{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/219 Esas<br>KARAR NO:2025/823<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/10/2022<br>NUMARASI:2018/472 E. - 2022/640 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu takip borçlusu...'ın, İstanbul ili Merter ilçesinde tekstil imalatı işiyle uğraşmakta olduğunu, müvekkilinin davalı ... isimli şahsı tanımadığını, ... sayılı dosyasından kendisine ödeme emri teb1iğ edildiğini, ödeme emrinde borçlu olarak oğlu...'ı ve kendisini gören müvekkilinin, durumu işlerinin iyi gitmediğini bildiği oğluna hemen haber verdiğini ve meselenin aslını sorduğunu, dosya borçlusu müvekkilinin oğlu...'ın, takip alacaklısı ... ile birlikte müvekkilinin yanına geldiğini ve müvekkilinden hiçbir şey talep edilmeyeceğini, isminin oraya yanlışlıkla yazıldığını, konunun kapandığını söylediğini, müvekkiline icra takibinin ekinde senet suretinin fiilen gönderilmediğinden, müvekkilinin takibe dayanak senetten haberdar olmadığını, devam eden süreçte müvekkilinin oğlu...'ın, Eylül 2017'de davalı ... ve diğer davalı ... isimli şahıslar ile beraber müvekkilinin yanına geldiklerini, ... isimli şahsın ...'dan alacaklı olduğunu, ...'nın kendi babasının bu durumu bilmediğini, ...'nın icra dosyasını ...'e devrettiğini, müvekkiline ait olan İstanbul İli, Güngören İlçesi, ... Pafta, ... Parsel, ... metrekare Arsa nitelikli, üzerinde bina olan ve müvekkilinin halen oturmakta olduğu daireyi, ...'e devretmesi gerektiğini, taşınmaza haciz konulduğunu; aksi halde taşınmazın icra zoru ile yarı fiyatına satılacağını ve başkasının alarak elden gideceğini söylediklerini, ...'nın, müvekkiline, \"Ben ... ile anlaştım, borcumu 3 ay içinde ödeyeceğim, o da daireye bir şey yapmayacak, 3 ay sonra sana geri verecek\" dediğini, ...'in de müvekkiline, \"Ben oğlun...'a piyasanın %30 altında fiyatla mal vereceğim, daha çok para kazandıracağım, ...'ı kurtaracağım, daireyi de Ocak ayında iade edeceğim. Sen daireyi vermez isen, daire satılacak, herkes zarar edecek\"  dediğini, yoğun bir baskı altında çaresiz kalan ve işleri bozuk olan oğlunu kaybetmemek için uğraşan müvekkilinin de doğru dürüst düşünme fırsatı bile bulamadan taşınmazın devrini 05/09/2017 tarihinde ...'e yaptığını, ...'in devir esnasında taşınmaz devrinin alacağa mahsuben yapılmasını talep ettiğini, ancak müvekkilinin, \"Benim size ne borcum var!\" diye bir tepki gösterince, tapuyu elde edememekten korktuklarını ve taşınmazın devrinin tapuda satış gösterildiğini, ancak taşınmazın devrinden kısa bir süre sonra müvekkilinin, ne ...'e ne ...'ya ne de oğlu...'a hiçbir şekilde ulaşamadığını, müvekkilinin tapu devrinden sonra, kendi oğlu da dahil olmak üzere hiçbir kimseye ulaşamayınca, kandırıldığını, taşınmazının hile ile alındığını anladığını, müvekkili takip tarihi itibariyle ... ve ... isimli şahısları tanımamakta olduğunu, müvekkili gerek takipten önce ve gerekse de takipten sonra davalılar ile hiçbir iş yapmadığını, müvekkili ile davalılar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmamakta olduğunu, müvekkili aleyhine icra takibine dayanak yapılan senedin, sahte olarak düzenlendiğini, senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senet üzerindeki yazıların da müvekkiline ait olmadığını belirterek, ... Sayılı dosyasından ve dosyaya dayanak konulan senet ilişkiden kaynaklı olarak davalılara borçsuz olduğunun tespitine ve takibin müvekkili açısından iptaline, sahte olarak düzenlenmiş olup  ... sayılı dosyasına konu senedin sahteliğine karar verilerek, senedin müvekkili açısından HMK 212 uyarıca iptaline, ... Sayılı dosyasına konu olan takibin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, davalılar takipte ve alacak temlikinde kötüniyetli olduklarından, davalıların %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Zeytinburnu'nda kumaş ticaretiyle uğraşan saygın bir iş adamı olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu ticaret neticesinde diğer davalı ...'dan alacaklarının mevcut olduğunu, diğer davalı ...'nın müvekkiline olan borçlarını ödeyemeyince kendisinin...'dan olan alacağını müvekkiline devretmek istediğini, müvekkilinin bu anlaşmanın kabul edilmesi neticesinde ... adlı şahıstan olan alacağına karşılık ...'nın ... sayılı dosyasından alacağını müvekkiline temlik ettiğini, müvekkilinin tamamen iyiniyetli olarak ...'dan olan alacaklarını dosyadaki alacağı temlik almak suretiyle tahsil ettiğini, dosyanın temlik alınması işlemine kadar müvekkilinin dosya borçluları... ve ... ile herhangi bir şekilde bu dosya borcu ile ilgili bağlantısı