{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/287 Esas<br>KARAR NO:2025/881<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:22/06/2022<br>NUMARASI:2021/518 E. - 2022/106 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Almanya'da mukim müvekkilinin, teknik muayene, kontroller ve yönetim sistem belgelendirmesi için yetkilendirilmiş 150 yılı aşkın bir geçmişe sahip dünyanın en önemli denetim ve kontrol kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkilinin ... markasını ve türevlerini dünya çapında bilinen, tanınmış markalar haline getirdiğini, ... markasının tüketicilerin gözünde bir güven simgesi olduğunu, bir markanın tescil edildiği ülkelerin sayısı ve bunların coğrafi kapsamı, marka tanınmışlığının en önemli kriterlerinden biri olduğunu, tarihçesi 1866 yılına uzanan müvekkilinin, ... ibaresini dünya çapında 100'den fazla ülkede marka tescilleri ile koruma altına da aldığını, ... ... markasının ise, ilk defa dünya çapındaki ... ŞİRKETLERİ'nin ortak kuruluşu olan ... ... e.V.adına 1990 yılında Almanya'da 41, 42 ve 44.sınıflarda başvuruya konu edildiğini, 1991 yılında 1175200 numarasıyla tescil edilmiş olduğunu, halen koruma altında olduğunu, müvekkilinin %33 hisse sahibi olduğu ...ŞİRKETLERİ, Türkiye'de periyodik araç muayenesinde yetkili ve görevli tek kuruluş olarak uluslararası standartlarda gerçekleştirdiği periyodik araç muayenesi hizmeti ile trafik ve araç güvenliğine katkı sağlamayı hedefleyen, konusunda uzman kuruluşlar olduğunu, ... esas unsurlu markaların bir türevi olan ... ... markasının \"... ... + şekil\" şeklinde değişik renklerle kullanılmakta olup, ortalama tüketicinin zihninde bu kullanımı ile yer edindiğini, davalı ...'nun diğer davalı... A.ş.'yi 10/06/2015 tarihinde tek ortak olarak kurduğunu, dava dışı ...'ın, ... Şirketi'nin halihazırdaki tek ortağı ve aynı zamanda bu şirketin davalılardan ... ile birlikte müdürü olduğunu, ... şirketindeki pozisyonları bile davalı ... ile ... arasındaki ticari ilişkiyi tartışmasız biçimde gösterdiğini, ...'ın, müvekkilinin ... markasını birebir içeren ... alan adını 02/06/2012 tarihinde kendi adına tescil ettirdiğini, ...'ın aynı zamanda davalı ... şirketi tarafından kullanılmakta olan ... şeklindeki alan adının da sahibi olduğunu, davalıların gerçekleştirdikleri eylem ve işlemlerin bir bölümünü ... üzerinden yaptıklarını, ancak bunların arkasında davalıların olduğunu, müvekkilince ..., ... ve ... alan adları fark edilince, davalılardan ...'ya Beyoğlu ... Noterliği'nin 22/04/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini ve bahse konu alan adlarının iptal edilmesi ve dahi ... ibaresini içeren varsa her türlü kullanımı da son vermesinin istendiğini, ihtarnamenin ayrıca e-posta yoluyla da gönderildiğini, ... e-posta adresinden taraflarına gönderilen 02/05/2014 tarihli cevabi e-posta ile alan adlarının müvekkiline ve markasına zarar verebilecek biçimde kullanılmayacağı taahhüdünde bulunularak müvekkilinin ... ve türevi markalarına ilişkin hak sahipliği açık biçimde, ...'nun konu alan adları ile ilişkisinin de zımmen kabul edildiğini, ... ve ... alan adlarının, ... şeklindeki alan adına yönlendirildiğini, davalı ...'nun ... ibaresini içeren ilgili alan adı, ticaret unvanı, marka tescili gibi başvurularda bulunduğunu ve/veya bunların arkasında olan kişi olduğunu, müvekkilinin ... ve.. markaların gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ... ve.... markaları için dünya çapında ve Türkiye'de 42.sınıfı da kapsayan sayısız tescile sahip olduğunu, müvekkilinin Türkiye'deki iştiraklerinden ... Şirketi (eski unvanıyla ..., ... Şirketi) adına geçmişte başvuruya konu edilen ... nolu \"... ... + şekil\" başvuru da, ... ... ibaresinin ilk olarak müvekkilince yaratıldığını gösterdiğini, müvekkilinin \"...