{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1393 <br>KARAR NO: 2025/807<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/01/2022<br>NUMARASI: 2015/901E. -  2022/47 K. <br>BİRLEŞEN İSTANBUL 15 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/133 ESAS,<br>2020/173  KARAR SAYILI DOSYASINDA<br>DAVANIN KONUSU:  Tazminat<br>Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05.10.2006 tarihinde tek satıcılık sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davacının, davalının ürettiği ya da ithal edeceği her türlü zirai aletlerin Özbekistan ülkesinde satışı ve dağıtımı konusunda tek satıcı olarak tayin edildiğini, bu kapsamda tek satıcılık sözleşmesinin yürütülmesi ve ifası için  davacı tarafça  Özbekistan Cumhuriyeti O'fagromashservis Birliği ... Şirketi (...) ile zirai aletlerin (pulluk) satılması konusunda da sözleşmeler imzalandığını, sözleşmenin imzalandığı tarihten hemen sonra davacının ... ile anlaşması kapsamında ihracata başladığını, sözleşme konusu pullukları davalıdan temin ederek, Özbekistan'daki alıcı firmaya satarak bedelini tahsile başladığını,  ancak dava dışı ... firmasının  kendisine teslim edilen ürünlerin bedelini ödemede aksaklılar yaşadığını, 11.11.2008 tarihinde ... firması tarafından gönderilen yazıda, söz konusu pulluk satışı sebebi ile Özbekistan adli makamlarınca kurum temsilcileri aleyhine suistimal nedeni ile bir dava açılmış olduğunun bildirildiğini, bu davaların temelinde ise  davalı tarafından 03.08.2007 tarihinde Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomi İlişkileri ve Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Bölümüne ve ...'ye sözleşmeye ve tek satıcılık ilişkisine aykırı olarak gönderilen, davacı şirketin satış fiyatının çok daha altında fiyatların yer aldığı teklif yazıları olduğunun belirtildiğini,  mahkemede görülen ve yüksek mahkeme tarafından da onanan davada davalının hukuka aykırı fiillerinin tespit edildiğini,  davalının İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesinde 31.10.2010 tarihinde açtığı davada, davacı müvekkilinin, kendisine yapması gereken ödemeleri yapmadığını, ücret alacağının faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ettiğini,  bu mahkemece  12.03.2012 tarihinde verilen karar ile davanın reddedildiğini, gerekçesinde '' davalı taraf (burada yazım hatası yapılmış olup karar incelendiğinde davacıdan bahsedildiği kolaylıkla anlaşılmaktadır) tek satıcılık sözleşmesinin ihloli niteliğindeki, daha az bedel ile zirai alet sotacakları yönündeki teklifi dikkate alındığında kendisinin 4154, maddedeki olumsuz koşulu gerçekleştirdiği kabul edilmelidir. Bu holde hiç kimse kendi hareketinden dolayı kendisine yarar sağlayamayacağından ve hukuk düzeni de buna izin vermeyeceğinden davacının bu savları da kabul görmemiştir.''  şeklindeki tespit yapıldığını, davalının  tek satıcılık sözleşmesinin hükümlerini ihlal ettiğinin tespit edildiğini, bu kararın Yargıtay 19. HD'nin 04.06.2013 tarihli kararı ile onandığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışı, söz konusu  mahkeme kararı ile tespit edildiğini, bu nedenle davacının uğradığı zararların tazmini için eldeki davayı açtıklarını,  davalının 03.08.2007 tarihli  haricen fiyat teklifi  yazısı ile tek satıcılık sözleşmesine aykırı davrandığını, hatta davalının 2007-2010 tarihleri arasında  ... firmasına  bir tır pulluk ve yedek parça gönderdiğini,  bu durumun davalının gümrük kayıtlarının celp edilerek incelenmesi neticesinde ortaya çıkacağını, davalının resmi makamlara  daha düşük teklifle başvuruda bulunmasının davacı müvekkili le dava dışı  ... firması arasındaki sözleşme hükümlerinin sorgulanmasına sebebiyet verdiğini, başlatılan soruşturma kapsamında Özbek mahkemelerince verilen kararda, müvekkilinin Özbek firma ile yaptığı anlaşmanın Özbekistan ülkesi  çıkarlarına aykırı  bulunarak geçersiz sayıldığını, davalının kusurlu davranışı sebebi ile sözleşmeye konu edimin ifasının imkansız kılındığını, aradaki anlaşmalara aykırı şekilde Özbekistan piyasasına girmeye çalışmasının davacının  o ülkede satış imkanını ortadan kaldırdığını,  bu şekilde sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan hukuki imkansızlığın gerçekleştiğini, bu imkansızlığa davalının kusurlu davranışının sebep olduğunu, Özbekistan'daki sözleşmenin yokluğuna karar verilmesi sebebi ile ...'ye davacı yanca teslim edilen pullukların bedel ödemesinin yapılmadığını, davacının  tek satıcılık sözleşmesinin varlığına ve devam edeceğine duyulan inanç ve güven ile Özbekistan'da kurduğu ortaklık ile açmış olduğu fabrikanın şu anda atıl olarak kaldığını, davalının piyasa girme çabaları sebebi ile Özbekistan'da var olan müşteri çevresini kaybeden  davacının uygun bir denkleştirme tazminatına hak kazandığını, aha uzun yıllar ticari ilişkisini sürdürme gayesi olan tarafların akdi ilişkisinin davalı sebebi ile son bulduğundan kar mahrumiyetinin de oldukça yüksek olduğunu,  davalının 03.08.2007 tarihli Özbekistan'a göndermiş olduğu teklifnamesi ile Özbekistan'daki ticari ilişkileri sekteye uğrayan davacının orada iş yapamaz hale geldiğini,  Özbekistan mahkemelerinde davalar görüldüğünü, bu süreçte yüklü miktarda yargılama için masraflar  yapıldığını, manevi zararı doğduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebi ile davacının ...'den tahsilini yapamadığı pulluk tutarları karşılığı olarak şimdilik 10.000-USD,  Özbekistan'daki yargılama için yapılan masraflar için şimdilik 1.000-USD,  tek satıcılık sözleşmesinin devam edeceği inancı ile Özbekistan'da kurulan ortaklık sonucu açılan fabrikada uğranılan zarar için şimdilik 1.000-USD,  denkleştirme tazminatı alacağı için şimdilik 2.000-USD, kar mahrumiyetinin şimdilik 1.000-USD, manevi zararlara karşılık olarak 5.000-USD olmak üzere toplam 25.000,00-USD'nin  sözleşmeye aykırı davranışın gerçekleştirildiği 03.08.2007 tarihinden, aksi halde dava tarihinden  itibaren davalıdan Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı ile  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,  ıslah dilekçesi ile, dava masraflarına ilişkin talebini 52.022,00 USD,  tahsil edilemeyen pulluk bedeli talebini, 202.980,00 