bulunmadığını, sonuç olarak müvekkilinin tamamen kendi zararını karşılamak için diğer davalıdan olan  alacağını tahsil etmek için diğer davalı ...'dan alacağı temlik alan iyiniyetli 3. kişi olduğunu, alacağın temlikinin ivazlı olup müvekkilinin senet üzerindeki imzanın sahte olup olmadığını araştırmak gibi bir mükellefiyeti olmadığını, borcun senetten doğmasından ötürü ödeme emrini tebliğ alan davacı tarafın, tebliğ tarihinden itibaren 5 gün içinde yasal olarak itiraz etme hakkı varken itiraz etmediğini, kanunen zamanında itiraz etmemiş olmanın borcu kabul anlamına gelmekte olduğunu, ayrıca davacı tarafın takibe itiraz etmeme bahanesi olarak olarak senet ekinin ödeme emrinde gönderilmediğini öne sürmekte ise de, senedin ödeme emri ekinde davacıya gönderildiğini, kaldı ki bir an için gönderilmediği farz edilse bile ödeme emrinin ''kambiyo senetlerine mahsus ödeme emri'' olarak gönderildiğini, müvekkilinin alacağı temlik almış iyiniyetli 3. kişi olması, alacağı devralmış iyiniyetli 3. kişinin senet üzerindeki imzanın sahte olup olmadığını araştırma mükellefiyetinin olmaması, davacı borçlunun ödeme emrini usulüne uygun tebliğ almasına rağmen süresinde imzaya ve borca itiraz etmemesi, davacının dava açmak için 2 yıl kadar beklemesi ve müvekkiline borca karşılık tapu devri yapmasından sonra borçlu olmadığının aklına gelmesi ve bu durumun kötüniyet teşkil etmesi, davacının hiçbir baskı ve zorlama altında kalmadan kendi istek ve iradesiyle müvekkiline borcuna karşılık taşınmazını devretmesi ve bu durumun kısmi ifa teşkil etmesi ve en önemlisi  kısmi ifanın da borcun örtülü kabulü anlamı taşıması, borcunu kısmen ifayla kabul eden davacı borçlunun menfi tespit davası açma hakkının bulunmaması dikkat alınarak açılan davanın reddine, kötü niyetli davacı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili beyanlarında, açılan davanın haksız olduğunu, müvekkilinin söz konusu alacağı diğer davalıya temlik ettiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \" ; davalı alacaklı, ... tarafından, ... sayılı dosyası ile, borçlular... ve ... aleyhine, keşidecisi..., kefili ..., lehdarı ... olan, 30/08/2016 keşide tarihli, 01/11/2016 vade tarihli, 400.000,00-TL bedelli bonoya istinaden toplam 403.682,19-TL alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği,10/08/2017 tarihli \"Alacağın Temliki Sözleşmesi\" ile, alacaklı ... tarafından, ... sayılı icra dosyası alacağının tüm fer'ileriyle birlikte ...'e devredilmiş olduğu görülmektedir. Davacı ..., takibe konu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek eldeki menfi tespit talepli davayı açmıştır. Mahkememizce, davacı tarafın, takibe konu senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiası yönünden, davacının ıslak imzaları alınmış, tatbike medar imzalarının bulunduğu belge asılları ilgili yerlerden celbedilmiş ve bilirkişi ...ı'dan rapor temin edilmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 16/03/2020 tarihli bilirkişi raporu ile, 23/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporda; borçlusu “...”, alacaklısı \"...”, kefili “...” olan, 30/08/2016 düzenlenme ve 01/11/2016 ödeme tarihli, 400.000,00-Türk Lirası meblağlı senet aslı, ön yüzünde düzenlenme tarihi altındaki imza hanelerinde, kefil “...” isimli şahıs adına atılı kefil imzalarının, ... isimli şahsın dosya içerisinde mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında farklıklıkların bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle, ... isimli şahsın eli mahsulü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Söz konusu raporlar dikkate alındığında, takibe konu senet altındaki kefil sıfatıyla  davacı ... adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı ortadadır. Yine mali müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ile de, davacı ile davalı ... arasındaki bono tanzimini gerektirecek herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Söz konusu raporlar ve dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler doğrultusunda, davacının takibe konu senet ve icra dosyası kapsamında davalılara herhangi bir borcu bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı tarafça, takibe konu senet nedeniyle, davacının kendisine ait evi ...'e devrettiği, bu anlamda ilişkiyi kabul ettiği ve borcun ifası yönünde işlem yaptığı ileri sürülmüşse de, İstanbul, Güngören İlçesi,... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve satışına ilişkin resmi senedin incelenmesinden, söz konusu taşınmazın 11/126 hissesi, davacı ... adına kayıtlı iken, 07/09/2017 tarihinde, ... tarafından 60.000,00-TL bedelle ...'e satılmış olduğu, taşınmazın herhangi bir borca karşılık devredilmediği anlaşılmakla, davalı tarafın bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. Davacının, dava dilekçesindeki talep sonucu ve ... sayılı icra dosyası kapsamındaki alacağın, eldeki davanın açılmasından daha önce, 10/08/2017 tarihli \"Alacağın Temliki Sözleşmesi\" ile, alacaklı ... tarafından ...'e devredilmiş olması hususları dikkate alınarak,\" şeklinde gerekçeleriyle 1-Davacı tarafça açılan davanın KABULÜNE, davacının ... sayılı icra dosyası nedeniyle davalı ...'e, bu dosyadaki takibe dayanak, 30/08/2016 keşide tarihli, 01/11/2016 vade tarihli, keşidecisi..., kefili ..., lehdarı ... olan, 400.000,00-TL bedelli bono nedeniyle davalı ...'ya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-2004 Sayılı İİK 72/5. maddesi gereğince dava değeri üzerinden % 20 oranında belirlenen 80.736,43-TL kötü niyet tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,3-Davacı tarafın davalı ... hakkında kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;  müvekkili  dosya kapsamındaki alacağını diğer davalı ...'e temlik ettiğini, 07.09.2017 tarihinde Güngören tapu Müdürlüğünde kayıtlı taşınmazını 60.000-Tl tutar karşılığı devir ve tescil ettirdiğini,  dosya borçlularının süresinde borca itirazı etmemesi üzerine takip kesinleştiğini, tapunun intikalinden sonra dosya borçlusu 13.03.2018 tarihinde  kötü niyetli olarak davacı söz konusu davayı ikame ettiğini, mahkemece verilen kararın  gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde usul ve yasaya aykırı olduğunu, ispat yükü kendisinde olan davacı borçlu olmadığını kanıtlayamadığını, dosya kapsamında imza incelemesine konu belge asılları ...bank bankacılık sözleşmesi ve 07.09.2017 tarihli Güngören tapu tescil belgesi olduğunu, bononun tanzim tarihi 30.8.2016 vadesi 01.11.2016 tarihli olduğu değerlendirildiğinde borçtan sonra düzenlenmiş belgeler üzerinde  yapılan imza incelemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İnceleme ihtisas dairesi başkanlığına veya mahkemece  seçilecek bilirkişi kuruluna gönderilerek yeniden rapor alınması gerektiğini beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama neticesinde itirazları doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının takibe dayanak senet üzerinde yer alan yazı ve imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle söz konusu davayı ikame ettiğini, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmalarına rağmen mahkeme tanık dinlenmesi taleplerini tanık deliline dayanılmadığı gerekçesi ile reddetmesi ve davacı yanın tanıklarının dinlenilmesi silahların eşitliği ilkesine açıkça aykırı olduğunu, kötü niyetli  davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, açılan davanın usul ve yasaya aykırı olarak kabulüne karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişsiz, çelişkili ve yetersiz rapor olduğunu, incelemenin heyet tarafından yapılması talebine rağmen talebin kabul görmemesinin usulsüz olduğunu, bilirkişi heyetiyle somut maddi gerçekliğin ortaya konulması mümkün olacağını ve ayrıca Yargıtay kararlarıyla da bu durum söz konusu olmasına rağmen bu husus göz ardı edildiğini,Gerekçeli kararda '' davacı ile davalı ... arasındaki bono tanzimini gerektirecek herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir'' şeklindeki değerlendirilmenin eksik olduğunu, davacı taraf takibe dayanak senette kefil konumda olduğunu, davacı oğluna kefil olduğunu ve hayatın olağan akışına uygun olduğunu, kefil olanla alacaklı arasında bir ticari ilişkinin varlığının aranması ve olmadığının tespiti hukuka aykırı olduğunu, davacı ve oğlunun arasında geçen ilişkiyi müvekkilinin bilmediğini ve müvekkilinin ilgilendirmediğini, davalı müvekkili diğer davalı ...'dan alacağını temlik aldığında borçlular yönünden takip kesinleştiğini, müvekkilinin temlik alan iyiniyetli 3.kişi konumunda olduğunu,  müvekkilinin uyuşmazlık konusu senedin geçerliliği bakımından araştırma mükellefiyeti olmaması dolayısıyla husumet yokluğu sebebiyle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde iddialarının asılsız ve kötü niyetli olduğunu, davacının hiçbir baskı ve zorlama altında kalmadan kendi istek ve iradesiyle müvekkiline borcuna karşılık taşınmazını devretmesi ve bu durumun kısmi ifa teşkil etmesi ve en önemlisi  kısmi ifanın da borcun örtülü kabulü anlamı taşıması sebebiyle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davalı müvekkili yönünden davanın usulden reddini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;mahkeme'nin