{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/831 <br>KARAR NO\t: 2025/963<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 09/04/2019 (Dava), 28/12/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2019/115 Esas,  2022/797 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın maddi ve manevi yönünden kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili, davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili, 30.08.2017 tarihinde, saat 21.30 saati sıralarında Erzurum İli ... İlçesi ... Köyü mülki sınırlarında ...-... karayolunun 11.kilometresinde davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan... plakalı kamyonet ile davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araçların çarpışması sonucu çift taraflı yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin, komşuları ve arkadaşları olan ..., ..., ... ile birlikte aynı arabada seyahat halinde iken kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, sürücü ..., ... Mahallesi yol ayrımına geldiğinde aracı ile sola dönmek için gidiş istikametine göre sağ şeritte durduğu esnada aracının ahşap kasasının sol arka köşe kısmına, müvekkilinin içinde bulunan ve ...'ın sevk ve idaresinde bulunan aracına sol ön köşe kısmıyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle müvekkili içinde bulunduğu araç, önündeki araca çarptıktan sonra yolun sol tarafında doğru ilerleyerek çarpma noktasından 110 metre ileride banket üzerinde durabildiğini, meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin, ağır bir şekilde yaralandığını, yaralama neticesinde aracın hemen yanında iki tane insan kemiği kolluk kuvvetleri tarafından toplanarak ambulansa teslim edildiğini ve kan lekeleri ise kaza tespit tutanağında da açıkça yazdığı üzere tespit edilerek tutanak altına alındığını, kaza mahallinde tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nda kazanın oluşumunda... araç sürücüsü ...'in  2918 sayılı KTK'nın 67.maddesi kurallarını açıkça ihlal ettiği için meydana geldiğinin tespit edildiğini, diğer yandan diğer araç sürücüsü ...'ın ise KTK Madde 52/1-c hükmünü ihlal ettiği ve kazanın her iki sürücünün ihlali yüzünden meydana geldiğinin açıkça tespit edildiğini, müvekkilinin kaza neticesinde hastaneye kaldırıldığını ve durumunun ne kadar ciddi olduğu ve ne derece ağır yaralandığı muayene raporunda da tespit edildiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda müvekkilinin vücudunda oluşan kırığın yaşam fonksiyonlarını ağır derecede etkileyebilecek nitelikte olduğunun da tespit edildiğini, müvekkilinin uzun tedavi sürecinden sonra aldığı engelli sağlık kurulu raporun da daha 21 yaşında bir gencin yüzde 22 oranla engelli haline gelmesi, son derece ağır ve üzücü bir durum olduğunu, yaralamalı trafik kazası mevcut olduğu için müvekkilinin, ciddi bir tedavi süreci geçirdiğini, müvekkilinin, uzun saatler hastanede yattığını, gerek ameliyat gerekse diğer tedavi süreçleri neticesinde ortaya ciddi bir maddi külfet çıktığını, sağlık hizmetlerinin pahalılığı da dikkate alınınca bu süreç nedeniyle ortaya çıkan külfet müvekkili tarafından karşılanamadığını, bu tedavi giderleri içine genel olarak ameliyat, fizik tedavi, fizyoterapi ve ilaç masrafları girdiğini, ayrıca bunların haricinde ortopedik masraflar gibi tedavi yöntemleri nedeniyle ortaya çıkan zararlarda mevcut olduğu için tüm bu masrafların kazaya sebebiyet veren ve mesul olan davalılarca karşılanması gerektiğini, trafik kazasında meydana gelen bedensel zarar nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminat ile zarar ve sorumluluk kapsamı belli olduktan sonra açıklanacak manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ruhsat sahipleri ve sürücülerden tahsiline; sigorta şirketleri yönünden, maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek faiziyle, sorumluluk sınırlarına göre yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak tahsiline karar verilmesine, ruhsat sahipleri ve sürücülerin taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.     <br>CEVAP:<br>Davalı ... vekili, tazminat talebine ilişkin tüm evrakların eksiksiz olarak sigorta şirketine ulaştırılmasından itibaren başvurunun değerlendirilmesinin mümkün olacağını, sürekli sakatlık tazminatı talebi ile yapılan başvurularda, ilgili yönetmeliğe uygun olarak düzenlenen sürekli ve kalıcı maluliyet bulunduğunu gösterir sağlık kurulu raporunun sunulduğunu, davacı tarafından yapılan başvuruda sunulan sağlık kurulu raporunun sürekli olmayıp 2 yıl süre ile verildiğini, müvekkili ..., sürekli ve kalıcı maluliyet bulunması ve ilgili diğer şartların sağlanması halinde tazminat ödemesi yapabileceğini, ancak davacı tarafın maluliyetinin sürekli olup olmadığı henüz kesinleşmediğini bu nedenle de, başvuru konusu talebin bu aşamada değerlendirilmesinin mümkün olamadığını, huzurdaki davanın görevli mahkemede açılmadığını, davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak her iki araç sürücüsünün kusur oranlarının belirlenmesi için uzman bilirkişiler tarafından rapor düzenlenmesi gerektiğini, maluliyet raporunun alınması gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi ihtimalinde müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru olmadığın ve müvekkili şirketin kusuru bulunmadığından yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına, bu nedenlerle davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, reddedilen