\", \"... ...\" ve türevi markalarını dava konusu markalardan önce Türkiye'de de kullandığını, müvekkilinin davalılardan çok önce menşei ülkesi Almanya'da ve dünya genelinde ... ve türev markalarını ve bunlardan biri olan ... ... markasını kesintisiz bir biçimde kullanarak tanınmış hale getirdiğini ve ... ... markasının Almanya'da tescil edildiğini, davalının markalarının, müvekkilinin markasına ve kullanım şekline taklit ettiğini, müvekkilinin \"...\" üzerinde alan adı ve ticaret unvanı çerçevesinde de öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, davalının markalarının, müvekkili markasının bir serisi olarak algılanacağını, markaların birebir aynı hizmetleri kapsadığını, müvekkiline ait ... esas unsurlu markaların tanınmış olduğunu, davalı ...'nun, markalarını kötüniyetle tescil ettirdiğini, tarafların aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalı ... şirketinin ticaret unvanının, müvekkilinin haklarını zedelediğini, açıklanan nedenlerle, davalıların dava konusu markaları kullandığı malların-ambalajların, reklam/tanıtım ve iş evraklarının ve bunların üretiminde kullanılan makine, araç ve her ... vasıtanın tedbiren toplatılmasına el konulmasına ve muhafaza altına alınmasına ve nihai olarak bunların imhasına, ... şeklindeki alan adının iptaline, davalı ... adına tescilli ..., ..., ..., ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne, davalıya ait \"... A.Ş.\" şeklindeki ticaret unvanından \"...\" ibaresinin çıkarılmasına/silinmesi ile ibarenin sicilden terkinine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili ... ve müvekkili firmanın belgelendirme çalışmaları, eğitim hizmetleri ile muayene ve test çalışmaları alanlarında başarılı çalışmalarıyla maruf bir firma/iş adamı olup, \"...\" ve benzeri ibareleri yıllardır markasal olarak kullanmakta olduğunu, müvekkili firmanın hem ulusal hem de uluslararası yetkili kuruluşlar tarafından yayınlanarak uygulamaya konulan standartlar ve yasa, yönetmelik, tüzük ve benzeri yasal düzenlemeler doğrultusunda belgelendirme çalışmaları yaparak hem yurtiçi sektöre hizmet etmekte hem de uluslararası sektörde alanda ülkemizi başarıyla temsil ettiğini, firmanın dava konusu ... ve ... alan adlarını 2015 yılında kendi adına tescil ettirerek bu tarihten itibaren aktif olarak kullandıklarını, müvekkili firmanın yıllardır ilgili sektördeki başarılarıyla maruf firma /iş adamı olup davacı yanın mesnetsiz iddialarının müvekkillerini sayın mahkeme nezdinde müvekkili marka kopyacısı/taciri olarak lanse etmeye çabalarından ibaret olduğunu, davacı yanın huzurdaki davayı açma konusunda 5 yıllık hak düşürücü süreyi geçirdiğini, müvekkillerinin markasal kullanımları ve marka tescil işlemlerine sessiz kaldığından, huzurdaki davanın SMK m. 25/6 ile TMK m.2 kapsamında öncelikle reddi gerektiğini, markaların SMK m6/1 kapsamında benzer görülebilmesi için salt hizmetlerin benzer olması yeterli olmadığını, davacı yanın soldan sağa okunma ilkesini gerekçe göstererek \"...-...