USD,  kar kaybı talebini 405.714,00 USD olarak ıslah etmiş ve diğer talepleri ile birlikte toplam 668.716,00 TL'nin faizi ile tahsilini istemiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle;  sözleşme ile ilgili olmakla birlikte sözleşmenin feshi ile ilgili olmayıp müvekkilinin bir ediminden kaynaklanan ve doğan bir zararlarına dair bir belirsiz alacak davası mı olduğunun taraflarınca anlaşılamadığını, bunun netleştirilmesinin gerektiğini, sözleşmenin fesholduğuna dair  müvekkili davalının iradesinin davacı tarafa 20.08.2009 tarihli ihtarname ile bildirildiğini, davacı tarafın da buna cevaben  07.09.2009 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedilmesinin karşılıklı mutabakatla gerçekleşebileceğinin bildirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin ihtilafın  taraflarca 2009 yılında karşılıklı ihtarnameler sonrasında, müvekkili davalının, davacıdan tahsil edemediği bedeli icra takibi konusu yaptığı ve davacının itirazı üzerine de ihtilafın İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/247 Esas, 2012/43 Karar sayılı hükmü ile karara bağlandığını, bu tarihten sonraki bir tarihte  davalıya  atfolunacak bir eylem olması gerektiğini, davacının Özbek müşterisi  ile kurduğu ticari ilişkinin müvekkili davalının bilgi ve inisiyatifi dışında olduğunu, bu ilişkiden kaynaklı huzursuzlukların müvekkili davalıya atfedilemeyeceğini,  davacının Özbekistanda  aleyhine  başlatılmış bu  yargılama sürecini müvekkilinden sakladığını, kendisi fiyat tekliflerinde bulunduğunu, davacı tarafça dilekçelerinin devamında dile getirilen bir kısım örnek yargı karar muhtevaları tümü ile yargılama konusu ile doğrudan ilişkisiz hususlar olduğunu, davacının müvekkiline karşı ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin asıl nedeninin Özbek yargısınca yok hükmünde sayılarak ilgilileri cezalandıran ... ve Özbek müşterisi arasındaki fahiş fiyatlı sözleşme olduğunu, davacının  deneyimli bir tacir olarak Özbek yasalarına uygun bir ticari ilişki kurması gerektiğini, bunu yapmadığını, Özbek makamların kendilerine .. adlı bir firmaca verilen fiyat araştırması sırasında üretici firmanın davalı müvekkili firma olduğunu anlaması üzerine  müvekkilinden bilgi istediğini, müvekkilinin de  davacının kendisinin yetkili satıcısı olduğunu ve  davacı ile arasında olan sözleşme hükümlerindeki fiyatlandırmayı yasal bir yükümlülük sayarak cevapladığını, bunun  davacının tavsiye bilgi ve onayı dahilinde olduğunu, nitekim bu tarihten sonra yıllarca davalı ve davacı arasında ilişkinin dava ve ihtarname tarihine kadar ihtilafsız devam ettiğini, davacının müvekkiline  karşı ödeme yükümlülüğünü yerine getirememesinin asıl nedeninin Özbek yargısınca yok hükmünde sayılarak ilgilileri cezalandırılan  davacının ve Özbek müşterisi arasındaki fahiş fiyatlı sözleşme olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 05.10.2006 tarihinde müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 1.000 adet pulluğun satın alınması ve davalının müvekkilinin Özbekistan'daki tek satıcısı olması hususlarında sözleşme akdedildiğini, müvekkili şirketin davalı taraf ile Özbekistan'da ancak 1.000 adet değil 600 adet pulluğun satımına ilişkin anlaşma yapabildiğinden davalı tarafa tanesi 6.100-USD olmak üzere 600 adet pulluk sattığını, davalı tarafın da Özbekistanda kain yarı kamu kurumu niteliğindeki alıcı Agrotaminot B'S firmasına tanesi 12.200-USD'den bu pullukları tekrar sattığını, Özbekistan'daki alıcı şirketin kamu kurumu niteliğinde olduğundan Özbek makamlara 12.200-USD pulluk fiyatı yüksek geldiğini, satış fiyatının yüksek bulunduğundan bu kapsamda soruşturma yürütüldüğünü ve davalı tarafın davacısı olduğu İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/901 Esas  sayılı dosyasındaki iddasına göre davalı ile Özbekistan'daki alıcı arasındaki sözleşmenin Özbekistan Cumhuriyeti'nin menfaatlerine aykırı bulunarak feshedildiğini ve davalı tarafın alacağının büyük bölümünü tahsil etme imkanı kalmadığını, 400 adet pulluğun  hiç satılamadığını ve  müvekkilinin bundan dolayı kar kaybı olduğunu, davacı müvekkili şirketin, hiç satılmayan 400 adet pulluktan doğan kar kaybı tazminatı dışında,  davalıya satıp bedelini tahsil edemediği 600 adet pulluk için İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/901 Esas sayılı dosyası kapsamında tespit edildiği üzere diğer taraftan 2.540.760,50 USD alacaklı olduğunu, salt tahsilât yapılamamasından doğan zararı da bu miktarda olduğunu, bu miktardaki zararın yarısına da diğer tarafın katlanması gerektiğini ileri sürerek,  takas mahsup taleplerinin kabulüne, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı  kalmak kaydıyla, davacı müvekkili tarafından davalıya satılıp teslim edilen ancak davalının kusurlu davranışları nedeni ile bedeli tahsil edilemeyen pulluklar açısından menfi ve müspet toplam zararın tazmini için şimdilik 10.000,00 USD, davalının kusurlu davranışları ile satışı gerçekleştirilemeyen 400  adet pulluktan doğan kar kaybı zararının tazmini için şimdilik 5.000,00 USD olmak üzere toplam 15.000,00 USD tazminatın 09.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 25.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile satılan pulluklar açısından %50 müterafik kusur gereği; davalının tazmin etmesi gereken bölüm 1.272.380,25 USD, satılamayan pulluklar açısından ise davalının tazmin etmesi gereken bölümün 147.426,88 USD olmak üzere toplam müterafik kusur kapsamında birleşen dosya davalısının sorumluluğunun 1.419.807,13 USD olduğunu,  asıl dosya davacısı, birleşen dosya davalısı tarafından 26.12.2019 tarihli ıslah dilekçeleri ile kendi davalarının değeri 668.716,00 USD'ye yükseltildiği, ıslah dilekçesine karşı mahsup talebi ve ödemezlik definde bulunulduğunu,  eldeki dava da karşı tarafın davasının kabulü halinde derdest edildiğinden eldeki davada da mahsup talebi ve ödemezlik defileri bulunduğunu,  bu bağlamda müvekkili şirketin toplam zararı olan 1.419.807,13 USD'den davacı tarafından ileri sürülen 668.716,00 USD'nin mahsubu ile müvekkili şirketin talep edebileceği kalan miktarın 751.091,13 USD  olduğunu,   bu sebeple 15.000 USD olarak ileri