kararını ... lehine olarak reddedilen %20 icra inkar tazminatı açısından hatalı olduğunu, davalılar arasında bir organik bağ bulunduğunu, davalı ..., takibe konu bonoyu davalı ...'e ciro etmediğini, haksız ve kötü niyetli olan takip alacağını sözde temlik ettiğini,temlik eden ile temlik alan kişinin vekilleri icra dosyasında hiç değişmediğini, mahkeme dosyasında da ilk safhalarda dahi aynı vekille temsil edildiklerini, alacağın temlikinde üçüncü kişinin iyiniyeti söz konusu olmadığını, davalı ...'ya ait olması beklenen iddia edilen belgelerin, diğer davalı ... de bulunduğu iddiası ve ... vekili tarafından dosyaya sunulacağının beyan edilmesi, tarafların birlikte hareket ettiğini ve taraflar arasındaki organik bağı bütün gerçekliğiyle  ortaya koyduğunu, davalı ...'nın müvekkiline karşı başlattığı haksız ve kötüniyetli icra takibini, davalı ...'e devir etmesi müvekkiline karşı oynanan oyunun sadece bir parçası olduğunu beyanla davalı ... aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir. <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından icra takibine konu bonodaki kefil imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürmektedir. ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular... ve ... aleyhine, keşidecisi..., kefili ..., lehdarı ... olan, 30/08/2016 keşide tarihli, 01/11/2016 vade tarihli, 400.000,00-TL bedelli bonoya istinaden toplam 403.682,19-TL alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği, 10/08/2017 tarihli \"Alacağın Temliki Sözleşmesi\" ile, alacaklı ... tarafından, icra dosyası alacağının tüm fer'ileriyle birlikte ...'e devredilmiş olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi ...tarafından düzenlenen 16/03/2020 tarihli bilirkişi raporu ile, 23/02/2022 tarihli bilirkişi ek raporda; borçlusu “...”, alacaklısı \"...”, kefili “...” olan, 30/08/2016 düzenlenme ve 01/11/2016 ödeme tarihli, 400.000,00-Türk Lirası meblağlı senet aslı, ön yüzünde düzenlenme tarihi altındaki imza hanelerinde, kefil “...” isimli şahıs adına atılı kefil imzalarının, ... isimli şahsın dosya içerisinde mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında farklıklıkların bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle, ... isimli şahsın eli mahsulü olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 20/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda; dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, gelen BA ve BS formları, icra dosyası incelemeleri neticesinde; davacının icra takibine konu senet sebebiyle kefil sıfatıyla mevcut imzanın kendisine ait olmadığına ilişkin alınan grafolog bilirkişi raporu, dosyada incelenen dosya içeriği belgeler, gelen BA - BS formlar kapsamında davacının söz konusu senetten dolayı kefil sıfatı ile borçlu olduğu yönünde bilgi belge bulunmadığı belirtilmiştir.  İstanbul, Güngören İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve satışına ilişkin resmi senedin incelenmesinden, söz konusu taşınmazın 11/126 hissesi, davacı ... adına kayıtlı iken, 07/09/2017 tarihinde, ... tarafından 60.000,00-TL bedelle ...'e satıldığı anlaşılmıştır.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. TBK  madde 183-\" Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez. TBK madde 189- Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer.Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.\"Düzenlemesi yer almaktadır.Davalı ... yönünden yapılan istinaf incelemesinde; davalı alacaklı- ... tarafından, ... sayılı dosyası ile, borçlular... ve ... aleyhine, keşidecisi..., kefili ..., lehdarı ... olan, 30/08/2016 keşide tarihli, 01/11/2016 vade tarihli, 400.000,00-TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığı, takip alacaklısının  10/08/2017 tarihli \"Alacağın Temliki Sözleşmesi\" ile, icra dosyası alacağının tüm fer'ileriyle birlikte ...'e devredildiği, dava tarihi 13/03/2018 tarihinde bu davalının alacaklı sıfatı kalmadığından  mahkemece bu davalı yönünden pasif husumet bulunmadığından dava şartı yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, takibe konu bonodaki kefil imzasının davacının eli ürünü olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edildiği, mali müşavir bilirkişi  tarafından düzenlenen rapor ile de, davacı ile davalı ... arasındaki bono tanzimini gerektirecek herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiş olmakla mahkemece davalılardan temlik alan ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına göre uygundur. Davalı ...'in istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacı tanıklarının