\" ibarelerini benzeştirmeye çalışsa da söz konusu iki kelimenin ülkemizde ayrı kelimeler olduğu herkesçe bilinen ve kolayca anlaşılabilen farklı kelimeler olduğunu, her ne kadar “...” kelimesinin tek başına bir anlamı bulunmasa da buna mukabil “...” ibaresinin ülkemizde yaygın biçimde hususiyetle markalarda kullanılmakta olduğunu, davacı yanın SMK m6/9 çerçevesindeki kötü niyet iddiaları gerçeğini yansıtmadığını, bu sebeple dava konusu müvekkili markasının kötü niyet sebebiyle hükümsüz kılınması taleplerinin reddi gerektiğini, mahkemece verilen 14.07.2021 tarihli ara karar ile verilen tedbir kararına karşı itirazda bulunduklarını, söz konusu karara karşı İstinaf başvurusunda bulunduklarını, davacı yanın sessiz kalmaya bağlı hak kaybına ve davanın esasına ilişkin detaylı açıklamaları çerçevesinde müvekkile ait tescilli markaların devrine yada lisansına dahi kısıtlama konulması huzurdaki davada müvekkilini zarara uğratmakta iken davacı yanın haksız sair taleplerinin kabulünün mümkün olmadığından davacı yanın bu yöndeki taleplerinin reddine, söz konusu davanın marka hükümsüzlük davası olması nedeniyle dava konusu markalar hususunda sahipliği bulunmayan müvekkili... A.Ş. bakımından husumet itirazının kabulü ile müvekkili şirket bakımından davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla;\"Somut olayda benzerlik de tespit edilmeyen davalı tescillerinin kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, söz konusu nedene dayanarak da hükümsüzlük talebinin kabul edilemeyeceği kanaati hasıl olmuştur.Yine yukarıda zikredilen gerekçeler ile davalılardan... A.Ş.'nin ticaret unvanının davacı markaları yahut ticari unvanı ile benzerlik ve karıştırma ihtimali oluşturmadığı terkin koşullarının oluşmadığı, haksız rekabetin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Her ne kadar taraf markaları arasında benzerlik tespit edilmediğinden marka tecavüzünün koşullarının da oluşmayacağı kabul edilmiş ise de; davalı tarafa ait ve davacı yanca erişim engeli ve iptal talep edilen ... alan adının 02/05/2013 tarihinde; ... alan adının ise 02/06/2012 tarihinde tescil ettirilmiş olması karşısında tecavüz fiili bakımından hak düşürücü sürenin de geçmiş olduğu,\" şeklinde gerekçeleriyle Davanın Reddine  şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın özel ve teknik bilgi gerektirdiği kanaatine varılarak dosya bilirkişiye gönderildikten sonra bilirkişi görüşünden gerekçe göstermeksizin ayrılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2000’li yılların başından 2022 yılındaki güncel kararlara kadar Yargıtay, uyuşmazlık konusunun teknik ve özel bilgiyi gerektiği kanaatine varılarak bilirkişi incelemesi yaptırılması halinde, raporun aksi yönde karar verilmesini hukuka uygun görülmediğini, mahkeme hakimince bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin yerinde olmadığına dair yeterli hukuki gerekçe  gösterilemediğini,  mahkemenin uyuşmazlık konusunun özel ve teknik bilgi gerektirmediği değerlendirmesi gerçeği yansıtmadığını, kararın güncel HGK ve daire kararlarına aykırı olduğunu, davalı markalarının hükümsüzlüğü taleplerinin karıştırma ihtimali yanında, müvekkilinin tescilsiz biçimde kullanılan markasından doğan önceki tarihli haklara, gerek bu bahsi geçen tescil markanın ve gerekse de ... ibareli tescilli müvekkili markalarının SMK 6/4 ve 6/5 anlamında tanınmışlığına, müvekkilinin ticaret unvanı ve alan adlarından gelen öncelikli haklarına ve aynı zamanda davalının kötüniyetine dayanıldığını,  davada ticaret unvanının terkini ve alan adlarının iptali / erişim engellenmesi taleplerininde olduğundan uyuşmazlık konusunun özel ve teknik bilgiyi gerektirip gerektirmediği hususunda, her bir hukuki gerekçe yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiğini,Mahkemece davalarının yalnızca SMK 6/1 çerçevesinde karıştırılma ihtimaline dayanıyor gibi değerlendirme yapıldığını, dosyada özensiz, eksik ve hatalı bir inceleme ile karar verildiğini, Mahkemenin dayandığı gerekçenin hukuka uygun