sürülen birleşen  dava değerini 736.091,13 USD daha arttırarak 751.091,13 USD'nin tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; birleşen davanın dosyada tefriki gerektiğini,  davacının talebinin bedeli tahsil edilemeyen 200 pulluk için menfi-müspet zararın tazmini, 400 pulluk için ise kar kaybı talebi olduğunu,   2020 yılında açılan davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini,  tek satıcılık sözleşmesinin davacı yanca ihlal edildiğini,  davacının rekabet etmeme ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, imza edilen sözleşmelere uygun olarak Agrotemınat BS şirketine satılan pulluk fiyatları davacı ile imza edilen protokoller ile belirlendiğini, zaman zaman da taraflar  arasındaki satış rakamlarının  revize edildiğini, bu durumun davalı/birleşen dosya davacısı şirketin de Özbekistana yapılan satış esnasındaki fiyatları bildiğini açıkça gösterdiğini, davacının  03.08.2007 tarihinde doğrudan Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomi İlişkileri Ve Ticaret Bakanlığı dış ticaret bölümüne ve ... şirketine haricen \"ticari fiyat teklifi\" verdiğini, bunun üzerine Özbek makamlarınca ... şirketi hakkında soruturma başlatıldığını,   yani  Özbekistandaki ticari ilişkinin bozulmasına  davacının sebep  olduğunu,  teklifin bir soruşturmaya esas olarak gönderildiğini belirseler de çevirisi de dosyada mübrez bu teklif metni incelendiğinde; her hangi bir kuruma bilgi amaçlı olarak değil, resen - hukukumuzdaki adı ile icap olarak- ve müvekkilini  aradan çıkarma saiki ile  ticari bir teklifte bulunulduğunun görüldüğünü, teklifin tarihinin 03/08/2007 olduğunu, Özbekistan'da ise bu fiyat teklifinin hemen ardında fiyatın sorgulanmaya başlandığını,  kronolojik olarak da teklifin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık oluşturduğunu, ... yetkililerinin bu süreçte soruşturmanın da başlatılması ile birlikte kendilerine satılan pullukların bedelini ödemediklerini, bu şirkete satışı yapılan pulluk bedellerinin de tahsil edilmesi imkansız hale geldiğini, davacının Özbekistan pazarını ele geçirebilmek, Özbekistan sektöründe hakimiyeti elde ettikten sonra da, ilkine göre daha yüksek bedelle ürünleri ve yedek parçaları bu ülkede satarak kar marjını artırmayı amaçladığını, soruşturma sonrasında  24 Eylül 2007 tarihli ve 1867 sayılı ceza davasına dönüştüğünü,  Emniyet organının raporlarına dayanılarak da pulluk satışlarının durdurulduğunu, müvekkili tarafından gönderilen pulluklara, dava ile ilgili evraklara el konulduğunu, söz konusu pullukların ücretlerinin ödenemediğini ve sözleşme gereği ihraç edeceği diğer pullukların ihracının da  gerçekleşemediğini,  müvekkilinin bu ticaret sebebiyle pulluğun Özbekistan'da kabulü için yaptığı standardizasyon giderleri, demonte şekilde ihraç edilen pullukların montajının yapılması için kurulan yatırım ve fabrika giderleri, pullukların Özbekistan'a ve Özbekistan içinde çiftçilere ulaşımı için gerekli nakliye giderleri, nakliye, montaj, standardizasyon vb. süreçlerde ihtiyaç duyulan insan ve emek gücü giderleri, navlun maliyetleri, gümrükleme masrafları, servis anlaşma hizmetleri maliyeti için yaptığı harcamalar ve yatırımlarda müvekkilinin tek başına külfet olarak kaldığını, aynı anda menfi ve müspet zararın talep edilemeyeceğini, pulluklar bizzat kendisinde olduğu için veya bu pullukları başka yerlere satma imkanı da olduğu için kaybettiği bir kar  olmadığını, zaten davacının bu pullukları Özbekistana bir şekilde sattığını, mavi renkli yeni pullukların Özbekistanda açıkça tespit edildiğini, bu durum  06.02.2017 tarihli dilekçede seyahat belgeleri ve görselleri ile sunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...  İstanbul Kapatılan 38 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/247 Esas, 2012/43 Karar sayılı dosyası getirtilmiş yapılan incelemesinde davacının ... Tic Ltd Şti, davalının da ... Tic a.Ş  (yeni unvanı: ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ) olduğu, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen dispratörlük sözleşmesi kapsamında davalıya satılması için teslim edilen mal bedellerinin ödenmemesi sebebiyle oluşan alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı tarafından da Özbekistan Cumhuriyetinde zırai aletlerin satılması için davacı ile tek satılıcılık sözleşmesi ve satış sözleşmesi imzalandığını,  Özbekistan'dan satılan mallar karşılığında tahsilat yapıldıktan sonra davacıya ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, BK.nun 74 maddesi gereğince şartın gerçekleşmediğini, borcun muaccel hale gelmediğini,  davacı tarafından Özbekistan'daki alıcı firmaya daha düşük bedelle pulluk satışı için teklif yapıldığını, bu sebeple Özbekistan şirketi tarafından satış sözleşmesinin feshi için dava açıldığını,  Özbekistan şirketinden tahsilat yapıldıktan sonra davacının alacağının ödenebileceğini beyan ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki protokol ve fiili uygulamanın kar ve zarara tarafların ortak katlanması şeklinde olduğu, davalı ... A.Ş'nin davacı ... San Tic Ltd Şti'ne satış bedelini ödemesinin bu para alacağını tahsil etmesi koşuluna bağlı tutulduğu, davalının iyi niyet kurallarına aykırı olarak paranın tahsiline engel olmadığı, davacının dava dışı Özbekistan'daki şirkete düşük bedelle yapmış olduğu teklif nedeniyle ödemelerde aksama meydana geldiği, kimsenin kendi kusurlu davranışından yararlanamayacağı, davacının ödemesi gerekli olan hali hazırda bir borç olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2012/13200 E, 2013/10295 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğu görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen 05/10/2006 tarihli tek satıcılık sözleşmesi ile davalı karşı davacı ... San ve Tic Ltd Şti'nin ürettiği ve daha sonra üreteceği yada ithal edeceği her türlü ziraat aletinin Özbekistan bölgesinde satışı ve dağıtımı konusunda tek satıcı olarak davacı karşı davaı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin yetkilendirildiği, sözleşmenin süresinin 31/12/2018 tarihinde kadar geçerli olduğu,  sözleşmenin ödeme başlıklı 2.maddesinde;  resmi kurumla yapılan sözleşmeye istinaden malın