanın konusunu oluşturan sözleşmelerden kaynaklanan tüm alacaklarını ve fer'ilerini 26/01/2011 tarihinde ...'a temlik ettiği anlaşılmaktadır. Sözleşmelere konu olan ve bu davanın konusunu oluşturan alacakların temliki ile davacı şirketin bu alacaklarla ilgili aktif taraf sıfatı bulunmamaktadır. Hakkı devralan devir ile başkaca bir işleme gerek kalmaksızın dava hakkını kendiliğinden kazanacağı gibi, devreden de alacağın temliki ile birlikte dava hakkını kendiliğinden kaybeder. Yani, alacak devredildiği takdirde, devredildiği tarihten itibaren o mal veya hakka dayanan dava hakkı da, asıl hakka bağlı olduğundan devredilmiş sayılır.Dava şartları her davanın açıldığı tarihlerdeki koşullara göre incelenir. HMK'nun 125. maddesinde dava açıldıktan sonra dava konusunun davacı tarafından devredilecek olması halinde devralan kişinin görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği belirtilmiştir. Kendisinin hak sahibi olduğu iddiasıyla açılan davada, gerçek hak sahibi olmadığı anlaşıldıktan sonra, gerçek hak sahibinden alacak haklarının devralınması veya gerçek hak sahibinden muvafakat alınması davacıya aktif dava ehliyeti kazandırmaz. Bu durumda, davacı şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan alacakların ...'a temlikinden sonra kendi adına hak talep ederek açmış olduğu davanın yargılaması sırasında dosyaya sunulan temlik alan ...'un davanın açılması için davacı şirkete verdiği muvafakatinin dahi, temlik eden davacıya aktif taraf sıfatı kazandırmayacağı, zira, davacı şirketin temlik alan ...'u davada vekaleten temsil etme ehliyetinin de mevcut olmadığı anlaşılmakla, tüm bu nedenlerle, davanın HMK'nun 114/1-d ve 115/2. Maddeleri uyarınca aktif husumet nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. \" denilmektedir. İş bu kararın istinaf edilmesi neticesinde, İstanbul  Bam 16 HD nin  2021/1279 Esas, 2021/1612 Karar sayılı ilamınında;\"Eldeki dava 10/10/2012 tarihinde açılmıştır. Dosya içeriğinde bulunan temliknameden davacının gerek dava dilekçesindeki, gerekse cevaba cevap dilekçesi içeriğindeki sözleşmelerden kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını ...'a temlik ettiği ve temlikin de 26/01/2011 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosyaya ...'un isim ve imzasının bulunduğu 09/07/2012 tarihli temliknameden dönüldüğüne dair yeni bir temlik sunulmuş ise de, dosyanın daha önceden dairemize geldiği ve bu konuda bir belge bulunmadığı hususu karar içeriğinde belirtilmiştir. Bir başka ifadeyle 09/07/2012 tarihli temlik dosyaya sonradan sunulmuştur. ...'un bu temlikname ile ilgili olarak konsolosluk huzurunda beyanda bulunmuş ise de, bu beyan daha sonraki bir tarihlidir. Davacı taraf 09/07/2012 tarihli temliknamenin tarihi dava tarihinden önce olmakla birlikte yargılama boyunca uzun bir süre sunmamıştır.Dolayısıyla ilk derece mahkemesince karar yerinde de isabetle belirtildiği üzere 09/07/2012 tarihli temliknamenin sonradan düzenlendiği kanaatine varılmıştır.Öte yandan dava dışı ...'un davacıya dava açma konusunda muvafakat vermesine ilişkin beyanı da davacıya davada taraf sıfatı kazandırmayacaktır. Somut olayda davacı taraf dava konusunu oluşturan sözleşmelerden kaynaklanan tüm alacaklarını ve fer'ilerini 26/01/2011 tarihli temlikname ile dava dışı ...'a temlik etmiştir. Dolayısıyla dava konusu talepler bakımından davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Az önce de belirtildiği üzere sonradan sunulan 09/07/2012 tarihli temliknameye ise itibar edilmemiş olup bu husus davacının taraf ehliyeti bulunmadığı hususunu değiştirmeyecektir. Açıklanan bu hususlar karşısında davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde değildir. Öte yandan davacı taraf istinaf dilekçesinde, esasa dair istinaf taleplerinde bulunmuş ise de, mahkemece verilen karar usule ilişkin olup bu karar usul ve yasaya uygun olduğu\" gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/01/2022 gün  2021/133 E. 2022/10 K.sayılı kararında mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğu belirtilmek suretiyle dosyanın görevli ve yetkili nöbetçi Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 05/01/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Mahkemece davanın aktif husumetten reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Temlik eden ... A.Ş ile Temlik alan ... arasında 26/01/2011 tarihinde temlikname düzenlendiği ve bu temliknamede; \"... .... A.