olmadığı HGK tarafından dahi kabul edildiğini ve önceki tarihli görüşten dönüldüğünü, karıştırılma ihtimalinin hakimin hukuki bilgisi ile çözebileceği bir uyuşmazlık niteliğinde olduğuna ve bilirkişi raporu ile bu bakımdan bağlı olmadığına karar vermesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkili markaları 35 / 41 / 42 / 44 / 45. Sınıflarda tescilli olup, davada hükümsüzlüğü istenen davalılardan ... adına tescilli markalar da 42. sınıfta olduğunu, 42.sınıf bakımından hizmetler arasında ayniyet olduğunu, mahkeme sadece karıştırılma ihtimali bakımından değerlendirme yaptığını, diğer  hususlar bakımından bir değerlendirme yapmadığını, dosyada bilirkişilerce müvekkilinin ... markasının SMK 6/5 kapsamında tanınmış olduğu sonucuna varıldığını, mahkeme bunun aksine bir karar verdiğini, mahkeme tanınmışlık iddialarını yalnızca   tescilsiz markaları bakımından SMK 6/4 hükmüne göre değerlendirdiğini, bu değerlendirmenin hatalı olduğunu,Müvekkilin davalı markalarından önceki tarihlere giden kullanımları sebebiyle SMK 6/3 ve 6/6 uyarınca da hak sahibi olduğunu müvekkilinin bu hakları ... ibaresine ilişkin olduğunu, 6/3 bağlamında markasal bir kullanımın veya ticaret sırasında kullanılan başka bir işaretin varlığı ve 6/6 bağlamında da ticaret unvanı, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkı gibi önceki tarihli hakların varlığı gerektiğini, müvekkilin ticaret unvanı önceki tarihli ... kılavuz unsurlu alan adları, ... ibareli önceki tarihli kullanımları gibi hususlar kararda 6/3 ve 6/6 çerçevesinde hiçbir biçimde değerlendirilmediğini, erişimin engellenmesi ve alan adının iptali taleplerine konu olan alan adları  mahkemece yanlış gösterildiğini, eksik inceleme ile hak düşürücü sürenin geçtiği yönünde verilen kararın kabulü mümkün olmadığını,  mahkemenin hukuki nitelendirmesinin doğru olmadığını,  marka tecavüzü bakımından hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresi söz konusu olduğunu,  davalıların zamanaşımı itirazında bulunmadığı durumda bu hususun yerel mahkemece kendiliğinden nazara alınması mümkün olmadığını, mahkeme karar, müvekkilinin hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının zedelenmesine yol açacak nitelikte olduğunu,Müvekkili teknik muayene, kontroller ve yönetim sistem belgelendirmesi için yetkilendirilmiş 150 yılı aşkın bir geçmişe sahip dünyanın en önemli denetim ve kontrol kuruluşlarından biri olduğunu, ... geçen yüzyılın ikinci yarısında Alman sanayi kuruluşları tarafından buhar kazanlarının yol açtığı tehlikelerin önlenmesi amacıyla kurulduğunu, 150 yılı aşkın süredir faaliyette bulunan müvekkil ... markasını ve... dünya çapında bilinen, tanınmış markalar haline geldiğini, ... sertifikalarına sahip işletmeler gerçek anlamda tüketiciye güven tesis etme ayrıcalığına kavuştuğunu, ... markası bugün tüketicilerin gözünde bir güven simgesi olduğunu, ... bünyesinde dünyanın çeşitli noktalarında yaklaşık 50 ülkede 1000’den fazla farklı lokasyonda toplam 25.000’den fazla kişi çalıştığını, müvekkilinin sadece 2018 yılı cirosu yaklaşık 2,5 milyar Euro’ya ulaştığını, müvekkili hakkındaki ayrıntılı bilgilere ... resmi internet sitesinden erişilebileceğini, dünyada 6 ... şirketi bulunduğunu ana şirket olan ... (müvekkil), ..., ..., ..., ... ve ... olduğunu, bu şirketler .../... ve türevi markaların çatısı altında faaliyet gösterip sadece bu şirketler ve varsa bunların altındaki bağlı şirketler ... ve türev markalarını tescil ettirme ve kullanma hakkına sahip olduğunu, müvekkil ... ve dahi ... ... gibi türev markalarını gerek bizzat, gerek diğer ...  