Özbekistan gümrüğüne girdikten sonra  5 veya 5 iş günü resmi kurumun alıcıya ödeme yapacağı, ödemenin alıcı  davacı- karşı davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin hesabına geçtikten sonra davalı- karşı davacı satıcı ... San ve Tic Ltd Şti'ne  fatura bedelinin tümünün nakden ve defaten ödeneceği, bu süre zarfında satıcıya herhangi bir bedel ödenmeyeceği, gümrükten 1 ay içerisinde çekilmemiş malların alıcı tarafından satıcıya 1 ay içerisinde iade edileceğinin kararlaştırıldığı, tek satıcılık sözleşmesine istinaden taraflar arasında 05/10/2006 tarihli satış sözleşmesinin imzalandığı,   fabrika teslim fiyatı 6.100 USD olan 1000 adet zirai ürünün Özbekistan'daki şirkete satılacağının kararlaştırıldığı,   yine taraflar arasında  imzalanmış bulunan 20/01/2010 tarihli protokolün 2.maddesinde;  20/01/2010 tarihli ... firması ile  davacı-  karşı davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi  akdedilen sözleşme uyarınca davacı- karşı davalının,  davalı karşı- davacı ... Ltd Şti'nin üretmiş olduğu pulluklardan 520 adet pulluk için ... firmasına pulluk başına 300 Dolar ilave iskonto yapıldığı, iskonto bedelinin 156.000 USD olduğu ve bu tutarın iki firma arasında yarı yarıya paylaştırıldığı,  3.maddesinde; madde 2 de yapılan iskontoya ek olarak 520 adet pulluk için pulluk başına 1000 USD den hesaplanmak sureti ile toplam 2.indirim bedeli 520.000 USD belirlendiği, bu bedelin taraflar arasında yarı yarıya paylaşılacağı, 4.maddesinde;  20/01/2010 tarihli ... ile davacı karşı davalı ... Ticaret Anonim Şirketi arasında akdedilen sözleşme uyarınca ... firmasına verilecek 25.000 USD nin davalı karşı davacı ... firmasından karşılanacağı, 5.maddesinde; 2.ve 3.maddede belirtilen ... ve ... firmalarının yarı yarıya üstlenilen  toplam indirim bedelinden ...'ye düşen  338.000 USD lik kısımdan 4.maddede belirtilen tutarın 338.000  USD ye düşülmesi kaydıyla 313.000 USD'nin ...'nün ...'den olan alacağına mahsuben düşüleceği, iş bu düşümün ...'nin ...ye göndermekle yükümlü olduğu bedel üzerinden ve 20/01/2010 tarihli ... firması ile ... firması arasında akdedilen sözleşmede belirtilen ödeme planına orantılı olarak  ve yine söz konusu bedelin ... firmasının hesabına aktarıldıktan ve ...'nün hesabında fiilen görülmesinden sonra yapılacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı karşı- davalı  ... Ticaret Anonim Şirketi  ile dava dışı ... şirketi arasında 29/09/2006 tarihli kontrat imzalanmış, bu kontrat ekinde yer alan ürünlerin teslim edileceği ve ... şirketinin teslim alınan bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, kontrattan teslim edilecek ürün adedinin 600 adet ve 1 ürün bedelinin de 12.200 USD,  toplam bedelinin 7.320.000 USD olduğu belirlenmiştir. Davacı ... Anonim Şirketi  ile davalı ... Ltd Şti arasında akdedilen 05/10/2006 tarihli satış sözleşmesinde ürünün fabrika teslim bedelinin 6.100 USD olacağı kararlaştırılmıştır. Kontrat ve eki sözleşmelere göre  davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi  ile dava dışı ... şirketi arasında ürün bedelleri konusunda anlaşmaya varılmış, bu anlaşmalar ile birlikte taraflar arasında akdedilen protokoller gereği iskontolar uygulanmıştır. Davacı ... Ticaret Anonim Şirketinin 31/12/2008 tarihinde davalı ... Ltd Şti'ne herhangi bir borcunun bulunmadığı,  taraflar arasındaki  20/01/2010 tarihli protokolün  6.maddesi kapsamında ... Ltd Şti'nin davacı ... Ticaret Anonim Şirketi   ile dava dışı ... firması arasında kararlaştırılmış olan ödeme planından haberdar olduğu tespit edilmiştir. Davalı-karşı davacı ... Ltd Şti tek satıcılık sözleşmesine aykırı şekilde Özbekistan'a daha düşük bedelle mal satmak üzere 03/08/2007 tarihinde  teklifte bulunmuş, bunun üzerine Özbekistan makamlarınca yapılan araştırma sonucunda pulluk satış bedellerinin çok yüksek olduğu davacı ile yapılan satış sözleşmesinin tespit edilerek davacı ile yapılmış olan sözleşmenin geçersiz sayılmasına karar verilmiştir. Davalı- karşı davacının tek satıcılık sözleşmesine aykırı hareket ettiği, düşük bedel ile zirai alet satacağı yönünde teklif vermesinin davacı ile akdetmiş olduğu sözleşme ve protokollere aykırılık teşkil ettiği İstanbul 38 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/247 E, 2012/43 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile de kabul edilmiştir.  Bu durumda davacı- karşı davalı tek satıcılık sözleşmesine aykırı davranılmasından dolayı uğradığı zararları talep edebilecektir. Ancak davacının uğradığı zararlara sebep olan olaylar tek başına davalı- karşı davacı ... Ltd Şti'nin vermiş olduğu teklife bağlı olarak gerçekleşmemiştir. Özbekistan makamlarınca düzenlenen belgelerin yapılan incelemesinde; davacı- karşı davalı ... Ticaret Anonim Şirketi 'nin davalı- karşı davacı . ..LTd Şti'den  6.100 USD ye aldıkları pullukları ilk anlaşma bedeli  olarak Özbekistan'daki dava dışı şirkete 12.200 USD'ye sattığı, bu bedelin Özbekistan'daki ilgili makamlara yüksek geldiği, bu konuda araştırma yapıldığı, fiyat araştırmasının sadece davalı- karşı davacı ... Ltd Şti'nin vermiş olduğu teklife göre belirlenmediği, yapılan araştırmalar sonucunda fiyatın yüksek olmasından kaynaklı olarak Özbekistan makamlarının çıkarlarına aykırı ve bilerek karlı olmayan anlaşma olarak nitelendirilerek feshedildiği, davacı- karşı davalı ... Ticaret Anonim Şirketi 'nin basiretli bir tacir olarak bu sürecin gerçekleşeceğini öngörerek hareket etmesi gerektiği, Özbekistan makamlarınca sözleşmenin feshedilmesinde %50 oranında müterafık kusurlu olduğu, talep edebileceği zarar miktarından %50 kusuru oranında düşüm yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından Özbekistan'da sözleşmenin kusurlu olması sebebiyle feshi davası için 83.144,00  USD tutarında yargılama masrafı yapıldığı, buna ilişkin ödeme yapıldığını gösterir banka ödeme switlerinin davacı - karşı davalı ... Ticaret Anonim Şirketi  tarafından dosyaya ibraz edildiği, 83.144,00 USD'nin %50 si olan 41.572,00 USD yi davacı- karşı davalının, davalı- karşı davacıdan talep edebileceği , taraflar arasında akdedilen anlaşmaya konu 600 adet pulluktan 200 adet tahsil edilemeyen  bedelinin 