Ş. (Organize Sanayi ... Melikgazi/KAYSERİ)'den akdedilmiş veya akdedilecek sözleşmeler ve sair suretle fatura edilmiş veya fatura edilecek doğmuş ve doğacak alacaklarımızın tamamını bütün fer'ileri ile birlikte ...'a mevcut  borçlarımıza mahsuben gayrikabili rücü olarak devir ve temlik ettik.\" denilmektedir. ... A.Ş  ve ... arasında düzenlenen 09/07/2012 tarihli EK PROTOKOL ile;\" ... AŞ. ile ... arasında protokolün ayrılmaz bir parçası olmak üzere, iş bu ek protokol imzalanmıştır. 1- 01.09.2009 tarihli protokolün 1 ve 2. Maddesindeki  yükümlülüklerini yerine getirmiş olan getirmiş olan ... A.Ş., ... İflas İdaresinden ve ... A.Ş 'den doğmuş ve doğacak bütün alacakları temlikname kapsamında ...' |temlik  edilmiştir. Ancak temlik alan  ..., İcra takibi dahi yapmasına ve gereken hukuki yollara başvurmasına rağmen 26/01/2011  tarihli temliknamenin konusu olan alacağı ... A.Ş den tahsil edememiştir. 2- ... temlik aldığı ancak, ... A.ş'den tahsil edemediği alacağını ... A.Ş.'nin keşide edeceği 31.12. 2014 vadeli ve 2.000.000,00 USD miktarındaki senet karşılığında, ... A.Ş.'ne iade temlik kapsamında temlik etmeyi kabul etmiştir.3- ... A.Ş., borçlu ... A.Ş.'den alacağını tahsil için gerekli davaları kendi adına açacaktır. 4- İşbu 4 maddeden ibaret ek protokol iki nüsha olarak 09/07/2012 tarihinde tanzim ve teati edilmiştir.\" denilmektedir.Temlik alan ... A.Ş temlik eden ... arasında düzenlenen 09/07/2012 tarihli temliknamede;\" Şirketinizin tarafından 26.01.2011 tarihli temlikname kapsamında tarafıma temlik edilen alacaklara ilişkin olarak, borçlu ... A.Ş.'nin itirazı sebebiyle, icra takibi dahi yapmış olmama rağmen tahsilat yapamadığım için, söz konusu temliknameyi ekte iade ediyorum. Bu nedenle, ... A.Ş.'den doğmuş ve doğacak alacaklarımı bütün faizleriyle birlikte, devir ve temlik ettim\"denilmektedir. 21/07/2020 tarihli ... tarafından .... AŞ. 'ye hitaben yazmış olduğu yazıda \"şirketinizden olan alacağıma mahsuben ... firmasında bulunan alacağınızı 26/01/2011 tarihli temlikname ile devir ve temlik almıştım. Ancak hukuki yollara dahi başvurmama rağmen bu temliknameye ilişkin alacağı tahsil etmem mümkün olmadı.Bunun üzerine aramızda imzalanan 09/07/2012 tarihli ek protokol kapsamında söz konusu temlik nedeniyle ... firmasından doğan alacağımı 09/07/2012 tarihli temlikname ile iade etmek suretiyle ... firmasından olan alacağınızın tahsili için gerekli davaları firmanız adına açmanızı temin etmek üzere devir ve temlik etmiş bulunmaktayım. Söz konusu 09/07/2012 tarihli iade temliknamede temlik eden ... adı altına atılı imzanın bana ait olduğunu ve gerçek irademi ifade ettiğimi İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/229 E.sayılı dosyasında adınıza açtığınız davaya muvafakatimin bulunduğunu beyan ederim. Bu beyanımın ... firması ile aranızdaki ihtilafın çözümüne yardımcı olması dileğiyle bilgilerinizi rica ederim.\" denilmektedir.Düsseldorf Başkonsolosluğu'nun 18/11/2020 tarihli ... yevmiye (A) nolu hariçte tanzim belgesinde; metne şamil olmamak üzere hariçte tanzim edilen bu onaylama işlem altındaki imzanın  ... isimli kişiye ait  olduğu tespit edilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından sözleşmelerden kaynaklanan tüm hak ve alacaklarını 26/01/2011 tarihinde ...'a temlik ettiği ve 09/07/2012 tarihli protokol ve aynı tarihli temlikname ile ... tarafından tekrar geri temlik yapıldığı, ... tarafından İstanbul Anadolu 1. FSHHM nin 2012/229 esas sayılı dosyaya ilişkin olarak davacı adına yazılan yazıda, 09/07/2012 tarihli iade temlikin de imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiğinin anlaşıldığı, İstanbul Bam 16 HD nin 24/09/2021 gün,  2021/1279 Esas 2021/1612 Karar sayılı kesin  ilamı ile 09/07/2012 tarihli iade temlikinin dava tarihinden  sonradan düzenlendiği hususunun  tespit edildiği, istinafa konu dava tarihinin  21/11/2021 tarihi olduğu, dava tarihi itibarı geri temlikin bulunduğu ve geri temlik alan  davacının aktif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşıldığından mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin  istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine,davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/03/2025 tarih, 2021/224 E. 2025/65 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,5- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1815603c2b3b3b0d","SID":"293b8715be534ed8"}}