grup şirketleri, gerekse de iştirakleri vasıtasıyla Türkiye’de ve dünyada uzun yıllardır aktif biçimde kullanmakta ve tescillerle de koruduğunu, müvekkili ... markalarını dünyanın dört bir yanındaki fuarlarda tanıttığını, tarihçesi 1866 yılına uzanan müvekkili ... ibaresini  dünya çapında 100’den fazla ülkede marka tescilleri ile koruma altına da aldığını, ... ... markası ilk defa dünya çapındaki ... ŞİRKETLERİ’nin ortak kuruluşu olan ... adına 1990 yılında Almanya’da 41, 42 ve 44. Sınıflarda başvuruya konu edildiğini, 1991 yılında ...numarasıyla tescil edilip  halen koruma altında olduğunu, müvekkilin ... ve türevi markaları, 60’tan fazla ülkede yaklaşık 40 yıldır ulusal ofisler ve uluslararası kuruluşlar nezdinde tescillerle korunduğunu, Müvekkil dünya çapındaki faaliyetlerinin yanı sıra, Türkiye’de de uzun yıllardır grup şirketleri ve dahi Türkiye’deki iştirakleri vasıtasıyla ... markaları altında faaliyet yürüttüğünü, müvekkili ... daha etkin, ucuz ve süratli hizmet sunabilmek amacıyla, 1987 yılında ... Şti. adıyla faaliyete geçerek, ülkemiz endüstrisine bağımsız onaylanmış kuruluş olarak teknik denetim, gözetim, teknik destek ve belgelendirme hizmetleri vermeye başladığını, şirketin tek ortağı kendisi olduğunu, ..., İstanbul, Ankara ve Bursa’daki ofisleri ve laboratuvarları vasıtasıyla ve 250’ye yakın çalışanıyla Türkiye çapında faaliyet yürüttüğünü, resmi internet sitesi...şeklinde olduğunu ayrıntılı bilgilere buradan erişilebileceğini, müvekkilinin %33 hisse sahibi olduğu... ŞİRKETLERİ, Türkiye'de periyodik araç muayenesinde yetkili ve görevli tek kuruluş olarak uluslararası standartlarda gerçekleştirdiği periyodik araç muayenesi hizmeti ile trafik ve araç güvenliğine katkı sağlamayı hedefleyen, konusunda uzman kuruluşlar olduğunu,Türkiye’de ... ... ... esas unsurlu markaların bir türevi olan ... ... markası   şeklinde değişik renklerle kullanılmakta olup, ortalama tüketicinin zihninde bu kullanımı ile yer edindiğini, müvekkili ... başta olmak üzere, tüm dünyadaki diğer ... ŞİRKETLERİ’nin bir çatı altında toplanmış sertifikasyon metotlarının markası ve  uzun yıllardır tüm dünyada ve dahi Türkiye’de kullanıldığını, müvekkilin ... ve ... markalarının ... nezdinde tescillendirdiğini, müvekkilce ..., ... ve ... alan adlarının tespiti üzerine, davalılardan ...’ya Beyoğlu ... Noterliği 22.04.2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, ... e-posta adresinden taraflarına gönderilen 02.05.2014 tarihli cevabi e-posta ile alan adlarının müvekkiline ve markasına zarar verilecek biçimde kullanılmayacağı taahhüdünde bulunularak müvekkilin ... ve türevi markalarına ilişkin hak sahipliği açık biçimde, ...’nun konu alan adları ile ilişkisi de zımnen kabul edildiğini,  04.02.2015 tarihinde dava konusu markalardan ... tescil nolu  markası için ... nezdinde ... adına başvuru yapıldığını, 10.06.2015 tarihinde diğer davalı... A.Ş. kurulduğunu, bu şirketin kurucu ortağı ve halihazırda tek ortağı davalı ... olduğunu,  03.09.2015 tarihinde ... alan adı, davalılardan ... A.Ş. adına tescil edildiğini, davalı ... müvekkili ve markalarından haberdar olmasına rağmen bilinçli şekilde marka tescili yaptırdığını, bu eylemler gerçekleştirilirken ... ile birlikte hareket ettiğini, eylemlerinin hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, Mahkemece müvekkilinin markasının önceki tarihli kullanımdan doğan ve SMK 6/3 ile korunan hakları bakımından son derece hatalı bir değerlendirme yapıldığını,  müvekkilinin %100 hisse sahibi olduğu,  Türkiye’deki şirketi olan ... Şirketi tarafından düzenlenen sertifikalar hakkında bir