405.960,01 TL olduğu, bu bedelin davacı- karşı davalının müspet zararını oluşturduğu, %50 kusur indirimi yapılması sonucunda bedeli tahsil edilemeyen 200 adet pulluk için davacı- karşı davalının 202.980,01 TL kar mahrumiyeti talep edebileceği, taraflar arasında akdedilen 1000 adet pulluğun satışı için yapılan anlaşma sonucu 400 adet gerçekleşmeyen satış sebebiyle davacının elde edebileceği müspet kazancının 811.428,12 USD olduğu,  %50 kusur indirimi yapıldığında davacının talep edebileceği müspet zararının 405.714,11 USD  olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Mahkememizce davalı - karşı davacı vekiline birleşen dava açısından davasını ıslah etmek ve harcını yatırmak üzere kesin süre verildiği, davalı karşı davacı vekili  25/11/2021 tarihli dilekçesi ile birleşen davasını ıslah etmiş, ıslah harcını da yatırmıştır. Tüm dosya kapsamının ve delillerinin değerlendirilmesi sonucunda;  asıl davada;  davacı - karşı davalı ... Ticaret Anonim Şirketi  ile davalı karşı davacı ... Ltd Şti arasında akdedilen sözleşme ve protokollerin davalı- karşı davacı ... LTd Şti'nin kusurlu davranışı sebebiyle feshedildiği, davacı karşı davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 'nin   sözleşmelerin feshi nedeniyle  zarara uğradığı, zararın doğmasında davacı karşı davalı ... Ticaret Anonim Şirketi 'nin de %50 oranında  müterafik  kusurlu olduğu,  hesap edilen zarar miktarından %50 kusuru oranında indirim yapılması gerektiği,  davacının 1000 adet pulluk satışı anlaşması sebebiyle satışı gerçekleşmeyen 400 adet pulluk için 405.714,00 USD kar kaybı, 600 adet pulluk satışı için yapılan sözleşmeden satışı gerçekleşmeyen 200 adet pulluk için 202.980,00 USD kar kaybı ve Özbekistan'da yapmış olduğu mahkeme masrafları için 41.572,00 USD olmak üzere toplam 650.266,00 USD maddi tazminat talep edebileceği,  davacının davadan önce davalıyı TBK 101 maddesi uyarınca usulüne uygun temerrüde düşürmediği, bu sebeple dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca faiz işletilmesi gerektiği, asıl davada davacı karşı davalı  tarafından manevi tazminat talep edilmiş  ise de;  sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle  davacı- karşı davalının kişilik hakları ve ticari itibarının zedelendiğini ispat edecek delillerin mahkemeye sunulmadığı,  kişilik haklarının ve ticari itibarının zedelendiğinin ispat edilemediği   manevi tazminat talebinin reddi gerektiği anlaşıldığından,  asıl davada; 650.266,00 USD  maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline,  manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada;  davalı -karşı davacı ... Ltd Şti'nin sözleşmenin feshi nedeniyle gerçekleşen zararda davacının %50 kusurlu olması sebebiyle uğradığı zararın %50 lik kısmının tahsilini talep etmiş ise de;  sözleşmenin feshine davalı karşı davacı ... Ltd Şti'nin Özbekistan yetkili makamlarına düşük bedel  üzerinden  fiyat teklifi  vermesi  etkili olmuş,  Davacı -karşı davalı da müterafik kusurlu kabul edilmiştir.  TBK.nun  52.maddesinde: zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında veya artmasında etkili olması, veya  tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış olması halinde hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzenleme konusu yapılmıştır. Özbekistan makamlarına ... Ltd Şti'nin  ürettiği pullukların birim fiyatının piyasanın üstünde satılmasında davacı-karşı davalı Daııchi'nin de katkısı bulunmakta olup, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı karşı davalı gerekli özen ve dikkati göstermeyerek kendi kusurlu davranışı ile zararın ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğinden dürüstlük kuralı gereğince asıl davada  davacı- karşı davalının doğan zararı TBK.nun 52.maddesi gereğince %50 oranında indirildiğinden, birleşen dosyada davacı- karşı davalı ... Ltd Şti kendi kusurundan faydalanarak talepte bulunamayacağından birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle,  asıl davada 650.266,00 USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine; birleşen davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  asıl dava bakımından;  İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülen davanın  eldeki davalar bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceğini,   doğrudan hükme esas alınamayacağını, önceki dava kusura dayalı tazminat davası olmadığından eldeki davaların yargılamasında yerel mahkeme tarafından kendisince kusur incelemesi ve değerlendirmesi yapılması gerektiğini, önceki davanın tek satıcılık sözleşmesi ile ve bu sözleşmenin ihlal edilip edilmediği ile hiçbir alakası  bulunmadığını,  yerel mahkemece 08.02.2017 tarihli celsede  davacı tarafa  ''Özbekistan Yargı Makamlarınca olayla ilgili yapılan soruşturma ve mahkeme kararlarının kesinleşmiş ve tercüme edilmiş şekilde dosyaya sunması için davacı vekiline 1 aylık süre verilmesine\" karar verildiğini, davacı tarafından 08.03.2017 tarihli beyan dilekçesi ile birlikte Özbekistan'daki yargısal sürecin kesinleştiği beyan edilerek bir kısım karar ibraz edildiğini, ancak Özbekistan'daki yargısal sürecin kesinleştiğini iddia eden davacı tarafın, Özbekistan Cumhuriyeti yargı sınırları içerisinde satılan tarım makinlarının bedelinin tahsili ile ilgili yargısal süreci, eldeki davasını açtıktan sonra devam ettirdiğini,  henüz kesinleşmiş bir süreç söz konusu olmadığı gibi yerel mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu,  bu hususta tarafımızca ibraz edilen 05.02.2018 tarihli dilekçe ile  davacının kesinleşme iddiasına dayanak olduğunu iddia ederek sunduğu kararların tarihlerinden sonraki tarihlerde verilmiş, 15.11.2017  tarihli, incelenen dosyanın duruşmasının Taşkent Şehir Ekonomisi Mahkemesi'nde 06.12.2017 Tarihinde görüleceğine ilişkin kararı ile Özbekistan Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi Başkan Yardımcısı'nın 27.10.2017 Tarihli bozma mütalaası mahkemeye sunulduğunu, dolayısı ile davacı tarafça verilen süre içerisinde hukuki yarara dair ispat hususu ortaya konulamadığını, mahkemece davacının Özbekistan'daki sürecinin kesinleşip kesinleşmediği, davacının oradaki alacağını tahsil imkanın gerçekten kalıp