{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1124 Esas<br>KARAR NO:2025/1036<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/04/2024 tarihli asıl karar ve 27.05.2024 tarihli ek karar<br>NUMARASI:2021/578 E. - 2024/282 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının avukat olduğunu, müvekkili şirket ile arasında avukat-müvekkil ilişkisi kurulduğunu, davalının bir kısım eksik, kusurlu edimleri nedeniyle avukatlık ilişkisinin devamı mümkün olmadığını, tarafların karşılıklı mutabakatı ile 05.05.2021 tarihi itibari ile sözleşmeli avukatlık ilişkisinin sona erdirildiğini, müvekkili şirketin bu aşamada Avukat ...'na hiçbir borcu bulunmadığını ancak davalı tarafça müvekkili şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, takip dayanağı senet fotokopisinin incelenmesi neticesinde imza kısmında müvekkili şirket kaşesi bulunmadığının anlaşıldığını, senetin müvekkili şirket imza yetkililerince imzalanmadığını, avukat olan davalının satıcı olmadığını, senedin ciro edilmeyip doğrudan davalı adına düzenlendiğini, imzanın ...'e ait olması halinde dahi şirketin bu kişinin imzası ile borçlanamayacağını, senet üzerindeki düzenleme tarihi, vade tarihi ve tl yazan yerlerin üzerinin çizilmiş olması şüphe yarattığından senet üzerindeki yazıların yazılış tarihleri ve senette tahrifat olup olmadığı konusunda inceleme yapılması gerektiğini, davalı ... ile müvekkil şirket arasında avukat/vekil eden ilişkisi dışında kambiyo senedi düzenlenmesini gerektirecek herhangi bir ticari ilişki olmadığını, işbu davada ispat yükünün davalı tarafta olduğunu belirterek ... sayılı dosyasında borcu bulunmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu senet üzerindeki imzanın borçlu şirketin yetkili ticari mümessiline ait olduğunu, ticari mümessilin kambiyo taahhüdünde bulunması için özel yetki gerekmediğini, imza itirazının dayanaktan yoksun olduğunu, avalist imzasına keşideci şirketin itiraz edemeyeceğini, şirket genel müdürü ...'in şirket namına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin yasa gereği mevcut olduğunu, imzasının geçerli olduğunu, özel yetki lüzumu bulunmadığını, şirketin sevk ve idaresinin azerbeycan'da mukim tek ortak tarafından değil, TTK 548'e göre ticari mümessil olan genel müdür tarafından yapılmakta olduğunu, esasında şirketin imza yetkilisi olan; genel müdürünün bu tasarruflarıyla her tür hukuki muameleyi yürüttüğünü, senedin tahrifata uğradığına ilişkin iddia mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiğini belirterek davanın reddi ile karşı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile;Somut olayda, davacı her ne kadar taraflar arasında avukatlık ilişkisi dışında hiçbir ticari faaliyet olmadığını iddia etmişse de kambiyo senedinin taraflar arasındaki asıl ilişkiden bağımsız olarak soyut borç ikrarı içermesi nedeniyle davacının bu yöndeki iddiasının ispata muhtaç olduğu tartışmasızdır.Nitekim, senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bu anlamda tahrifat yapıldığı iddiasının da aynı şekilde yazılı belgeyle ispatı zorunludur. Kaldı ki, Adi Tıp Kurumu tarafından da herhangi bir tahrifat tespiti yapılamamıştır. Son olarak, davacının senet üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı ve borçlu imzasının kaşenin üzerinde bulunmadığı iddiası incelendiğinde, borçlu ismi yazan kısımda davacı şirket kaşesinin bulunduğu ve senedin matbu olarak imza için ayrılan kısmına da imza bulunduğu görülmektedir. Davacı şirketin Ticaret Sicil kayıtlarına göre imza yetkilisi olduğu anlaşılmış, nitekim ... tarafından da söz konusu imzanın kendisine ait olduğu ikrar edilmiştir. Dolaysıyla, imza incelemesini gerektiren bir husus da dosya kapsamında mevcut değildir. Tüm bu bilgi ve açıklamalar ışığında mahkememizin 29.02.2024 tarihli ve 6 numaralı celsesinde davacıya yemin delili hatırlatılmış ancak bu delile başvurulmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, davacının menfi tespit iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığındananlaşıldığından \"Davanın reddine\" karar verilmiştir.Davalı vekili 15.05.2024 tarihli dilekçesinde özetle; cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde icra inkar tazminatı taleplerinin bulunduğunu, hüküm kısmında bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını belirterek HMK 305/a kapsamında icra inkar tazminatlarına yönelik ek karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 24/05/2024 tarihli ek karar ile; Mahkememizce, somut yargılama bağlamında kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.Davalının talebinin, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü de nazara alınarak ancak esas hükümle birlikte kanun yolu incelemesinde değerlendirilebilecek mahiyette olduğu kanaatine varılmış ve \"Davalı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin ek karar ile değerlendirilmesi talebinin reddine,\" karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İİK 72. maddesinde tazminat haklarının doğacağının hüküm altına alındığını, talep edilmesine rağmen mahkemece bu hususun hiç incelenmediğini ve bir karara bağlanmadığını, tazminat yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığından ve ek karar ile de talepleri reddedildiğinden işbu istinaf kanun yoluna başvurduklarını, tazminata yönelik hüküm kurulmaması haricinde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile tazminat yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2008 yılından bugüne kadar ticari faaliyetlerini yürüten saygın bir şirket olduğunu, dava konusu senedin müvekkili şirket yetkilileri tarafından imzalanmadığını, senet üzreindeki iki imzanın da yetkisiz temsil kapsamında olduğunu, senet üzerindeki imza kısmında müvekkili şirketin kaşesi bulunmadığını, kaşe üzerinde de imza bulunmadığını, senetteki imzalardan birinin ...'e ait olup ...'in müvekkili şirket adına kambiyo senedi imzalama yetkisi bulunmadığını, ...'in yetkisiz bir şekilde bonoyu imzalayarak şahsen sorumluluk altına girdiğini, müvekkili şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan bu şahsın attığı imzanın müvekkili şirketi hukuken sorumlu kılmayacağını, davalı ...'nun senedin düzenleme tarihinde müvekkili şirketin halen avukatı olduğundan ...'in kambiyo senedi düzenleme yetkisi olmadığını bilebilecek kişilerden olduğunu, müvekkili şirketin hem avukatı davalı ...'na hem yetkilisi ...'e verdiği yetkilerin kötüye kullanıldığını ve müvekkili şirket adına kambiyo senedi düzenlenerek zarara uğratıldığını, mahkeme hükmünde işbu hususların dikkate alınmadığını ve hukuka aykırı karar verildiğini, müvekkilinin davalı ile müvekkil-vekil ilişkisi dışında hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin bir anonim şirket olduğunu, 447.000,00 USD gibi bir borcun olduğu iddiasının ticari defterler incelenmeksizin ispatlanamayacağını, hal böyleyken eksik delille kurulan kararın kaldırılması gerektiğini, ispat yükünün davalıya ait olup mahkemece senedin hangi sebeple verildiği sorulmasına rağmen davalı tarafın senedin dayanağına ilişkin bilgi vermediğini, İstanbul CBS'nin 2022/202814 soruşturma numaralı dosyası ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/7468 soruşturma numaralı dosyasıyla yürütülen resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık konulu şikayetleri derdestken mahkemenin ceza yargılaması beklenmeksizin karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının ek kararla tazminat talebi hakkında karar verilmesini talebinin hukuka aykırı olduğunu, ek kararda davalının tazminat taleplerinin yargılama sürecinde değerlendirildiği ve tazminat hükmedilmesine dayanak hukuki şartların oluşmadığının mahkemece tespit edildiğini yinelediğini, davalının kötü niyet iddialarının asılsız olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinin usule aykırı olduğunu, davacının zaten yargılama aşamasında dosyanın durdurulması ile beraber tüm malları elden çıkardığını, davacının dosyanın tahsil kabiliyetini bitirdiğini, salt bunun dahi davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, mahkemenin davanın reddine yönelik kararının usul ve yasaya uygun olup davacının düzenli olarak aynı iddialarla farklı makamlar nezdinde dava ikame ettiğini, şirketin kaşesi üzerinde imza olmadığına yönelik iddiaların yinelendiğini, iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, imzanın borçlu şirketin yetkili ticari mümessiline ait olduğunu, ticari mümessilin kambiyo taahhüdünde bulunması için özel yetki gerekmediğini, davacının senedin ödediğini ispat edemediğini, davasını ispat edemeyecen davacının ispat yükü karşı taraftaymış gibi beyanlarda bulunduğunu,  senette temel ilişkinin nakit olarak zaten gösterildiğini, şirket yetkilisi tarafından da senedin kendisi tarafından düzenlendiğinin ikrar edildiğini, davacının soruşturma dosyalarına yönelik beyanlarının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı vekili , takip konusu 447.000 USD bedelli senedin  imza bölümünde şirket kaşesinin yer almadığı ve imzaların kaşe üzerine atılmadığını, senette  imza atan kişilerin ise şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunmadığını, imzası bulunan ...’in yalnızca ciro yetkisiyle sınırlı bir \"B grubu\" temsil yetkisine sahip olduğunu, ...’un ise şirket adına hiçbir şekilde imza yetkisinin bulunmadığını , senedin şirketi bağlayıcı nitelikte olmadığını  senet üzerinde tahrifat şüphesi bulunduğunu ve davalı ile yalnızca avukatlık ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda zaten düzenli ödemelerin yapıldığını, söz konusu bedeli haklı kılacak herhangi bir borç ilişkisinin mevcut olmadığını beyanla  davanın kabulü ile İcra takibinin iptali, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini,  davalı aleyhine kötü niyet tazminatına  mahkum edilmesini talep  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davaya konu senet üzerindeki imzanın borçlu şirketin yetkili ticari mümessiline ait olduğunu, kambiyo taahhüdünde bulunması için özel yetki gerekmediğini,  davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiğini belirterek davanın reddi ile karşı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır.Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”,“imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır.Menfi tespit davasında borçlu  borçlanma iradesinin bulunmadığını,  borcun varlığını inkar  ediyorsa  bu  durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşmektedir.6098 sayılı TBK'nın 547-548.maddesine göre, Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir.Ticari temsilci, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılır. Temsil yetkisi, bir şubenin işleriyle sınırlandırılabileceği gibi,  birden çok kişinin birlikte imza atmaları koşuluyla da sınırlandırılabilir. Bu durumda, diğerlerinin katılımı olmaksızın temsilcilerden birinin imza atmış olması, işletme sahibini bağlamaz.  ... sayılı dosyasında, davalı tarafından davacı şirket aleyhine 28.04.2021 tarihinde  kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçildiği, 447.000 USD Asıl Alacak , 6.674,38USD  İşlemiş Faiz alacağı olmak üzere toplam 453.674,38 USD alacağın tahsili talep olunan  takip dayanağı senedin ; 08/01/2019 düzenleme tarihli, 08/01/2021 vadeli, 447.000 Amerikan Doları bedelli olduğu , senet  lehtarının ... , borçlusunun davacı ...A.Ş. olduğu, kefilinin ... olduğu, keşideci ve kefile ait ikişerden toplam dört adet imza bulunduğu görülmektedir.Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre, 19.12.2017 tarihli , 1 sayılı Yönetim Kurulu İç yönergesine istinaden,  davacı şirketi temsil ve ilzama yetkilileri ve yetkilerinin kapsamını belirleyen kararın  , 02.01.2018 tarihli ve 9485 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, dava konusu senette şirketi temsilen imzası bulunan  ...'in, yönetim kurulu dışından atanan müdür olarak   davacı şirkette “B Grubu” yetkiyle görevlendirilmiş olduğu, B grubu yetkisi kapsamında ...'in yetkisinin \"tutarı 10.000 USD'yi geçmeyen , müşterilerden alınarak şirket satıcılarına ciro edilecek çek veya senetleri ciro etmek\" olarak sınırlandırılmış olduğu ,  senet düzenleme tarihinde şirketi münferit olarak temsile yetkili  kişinin yönetim kurulu başkanı ... olduğu görülmektedir.Bu açıklamalara göre, davacı şirketin 19.12.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile belirlenen ve 02.01.2018 tarihli, 9485 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilen iç yönergesine göre, dava konusu senedi düzenleyen dava dışı  ...'in  yalnızca 10.000 USD'yi aşmayan müşteriden alınan çek veya senetleri, şirket satıcılarına ciro etme yetkisiyle sınırlı olarak B Grubu temsilci sıfatı taşıdığı,  sahip olduğu yetkinin , doğrudan senet düzenlemeye ve şirketi temsilen kambiyo taahhüdünde bulunma konusunda yetkisinin bulunmadığı ,TBK'nın 549 maddesine uygun olarak ticari temsilcinin yetkisinin sınırlandırılmış ve ticaret sicilde ilan edilmiş olması nedeniyle kambiyo senedi düzenleme yetkisi bulunmayan  ...'in  düzenlediği senedin davacı şirketi bağlamayacağı, bu hali ile davaya ve takibe konu olan senedin yetkisiz temsilci eli ile tanzim edilmiş olduğu, dolayısıyla davacının senet düzenleyerek tedavüle çıkarma iradesinin bulunmadığı ve bu durumun senedin hükümsüzlüğüne ilişkin bir defi olarak ileri sürülebileceği,  alacağın geçerli bir hukuki ilişkiye dayalı olarak varlığının ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından ispat edilemediği,  davalının senedin  lehtarı ve davacı şirketin  avukatı olduğu , yetki sınırlandırması konusunda iyiniyetli 3. Kişi olarak kabul edilemeyeceği bu nedenle takip konusu senet nedeniyle davacı şirketin sorumlu tutulamayacağı, menfi tespit talebinin ve kötüniyet tazminatı talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince kabulü yerine, eksik incelemeyle,  yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı, davacı    vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğı  sonucuna varılmıştır.Davalı vekilinin asıl karara ve  27.05.2024 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne davacı şirketin  ... sayılı dosyasında, takibe konu  08/01/2019 düzenleme tarihli, 08/01/2021 vadeli, 447.000 Amerikan Doları bedelli , lehtarı ... , borçlusu davacı... A.Ş. Olan senet nedeniyle  davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20  kötüniyet tazminatının  ( 3.775.659,70-TL üzerinden  %20’si 755.131,94 TL) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin asıl karara ve 27/05/2024 tarihli ek karara istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/04/2024 tarih, 2021/578 E., 2024/282 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE,-Davacı şirketin  ... sayılı dosyasında, takibe konu  08/01/2019 düzenleme tarihli, 08/01/2021 vadeli, 447.000 Amerikan Doları bedelli , lehtarı ... , borçlusu davacı ... A.Ş. Olan senet nedeniyle  davalıya borçlu olmadığının tespitine,-%20  kötüniyet tazminatının (3.775.659,70-TL üzerinden  %20’si 755.131,94 TL) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 257.915,31 TL karar harcından peşin alınan 64.478,83 TL'nin mahsubu  ile 193.436,48‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 64.478,83 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 397,25 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 64.943,88 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 446.052,78 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 257.915,31 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu  ile 257.487,71‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9399c60eee7f37cc","SID":"79c2af0181518b52"}}