değerlendirme yapılmaması son derece hatalı olduğunu, müvekkili ve grup şirketleri hakkında detaylı bir inceleme yapılmaksızın, müvekkilinin önceki tarihli kullanımlar bakımından hak sahibi olduğu göz ardı edilerek tesis edilen hükmün son derece eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, müvekkili markasının asli unsurunun ... olduğunu, bilirkişilerce de markaların benzerliği ve iltibas riskinin varlığı konusunda haklı olduklarını ve davalarının kabulü gerektiğini,  müvekkilin önceliği ve korunması gereken bir üstün hakkı olduğunu, Mahkemece müvekkilinin ...kılavuz unsurlu ticaret unvanı ve alan adlarına dayalı hükümsüzlük istemleri açısından hiçbir inceleme dahi yapmadığını, müvekkil markasının SMK 6/4 ve 6/5 bakımından tanınmışlığı açısından doğru bir inceleme yapılmadığını, mahkeme müvekkili markasının tanınmışlığını tevsik eden ..., Türk ve yabancı Mahkeme kararlarını yok saydığını, müvekkilinin ... markasının tanınmış olduğu ... tarafından 2012 yılı itibariyle yapılan başvurulara ilişkin 2014 yılında verilmeye başlandığını ve bugüne kadar verilmeye devam edilmiş kararlarla kabul edildiğini,Davalı müvekkilinin ... markasının yalnızca son harfini değiştirerek, müvekkilin tescilsiz  markasının görünümünü de birebir kopyalayarak dava konusu markaları kötü niyetli olarak adına tescil ettirdiğini, dava konusu alan adlarını tescil ettirdiğini ve unvanında belirtildiği şekilde değiştirdiğini, müvekkilinin bilinmiş ve tanınmışlığından haksız yararlanmaya, müvekkili markasından ekonomik fayda elde etmeye çalıştığını,  davalı ... önce ... ibaresini kullanmaya başladığını ve bu ibareyi kılavuz unsur olarak barındıran alan adlarını tescil ettirdiğini, kendisi müvekkilince ihtar edildikten sonra dava konusu ... ibaresini kullanmaya başladığını  ve adına tesciller aldığını ve diğer davalının şirket unvanını da ... olarak değiştirdiğini,  Mahkeme bu hususlar göz önüne almadan yüzeysel ve hatalı bir değerlendirme ile kötüniyet olmadığına karar verdiğini belirterek davalı şirketin unvanından ... ibaresinin çıkarılması ve davalılara ait ... alan adının iptali, ... alan adına erişimin engellenmesi taleplerinin reddi yönündeki kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir. <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Dava; Davalı ... adına tescilli ..., ..., ...,... tescil no.lu markaların önceye dayalı hak sahipleri, iltibas kötü niyet ve tanınmışlık sebebiyle hükümsüzlük davası, Davalı şirket unvanından “...” ibaresinin terkini ve Davalılar adına olan ... alan adının iptali davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.18/05/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\"Davalı markaları açısından SMK m.6/1 kapsamında iltibasa dayalı olarak HÜKÜMSÜZLÜK ŞARTLARININ mevcut OLDUĞU, Davacının kullanımının, davalıların marka tescili için başvuru tarihi olan 04.02.2015 tarihinden daha eskiye dayalı markasal nitelikte bir kullanım olduğu, ... ... markasının Türkiye’de markasal etki yaratacak şekilde fiilen sertifikalandırma faaliyetlerinde kullanıldığına dair bilgi ve belgelerin dosyada yer aldığı, ... ... markasının gerçek (eskiye dayalı) ve öncelikli hak sahibinin davacı olduğu, Davacının 42. sınıfta markayı kullandığı ve bu kullanıma bağlı olarak ilgili sınıfta hak elde edildiği, Hükümsüzlüğü istenen Davalı markalarının tescil kapsamında aynı şekilde 42. sınıf olduğu, dolayısıyla, Dava konusu ..., ..., ... ve .... tescil no.lu markaların 42. Sınıf içinde yer alan hizmetler açısından SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca hükümsüzlük şartının mevcut