kalmadığı hususlarının kendi ara kararına rağmen göz ardı edildiğini, dava tarihinden sonra, Özbek adli makamları nezdinde yargılama gideri yapılmaya devam edildi ise dava tarihinde kesin olarak doğmuş ve talep edilebilir hale gelmiş bir zarar da söz konusu olmadığını,  mahkemece bu hususta uluslararası istinabe ve benzeri araştırmalar  yapılmadığını,  eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu,  mahkemece, kendi ara kararına rağmen, bu husus da göz ardı edilerek, dava tarihinden sonra yapılan harcamalara ilişkin olarak dahi müvekkili  aleyhine hüküm kurulduğunu, davacının eğer iddiası doğru ise kendisine iade edilmiş olması gereken pullukları  ne şekilde değerlendirildiği ve ne şekilde zarara uğranıldığı konusunda ne kesin süre içerisinde ne de sonrasında hiçbir belge ibraz etmediğini, pullukların davacı tarafından bir şekilde değerlendirilmiş olduğu hususunun da bir bakıma doğrulandığını,  tahsil edilemeyen pulluk bedelleri açısından davanın reddine karar vermek gerektiğini, yerel mahkemece kendisinin 20.02.2019 Tarihli 1 ve 2 numaralı ara kararlarının sonuçları gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verildiğini,  eksik inceleme yapıldığını, mahkemece, 400 adet pulluğun davalı-karşı davacı müvekkilinin kusuruna bağlı olarak sözleşmenin iptali sebebi ile satılamadığı ön kabul olarak alınarak  karar verildiğini, oysa ki davacının, ilaveten 400 adet pulluğu gerçekten satma imkanı olup olmadığı tespit edilmeli, devamında satılamamasının sözleşmenin iptaline bağlı olduğu ispatlanmalı ve sözleşmenin iptalinin müvekkilinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılması gerektiğini, müvekkili  ile  davacı arasında akdedilen ilk sözleşmenin taslak sözleşme olup, davacı ile Özbek şirket arasında sözleşme imzalanmadan önce imzalandığını, daha sonra davacı ile Özbek partneri arasındaki sözleşme akdedildikten sonra 600 pulluk olarak davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin revize edildiğini, dosya kapsamında yer alan, Özbek alıcı ... şirketi ile  davacı arasında münakit sözleşmelerden anlaşılacağı ve bilirkişilerce de raporda görüldüğü üzere ilk olarak Özbek kurum ile 500 adet pulluk satışına ilişkin anlaşma yapıldığını, daha sonra davacının ısrarı ile 100 Adet pulluk için de ek protokol yapıldığını, dolayısı ile 1.000 Adet pulluğun satılabileceği sözleşme şartları ve pazar Özbekistan'da hiç oluşmadığını, henüz ortada Özbekistan nezdinde niza yok iken, Özbekistandaki kurumun 500 ve 100 Adetlik toplam 600 Adetlik siparişine göre, 1000 Adet olarak öngörülen sözleşmenin 600 Adet olarak revize edildiğini,  karşılıklı mutabakat ile revize edilen siparişe ve esasen satış imkanı hiç olmayan 400 Adete ilişkin mahrum kalınan kar tazminatına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, bunlarla birlikte yine bu cümleden olmak üzere 20.04.2018 Tarihli celsede yerel mahkemeye sunulan Özbek Bölge Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararının delil olarak belirtilen 26 adet belge ve rapordan birisinin de (gerekçeli karar 26. Sayfa); -“Uzagromaşservis” birliği başkanının yazısına cevaben ... markalı 4+1  16 inç döner pulluklara ihtiyaç olmadığına dair eyalet MTP’lerden gelen yazılar (cilt 1, syf.41-47);\" olduğunu,  dolayısı ile davacının Özbek iş ortakları zaten belirtilen pulluklara ihtiyaç olmaması nedeni ile de cezalandırıldığını,   Özbek eyaletlerinde zaten satışa konu pulluklara ihtiyaç olmadığının belirlendiğini,  bu nedenle 400 adet pulluğun salt sözleşme iptali nedeni ile satışının kaldığının kabulünün hatalı olduğunu, esas neden 1000 adetlik sipariş olmaması ve 4+1, 16 İnç pulluğa ihtiyaç olmaması olduğunu,  yine 400 adet pulluğun hiç satılma ihtimali olmadığına ilişkin olarak davacının Özbekistan'daki alıcısı ... şirketinin başkanı Saidazizov Cihongir ceza yargılamasında alınan ifadesinde \"... Ticaret A.Ş. temsilcisi (Türkiye/İstanbul) ...’e gönderilen 18 Ocak 2007 tarihli ... Nolu yazıyla “...” ..., pullukların devam eden yüklemesinin durdurulmasını ve 29/09 Nolu 29.09.2006 tarihli sözleşme şartlarıyla öngörülen miktarı aşan 16 pulluğun iadesinin organize edilmesini talep etti, fakat ... Ticaret A.Ş. ... Nolu 31.01.2007 tarihli yazısıyla pullukların teslimatında ısrar etti ve o anda 600 adet pullukların teslimatı hakkında bilgi verdi, ancak “...” ..., ... Nolu 01.02.2007 tarihli yazısıyla ... Nolu 29.09.2006 tarihli sözleşme şartlarıyla öngörülen miktarı aşan malın teslimatının amacına uygun olmadığını ... Ticaret A.Ş.’e bildirdi, 30 Ocak 2007 tarihinde “...” ..., ... Nolu yazısında Taşkent şehri Devlet Gümrük Komitesi müdürlüğüne başvurup, 2 nolu gümrük dairesine ve  ... Ticaret A.Ş.’e suret gönderdi, yazısında “...” ..., ... Ticaret A.Ş.’den gelen ve teslimatını bekleyen, sözleşme şartlarıyla öngörülen miktarı aşan yükü kabul almayı reddettiğini bildirdi. Taşkent şehri Devlet Gümrük Komitesi müdürlüğü 2/12-1899Nolu 12.02.2007 tarihli yazısında sözleşme şartlarını aşan mal konusu tarafların arasında görüşme yoluyla çözülmesi veya ürünlerin iade ihracatın yapılması gerektiğini bildirdi, ... Ticaret A.Ş. cevaben ... Nolu 13.02.2007 tarihli yazısıyla ... Nolu 29.09.2006 tarihli sözleşmesinin 1 Nolu 13.02.2007 tarihli ek anlaşmasını gönderip, ek 100 adet pullukların teslimatı tamamlandıktan sonra teslimatın devam etmeyeceği konusunda anlaştılar, bu konuyla ilgili 13 Şubat 2007 tarihinde “...” ...’ın geniş kapsamlı yönetim kurulu ve sendika komitesinin toplantısı yapıldı (protokol No.78), toplantıda 1 Nolu 13.02.2007 tarihli ek anlaşmasının yapılması görüşüldü. Yönetim kurulu, ortaklaşa yukarıda belirtilen pullukları alıp, ürünün iade ihracatı, gümrüklenmesi ve nakliye masraflarında kaçınmak için 1 nolu ek anlaşmayı yapmaya karar verdi.