kısım bakımından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini istemiştir. <br>Davalılar ...ve... vekili, olay günü, müvekkili... babasının arabasını arkadaşları ile birlikte seyahat etmek için aldığını ve davacıyı sonunun nerelere kadar uzanabileceği konusunda hiçbir fikri olmadan, arabasına davet ettiğini, davacı ...'nin, müvekkillerinin yakını ve komşusu olduğundan kendisinin karşılığı olmaksızın seyahat etmesine müsaade edildiğini ve yani kendisi hatır için taşıdıklarını, hatır için taşıma KTK. m. 87 f. i'de düzenlenmiştir. Bu hükme göre, \"Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşımakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir.” ancak her ne kadar, hatır için taşıma Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alsa da, burada KTK. m. 87 f. 1 hükmü gereği genel hükümlere başvurulacağını, araç sahibinin insani bir düşünce ile hareket etmesi ve taşımanın doğrudan doğruya taşınan yolcunun yararına yapılması halinde, araç sahibini, üçüncü şahısların uğradıkları zararlarda olduğu gibi tam bir sorumlulukla bağlı tutmanın hakkaniyete uygun düşmediğinden sorumluluğun hafifletilmesinin uygun görüldüğünü, her ne kadar somut kazada hatır taşımasından kaynaklı bir zarar talep edilse de hatır taşıması sonucu oluşan zararların, sigorta teminatı dışındaki haller arasında gösterilmediği için ...Sigorta A.Ş. söz konusu zararlardan sorumlu olacağını, davacının bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumu tespit edilerek, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için kurum tarafından davacıya ödenen herhangi bir gelirin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise peşin sermaye değerinin sayın mahkemece tespiti gerektiğini, davacı, kaza sebebiyle acı ve ızdırap duyduğundan bahisle fahiş miktarda manevi tazminat talep ettiğini, davacının manevi tazminat talepleri günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun olmadığını, müvekkile bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarı fahiş ve nedensiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle tarafların kusur oranı ile davacının müterafık kusurunun tespitine, müterafık kusur nedeniyle olası tazminattan uygun oranda indirim yapılmasına, aktüer siciline kayıtlı aktüerya uzmanınca tazminat hesabı yaptırılması, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. (...Sigorta A.Ş) vekili, öncelikle diğer davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, davacı tarafından yapılan başvuruda defalarca istenmesine rağmen müvekkili şirkete gerekli olan belgelerin sunulmadığını, her ne kadar davacı vekili ilgili davayı açmış olsa da ilgili belgelerin müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin bir posta kağıdı sunulmadığını, poliçe genel ve özel şartlarına açık bir aykırılık meydana geldiğini, davacının iş bu davanın açılmasına sebep olduğu gibi ilgili kasko sigortası genel ve özel şartlarına aykırılık nedenleri ile haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince, \" Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin  2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan 16.11.2020 tarihli kusur raporunda belirtildiği üzere, dava konusu kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı mahalde yola gereken dikkatini vermemesi nedeniyle %30 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'in ise gece vakti aydınlatmanın bulunmadığı mahalde dörtlü ikaz lambalarını yakmadan aracını park etmesi nedeniyle %70 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu değerlendirmenin dosya içeriğine uygun olduğu Mahkememiz'ce de değerlendirilmiş ve bu kusur raporu hükme esas alınmıştır.<br> Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6709 Esas  2022/ 132 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere \"Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, TBK’nin 61 ve 62. md. uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, aynı Kanunun'un 162. Md. maddesine göre, borcun tamamından sorumludurlar. Nitekim, 2918 sayılı KTK.nun 88/1. maddesinde, trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebilecekleri gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilirler.\"<br>Somut olayda davacı yolcu konumunda olup, davacı vekili başvuru dilekçesinde davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna karar verilmesini talep etmiş olup, davalıların zararın tamamından müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiştir. <br>26.07.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre tespit edilen 24.02.2022 tarihli maluliyet raporu doğrultusunda hesaplama yapıldığından ve toplam maddi zarar 378.215,01 TL olarak belirlendiğinden bu rapor hükme esas alınmıştır. <br>Davacı vekili 22.10.2021 tarihinde ıslah dilekçesini sunmuş, ardından 26.09.2022 tarihinde ikinci kez ıslah dilekçesini ibraz ederek ilk sunulan dilekçenin HMK'nin 107.maddesi kapsamında dava değerini belirleme dilekçesi olduğunu, ikinci sunulan dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunu beyan ederek maddi tazminatın 378.215,01 TL üzerinden kabul edilmesini talep etmiştir. Ancak davacı vekilinin sunduğu ilk dilekçe incelendiğinde dilekçenin açıkça ıslah dilekçesi olduğu yazılmış, HMK'nin 107.maddesi kapsamında dava değerinin artırıldığına dair bir ibarenin bulunmadığı tespit edilmiştir. HMK'nin 176/2.maddesi gereğince aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceğinden davacı vekilinin ilk ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen 26.07.2022 havale tarihli rapor hükme esas alınarak davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 233.017,27 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ...mirasçıları (..., ..., ..., ..., ... ve ...), ..., ...ve... yönünden 30/08/2017 tarihinden, ...Sigorta A.