dinlenildiğini, kendi tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüşse de; davacı tanıklarının Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmeden önce dinlenildiği, hükme esas alınmadığı, uyuşmazlığın niteliği gereği tanık dinlenmemesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının mahkeme huzurunda alınan imzalarının  incelendiği, davalı alacaklı tarafça imza incelemesine esas alınabilecek önceki tarihli belgelerin dosyaya bildirilmediği rapora itirazların yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin davacının uzun süre borçlu olmadığını ileri sürmediği, yasal yollara başvurmadığı,  taşınmazı müvekkiline devrederek borcu kabul ettiğini ileri sürmüşse de; davacı tarafça 28/02/2018 tarihinde Bakırköy C. Başsavcılığı'na 2019/71474 sayılı soruşturma dosyasında şikayetini bildirdiği,  davacı taşınmazı üzerine 15/02/2017 tarihinde haciz işlendiği ve 07/09/2017 tarihinde temlik alana taşınmaz hissesinin devredildiği anlaşılıyorsa da, senette davacının oğlunun keşideci olduğu ve takipte de borçlu olduğu, gerek taraf beyanları, davacının savcılık şikayeti ve ifadelerden, davacının haciz konulan taşınmaz hissesini tapuda davalıya devir yapmasının İİK 170/a maddesi gereğince \"borcun tamamen veya kısmen kabulü\" anlamına gelmeyeceği, davacının borcu açık bir kabulünün bulunmadığı, davacının imza inkarına dayalı olarak kefil sıfatıyla senet borcundan sorumlu olmadığı yönünde dava açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı istinafında, ... lehine olarak reddedilen %20 icra inkar tazminatı açısından hatalı olduğunu, davalılar arasında bir organik bağ bulunduğunu, davalı ..., takibe konu bonoyu davalı ...'e ciro etmediğini, haksız ve kötü niyetli olan takip alacağını sözde temlik ettiğini, temlik eden ile temlik alan kişinin vekillerinin icra dosyasında hiç değişmediğini ileri sürmüş ise de, Davalı ...'in  davacının borçlu olmadığını bile bile alacağı temlik aldığı ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından bu istinaf yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle Davacı ve davalılardan ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,  davalılardan ...'nın istinaf başvurusunun  resen gözetilen sebeplerle  6100 sayılı HMK 355. Madde ve 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekili ve davalılardan ...  vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ... vekilinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile,3- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2022 tarih, 2018/472 E., 2022/640 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davalı ...' hakkında açılan davanın, davalının pasif husumet sıfat yokluğundan,  dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN  REDDİNE 5-Davanın davalı ...  yönünden KABULÜNE, davacının... sayılı icra dosyasına ve bu dosyadaki takibe dayanak, 30/08/2016 keşide tarihli, 01/11/2016 vade tarihli, keşidecisi..., kefili ..., lehdarı ... olan, 400.000,00-TL bedelli bono nedeniyle  davalı ...'e borçlu olmadığının TESPİTİNE, 6-Davalı ... hakkında kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,7- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 27.324‬,00 TL karar harcından peşin alınan  6.893,89 TL'nin mahsubu  ile 20.430,11‬ TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 6.893,89 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 2.450,00 TL bilirkişi ücreti, 672,45 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 10.057,44 TL'nin, davalı ...'den tahsiliyle davacıya verilmesine,7/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 64.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsiliyle davacıya verilmesine,7/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılardan ...'ya verilmesine, 8- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;8/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı  ... tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 8/b-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 200,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 420,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 8/c- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  8/ç- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  27.324‬,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 6.894,00 TL harcın mahsubu ile bakiye  20.430‬ TL harcın  davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 8/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,9- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3adf5adfbf0a2af4","SID":"6ab970e6f5f9d1d0"}}