\" demek sureti ile Özbek firma ile davacının 500 Pulluk üzerinden anlaşma yaptığı daha sonra davacının ısrarı neticesinde ek protokol ile 100 pulluk daha eklendiği, esasen bu 100 pulluğa da ihtiyaç olmadığı bir kısım masraftan kaçınmak için onları da aldıklarını ve 600 adet pulluk tamamlanınca teslimatın devam etmeyeceğini, bu hususta davacı-karşı davalı ile Özbek alıcının anlaştığını ortaya koyduğunu,  davacı tarafından,  sundukları  Özbek Ceza Yargılaması kararlarına itiraz da edilmediğini, dolayısı ile davacı, Özbekistan'daki alıcı ile hiçbir zaman 1.000 Pulluk üzerinden anlaşma yapmamış olduğundan pulluk satış sayısını zorla 600'e çıkardığından 600'ü aşan 400 pulluk için yoksun kalınan kar kaybı hesaplanması mümkün  olmadığını, hem davacı tarafından fahiş fiyat belirlendiği gerekçesi ile yüzde 50 oranında kusur izafe edilmesi, hem de davacının kusurlu davranışı ile belirlediği fiyat esas alınarak mahrum kalınan kar kaybı hesabı yapılmasının kendi içerisinde çelişik ve anlamsız olduğunu, açık ifadesi ile davacı-karşı davalının belirlediği fiyatın  fahiş ise ve bu da onun kusuru ise, basiretli tacir olarak belirlemesi gereken fiyat da belirlenmeli, bu yönde tespit yapılmalı ve mahrum kalınan kar hesapları, davacının, kusurlu davranmayıp kabul edilebilecek düzeyde belirlemesi gereken satış fiyatı baz alınarak yapılması gerektiğini,  mahkemece, davacı-karşı davalı şirketin Özbekistan'da yürüttüğü ticari faaliyetlerinde, müvekkili şirketçe başkaca üçüncü kişiye fiyat bildirilmesine kadar hiçbir sorun olmadığı, Özbekistan'daki hukuki süreç, müvekkil şirketin fiyat bildirmesi üzerine başladığı ön kabulüne göre hüküm kurulduğunu, oysa ki gerçek durum bundan farklı olmakla birlikte, davacı-karşı davalının Özbekistan'daki yargı sürecinin müvekkili şirketin fiyat bildirmesinden sonra başladığına dair dosya kapsamında hiçbir delil bulunmadığını,  en başından, öncelikle daha bu husus henüz davacı yanca ispat edilememişken kusur değerlendirmesi yapılmasının zaten doğru olmadığını, mahkemece bu hususta hiçbir inceleme, araştırma yapılmadığını, ilgili makamlara soruşturmanın nasıl başladığı hususunda yazı yazılmadığını, davacı iddiası doğru kabul edilerek hüküm kurulduğunu, gerçekten de yerel mahkemece Özbekistandaki yargı sürecinin neden ve nasıl başladığına dair hiçbir gerekçe gösterilmediğini, savcılık soruşturması sırasında Ticaret Bakanlığı'nın müvekkili şirketten fiyat istemesi üzerine 03.08.2007 Tarihinde Ticaret Bakanlığı'na gönderildiğini,  bu hususta davacının da bilgi sahibi olduğunu, delillerin değerlendirilmesi, ilk kusurlu davranış ve meydana gelen sonuca illiyet bağının etkisi hususlarında gerekçe bulunmadığını, birleşen dava bakımından yukarıdaki beyanların aynen geçerli olduğunu, eş kusur kabulüne göre dahi müterafik kusur değerlendirmesinde, gerekçeli kararda eş kusur ön görüldüğünden bir tarafın kusuruna diğer tarafın katılmasının söz konusu olamayacağını,  kabule göre dahi her iki tarafın da karşı tarafın zararının yarısına katlanması gerektiğini, en azından her iki tarafından da birbirinin zararına katlanmasına gerek olmadığı hususunun gözetilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, birleşen davanın kabulüne, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, tek satıcılık sözleşmesine aykırı davranış sebebiyle kâr mahrumiyeti, müspet zarar ve manevi zararın tazmini istemine; birleşen dava, kâr kaybı ve müspet  zararın tazmini  istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında 05.10.2006 tarihli tek satıcılık sözleşmesi bulunduğu konusunda uyumazlık bulunmamakta olup söz konusu sözleşme ile  davalı-birleşen davacının ürettiği veya ithal ettiği  her  türlü tarım aleti ve parçalarının Özbekistanda  satışı ve dağıtımı konusunda  davacı-birleşen davalı  münhasır tek yetkili satıcı olarak tayin edilmiştir. Sözleşmede davacı-birleşen davalının dağıtıcı, davalı-birleşen davacının  şirket olarak belirlendiği, sözleşmenin 5.maddesinde, sözleşmenin  31.12.2008 tarihine kadar devam edeceği,  satıcının gerekli gördüğü hallerde sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, 6.maddede, taraflardan her birinin sözleşmenin bitiş tarihiden  bir ay öncesinden  yazılı ihbarda bulunması  kaydı ile sona erdirebileceği,  aksi halde sözleşmenin  1 yıllığına yenilenmiş  sayılacağı,  2.maddesinde, resmi kurumla yapılan sözleşmeye istinaden malın Özbekistan gümrüğüne girdikten sonra  5 veya 5 iş günü resmi kurumun alıcıya ödeme yapacağı, ödemenin alıcı  davacı-birleşen davalı hesabına geçtikten sonra davalı- birleşen davacıya  fatura bedelinin tümünün nakden ve defaten ödeneceği, bu süre zarfında satıcıya herhangi bir bedel ödenmeyeceği, ancak olası bir  problemde gümrükten çekilmemiş malları alıcının yani asıl davacı-birleşen davalının, satıcıya yani davalı-birleşen davacıya iade edeceği hususlarının kararlaştırıldığı görülmektedir. Taraflar arasında imzalanan  05.10.2006 tarihli ''Sözleşme'' başlıklı belgenin konusunun ise Özbekistana  satılacak olan pulluklar olduğu,  davacı-birleşen davalının, davalı-birleşen davacıdan her biri 6100 USD'den  1000 adet pulluk  alarak Özbekistandaki resmi kuruma  satacağının kararlaştırıldığı, ''Ödeme Şartları'' başlıklı 7.maddede, resmi kurumla yapılan sözleşmeye istinaden malın Özbekistan gümrüğüne girdikten sonra  5 veya 5 iş günü resmi kurumun alıcıya ödeme yapacağı, ödemenin alıcı  davacı-birleşen davalı hesabına geçtikten sonra davalı- birleşen davacıya  fatura bedelinin tümünün nakden ve defaten ödeneceği, bu süre zarfında satıcıya herhangi bir bedel ödenmeyeceği, ancak olası bir  problemde gümrükten çekilmemiş malları alıcının yani asıl davacı-birleşen davalının, satıcıya yani davalı-birleşen davacıya iade edeceği hususlarının kararlaştırıldığı görülmektedir.Davacı-birleşen davalının Özbekistandaki ... adlı şirkete bu malların satışı konusunda 29.09.2006 tarihinde kontrat imzaladığı, davacı-birleşen davalının 500 adet  pulluğu tanesi 12.200 USD'ye  adı geçen şirkete satmayı üstlendiği anlaşılmaktadır.Mahkemece  gerek asıl davada gerekse birleşen  davada verilen hüküm asıl davalı-birleşen davacı vekilince istinaf konusu edilmiştir.Asıl  dava yönünden yapılan istinaf incelemesi sonuncunda; Her ne kadar mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki: Davacı-birleşen davalı  Özbekistandaki şirkete sözleşme gereği pullukları satamadığını, bu sebeple zarara uğradığını,  ayrıca ödediği mahkeme masrafları sebebiyle zarar uğradığını, bunların sebebi olarak, asıl davalı-birleşen davacının  03.08.2007 tarihinde Özbekistan