Ş yönünden 06/03/2019 tarihinden, ... yönünden 24/01/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.<br>Manevi tazminat talebi yönünden davacı vekili dava dilekçesinde 30.000,00 TL manevi tazminatı araç işletenleri ve sürücülerden talep etmiştir. 26.09.2022 tarihinde sunulan dilekçe ile de manevi tazminatı araç işletenleri ve sürücülerden müştereken ve müteselsilen talep etmiştir. Davacı zararını olayda kusuru bulunanlardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceğinden manevi tazminat talebi yönünden de araç işletenleri ve sürücüler yönünden davanın müştereken ve müteselsilen kabulüne karar verilmiştir. <br>Davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusurunun bulunmaması, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalıların kusur durumu nedeniyle manevi tazminat davasının kabulü ile; 30.000,00 TL'nin dava tarihiden itibaren işleyecek yasa faiz ile birlikte davalılar ...mirasçıları (..., ..., ..., ..., ... ve ...), ..., ...ve...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle \" 1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 233.017,27 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ...mirasçıları (..., ..., ..., ..., ... ve ...), ..., ...ve... yönünden 30/08/2017 tarihinden, ...Sigorta A.Ş yönünden 06/03/2019 tarihinden, ... yönünden 24/01/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile; 30.000,00 TL'nin dava tarihiden itibaren işleyecek yasa faiz ile birlikte davalılar ...mirasçıları (..., ..., ..., ..., ... ve ...), ..., ...ve...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,  \" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maddi tazminat talebinin son sunulan bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesine uygun olarak kabul edilmediğini, 21/10/2021 tarihli celsenin 2 numaralı ara kararına binaen taraflarınca sunulan bedel artırım talebi doğrultusunda ıslah taleplerinin gözetilmeyerek karar verildiğini, 22/10/2021 tarihli beyanın bedel artırım beyanı olarak değerlendirilmesi, 26/07/2022 tarihli bilirkişi raporuna uygun olarak 26/09/2022 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. <br>Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde; davacının olayda asli kusurlu olduğunu, davacının kullanılan aracı kullanmaya yeterli bir ehliyetinin bulunmadığı halde olaya sebebiyet verdiğini, duran araca davacının vurmasının ve davacının zarar görmesinde kendisinin sebebiyet vermediğini, davacı aracının yük kamyonu olduğunu ve araçta kendisi ile ile birlikte 5 kişinin olduğunu, bu durumun ağır kusur olduğunu, aracını yoldan dışarı bir vaziyette park etmiş olduğunu savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili kuruma yapılan başvuruda kaza tarihinde geçerli yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmiş bir sağlık kurulu raporu olmadığını, eksikliğin giderilmesinin davacıya bildirilmesine rağmen eksiklik tamamlanmadan dava yoluna gidildiğini, başvuru şartının yerine getirilmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının karşılanmasında müvekkilinin sorumlu olmadığını, sağlık giderleri teminatı SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, teknik faiz uygulanmaksızın yapılan hesaplamanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müterafik indirim yapılması gerektiğini, usule uygun müvekkili kuruma başvuru yapılmadığından kabul anlamına gelmemek kaydı ile hükmedilecek faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, kazaya karışan araçların kusur orana göre ayrım yapılmaksızın hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kusur oranlarının araştırılması gerektiğini savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. (...Sigorta A.Ş.) vekili istinaf başvuru dilekçesinde; diğer davalı ... tarafından davacıya yapılan bir ödeme olup olmadığının mahkemece dikkate alınmadığını, davacı tarafından yapılan başvuruda defalarca istenilmesine rağmen taraflarına gerekli olan belgelerin sunulmadığını, davanın açılmasına davacının kendisinin neden olduğunu, poliçe özel ve genel şartlarına açık ve net bir aykırılık olduğu nedeniyle açılan davanın haksız olduğunu hatır taşıması indirimi yapılmadığını, müterafik kusur incelemesi yapılmadığını, bilirkişi ek rapor taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını savunarak mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEPLER  VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasıdır.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin ve davalı ...'in tüm, davalı ... Sigorta A.Ş. (...Sigorta A.Ş.)  ve davalı  ... vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması ve buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.<br>Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re'sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.  Yargıtay 4. HD 2022/7305 E. 2023/7108 K.  Yargıtay 4. HD 2022/2535E. 2023/798 K. Yargıtay 4. HD  2021/5622 E. 2021/7246 K. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7818 E. 2019/393 K. T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/9251 E. 2018/3894 K. Yargıtay 17.H.D. 2019/2168 E. 2020/4627 K.)<br>Yargıtay kararlarına göre müterafik kusur emniyet kemeri takılmaması, araçta yolcu olarak  bulunan kişinin sürücünün alkollü yada ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi, motosiklet sürücü ve yolcusunun kask takmamış olması, istiap haddinin aşılması, yolcu taşımaya müsait olmayan traktörde yolculuk yapması gibi zararı arttıran davranışlardır. Yani müterafik kusur kazanın meydana gelmesinde etkili olan kusur değil, zararın artmasında etkili kusurdur. Ancak maluliyet ile arasındaki illiyet bağının tespiti gerekir. Örneğin; motosiklette yolcu olan kişinin ayağındaki kırık nedeniyle maluliyeti oluşmuşsa kask takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması doğru değildir. Bazı hallerde emniyet  kemeri takılmaması nedeniyle zararın arttığı iddiası varsa kazanın meydana geliş şekline göre Adli Tıp Kurumundan maluliyet raporu alırken emniyet kemeri takıp takmamasının yaralanmasına etkili olup olmadığının değerlendirilmesi istenmelidir. Müterafik kusurun Yargıtay tarafından taraflar ileri sürmese de resen araştırılması ve  tartışılması gerektiği kabul edilmekte ve %20 oranında indirim uygulanmaktadır.<br>  Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kazaya ilişkin soruşturma dosyasında alınan savcılık ifadelerinde ve kaza tutanağında kazaya karışan ... plakalı aracın  beyaz renkli, açık kasa, meyve sebze yüklü kamyonet olduğu, kaza esnasında araçta sürücü ...dışında ..., ..., ...'ın bulunduğu, mahkemece kazaya karışan araçta bulunan kişi sayısına göre istihap haddinin aşılıp aşılmadığının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır, müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle mahkemece müterafik kusurun kazaya karışan ... plakalı araçta istiap haddinin aşılıp aşılmadığı ve emniyet kemerinin takılı olup olmadığı da değerlendirilerek sonucu göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple davalı ... A.Ş. vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş. (...Sigorta A.Ş.)  vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Yargılama aşamasında davalı...'ın 16/03/2021'de vefat ettiği anlaşılmıştır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde MK 27/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Borçlar Kanunu'nun 397. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 513.) maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur. Somut olayda; ölü kişinin karar başlığında yer alması, davalının mirasçılarının usulüne uygun davaya katılımı sağlanmaksızın hüküm kurulmuş olması hatalıdır. Davalının mirasçıları usülune uygun olarak davaya dahil edilerek usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra hüküm kurulması gerekirken, ölen kişi adına davaya devam olunarak hakkında hüküm kurulması, doğru görülmemiştir.<br>HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde \"...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması\" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda,  yukarıda ayrıntılı  biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sırasında uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz nitelikte delillerin usulüne uygun biçimde toplanılıp değerlendirilmediği, toplanılan bir kısım delillerin hükme esas alınamayacak derecede yetersiz olduğu, tarafların iddia ve savunmalarının karar gerekçesinde değerlendirilmediği anlaşılmakla; HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince kararın kaldırılmasına, davacı vekili ve davalı ...'in istinaf isteminin HMK'nin 353/1-b-1. maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, usulü kazanılmış haklara riayet edilerek davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekili ve davalı ...'in istinaf isteminin HMK'nin 353/1-b-1. maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı ... vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş. (...Sigorta A.Ş.)  vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, yerel mahkeme kararının, HMK’nın 355 ve 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının AYRI AYRI reddine, <br>3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf peşin karar harcının yatıran davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş.'ye iadesine, <br>5-Başvuru sırasında alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin alınan 3.979,35-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.363,95-TL harcın davacıya iadesine, <br>6-Başvuru sırasında alınması gerekli 17.966,71-TL harçtan peşin alınan 4.450,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 13.516,71-TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına,<br>7-İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>8-İstinaf başvurusu aşamasında davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>10-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş.'ye İADESİNE, <br>11-Kararın kesinleştirme, teminat, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>12-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca manevi tazminat talebi yönünden kesin, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca maddi tazminat talebi yönünden gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 20/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8749c6a01c517ab","SID":"8bd1f23996ccae55"}}