olacağı, Davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak SMK m.6/9 kapsamında verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğu, SMK m.6/4 kapsamında davacı markasının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğuna dair yeterli belge dosya içinde yer almadığından bu konuda bir değerlendirme yapma imkanı olamadığı, ancak davacının Türkiye’de belli bir tanınmışlık seviyesine ulaşmış olduğu, dolayısıyla SMK. m.6/5’te sayılan hükümsüzlüğe ilişkin koşulların mevcut olacağı, Dava konusu markaların tescil edildikleri tarihten itibaren SMK m.25/6 kapsamında 5 yıllık süre dolmadan huzurda bulunan davanın açıldığı bu sebeple sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin şartların mevcut olmayacağı,Davalı tarafça tescil edilen 2015 tarihli ticaret unvanının gerek TTK gerekse de SMK m.7/3-e uyarınca terkinin mümkün olduğu, İltibas ve karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti ve tarafların faaliyet alanlarının benzerliği nedeniyle, ilgili URL adreslerine erişimin engellenebileceği ve alan adının iptal edilebileceği\" belirtilmiştir.Davacı tescilli ... ibareli markalarının tanınmış olduğunu ileri sürdüğü, markaların ve ...  ... ibareli yurt dışı tescilleri ile Türkiyede davacı şirketlerin iştirakleri tarafından verildiği ileri sürülen sertifikalara dayanarak davalı markalarının hükümsüzlüğünü, davalı kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün men ve refini unvan terkini alan adı iptali ve erişimin engellenmesi talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı ancak tanınmışlık, benzerlik, iltibas, önceye davayı hak sahipliği yüzünden bilirkişi raporundan farklı kanaat bildirilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkeme bilirkişi heyetinden  farklı görüşte ise yeniden rapor aldırılması ve  tanınmışlık yönünden davacının dayandığı tescilli markalar, mahkeme kararları ve TPMK kararlarının da değerlendirilmesi gerekmektedir.Davada . alan...adına erişimin engellenmesi, ...alan adının ise iptali talep edildiği halde, ... alan adının 02/05/2013 tarihinde tuvcert.net alan adının 02/06/2012 tarihinde tescil edildiği hak düşürücü sürenin geçtiğinde bahisle, talebin reddine karar vermesi hatalıdır.İlk derece mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarihli 2014/11-696 E. 2016/778 K.sayılı kararına dayanılarak somut olayın hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözüleceği, bilirkişi görüşü ile bağlı kalınmayacağı gerekçesiyle değerlendirmeler yapıldığı anlaşılmıştır.Oysa alınan bilirkişi raporuna taraf vekillerince  beyanda bulunulduğu, davalı vekilinin itirazlarının bildirdiği, tanınmışlık tespitine yönelik bilirkişi raporunda mahkeme kararları ve TPMK kararlarına dayanıldığı, raporda ve sunulan mahkeme kararlarında markaların ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği açıklanmışken, mahkeme bilgi seviyesi yüksek ticari şirketler olduğunun açıklandığı hüküm kurulan alan adlarının davacı şirketin grup şirketlerine ilişkin itirazlarının karşılanmadığı dava dilekçesindeki alan adlarından farklı olduğu, mahkemenin karar gerekçesinde markalara şekil unsuruyla birlikte yer vermesinin HMK 297/son maddesine uygun olmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, sektör bilirkişinin de yer aldığı yeni bir heyetten denetime elverişli rapor alınarak itirazların değerlendirerek karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacının vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih, 2021/518 E. 2022/106 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3605cc2380353a0","SID":"fdd3bbf0717772e8"}}