Cumhuriyeti Dış Ekonomi İlişkileri ve Ticaret Bakanlığı Dış Ticaret Bölümüne gönderdiği fiyat teklifinin, Özbekistandaki şirket ile yaptığı anlaşmanın bozulmasına, satış yapamamasına, aleyhine davalar açılmasına sebebiyet vermesini  gösterdiği görülmektedir. <br> Taraflar arasındaki 05.10.2006 tarihli ''Sözleşme'' başlıklı sözleşmeye göre birleşen davalının  birleşen davacıdan 1000 adet pulluk almayı taahhüt etmiş,  ''Ödeme Şartları'' başlıklı 7. maddede, resmî kurumla yapılan sözleşmeye istinaden malın Özbekistan gümrüğüne girdikten sonra  5 veya 5 iş günü resmî kurumun alıcıya ödeme yapacağı, ödemenin alıcı  davacı-birleşen davalı hesabına geçtikten sonra davalı- birleşen davacıya  fatura bedelinin tümünün nakden ve defaten ödeneceği, bu süre zarfında satıcıya herhangi bir bedel ödenmeyeceği, ancak olası bir  problemde gümrükten çekilmemiş malları alıcının yani asıl davacı-birleşen davalının, satıcıya yani davalı-birleşen davacıya iade edeceği hususları  kararlaştırılmıştır.Bu durumda, öncelikle asıl davacının kaç adet satamadığı pulluk  bulunduğu, bunların nerede bulunduğu, asıl davalıya sözleşme uyarınca iade edilip edilmediği hususlarının  ortaya konulması gerekir. Ancak mahkeme bu konuda araştırma ve tespitte bulunulmadığı görülmektedir. Bu hususun tespitinden sonra eğer asıl davacının asıl davalıdan satın aldığı ancak  satamadığı pulluk var ise asıl davacının bu pullukları satamamasının sebebinin ne olduğunun tespit gereklidir. Her ne kadar mahkemece asıl davalının 03.08.2007 tarihli yazısı sebebiyle Özbekistan'daki yargılama sürecinin başladığı belirtilmiş ise de bu konudaki illiyet bağının nasıl kurulduğu anlaşılamamaktadır. Bir diğer deyişle, asıl davacının Özbekistan'daki şirkete sözleşme uyarınca satmayı üstlendiği pullukları satamamasının sebebinin açıkça ortaya konulması, bu konuda birleşen davalıya atfı kabil bir kusur bulup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Öte yandan, taraflar arasında imzalanan 20.01.2010 tarihli protokol ile  tarafların, asıl davacının Özbekistan'daki şirkete satacağı pulluklara ilişkin bir  kısım fiyat indirimleri konusunda anlaştıkları  görülmektedir.  Bu protokolün tarihinin, asıl davalının 03.08.2007 tarihli yazısından sonraki tarihli  olduğu  hususunun da  yukarıda bahsedilen birleşen davalıya atfı kabil bir kusur bulup bulunmadığının tespiti  yapılırken dikkate alınması gerekmektedir.  Asıl davada yukarıda açıklanan hususların tespit edilmesi sonrasında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Birleşen  yönünden yapılan istinaf incelemesi sonuncunda; Öncelikle belirtmek gerekir ki birleşen davada, birleşen davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ve birleşen davacının ıslah dilekçesine karşı sunulan beyan dilekçesinde  zamanaşımı definde bulunulmuş ancak mahkemece bu konuda  bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, birleşen davacı vekili  birleşen dava dilekçesinde;  müvekkilinin tek satıcılık yetkisi verdiği davacı-birleşen davalı ile 1000 adet pulluğun satışı konusunda 05.10.2006 tarihinde sözleşme imzaladığını,  ancak birleşen davalının Özbekistan'daki şirket ile sadece 600 adet pulluğu satmak konusunda anlaşma yapabildiğini, bu sebeple birleşen davalıya 600 adet pulluğun 6100 USD'den satıldığını,  bu durumda müvekkilinin hiç satılmayan 400 adet pulluk sebebiyle  kar kaybı doğduğunu, birleşen davalıya satılan  600 pulluğun bedelinin  ise birleşen davalının kusurlu davranışları ile tahsil edilemeyerek müvekkiline ödenmemesi sebebiyle  zarara uğradığını ileri sürerek, hiç satılmayan 400 adet pulluk sebebiyle doğan kar kaybından 5000 USD'nin,   birleşen davalıya satılıp teslim edilen 600 adet pulluğun bedelinin tahsil edilememesi sebebiyle doğan müspet zarar olarak 10.000 USD'nin birleşen davalıdan tazminini istemiştir. Taraflar arasındaki 05.10.2006 tarihli ''Sözleşme'' başlıklı  sözleşmede birleşen davalı,   birleşen davacıdan 1000 adet pulluk almayı taahhüt etmiş,  ''Ödeme Şartları'' başlıklı 7. maddede, resmî kurumla yapılan sözleşmeye istinaden malın Özbekistan gümrüğüne girdikten sonra  5 veya 5 iş günü resmî kurumun alıcıya ödeme yapacağı, ödemenin alıcı  davacı-birleşen davalı hesabına geçtikten sonra davalı- birleşen davacıya  fatura bedelinin tümünün nakden ve defaten ödeneceği, bu süre zarfında satıcıya herhangi bir bedel ödenmeyeceği, ancak olası bir  problemde gümrükten çekilmemiş malları alıcının yani asıl davacı-birleşen davalının, satıcıya yani davalı-birleşen davacıya iade edeceği hususları  kararlaştırılmıştır. Birleşen davacı, birleşen davalıya satılıp teslim edilen 600 pulluğun bedelinin  birleşen davalının kusurlu davranışları ile tahsil edilemediğini, birleşen davacının zarar uğradığı iddia edilmiş ise de sözleşmenin yukarıda yer verilen hükmü uyarınca bu talebin  birleşen davalıya satılıp teslim edilen 600 adet pulluk bedeline ilişkin olup olmadığı hususunda tereddüt oluşmuştur. Bu nedenle hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında birleşen dosya  davacısına  talebinin açıklattırılması  ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan, alınan bilirkişi raporlarında da  belirtilmesine rağmen 600 adet pulluğun akibetinin ne olduğu, birleşen davalı uhdesinde bulunup bulunmadığı, sözleşmenin 7. maddesine göre  birleşen davalıya iade edilip edilmediğin tespiti gerekirken, bunun araştırılmaması da hatalı olmuştur.Bu durumda mahkemece, birleşen davada davalının zamanşımı definin değerledirilmesi,  birleşen davacının talebinin açıklattırılması, 600 adet pulluğun nerede olduğunun araştırılması,   bunların ardından illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti için  dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek tarafların tüm  talepleri hakkında yukarıda açıklanan tüm eksiklikleri giderecek şekilde inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi için  için kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince asıl davada davalı- birleşen davada davacıya iadesine, 4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 15.05.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"863f4e6d9b909a12","SID":"53541cfbb6998ef8"}}